SLAVLARIN KÖKENİ

Sənan Qacar

Slav sözü, Kuzey Avrupalı köleleri tanımlamak için kullanılmıştır. Bugün tüm Avrupa dillerinde ‘köle’ anlamında kullanılır. Ancak bu sözün asıl anlamı, ‘köle satan’ demektir. Köle ticaretiyle uğraşan kuzey Avrupalı bu halka takılmış olan bir addır. ‘Slav’ sözü “Latince” diye anılan Batı Roma dilindeki Sclavus ve “Eski Yunanca” diye anılan Doğu Roma dilindeki Sklabos sözünden gelir. Roma dilinde 6. yüzyılda Ortaçağ Latincesi döneminde ortaya çıkmış olan bu söz, Arapçaya da Sakaliba olarak geçmiştir. Karadeniz bozkırlarında yaşayan ve köle ticaretiyle uğraşan Türkler, Romalılar tarafından Sklavus/Sklabos olarak adlandırılmıştır. Çünkü bu topraklar Sakların ve diğer etnik Türklerin eski topraklarıdır. Anlaşılacağı gibi Sclavus/Sklabus sözü, Sak’lı/Saka’lı sözünden dönüşmüştür. Saklar (Sakalar/ İskitler) eski bir Türk halkıdır ve yaşamış oldukları yer, bugünkü Rusya ve Ukrayna topraklarıdır. Slavlar, 6. yüzyılda bu topraklarda ortaya çıkan ve Türklerin ardıllarından olan bir halktır. Ancak Slav etnosu, Türklerle Ugorların karışımından ortaya çıkmıştır. Slav dili de temelde Türk dili ile Ugor dilinin karışımından oluşmuştur. Bu dile Latinceden de etkileşim olmuş ve Avrupa’da en geç oluşan bu halkın Doğu Avrupa ve Balkanlar’a yayılmasıyla, değişik Slav dilleri ortaya çıkmıştır. Aslında Saklar o dönemde Karadeniz bozkırlarından çoktan göç etmiştir. Karadeniz bozkırlarında Kimmerleri yerinden eden Saklar, Herodot’un da yazdığı gibi doğudan gelmişlerdir ve Orta Asya’daki Oxus, Andronovo ve Afanesyevo erken Türk kültürlerinin ardılıdır. Sak İmparatorluğu’nun alanı Avrupa’nın doğusu Kırım ve Karadeniz Bozkırları ile Orta Asya’da, Tanrı Dağları ve Fergana Vadisi’ni de içine alan bölgedir. Bu geniş coğrafyada M.Ö. 8. yüzyıl ile M.Ö. 3. yüzyıl arasında güçlü bir İmparatorluk kurmuş olan Saklar için Bizans kaynaklarında Skythai, Asur kaynaklarında Aşguzai ve Çin kaynaklarında Sa adları kullanılmıştır. Kimmerlerin ardılları olan Sarmatların, Sakları yenerek Karadeniz bozkırlarını yeniden ele geçirmeleri üzerine Sak İmparatorluğu dağılmıştır. MÖ 5. yüzyılda yaşamış olan Herodot’a göre Kimmerler, MÖ 8. yüzyılda Kafkasya’nın ve Karadeniz’in kuzeyinde, yani bugünkü Ukrayna ve Rusya’da yaşamış olan bir halktı. Asur kayıtları Kimmer ülkesinin Kafkasya’ya kadar uzandığını göstermektedir. Herodot tarihine göre Kimmerler, Saklar (İskitler) tarafından Karadeniz bozkırlarından kovulmuştur. Karadeniz bozkırlarında kalan Kimmerler ise MÖ 3. yüzyıldan sonra kendilerini Saruma (Sarmat) olarak adlandırmışlardır. Herodot’a göre Kimmerler, Trakların (Türüklerin/Türklerin) yakın akrabalarıdır ve bu iki halk Karadeniz’in kuzeyinde yaşarken MÖ 8. yüzyılda doğudan gelen istilacılar tarafından yerlerinden edilmiştir. Aslında tek bir halk olan Kimmerler/Traklar çok eski çağlardan, beri İdil Irmağı’ndan Karadeniz’in kuzeyine ve Balkanlara doğru uzanan geniş bir alanda yaşamışlardır. MÖ 8. yüzyıldaki Sak (İskit) istilasından sonra Kimmererin büyük bir kısmı Doğu Avrupa’ya yayılmış ve Trak adıyla anılmaya başlanmışlardır. Kimmer/Trak uygarlığı Bug-Dniester (MÖ 5000), Samara (MÖ 4000), Kvalynsk (MÖ 4000), Sredny Stog (MÖ 4000), Dnieper-Donets (MÖ 4000), Usatovo (MÖ 3000), Maikop-Dereivka (MÖ 3000) ve Yamna (MÖ 3000) gibi erken Türk kültürlerinin ardılıdır. Avrupalı