BOZKURT’UN “BUSE”Sİ İLHAM GENCER’İ VEFATININ 3. YILINDA RAHMET VE SAYGIYLA ANDIK
Mustafa Kemal SALLI
BOZKURT’UN “BUSE”Sİ

Bozkurt İlham Gencer, milli duyguları yüksek, tarihine ve kültürüne hayran bir kişiydi. Bozkurt Gencer, bir insanın gönül verdiği bir davayı müzik yoluyla nasıl savunabileceğini yaşayarak ve yaşatarak gösterebilmiş bir sanatçıdır.
Bozkurt İlham Gencer, Türkler olarak, insanlık tarihinde çok önemli işler başardığımıza, Sümerler kimliğimizle insanlığa yazı yazmayı, Türkistanlı bilgelerin yazdıkları kitaplarla Batılılara hesap yapmayı, yıldızları ve gezegenleri gözlemeyi, ilaç yapmayı öğrettiğimize, binlerce yıl önce Bering Boğazı üzerinden Amerika kıtasına akarak Maya uygarlığını, Alplerden güneye uzanarak Etrüsk uygarlığını oluşturduğumuzu coşkuyla anlatırdı. Tarihte atı diğer milletlerden çok önce evcilleştirerek ulaşım üstünlüğü elde eden Türklerin, birbirlerinden çok uzak toplumları kültürel birikimleriyle olumlu yönde etkilediklerini söylerdi.

O YALNIZCA BİR MÜZİSYEN DEĞİLDİ
Bozkurt İlham Gencer’den yalnızca bir müzisyen ya da sahne sanatçısı olarak söz edersek, onu bütün yönleriyle anlatmış olamayız. O, bir dönemin kültür taşıyıcılarından biriydi. Türk müzik tarihinde hem Batı müziğinin hem de yerli kültürün birlikte var olabileceğini göstermeye çalışan bir sanatçıydı.
İlham Gencer denildiğinde çoğu kişinin aklına “Bak Bir Varmış Bir Yokmuş” şarkısı gelir. Gerçekten de bu eser onun adıyla özdeşleşmiştir. Ancak, sanat hayatı bundan çok daha geniştir. Türkiye’de cazın, dans müziğinin ve modern sahne anlayışının öncülerinden biri olarak kabul edilir. Uzun yıllar boyunca İstanbul’un müzik hayatında etkin olmuş, genç sanatçıların yetişmesine de katkıda bulunmuştur.
ADINI, “BOZKURT İLHAM GENCER” YAPMIŞTI
Adını “Bozkurt İlham Gencer” olarak değiştiren sanatçının en dikkat çekici yönlerinden biri de Türk tarihine ve kültürüne hayranlık derecesinde duyduğu ilgiydi. Röportajlarında ve sohbetlerinde Türk tarihinin derinliği ve Türk kültürünün zenginliği ile gurur duyduğunu dile getirirdi. Ona göre bir millet, yalnızca bugünüyle değil, binlerce yıllık tarihi ve kültürel birikimiyle değerlendirilmeliydi.
İlham Gencer’in benimsediği bazı tarih tezleri, özellikle Sümerler, Etrüskler ve eski uygarlıklarla Türkler arasında doğrudan bağlar kuran görüşler, akademik tarihçilerin büyük çoğunluğu tarafından kabul edilmiş görüşler değildi. Ancak Bozkurt Gencer bu konulara büyük ilgi duymuş, özellikle Türklerin uygarlık tarihine olan katkılarının yeterince araştırılmadığını, dolayısıyla anlatılamadığını savunmuştur. Onun Türk tarihine ve kültürüne bakış açısı şuydu:
“Kültür bir anda ortaya çıkmaz. Uygarlıklar birbirlerinden etkilenerek gelişir.
İnsanlığın ortak mirasında Türklerin de önemli bir payı vardır.
Bir insanın tarihiyle, kültürüyle gurur duyması, başka milletleri küçümsemek anlamına gelmez.”
Bu bakış açısı, onun sanat anlayışına da yansımıştı. Aşk şarkıları söylediği gibi, insanlarımızı coşturup gururlandıran marşlar da söylemiş, eğlence müziği yaptığı gibi milli uyguların canlı tutulmasını milliyet da önemsemişti. Bu nedenle, bazı sanatçılar yalnızca sahnede kaldıkları sürede hatırlanırken, Bozkurt İlham Gencer, ömrü boyunca savunduğu fikirleriyle hatırlanacak ve saygıyla anılacaktır.

