TÜRKİYE’NİN YENİ AFGANİSTAN GÖREVİ

El Kaide terör örgütünün 11 Eylül 2001 tarihinde New York’ta bulunan ve İkiz Kuleler
olarak bilinen Dünya Ticaret Merkezi, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Savunma Bakanlığı
karargâhı Pentagon ile Washington DC’yi hedefleyen ancak Pensilvanya eyaleti Shanksville
yakınlarında düşen uçak ile dört ayrı saldırıdan oluşan ve tarihe “11 Eylül Saldırıları” olarak
geçen olayların ardından bir dizi ABD merkezli NATO harekatının yapıldığı bilinmektedir.
4 Ekim 2001’de NATO’nun, 5. maddeyi uygulama kararı alması ile 7 Ekim 2001 günü
terör örgütü El Kaide ve onunla işbirliği içerisinde olduğu iddia edilen Taliban yönetimine
karşı, ABD liderliğindeki Koalisyon Güçlerince “Sonsuz Özgürlük” adıyla başlayan Afganistan
harekâtı resmi olarak 28 Aralık 2014’e kadar devam etmiş, bu tarihten itibaren NATO görevi
resmi olarak Afgan Ulusal Ordusu’na bırakmıştır. Ancak çekilme süreci halen tam olarak
bitmemiştir.
Bu arada 31 Aralık 2014 tarihi itibariyle Afganistan’ın başkenti Kabil’de bulunan
Uluslararası Hamid Karzai Havaalanı’nın komutası Fransa’dan Türkiye’ye geçmiş olan NATO
merkezli Uluslararası Güvenlik Destek Gücü (ISAF), NATO kararı ile 1 Ocak 2015’ten
itibaren 57 ülkeden oluşa Kararlı Destek Misyonu’na dönüşmüş ve Afgan güvenlik güçlerine
eğitim, danışma ve yardım hizmetleriyle görev yapmaya devam etmiştir. Ancak Eski ABD
Başkanı Donald Trump tarafından 2020 yılı şubat ayında Doha’da Taliban ile imzalanan
anlaşma ile Amerikan tarihinin en uzun süreli savaş misyonunu sona erdirme ve ABD
askerlerini Afganistan’dan çekme kararı almıştır. Bu süreçte Eski Başkan Trump yönetiminin
çekilme kararı öncesinde Taliban ile temasa girmesi ve geçiş sürecinde Taliban’ı ana aktör
olarak kabul etmesi ciddi tartışmalara sebep olmuştur.
Çünkü gelişmelerin ABD’yi bu çekilme kararına zorladığı görülmektedir. Zira
ekonomik maliyetler ve zorlu şartlar nedeniyle yaşanan personel zayiatları, yüzyıllardır
işgallere alışık Afgan halkının da desteği ile Taliban ve diğer terör örgütleri dağlık ve engebeli
yapısından da yararlanarak işgal sürecini kontrollü bir şekilde idare etmeyi başarmıştır.
Ayrıca Afganistan Çin’in Kuşak Yol Projesi güzergahında yer almaktadır. En önemlisi ise
Asya’nın çatısı olarak nitelendirilen Afganistan’ı elinde tutan ABD’nin Rusya ve Çin gibi
küresel güç adayları ile İran ve Pakistan gibi bölgesel aktörlerini kontrol altında tutabilecek
avantaja sahip olması[1] nedeniyle ABD’ye karşı örtülü bir mücadele yürüttükleri
muhakkaktır.
Trump’ın bu kararı Sovyet Rusya’nın 1979’da işgal ettiği Afganistan’dan 9 yılın
ardından yenik bir şekilde ayrıldığı günleri hatırlatmıştır. Zira bir dizi iç karışıklıkların ardından
iş başına gelen Marksist tandanslı yönetimin Sovyet Rusya’yı daveti üzerine 27 Aralık
1979’da Afganistan fiilen işgal edilmiştir. Ancak işgal karşısında halkın direnişi kısa sürede
bütün ülkeye yayılmıştır. Daha ilk yıllarda büyük bir batağa sağlandığını anlayan Rusya, 9 yıl
süren işgalin ardından “yenilmez” denilen Kızıl Ordu 15 Şubat 1989’da yenilgiyle
Afganistan’dan çekilmek zorunda kalmış hatta kısa süre sonra Sovyet Rusya’nın dağılma
süreci başlamıştır.
