Kırım Tatar kültüründe Kur’an-ı Kerim Kabı

Kırım Tatar kültüründe Kur’an-ı Kerim Kabı

Kur’an-ı Kerim kabının süslemesine verilen önem, Kırım Tatar evlerinde bu kutsal kitabın taşıdığı anlamdan kaynaklanıyor.

Kırım’ın yerli halkı olan Kırım Tatarları, İslam âdetlerine sıkı sıkıya bağlı bir toplumdur. Sovyetler Birliği döneminde dine karşı yürüten politikası dahi bunu değiştiremedi.

18 Mayıs 1944 tarihinde sürgün hayatı başlayan Kırım Tatarlarından çoğu mukaddes kitabı koynuna sarıp evlerinden çıktı. Bunu gören Sovyet askerleri, onlardan, Kur’an-ı Kerim üzerine basmalarını, ona tükürmelerini yahut onu yakmalarını emretti. Ancak, karşılarında bunu yapmaktansa ölmeyi tercih eden bir millet vardı. 

Sovyet askerlerinin zulmünden ve dehşet verici yolculuktan sağ kurtulabilenler, sürgün yerlerinde ellerinde saklamayı başardıkları Kuran’ı Kerimlere göz bebekleri gibi baktı. Artık bu kitap, onlar için, Allah’ın sözü olmanın yanı sıra, vatanlarını, kaybedilen ecdatlarını, akraba ve çocuklarını da temsil ediyordu. O yüzden bu kutsal kitap bulunduğu ortamın baş tacı oldu. Onlara özel süslü kaplar yapan hanımlar, evin en önemli odasının duvarına astı. 

Zamanla büyüyen vatan hasreti, Kur’an-ı Kerim kabının süslemesine de yansıdı. Nakışlar; artık öksüz kalan baba toprağını, evi, bahçeyi, yolda kaybolan anneyi, sevgiliyi anlatıyordu. Özlenen havayı, rüzgârı, dağları, denizi söylüyor gibiydi ipler, kelimesiz dua gibi.

Ana vatana dönüşten sonra bile bu süslemeler, Kırım Tatarları’nın acı ve kıvancını yansıtmaya devam etti. Bu nadide eserler, zamanla, hem bir ananeye, hem de bir uzmanlık alana dönüştü.

Bugün Kırım Tatar ustaların elinden çıkan Kur’an-ı Kerim kaplarının her birinin size anlatacak kendi gönül şarkısı vardır. Kim bilir, belki de sizin şarkınızı…

Kırım Tatar kültüründe Kur'an-ı Kerim Kabı
Kırım Tatar kültüründe Kur’an-ı Kerim Kabı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Pin It on Pinterest