FERGANA VADİSİ’NDEN TÜRK BİRLİĞİNE

İsmail CİNGÖZ
Sınır sorunları yaşayan Kırgızistan-Tacikistan arasında yeni çatışmalar gelmesi
dikkatleri bu bölgeye yoğunlaştırmıştır. Resmî açıklamalara göre 28 Nisan 2021 günü
Tacikistan’ın kuzeyinde yer alan Sughd bölgesi ile Kırgızistan’ın güneyindeki Batken
bölgesini ayıran Isfara nehri sularının kullanımı konusunda yaşanan anlaşmazlık nedeniyle
iki ülke halkı arasında meydana gelen taşlı sopalı kavga şiddetlenmesi ve nerdeyse iki ülkeyi
savaşın eşiğine getirmiştir. Endişeyle takip edilen olayda 1’i çocuk 3 kişinin hayatını
kaybettiği ve onlarca kişinin yaralandığı bilgileri çeşitli basın kuruluşlarında yer almıştır.
Fergana Vadisi olarak bilinen bölgede onlarca çatışmanın yaşanmasının en büyük
sebebi Sovyet Rusya’dır. Zira 1917 Bolşevik Devrimi’nin ardından 1922-1991 yılları arasında
varlığını koruyan Sovyet Rusya’nın 1920-1980 yılları arasında Fergana Vadisi’nde sınır
komşusu olan Kırgız-Tacik-Özbek topraklarının yaklaşık 90 defa sınır değişiklikleri ile
keşmekeş hale getirilmiş olmasıdır. Yetmezmiş gibi anklav sistemi ile (bir ülkede ada
şeklinde bulunan başka bir ülkeye ait toprak parçası) Fergana Vadisi sahasında Özbekistan,
Kırgızistan ve Tacikistan arasında halkların diğer ülkeler içerisine yerleştirmek suretiyle
çarpık bir politika uygulayan Sovyet Rusya yönetimi ayrıca sınırlar arasında bilinçli olarak
muğlaklıklar oluşturması çatışmaların en büyük sebebi olduğu muhakkaktır. (Mevcut
anklavların çoğu Kırgızistan topraklarındadır) Çünkü “böl ve yönet” politikası uygulayan
Sovyet rejimi halklar arası yabancılaşmayı ve sorunları kalıcı hale getirdiği görülmektedir.
Dolayısı ile Sovyet Rusya döneminde oluşturulan sınırlar özellikle girintili-çıkıntılı
olacak şekilde ve fiziki/coğrafi şartlar dikkate alınmaksızın bilinçli olarak belirlendiği
anlaşılmaktadır. Çünkü durum içinden çıkılmaz bir hale evrilmiştir.
Doğu-Batı uzanımında 330 km, kuzey-güney istikametinde 170 km olan, etrafı Tanrı
ve Pamir Dağları ile çevrili Fergana Vadisi’nin dışa açılan tek kapısı Khujand Geçidi’dir. Bu
sahada yer alan Celalabad ve Oş şehirleri Kırgızistan’a, Sogd bölgesi Tacikistan’a,
Namazgah, Andican ve Fergana şehirleri ise Özbekistan’a aittir.
1980’lerden itibaren devam eden sınır çatışmalarının ana sebepleri olarak; akarsu
kaynakları ile birlikte bölgede kurulu baraj sularının paylaşımı, yolların kullanımı, hayvan
otlatma, sınırdan izinsiz geçişler ve inşaat projeleri gibi günlük hayata dair olaylar olarak
değerlendiriliyor olsa da en önemli hususun gözden kaçırıldığı görülmektedir. Fergana Vadisi
zengin yer altı ve yer üstü doğal kaynaklara sahiptir.
Petrol, kömür, doğal gaz, demir, bakır, cıva, gümüş, tuz, bizmut, boksit ve antimon
yataklarına sahip olan Fergana Vadisi Kırgızistan, Özbekistan ve Tacikistan devletleri
arasında paylaşılmıştır. Doğal kaynaklarla birlikte; otomotiv, kimya ve petrokimya gibi önemli
endüstri dalları da Fergana’da yoğunlaşmıştır. Ayrıca verimli tarım alanlarına da sahip
bölgede yoğun olarak üretilen pamukla birlikte ipekçilik, çiçekçilik ve sebzecilik de çok
yaygındır. Bu kadar zenginliği barındıran Fergana Vadisi bölgesel barış için[1] kilit
durumundadır. Dolayısı ile Fergana Vadisi sadece Türk dünyasını için değil bütün Orta
Asya’yı istikrarsızlaştırabilecek potansiyele sahip olduğu için bölgede kalıcı barış elzemdir.
Tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan kadim Türk yurdu Fergana Vadisi,coğrafik olarak
Orta Asya’nın % 5’ine karşılık gelse de Orta Asya nüfusunun %25’ine tekamül eden 10
milyondan fazla nüfusu ile de göze çarpmaktadır.