Sovyet Rusya’nın işgal yıllarında; Hikmetyar, Rabbani, Mesut, Sayyaf gibi farklı
liderler ve Cemiyeti İslami, Hizbi İslami gibi örgütler, Pakistan istihbaratı ISI ve
Afganistan’daki komünizm ve Sovyetler karşıtı ayaklanmalar ilerleyen yıllarda CIA için
Afganistan sahasına yerleşmeye paravan olma fırsatı sağlamıştı. Diğer taraftan Körfez ve
Arap ülkeleri başta olmak üzere birçok Müslüman ülkeden binlerce genç cihat adına
Afganistan’a yönelmişti[2].
Bir kısmı Afganistan’da şehit olan, bir kısma başka çatışma bölgelerine yönlendirilen
ama büyük bir kısmı ise ABD ve NATO güçleri tarafından tasfiye adı altında kapana
kıstırılarak imha edilen bu gençlerden geriye kalanlar tarafından dünyanın birçok bölgesinde
El-Kaide, DEAŞ veya benzer örgütlerin kurulmasında taban oluşturdukları[3] hatırda
tutulmalıdır.


ABD’li yetkililer tarafından yapılan ilk açıklamalarda; 4 Temmuz 2021’e kadar ABD
askerlerinin çekileceği NATO’ya bildirildiği, Türkiye’nin de Kabil’deki Hamid Karzai
Uluslararası Havalimanı’nı koruyan askerlerini çekmeyi planladığı ancak Avrupalı ülkelerin
ABD’nin ayrılma sürecini geciktirmesini talep ettikleri beyan edilmiştir[4]. Daha sonra ABD
Başkanı Joe Biden tarafından yapılan bir açıklamada ise çekilmenin 11 Eylül 2021’e kadar
tamamlanacağı söylenmiştir[5].
Türkiye’nin de NATO birlikleriyle çekileceğini açıklaması üzerine Batılı ülkelerin
Afganistan’da bulunan diplomatik temsilciliklerini bırakıp-bırakmama hususunu
değerlendirecekleri ve başta havaalanı olmak üzere güvenliğin sağlanamaması durumunda
bölgede kalmayı düşünmedikleri bilgilerinin uluslararası basın kuruluşlarında yer almıştır.
Dolayısı ile başta Almanya olmak üzere ABD’nin çekilme sürecini erteleme talep ettikleri
görülse de NATO yetkililerinin “…Askerlerimizin güvenliği en büyük önceliğimiz” sözleri dikkat
çekmiştir[6].
Afganistan konusunu değerlendirmek üzere 17 Haziran 2021 tarihinde Almanya
Savunma Bakanı Annegret-Kramp-Karrenbauer’ Türkiye’ye gelmiş ve Türkiye Savunma
Bakanı Hulusi Akar’la bir görüşme gerçekleştirmiştir. Görüşme sonrasında, Türkiye’nin
çabasını öven Kramp-Karrenbauer, Afganistan’da diplomatik temsilciliklerin muhafaza
edilmesi için havalimanının güvenliğinin sağlanması gerektiğini ve Türkiye burada önemli bir
rol üstlenmeye hazır olduğu için müteşekkir olduğunu açıklamıştır.
Ancak Taliban’ın Türkiye’nin Afganistan’da asker bulundurma kararına karşı çıktığını
her platformda dile getirdiği bilinmektedir. Zira Taliban örgütünün müzakereci heyeti
üyelerinden Süheyl Şahin’in de Reuters haber ajansına yaptığı bir açıklamasında; “Türk
askerleri de Amerikalı ve diğer yabancı askerlerle birlikte Afganistan’dan çekilmelidir.
Türkiye, Taliban ile ABD arasında varılan anlaşmaya göre Afganistan topraklarından
çekilmelidir” dediği görülmektedir[7].
Lakin ABD ve NATO birliklerinin Afganistan’dan çekilmeleriyle birlikte Taliban terör
örgütünün yeniden güçleneceği endişesi yaşandığı bir gerçektir. Bu eksende Kabil Hamid
Karzai havaalanın açık kalabilmesi için ortaya çıkan güvenlik sorunu üzerine Türkiye’nin
koruma görevine devam etmesi ve bu kapsamda ihtiyaç duyulan mali desteğin NATO
tarafından karşılanması önerisi ön plana çıkmıştır.
Hatta 14 Haziran 2021 tarihinde Cenevre’de gerçekleşen NATO Zirvesi’nde de
Türkiye’nin Kabil Havalimanı’nın güvenliğini sağlaması konusunun gündeme geldiği
açıklanmıştı. Hatta NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg tarafından “Kabil Havalimanı’nın
işletilmesi konusunda karar verilmediğini ancak Türkiye’nin burada kilit rol oynayacağını
açıklaması” dikkatli gözlerden kaçmamıştı.
Bu kapsamda devam eden görüşmeler neticesinde ABD ve NATO ile Türkiye’nin
uzlaştığı haberleri uluslararası basın kuruluşlarında yer almıştır. Zira ABD Ulusal Güvenlik
Danışmanı Jake Sullivan tarafından Beyaz Saray’da gazetecilere yapılan açıklama ile
“Türkiye’nin Kabil Havalimanı’nın güvenliğini sağlama konusunda verdiği taahhütten
memnuniyet duyduklarını” açıklamıştır[8]. Ancak Türkiye, bu görevi sürecinde ihtiyaç
duyulacak olan mali, lojistik ve siyasi desteğin ABD ve NATO garantisinde karşılanmasını,
Pakistan ve Macaristan’ın da Türkiye ile birlikte kalmasını talep ettiği bilgileri uluslararası
basın kuruluşlarında yer almıştır.
Türkiye-ABD-NATO eksenli olarak Afganistan üzerine müzakerelerin yaşandığı bir
dönemde Afgan hükümeti ve Taliban’ı temsil eden müzakere heyetinden grupların Doha’da
bir araya geldiği[9], bu arada Taliban ve El-Kaide militanları tarafından Helmand
yakınlarındaki Kandahar, Lashkar Gah ve Laghman, Gazni, Baghlan, Farah, Kunduz ve
Zabul şehirleri dahil olmak üzere yarım düzineden fazla eyalet başkentinin etrafında
bulundukları ve daha da ilerlemeye çalıştıkları hatta Taliban, militanları tarafından kontrolleri

altındaki bölgelerdeki hakimiyetlerini pekiştirmek ve erişimi engellemek için genellikle
altyapıları yok ettikleri bilgilerinin geldiği görülmektedir.
Süreç hızlı bir şekilde devam ederken Türkiye Dışişleri Bakanlığı tarafından 19
Haziran 2021 tarihinde; Türkiye, İran ve Afganistan Dışişleri Bakanlarının Antalya’da
Afganistan barış sürecini ele almak üzere üçlü bir zirve düzenledikleri duyurulmuştur.
NATO’nun dolayısı ile ABD’nin Afganistan’dan çekilmesiyle birlikte hava desteğinin
sona erecek olması nedeniyle Kabil hükümet güçlerinin Taliban ve El-Kaide militanlarına
karşı çatışmalarda önemli bir avantaj kaybedeceği muhakkaktır.
Dolayısı ile Afgan hükümet güçlerinin NATO kuvvetlerinin yardımı olmadan Taliban ile
mücadele ve temizleme kapasitesinin oldukça düşük olacağı bilinmektedir. Bu nedenle
hükümet güçlerinin yaşadığı çatışmaların çoğu savunma amaçlı olacaktır. NATO
kapsamında ABD hava saldırıları ile birçok şehir ve kasabanın Taliban’ın eline geçmesini
önlemiştir. Her ne kadar Afgan ordusu kendi savaş uçaklarını ve Rus yapımı helikopterlerini
kullanıyor olsa da bunlar ABD ordusu tarafından kullanılan Apaçiler ve F-35’ler kadar güçlü
olamayacaktır[10].
Sonuç olarak;
ABD ve NATO tarafından Afganistan Taliban rejimini devirmek ve demokrasiye geçişi
sağlamak maksadıyla! 20 yıl devam eden Afganistan Harekâtı sonuç itibariyle başarısız
olmuştur. Zira Taliban ve diğer terör örgütlerinin varlığı sonlandırılamamış ve Afganistan’a
demokrasi getirilememiştir.
Dolayısı ile dünyanın en zor coğrafyalarından birisine sahip olan Afganistan’dan
Sovyet Kızıl Ordusu gibi ABD’nin de üstü kapalı yenilgiyle çekilmesinin ardından Türkiye’nin
Kabil havaalanının korunması görevini üstlenerek Afganistan’da kalma sürecinin kolay
olmayacağı görülmektedir; çünkü gelen bilgilere göre Türkiye Kabil havaalanının güvenliği ve
koruması ile değil işletilmesi ile yükümlü olacağı için konuya geniş kapsamlı bakılması
hususu öne çıkmaktadır. Ancak Afganistan genelinde Türkiye’ye karşı geçmişten gelen bir
sempati olduğu da muhakkaktır.
Her ne kadar riski büyük olsa da Kabil Havaalanı’nın sorumluluğunun Türkiye’ye
veriliyor olması uzun bir süredir sorunlu devam eden Türkiye-ABD ilişkilerinin olumlu bir
gelişmeye evrilmesine vesile olabileceği düşünülebilir; fakat Türkiye karar alıcı
mekanizmaları tarafından bu görevin mali, lojistik ve siyasi açılardan ABD ve NATO’nun
vadettikleri destekleri somut anlaşmalarla yazılı hale getirilmelidir. Ayrıca Türkiye, Pakistan
ve Macaristan askeri birliklerinin de yanında yer alması isteğinde ısrarcı olmalıdır; çünkü çok
uluslu bir güç olarak Kabil’de kalmak, olası sıkıntılarda Türkiye’nin elini güçlendirecektir.
Esasında Afganistan’dan çekilme süreci ile ilgili olarak Biden ekibi çok büyük bir hata
yapmıştır. Zira Nisan 2021 başında Kabil Hükumeti ile Taliban güçlerinin Türkiye’de bir araya
geleceği bir konferansın şartları konuşulurken ve konferansın şartları belirlenememişken
Biden yönetiminin aniden 11 Eylül 2021’e kadar çekilme kararını ilan etmesi Taliban’ın elini
güçlendirmiştir. Halbuki Biden, eski Başkan Trump’ın Şubat 2020’de Taliban çekilme
anlaşması imzalamasını kaldırma blöfü yaparak süreci uzatmayı denemiş olsaydı Taliban
şimdiki kadar direnemeyecekti.
Dolayısı ile ABD’nin tamamen çekilmesinin ardından Kabil Hükumetinin, karşılarında
başarı şansı oldukça zayıflayacağını fevkalade bilen Taliban ve El-Kaide güçleri buna göre
davranmaktadırlar. Zira NATO güçleri tarafından kurtarılmış birçok bölgenin tekrar terör
örgütlerinin kontrollerine geçme riski kuvvetle muhtemel görülmektedir.
Bu arada unutulmaması gereken bir başka husus ise Türkiye-ABD yakınlaşması
karşısında Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerde Suriye ve Rusya gibi sahalarda sıkıntılı bir sürece
girebileceği Türkiye karar alıcı mekanizmaları tarafından hatırda tutulmalı ve zaman
geçirilmeden ve sıkıntılar başlamadan çözüm yolları içeren hamleler başlatılmalıdır.

İkili ilişkileri çok eski yıllara dayanan, etnik ve dini olarak birbirine çok yakın olmanın
da verdiği bir misyon gereği Türkiye’nin Afganistan’da yaşanan olaylara karşı duyarsız
kalması mümkün değildir. Ancak maddi büyük külfetleri de beraberinde getireceği muhakkak
olan uluslararası hamlelerde duygusal davranma lüksü olmayan Türkiye karar alıcı
mekanizmalarının, reel politikalar üzerinden hareketle uluslararası sağlam müzakerelerle
yazılı olarak garanti altına almaya müteakip hareket edilmesi hususu hatırda tutulmalıdır.
Son söz olarak; Afganistan, oldukça önemli oranda Türk nüfusun yer aldığı ve ayrıca
Türkistan coğrafyasına geçiş güzergahında stratejik konuma sahip bir ülkedir. Dolaysı ile
Türkiye’nin orada yer alması önemlidir; çünkü uzun vadede Türk Dünyasının yakınlaşması ve
bütünleşmesine vesile olabilecek gelişmeler de yaşanabileceği değerlendirilmektedir.

:

İsmail CİNGÖZ; Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı/M.A. – BULTÜRK Ankara Temsilcisi. cingozismail01@gmail.com
[1] Kadir Ertaç ÇELİK, “ABD’nin Afganistan’dan Çekilmesi ve Türkiye”, ANKASAM, 21.06.2021.
[2] Mehmet ÖZTÜRK; “Afganistan İşgali: Ölümcül Hatanın 38. Yıl Dönümü”, AA., 27.12.2017.
[3] Mehmet ÖZTÜRK; a.g.m.
[4] Fars News; “Afganistan’a Türkiye’yle Beraber Girdik Beraber Çıkarız”, 11.05.2021.
[5] Sune Engel RASMUSSEN; “Afghan Soldiers Gird for Taliban to Attack Cities After the U.S. Leaves”, Wall Street
Journal, 07.06.2021.
[6] Fars News; “Afganistan’a Türkiye’yle Beraber Girdik Beraber Çıkarız”.
[7] Fars News; “Taliban: TSK Afganistan’dan Çekilmeli”, 12.06.2021.
[8] Deutsche Welle; “Erdoğan ve Biden Kabil Havalimanı Konusunda Uzlaştı”, 18.06.2021.
[9] Deutsche Welle; “Afgan Hükümeti ile Taliban Arasında Görüşmeler Yeniden Başladı”, 16.06.2021.
[10] Sune Engel RASMUSSEN; “Afghan Soldiers Gird for Taliban to Attack Cities After the U.S. Leaves”, Wall Street
Journal, 07.06.2021.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Pin It on Pinterest