tarihçiler, Karadeniz bozkırlarında Sakların yerini alan Sarmatların da “Hint-Avrupa” kökenli bir halk olduklarını ve bir İran dili konuştuklarını iddia ederler. Ancak bu iddialarını kanıtlayan herhangi bir belge yoktur. Sarmatlar, Kimmerlerin ardıllarıdır. Yaklaşık 500 yıl Sak egemenliğinde yaşayan Kimmerler, MÖ 3. yüzyılda Saklara baş kaldırarak Karadeniz bozkırlarına yeniden egemen olmuşlardır. Sarmatlar MS 3. yüzyılda, Asya Hun İmparatorluğu’nun yıkılmasından sonra küçük bir bölümü buraya göçen Asya Hunları ile birleşerek Got istilasını sona erdirmiş ve Avrupa Hun İmparatorluğu’nu kurmuşlardır. Sarmatlara yenildikten sonra Orta Asya’ya çekilmeyen Sak boylarının bir bölümü ise Alanlardır ve daha sonra Kafkasya’ya yerleşmişlerdir. Romalı Tarihçi Tacitus (56-117) Avrupadaki Hunlardan Hunnoi olarak söz eder. 91 yılında Hunların Karadeniz’in kuzeyi ile Hazar Denizi arasında yaşadıklarını belirtir. İskenderiyeli coğrafyacı ve tarihçi Ptolemy de (90-168) Chunnoi olarak adlandırdığı Hunların Roxolani (bugünkü Romanya’nın güneyi) ile Karadeniz’in kuzeyinden Kafkasya’ya kadar olan bölgede yaşadıklarını söyler. Anlaşılacağı gibi Saklar bölgeyi çoktan terkettikleri halde adları yaşamış ve bölgede yaşayan Türkler, Romalılar tarafından Saklar olarak da adlandırılmıştır. Slavların bir etnos olarak ortaya çıkmaları ise Avarlar dönemine rastlar. Orta Asya’da Türüklere (“Göktürklere”) yenildikten sonra Karadeniz bozkırlarına göçen Asya Hunlarının ardılları olan Avarların küçük bir kesimi, buradaki Türük boylarıyla birleşerek 562 yılında Bayan Han önderliğinde Orta Avrupa’dan İdil’e, Balkanlar’dan Baltık’a kadar olan bölgede Avrupa Avar İmparatorluğu’nu kurmuşlardır (558-805). Türk ve Ugor boylarının karışımından oluşan Slavlar, Avarlar döneminde aktif olarak tarih sahnesine çıkmışlardır. Bu dönemde doğu Avrupa ve Balkanlar’a yayılmışlar, ilk siyasi örgütlenmelerini kurmuşlardır. Etnik yapılarındaki değişimler de bu dönemde ortaya çıkmıştır. Örneğin Doğu Slavları (Ruslar, Ukraynalılar ve Beyaz Ruslar), İsveç Vikingleri olan Varyagların bölgeye yerleşerek Salvlarla karışmaları sonucu 9. yüzyılda etnik dönüşümlerini tamamlamışlardır. Varyaglar, İskandinavya’daki ilk krallıkları kurmuş olan Avrupa Hun komutanlarının soyundan gelmişlerdir. 9. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Ruslar, Özi (Dinyeper) Irmağı üzerinden Karadeniz’e inen büyük ticaret yolunu ele geçirerek, bu bölgedeki Hazar egemenliğine son vermişler ve dağınık bir halde yaşayan Slav boylarını toplayarak Rus devletini kurmuşlardır. Doğu ve Güney Savları ise, Avarlar, Bulgarlar, Peçenekler, Kıpçaklar gibi Türk boylarının ilk Slavlarla karışımıyla ortaya çıkmıştır. 803-804 yıllarında Bulgar kağanı Kurum, Tuna bölgesindeki tüm Avar topraklarını ele geçirmiş ve bu tarihten sonra Avarların bir kısmı Macarlarla karışmış, bir kısmı da Slavlarla karışarak Hırvat halkını oluşturmuşlardır. 632 yılında Kubrat Han, Bulgar Kağanlığı’nı kurmuştur. Kubrat Han’ın 665 yılında ölmesiyle Hazarların baskısı sonucunda Büyük Bulgar Hanlığı 681 yılında yıkılmış ve Bulgarlar bölünmüştür. Kubrat’ın büyük oğlu Batbayan, Bulgarlarla aynı halk olan Hazarlara katılmış, Halkın büyük bir kısmı ise kuzeye göç edip İdil Bulgarları Devleti’ni kurmuştur. Kubrat’ın küçük oğlu Asparuh’un yönetiminde güneybatıya yerleşen bölüm ise 678 yılında Tuna Bulgarları Devleti’ni kurarak Bugünkü Bulgaristan’ın temelini atmıştır. Bir Oğuz boyu olan Peçenekler 10. yüzyılda Karadaniz’in kuzeyinden batıya yönelmişler ve Karadeniz’in kuzeyi ile Balkanlarda 11. yüzyılın sonlarına kadar önemli bir güç olmuşlardır. 