Sovyet Rusya tarafından sık sık uygulanan sınır değiştirmelerle hiçbir etnik grubun
kendi başına ayakta duramayacağı ve tam bağımsız olamayacağı şekilde sürekli bölgesel
sorun kaynakları yaratıldığı görülmektedir. Sovyet Rusya’nın 1980’lerin sonunda kontrollü bir
şekilde dağılmasının ardından diğer bölgesel devletlerle birlikte bağımsızlığını ilan eden

Kırgızistan ve Tacikistan arasında mevcut olan 976 kilometrelik sınır hattının 504
kilometresinde taraflar anlaşmış durumdadır. Mutabakatın sağlanamadığı 472 km’lik sınır
hattının tartışmalı statüsü ise hala devam etmektedir. Buna bağlı olarak onlarca küçük çaplı
çatışmalar yaşanmış ve yaşanan taciz atışlarının zaman zaman şiddetlenmesi üzerine
defalarca savaşın eşiğinden dönülmüştür.
Tarafların defalarca bir araya gelerek sınırlar başta olmak üzere mevcut sorunların
çözümünü ele aldıkları bilinmektedir. 20 Mart 1992 yılında Kiev’de Kırgızistan ve Tacikistan
sınırlarının belirlenmesi için “Bağımsız Devletler Topluluğu Üyesi Devletlerin Devlet
Sınırlarının ve Denizdeki Ekonomik Bölgelerinin Korunması Hakkındaki Antlaşma”
imzalanmıştır. Mart 1995’te Daşoğuz’da bir araya gelen Türkmenistan, Özbekistan,
Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan devlet başkanları “sınırların dokunulmazlığı ve toprak
bütünlüğünün teyidi” hususunda anlaştıklarını ilan etmişlerdir. Şanghay İşbirliği Örgütü’nün
kuruluş çalışmaları döneminde de sınır sorunlarının çözüme kavuşturulması[2] hususuna
özellikle vurgu yapıldığı görülmektedir.
26 Temmuz 2019 tarihinde ilk defa bir araya gelen Kırgızistan ve Tacikistan
Cumhurbaşkanları da sınır sorunlarının çözümünü ele almışlar fakat çatışmaların yaşanması
bir türlü önlenememiştir. 2005’te yaşanan Andican Olayları örneğinde görüldüğü gibi;
Fergana Vadisi’nde mevcut çok etnikli yoğun nüfus yapısı içerinde çeşitli uluslararası terör
örgütlerine mensup militanların hücresel yapılanmalarla varlıklarını sürdürmesine olanak
tanıması nedeniyle daha büyük çatışmalara kolaylıkla evrilme potansiyeli nedeniyle
sorunların acilen çözüme kavuşturulması elzem ve acil hale geldiği göz ardı edilmemelidir.
Üstelik ABD, Rusya ve Çin başta olmak üzere bölgeye yerleşmek amacında oldukları
biline emperyalist küresel güçlerin ve provokatörlerin varlığı kalıcı barışı mecbur kılmaktadır.
Bölge ülkelerinin liderleri çözüm sürecine başka ülke ve tarafları dahil etmeden, barış
kuvvetleri adıyla yabancı askerleri bölgeye sokmadan sorumluluklar üstlenerek, reel
durumlar üzerinden hareket ederek sorunları kendi aralarında bir an önce çözüme
kavuşturmanın yolları aranmalıdır. Zira çözümün mümkün olabilirliği Kırgızistan-Özbekistan
uzun bir sürecin ardından büyük oranda sınır sorunlarını hallettikleri görülmüştür. Ayrıca
Sovyet Rusya’nın dağılmasının ardından Çin ile sınırları olan bölge ülkelerinin sınır
sorunlarını kısa zamanda çözüme kavuşturdukları ortadadır. O halde Kırgızistan ile
Tacikistan da bir an önce sınır sorunlarını halledebilmelidir.
Dolayısı ile bazı tedbirlerin çözümü kolaylaştırabileceği mahallinde tespitlerle
mümkün olabilecektir. Zira sınırındaki çatışmaların genellikle iki ülke halkının bir arada
yaşadığı yerleşim birimlerinin sokaklarında meydana geldiği görülmektedir. Bu bölgelerde
etnik yapıların birbirinden nasıl izole edilebilirliği, yeni çatışmalara sebep olmadan nüfus
değişimlerinin master çalışmaları objektif kurullarca mahallinde araştırılmalıdır.
Sonuç Olarak;
Kırgızistan-Tacikistan sınır çatışmaları daha büyük bölgesel krizlerin ve çatışmaların
habercisi durumundadır. Her iki devlet yöneticileri ve karar alıcı mekanizmalarının inisiyatif
almalarıyla birlikte Türk Konseyi tarafından çözüm üretilebilmelidir. Çünkü Rusya, ABD ve
Çin başta olmak üzere emperyalist ülkelerin de yoğun ilgi alanında bulunan Fergana Vadisi,
aynı zamanda silah ve uyuşturucu kaçakçılığına ortam sağlaması, uluslararası terör
örgütlerinin rahatlıkla yapılanma imkânı bulabilme olanağına sahip olması gibi nedenlerin
bahane dilerek bölge dışı güçlerin müdahale etmelerine fırsat verilmemelidir. Zira Orta
Asya’dan Kafkaslar sahasına kadar geniş bir coğrafyanın istikrarı Fergana Vadisi’nin huzuru
ile doğru orantılı olduğu hatırdan çıkartılmamalıdır.
Fergana Vadisi’nde yaşanan sorunlar karşısında Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk
Konseyi’nin duruşu ve olaylara yaklaşımı da çok önemlidir. Olası bir çatışma durumunda
Türkiye Cumhuriyeti “Azerbaycan-Ermenistan arasında yaşanan Karabağ çatışmaları
örneğinde olduğu gibi”, Türk Devletleri ve akraba topluluklarına açık desteğini göstermelidir.
Çünkü Türk Devletlerinin birbirine olan destekleri uluslararası psikoloji açısından çok
önemlidir. Ayrıca Fergana Vadisi’nde sağlanacak olan barışın bir sonraki adımı Türk

