31 Mart 1918: Azerbaycan Türklerine Yönelik Katliamın Yıl Dönümü

31 Mart 1918 (Mart Olayları), Bakü ve çevresinde binlerce Azerbaycan Türkünün Taşnak ve Bolşevik çetelerince katledildiği, tarihimizin en acı sayfalarından biridir.
Türk milletinin tarih anlayışı genellikle “zafer odaklıdır”. Bu durumun birkaç temel sebebi ve yansıması var:
Devlet Geleneği ve Moral: Genç Cumhuriyetlerin veya küllerinden doğan devletlerin inşasında, halka özgüven aşılamak için zaferleri ön plana çıkarmak pedagojik bir tercih olmuştur. Yenilgileri ve acıları sürekli taze tutmanın “eziklik psikolojisi” yaratacağı kaygısı güdülmüştür.
Unutma Refleksi: Bizler acıyı içimize gömüp yola devam etmeyi seçen bir kültüre sahibiz. Ancak bu “çabuk unutma” hali, ne yazık ki diplomaside ve uluslararası kamuoyunda aleyhimize işliyor. Başkaları yaşanmamış olayları bile bir “kimlik inşası” ve siyasi koz haline getirirken, bizler gerçek kayıplarımızı (Balkan bozgunu, Kafkasya katliamları, Kırım sürgünü gibi) dünyaya anlatmakta geç kalıyoruz.
Resmi Anma Konusu: Azerbaycan bu konuda son yıllarda önemli adımlar attı. 1998 yılında Haydar Aliyev’in imzaladığı kararname ile 31 Mart Azerbaycanlıların Soykırım Günü, olarak resmiyet kazandı. Bu, tarihsel hafızayı diri tutmak adına kritik bir virajdı.
Tarih yaddaşı (belleği) sadece zaferlerle değil, verilen kurbanlarla ve çekilen acılarla da tahkim edilir. Bir millet, neden kaybettiğini ve kimler tarafından zulme uğradığını unutursa, aynı hatalara düşme riskiyle karşı karşıya kalır.
31 Mart , sadece bir anma değil, aynı zamanda geleceğe dair bir uyanış çağrısı niteliğinde. Kaybettiğimiz her canı ve toprağı hatırlamak, bugün sahip olduklarımızı korumak için en büyük motivasyondur.
31 Mart 1918: Azerbaycan Türklerine Yönelik Katliamın Yıl Dönümü
31 Mart 1918, Azerbaycan Türklerinin tarihine kara bir gün olarak kazınmıştır. Bu tarihte Bakü başta olmak üzere Şamahı, Kuba ve çevresinde on binlerce sivil Türk, sistematik saldırılar sonucu hayatını kaybetmiştir. Yaşananlar, yalnızca bir çatışma değil; bir halkın varlığına yönelen ağır bir katliam olarak hafızalara kazınmıştır.
Tarih, Türk milletinin yalnızca zaferlerle değil, aynı zamanda büyük acılar ve kayıplarla da yoğrulduğunu göstermektedir. Ancak dikkat çekici olan, bu acıların çoğu zaman yeterince hatırlanmaması ve kurumsal düzeyde anma kültürüne dönüştürülememesidir.
Türk dünyasında genellikle fetihler, kahramanlıklar ve kurtuluş günleri ön planda tutulurken; kaybedilen canlar, uğranılan zulümler ve toplumsal travmalar çoğu zaman geri planda kalmıştır. Oysa milletlerin hafızası sadece zaferlerle değil, acılarla da şekillenir. Unutulan her acı, benzer trajedilerin tekrarına zemin hazırlayabilir.
31 Mart, bu yönüyle yalnızca Azerbaycan’ın değil, tüm Türk dünyasının ortak hafızasında yer alması gereken bir gündür. Bu tarih, geçmişte yaşananların unutulmaması, gelecek nesillere aktarılması ve benzer acıların bir daha yaşanmaması adına bir farkındalık günüdür.
Unutulmamalıdır ki; tarihini hatırlayan milletler geleceğini daha sağlam inşa eder.


