Sürgüne Yollanan Bir Halkın Geri Dönüşü

Kırım Tatarlarının anayurtlarına geri dönüşü eş zamanlı olarak Kırım’da gelecekte de düzenli ve engelsiz bir dönüşün devamı için olumsuz şartlar doğurmuştur. Bu şartlar Ukrayna’daki ekonomik krizden kaynaklanan ve “dönmüş olanlar için zor yaşam şartları, Kırım’daki siyasi ve etnik faktörler ve sürgüne yollananların çoğunluğunun geldiği Orta Asya cumhuriyetlerindeki hukuki zorunluluklardan”ibarettir.

Kırım’da toprak ve mülkiyet meseleleri özellikle hassas ve çelişkilidir. “Münferit talepler dışında geri dönen Kırım Tatarları eski evlerinin kendilerine tahsisini talep etmemişlerdir, fakat buna karşılık tazminat ödenmesi yaygın bir taleptir. Bunun yerine çok daha zor bir çözüm olan başlı başına ve yeni yerleşim birimleri kurma yolunu seçmişlerdir”. Çoğunlukla kimsenin hak iddia etmediği hazine arazîlerine yerleşerek kendilerine evler inşa etmektedirler. 250.000 Kırım Tatarının yarısından fazlasının evlerinde elektrik ve su bulunmadığı gibi asfalt yolları da yoktur. Yaşam şartları esef verici olup, 120.000’den fazla Kırım Tatarının “kendi evi olmayıp ve binlercesi hiçbir kamu hizmetinin gitmediği tamamlanmamış binalarda veya geçici çadırlarda yaşamaktadırlar. Birçok Kırım Tatarı yıllarca Özbekistan’da bekledikten sonra “çamurlu tarlalar ve acınacak evler” ile karşılaştıklarında şok olmaktadırlar. Kırım Parlamentosu ve Meclis Başkan Yardımcısı Refat Çubar 1994 Nisanında geriye dönüş sürecinin kaotik halini “Kırım Tatarlarının geriye dönüşünü düzenleyen bir devlet politikasının eksikliği, mülkiyet haklarını garanti eden kanunların olmaması ve yeni yaşamlarına başlamak üzere yeterince paranın olmayışı” gerekçeleriyle protesto etmiştir.. Gerçekten de Kırım makamları Kırım Tatarlarının geriye dönüşünü kolaylaştırmakta isteksizlik göstermektedirler Kırım hükûmet organları, ki eski Sovyetler Birliği coğrafyasındaki en Sovyet yanlısı idarelerden bir tanesidir, yeniden yerleşim sürecini bir çok yönden zorlaştırmaktadırlar. Meselâ, Kırım hükümeti Kırım Tatarlarına Akyar ve Yalta’nın da bulunduğu güney sahil şeridine yani Yalıboyu’na yerleşme izni vermemektedir. Bu dışlayıcı yaklaşım Kırım Tatarlarının sürgün öncesi çoğunlukla bu sahil şeridi boyunca yaşamalarına rağmen uygulanmaktadır. Üstelik, hükûmet organları sürülen insanların su,elektrik ve diğer temel ihtiyaçların giderilmesi hususlarında yapmış oldukları başvurulara karşı kayıtsız kalmaktadırlar. Rus veya Ukrain kökenli insanlar tarafından işletilen hükûmet bürokrasisi Kırım Tatarlarına karşı önyargılı olmaları ile dikkat çekmektedirler. Bir çok yerleşim biriminde Slav kökenli mahalle sakinlerine temel hizmetler verilirken aynı mahallelerde yaşayan Kırım Tatarlarına bu hizmetlerin verilmemesi oldukça yaygın bir uygulamadır. Bu gelişmeler ışığında Kırım Tatarları sıkça boş tarlalara el koyup, kendilerine evler inşa etmekte, elektrik kablolarına bağlantılar yapıp yıkıma gelen polislerle mücadele ederek şimdiye değin 300 kadar yerleşim biriminin kabul görmesini başarmışlardır.

Kırım 1990 

Bir diğer sorun Kırım ve Ukrayna ekonomisinin berbat halidir. Sürgünden dönenlerin %90’ı geldikleri cumhuriyetlerdeki mal varlıklarını dönmeden önce satmışlar, fakat bu birikimleri “dört yıldır süregelen enflasyonist süreç tarafından yutulmuştur”  Birçok Kırım Tatarı enflasyonun bütün yaşamları boyunca biriktirdikleri tasarruflarını yiyip bitirdiğinden şikayet etmektedirler. Hem parasal yetersizlik, hem de devlet yardımının olmaması Kırım Tatarlarının başladıkları ev inşaatlarının bitmemesinin ana nedenlerini oluşturmaktadır. Hükûmet istatistiklerine göre 20.000 Kırım Tatar ailesi kendi evlerinin inşaasına başlamış fakat devlet yardımı olmaksızın inşâatlarını bitirememişlerdir. Özellikle inşaat malzemesi konusunda hükûmet organlarının defalarca yardım sözü vermelerine rağmen yardım ya hiç ulaşmamış,ya da dağıtımda aksaklıklar çıkmıştır. Dönenlerin önemli bir kısmı geçici çadırlarda, tek odalı evlerde veya kabinlerde yaşarken hükûmet tarafından yıkım tehlikesi ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Ukrayna ve Kırım’daki ekonomik durumun bozukluğu inşaatlara olan olumsuz etkisinin yanında iş imkânlarını da sınırlandırmaktadır. Yakın geçmişte yapılan bir Birleşmiş Milletler (BM)araştırması Kırım Tatarlarının “profesyonel iş başvurularında ayrıma tâbi tutulduklarını” ve bu yüzden iş imkânları açısından dezavantajlı bir konumda olduklarını” belirtmektedir. Günümüzde sürgünden dönenlerin %51’i işsiz iken,Slav nüfusun %24’ü iş imkânından yoksun durumdadır.

Kırım 1990
Kırım 1990

Aynı zamanda sürgünden dönenlerin “vatandaşlık statüleri” ile ilgili de sorunları mevcuttur. Bu sorunlar Özbek vatandaşlığını bırakmanın ve Ukrayna vatandaşlığına geçmenin getirdiği bir takım hukukî statü belirsizliklerinden ibarettir. Ukrayna hükümeti Ocak 1992’den sonra Kırım’a gelen Kırım Tatarlarının beş yıl yarımadada ikamet etmedikleri gerekçesiyle Ukrayna vatandaşlığına almamaktadır.Bu yüzden bu kategoriye giren Kırım Tatarları resmî organlara kayıt olamamakta,iş bulamamakta, çocuklarını okula gönderememekte ve sağlık hizmetlerinden faydalanamamaktadır. Öte yandan, göç durumunda uluslararası nakliye işlemleriniplanlamakta meydana gelen zorluklar, alınan gümrük vergileri ve başka tedbirler Kırım Tatarlarının anayurtlarına dönüşlerine engel teşkil etmektedir. Bu nedenlerden ötürü günümüzde eski Sovyetler Birliği coğrafyasında yaşayan yaklaşık 500.000 Kırım Tatarı’nın yarısından çoğu Kırım’a dönüşlerini ertelemiş durumdadırlar.

Kaynak: altayli.net/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest