Ahmet Cevad 2 Ekim 1937 tarihinde 15 dakikalık bir seyyar mahkeme yargılaması sonucunda idama mahkûm edildi, 13 Ekim 1937 gecesi çok sayıda aydınla birlikte kurşuna dizilerek infaz edildi
Ahmet Cevad’ın İdamı ve Tarihsel Bağlamı Üzerine Değerlendirme

Ahmet Cevad, Azerbaycan millî edebiyatının ve bağımsızlık düşüncesinin önde gelen isimlerinden biri olarak, Sovyetler Birliği’nin 1930’lu yıllardaki siyasi tasfiyelerinden (Büyük Temizlik) doğrudan etkilenmiş aydınlar arasında yer almaktadır. 2 Ekim 1937 tarihinde kısa süreli (yaklaşık 15 dakikalık) bir seyyar mahkeme yargılaması sonucunda idama mahkûm edilen Cevad, 13 Ekim 1937 gecesi çok sayıda aydınla birlikte kurşuna dizilerek infaz edilmiştir.
1892 yılında Azerbaycan’ın Gence bölgesi yakınlarındaki Seyfeli köyünde doğan Ahmet Cevad, erken yaşta babasını kaybetmesine rağmen eğitimini sürdürmüş, Şah Abbas Medresesi’nde öğrenim görmüştür. Bu eğitim süreci, onun hem klasik Doğu edebiyatına hem de modern millî düşünceye yönelmesinde belirleyici olmuştur. Genç yaşlardan itibaren şiire ilgi duyan Cevad, kısa sürede Azerbaycan Türkçesinin güçlü şairleri arasında yerini almıştır.

Cevad’ın entelektüel ve siyasi kimliği, yalnızca edebî faaliyetlerle sınırlı kalmamıştır. Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı yıllarında Osmanlı ordusuna gönüllü destek verdiği bilinmektedir. Özellikle 1914 yılında kaleme aldığı Çırpınırdın Karadeniz, Türk dünyasında geniş yankı uyandırmış; eser, hem pan-Türkist duyguların hem de Osmanlı’ya duyulan dayanışmanın sembollerinden biri hâline gelmiştir. Ayrıca Cevad, Azərbaycan Marşı’nın söz yazarı olarak Azerbaycan millî kimliğinin inşasında kalıcı bir yer edinmiştir.
Sovyet yönetiminin özellikle Joseph Stalin döneminde yoğunlaşan siyasî baskıları, milliyetçi aydınlar üzerinde sistematik bir tasfiye süreci doğurmuştur. “Büyük Temizlik” olarak bilinen bu dönemde Ahmet Cevad, milliyetçi faaliyetleri ve bağımsızlık yanlısı düşünceleri gerekçe gösterilerek tutuklanmıştır. Hakkındaki yargılama sürecinin son derece kısa ve usul güvencelerinden yoksun olması, dönemin siyasî yargılamalarının tipik bir örneğini teşkil etmektedir.
13 Ekim 1937’de gerçekleştirilen infaz, yalnızca bir şairin hayatının sona ermesi değil, aynı zamanda Azerbaycan’ın millî aydın kadrosuna yönelik geniş çaplı tasfiyenin parçası olarak değerlendirilmelidir. Nitekim Sovyet sonrası dönemde Ahmet Cevad’ın itibarı resmî olarak iade edilmiş ve eserleri Azerbaycan millî kültürünün temel metinleri arasında yeniden konumlandırılmıştır.
Ahmet Cevad’ın idamı, Stalin dönemi siyasi baskılarının Azerbaycan entelektüel hayatı üzerindeki yıkıcı etkisini gösteren çarpıcı örneklerden biridir. Şairin edebî mirası —özellikle millî marş ve “Çırpınırdın Karadeniz”— onun yalnızca bir edebiyatçı değil, aynı zamanda millî kimlik inşasında etkili bir fikir adamı olarak tarihsel önemini sürdürdüğünü ortaya koymaktadır.