915 yılında ise, Özi-Kubat bölgesinde yaklaşık 150 yıl (916-1065) hanlık olarak örgütlenmişlerdir. Bizansın, Balkanlar’a gelmiş olan Kumanlarla anlaşması sonucu, Meriç kıyısında Kumanlarla savaşa tutuşan Peçenekler ağır bir yenilgi almışlardır. Bu olaydan sonra Peçeneklerin bir kısmı Bizans Devleti’nin isteğiyle Selçuklular’a karşı Anadolu’ya yerleşmiştir. Peçeneklerin diğer bir bölümü ise Macaristan’a çekilerek Macarlarla karışmış, bir kısmı da Balkanlar’a yerleşerek bir süre daha varlıklarını sürdürmüş ve daha sonra Slavlarla karışarak Boşnak halkını oluşturmuştur. İlk Boşnak beyliği 1250 yılında Macaristan’a bağlı olarak kurulmuş, 1377’de bağımsız bir kırallığa dönüşmüştür. Bu kırallık Daha sonra Hırvatları ve Sırpları da kapsayan bir kırallık haline gelmiş, 1463 yılında da Osmanlı egemenliğine girmiştir. 1219 yılında Sırp Kilisesi’nin kurulmasıyla birlikte etnik bir kimlik olarak ortaya çıkan Sırpların tarihi ise, Boşnaklar ve Hırvatlarla iç içe geçmiştir. Avrupa Hun Kağanlığı’nın doğrudan ardılı olan ve 469-1048 yılları arasında varlığını sürdürmüş olan Hazar Devleti, Türk Kağanlığı döneminde kağanlığıın batı kolunu oluşturmuş, Türk Kağanlığı dağıldıktan sonra da, kendi başına bir kağanlık haline gelmiştir. Hazar Kağanlığı, bir Oğuz/Türkmen kağanlığıdır. Tarihte “Hazar” adlı bir Türk boyu hiç bir zaman var olmamıştır. Özetle, Hazar Kağanlığı’nın toprakları, Türkmenlerin tarihi topraklarıdır. O zaman en kalabalık olan Türk boyu Oğuzlardır. Bugün de öyledir. Oğuzlar, Türklerdir; kendilerini Türk ya da Türkmen (Türk olan) olarak adlandırmışlardır. Kaşgarlı Mahmud’a göre Türkmenler gerçekte yirmi dört boydur, bunlardan yirmi ikisi kendilerini Oğuz olarak adlandırır, öteki iki boy da Kıpçaklar ve Halaçlardır. 11. yüzyılda tarih sahnesine çıkan Kıpçaklar (öteki adıyla Kumanlar) ise, Oğuzların bölgeyi terketmelerinden sonra Karadeniz bozkırlarında kalan Türkmenlerdir. Daha önce Oğuz bozkırı diye bilinen Karadeniz bozkırları, daha sonra Kıpçak bozkırı olarak anılmaya başlanmış ve Kıpçaklar, 13. yüzyılın sonlarına dek, Karadeniz bozkırlarının belirleyici bir gücü olmuştur. Kıpçakların bu varlığı, 11. yüzyılda Rus beyliklerine karşı kazandıkları bir dizi yengişten (zaferden) sonra, Balkanlar’a dek sürmüştür. Balkanlar’a göçen Kıpçak kolunun bir kesimi, daha sonra Hristiyanlığı kabul ederek Gagavuzları; bir kesimi de Avarlar ve Slavlarla karışarak Hırvat ve Sırpları oluşturmuştur. Bir kısmı da Macarlara katılmıştır. Kıpçakların Karadeniz bozkırlarında kalanlarından bir bölümü, daha sonraki yüzyıllarda öteki Türk boylarıyla karışarak Kazak, Tatar ve Bulgarlar gibi halkların atalarından biri olmuştur. Günümüzün Slav Kazakları olan Kozaklar (Ukraynalılar) ise, Kıpçakların Karadeniz bozkırlarında kalan doğrudan ardıllarıdır.

Kaynak: Erman, Arif Cengiz. Türklerin Gerçek Tarihi / Türk Dili ve Tarihi Üzerine Tezler. Urzeni Yayınları. 2019 Erman, Arif Cengiz. Türk Dilinin Köken Sözlüğü. Urzeni Yayınları. 2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Pin It on Pinterest