SANATI, YALNIZ EĞLENDİRMEK İÇİN DEĞİL,
İNSANLARA KİM OLDUKLARINI ANLATMAK İÇİN KULLANIRDI
Bozkurt İlham Gencer’i, o büyük sanatçıyı şöyle bir cümleyle özetlemek de mümkündür.:
“Sanatı, yalnızca eğlendirmek için değil, insanın kim olduğunu hatırlatmak için de kullanan bir sanatçıydı.”
Onun kuşağı, Cumhuriyet’in ilk nesillerinden devraldığı kültürel özgüveni müzikle ifade etmeye çalışıyordu. İlham Gencer de, bu kuşağın son temsilcilerinden biri olarak, hem modern müziğe açık olmuş hem de tarihine ve kültürüne bağlı kalmaya özen göstermiştir.
İlham Gencer’in hayatı, bir sanatçının kendi milletinin tarihine ve kültürüne duyduğu ilgisini ve sevgisini müzik yoluyla nasıl yaşatabileceğinin ilginç örneklerinden biri olarak hatırlanmaya devam edecektir.
BOZKURT’UN”BUSE”Sİ
Bozkurt İlham Gencer’in sağlıklı ve uzun yaşam konusunda verdiği öğütler arasında “BUSE” kısaltmasının ayrı bir yeri ve önemi vardır. Çünkü bu öğüt, 100 yıllık bir yaşamdan çıkarılmış derslerin bir özetidir. Özellikle ileri yaşlarında kendisine, “100 yıla yaklaşan sağlıklı yaşamın sırrı nedir?” diye sorulduğunda, “Size bir ‘buse’ vereyim” şeklinde esprili bir yanıt verdiği söylenir.
İlham Gencer, sahnedeki neşeli kişiliğini günlük hayatına da taşımış biriydi. “Size bir ‘buse’ vereyim” diyerek karşısındakileri önce şaşırtması, ardından bunu bir yaşam reçetesine dönüştürmesi onun üslubuna çok uygundur.
Bozkurt’un “BUSE”sinin açılımı şöyleydi:
B — Beslenme: Düzenli ve bilinçli beslenmek.
U — Uyku: Yeterli uyumak; sık sık 8 saat civarında uykunun önemini vurgulardı.
S — Stres: Mümkün olduğunca stresten uzak durmak.
E — Enerji: Hayata enerjik yaklaşmak, hareketli olmak ve doğal kaynaklardan yararlanmak.
Bozkurt İlham Gencer’in “BUSE” şeklinde formüle ettiği öğüdü, bilimsel bir sağlık kılavuzu olmaktan çok, yüz yıllık bir ömürde yaşanmış deneyimlerin özü ve özetidir. Dikkat edilirse “BUSE”li formülde ilaçlar, takviyeler veya karmaşık yöntemler yoktur; onun yerine günlük yaşam alışkanlıkları vardır:
İyi beslen, iyi uyu, stresten uzak dur, enerjini koru.
Özellikle enerji ve güneş konusundaki tavsiyeleri dikkat çekicidir. O kuşakta yetişen birçok insan gibi, o da güneş ışığının sağlık üzerindeki olumlu etkilerine inanırdı. Bugün tıp dünyası da güneş ışığının D vitamini üretimindeki rolünü kabul etmektedir. Uygun saatlerde, her gece sahne aldığı Pera Palas’ın çatı katında, 20 dakikalık güneş banyosu yaptığı bilinmektedir.
Bozkurt’un “BUSE”si 100 yıllık bir ömürden imbiklenmiş bir sağlıklı yaşam önerisi olduğundan kolay kolay unutulmayacak ve sağlıklı yaşam reçetesi olarak kuşaktan kuşağa aktarılacaktır.
Onu yakından tanıyan Sami Sefer Coşkun gibi dostlarının da anlattıkları gibi Bozkurt, son yıllarına kadar piyano çalmaya, sahneye çıkmaya, yeni insanlarla sohbet etmeye ve üretmeye devam etmiştir.
Modern yaşlanma araştırmalarında da zihinsel ve sosyal olarak aktif kalmanın uzun ömürle ilişkili olduğu sıkça vurgulanır. Bu açıdan bakınca, İlham Gencer’in sağlıklı yaşam reçetesi yalnızca “BUSE” değil, aynı zamanda, Merak + Müzik + Hareket + İnsan sevgisi + BUSE şeklinde de okunabilir.