Devletleri Birliğine uzanacak sürecin ilk kilometre taşlarını oluşturacağı hatırdan
çıkartılmamalıdır.
Son söz olarak; İki Kutuplu Dünya Sistemi’nin sona ermesiyle yaşanan sürecin
ardından yaşanan gelişmeler neticesi son yıllarda yeni bir dünya sistemi inşa edilmektedir.
Dolayısı ile bu sistemde Türk Devletleri ve akraba topluluklarının birlikte hareket edebilmeleri
halinde yeni dünya sistemi çok farklı bir konseptte oluşacak ve yeni sistem Türk Dünyası’nın
yükseldiği bir zamanı sağlayabilecektir. Türkiye ve Türk Devletleri karar alıcı mekanizmaları
bu süreci çok iyi değerlendirebilmek için hazırlıklı olmalı ve ortak projeleri çok iyi bir sistemle
işletebilmelidirler.
:

İsmail CİNGÖZ; Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı/M.A. – BULTÜRK Ankara Temsilcisi. cingozismail01@gmail.com
[1] Levent DEMİRCİ; “Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan’ın Kesişimindeki Sorunlu Vadi: Fergana”, Savunma Bilimleri
Dergisi, Kasım 2012, C. 11, S. 2, ss. 33-69.
[2] Abdrasul ISAKO; “Kırgızistan-Tacikistan Sınır Sorunları”, ANKASAM, 25.03.2019.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Pin It on Pinterest