Yüz yaşına kadar yaşamış pek çok insanın hayat hikâyesinde ortak olan şeylerden biri, yalnızca uzun yaşamak değil, yaşama sevincini uzun süre koruyabilmiş olmalarıdır. Bozkurt İlham Gencer de, bunun Türkiye’deki en renkli örneklerinden biriydi.
VEFATININ 3. YILINDA RAHMET VE SAYGIYLA ANDIK
Bozkurt İlham Gencer, çok renkli sanat hayatıyla, Türkiye’nin kültür ve müzik tarihinde iz bırakmış isimlerden biri olarak hatırlanmaya devam ediyor. Kimi insanlar eserleriyle, kimi insanlar fikirleriyle, kimi insanlar da yaşam enerjileriyle iz bırakırlar. İlham Gencer, bu üç özelliği bir arada taşıyan nadir sanatçılardan biriydi.
Bozkurt İlham Gencer’i saygı ve rahmetle anıyoruz. Yüzyıllık ömrüne müziği, dostluğu, çalışma azmini ve yaşama sevincini sığdırmış bir sanatçıydı. Ardında yalnızca şarkılar değil, onu tanıyanların hafızasında yer etmiş güzel hatıralar ve “BUSE”li öğütler de bıraktı. Türk kültüründe güzel bir söz vardır:
“İnsan, hayırla yâd edildikçe yaşarlar.”
İlham Gencer de eserleri, anıları ve kendisini sevenlerin gönlündeki yeriyle yaşamaya devam edecektir.
Geçtiğimiz günlerde Bozkurt İlham Gencer’i, Çepni Dernekleri Federasyonu, Kültürel Mirası Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı Prof. Dr. Hüsamettin Başkıs ve Bozkurt’un ömürlük dostu Sami Sefer Coşkun’un düzenlediği bir törenle, vefatının 3. Yılında, Zincirlikuyu Mezarlığı’ndaki “kurganı” başında andık.
Dostları, yakınları ve sevenleri sanatçının kabri başında anılarını anlattılar, dualar ettiler. Ömürlük dostu Sami Sefer Coşkun yaptığı konuşmada, özetle şunları söyledi:
“Yarım asırdan fazla yakın dostum ve ağabeyim değerli Türk müzisyeni, Bozkurt İlham Gencer’i kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyorum.
Bundan 3 yıl önce Zincirlikuyu Mezarlığında son görevini yerine getirdiğimiz Bozkurt İlham Gencer’in kurganında onu anmak için toplandık.
Yüce Türk Milleti çok özel bir evladını kaybettiği için hepimiz çok üzgünüz.
O kitaplara sığmayacak kadar koca bir Türk’tü; ben bundan yıllar önce Bozkurt İlham Gencer’in hayatını kaleme aldım. Rahmetli Alpaslan Türkeş; ‘Senin elin kalem tutuyor beni değil sen İlham’ı yaz. Böylesine büyük bir müzisyen yaşarken yazılmalı, öldükten sonra yazılması hiçbir şey ifade etmez’ demişti. Ben de öyle yaptım. Bozkurt ağabeyle uzun yıllar bir arada dostluk ve ülküdaşlık yaptık.
Onu, adına yazdığım iki kitapla anlattım. O bana, ‘Kardeşim sakın benden önce ölme sen’ diyordu. Öyle de oldu.
Ben uçmağına uğurladığımız koca Türk’e yüce Tanrıdan rahmet diliyorum. Bozkurt ağabeye, ‘Benden önce uçmağa varırsan önce giden, Türkçülere selam söyle’ demiştim.
İnşallah hepimizin ve sevenlerinin unutmayacağı, gönüllerimizde yaşatacağımız bu büyük insanı, başımızı yastığa koyduğumuz her zaman, o da bizlerin yanı başımızdaymış gibi hissedeceğiz ve varlığını duyacağız.
Onun aziz ruhu şad, durağı Uçmak olsun.”
Yazımızı Bozkurt İlham Gencer’in sevdiği yaşam sevinciyle noktalayalım:
“Hayat, merak etmeyi ve üretmeyi bıraktığımızda değil, bunları sürdürdüğümüz sürece genç kalır.”
Kaynak: Sami Sefer Coşkun




