Viking (Futhark) ile Göktürkçe ses denkliği bulundu

Sənan Qılıncarslan Qacar

Eskiçağ İdil boyundaki Gelon halkının ismini etnolojik olarak hâlâ varolan ve ortaçağda da geçen Yılan boyu ile eşleştirmiş ama yine – gine denkliği gibi bir iki örnek dışında dil delili bulamamıştım. Viking (Futhark) g sesi veren X harfi ile Göktürk d sesi veren X şekilce aynı. Yılan kelimesi Göktürklerde değil ama Bulgar (Hun?) çağında dilom olarak geçiyor. Zaten g > d > y geçişi beklemeliyiz. Yani Türkçenin bir döneminde g- olan ses takip eden dönemde -d haline geliyor ama biz aynı işaretle yazmaya devam ediyoruz. Böylece hem Viking ve Türklerdeki iki harfi eşliyoruz, hem de Türk yazısının en az Hun çağı öncesinde ortaya çıktığına bir delil daha buluyoruz. Türklerin sanıldığı gibi Altay dağlarının doğusunda değil Batısında yaşadıkları tezini ileri sürüyor. Prof. Osman Karatay, Hırvat Ulusunun Oluşumu adlı çalışmasında, “Genel olarak Türklerin Altaylarda türeyip etrafa yayıldıkları kabul edilir, ancak beyaz ırktan olmaları sebebiyle beyaz kütleden koparak oraya gitmiş olmalarının gerekliliği ve Batı Sibirya’da aynı dönemde aynı özellikteki akrabalarının bulunması Ne’meth’in dil delili de eklenince bu konu üzerinde tekrar ve iyi düşünmeyi gerektiriyor. Türklerin anavatanının doğuda değil Togan’ın ifadesiyle Tanrı dağları ve Aral arasında olduğuna şüphe kalmıyor… (…) Yerinden oynayan taşları tekrar yerleştirmek gerek. Türklerin ilk yurdu Batı Sibirya ve Kazak bozkırlarında, belki daha da batıdadır” diye yazıyor. Bu anlamda Prof. Dr. Osman Karatay’ın Türk Fin dilllerinin akrabalığı üzerine verdiği örnekler şöyle: “Türk ve Fin dillerinin akrabalığı konusunda çok daha öncesinde fikirler serdedilmiş olmakla birlikte bu konuyu bir mantığa oturtarak önemli bir tarih meselesinin çözümüne katkıda bulunan, belki noktayı koyan kişi Macar alim Nemeth olmuştur. Buna göre eğer bu diller akrabao ise ve Fin-Ugorların anavatanı Urallar olduğuna göre Türklerin esas yurdunun da bunun komşuluğunda olması gerekir. Burası ancak Kazak bozkırı olabilir. Türkler Altayların doğu eteklerinde değil 5 000 km batıda, Aral boylarında Arilerle komşu idiler. “Bu durumda bozkırdaki bütün taşlar yerinden oynuyor. Ya Fin-Türk akrabalığı rededilerek ‘status quo’ korunacak ya da Sakalar (İskit) ve Sarmatlar başta olmak üzere bozkır kavimleri ve tarihi yeni bir mantık süzgecinden geçirilerek yeniden yorumlanacaktır. “Bu birincisi mümkün gözükmüyor. Dilbilimin cümle ve kelime kuruluş ve kullanışını inceleyen alanların ya da ses olaylarına değişimlerine hiç girmeden, avami bir bakışla, bu dil(ler)in en temel kelimeleri olan zamirlerine bakılarak bile benzerlikler görülebilir. İşte Fn-Ugor dil topluluğunun en batıdaki dilleri olan Fince ve Estonca misaller: mina ‘ben’, sina ‘sen’, han ‘o’, minun ‘benim’, sinun ‘senin’, hanen ‘onun’. “Türkçe isim fiil ekinin aynı olan -ma ile mastar yapımı: jouma ‘içme’, kuolema ‘ölme’, purema ‘ısırma’. Çoğul tıpkı Moğolcada ve eski Türkçedeki gibi ‘t’ ile yapılıyor. Sula kelimesi erimiş, sıvı demek. Türkçe sulu gibi bir şey. Viisi kelimesi ‘b’ ve ‘ş’ sesi bulunmayan bu Fincede ‘beş’ demek. Estoncada bu viis biçiminde. Setsi kelimesi, Türkçenin en eski şeklini koruduğunu kabul etmemiz gereken Çuvaşçada siççi ‘yedi’ ile neredeyse aynı. (…) “Dolaysıyla Türklerin anayurdu Asya’nın hayli batısına kaydırılarak yeni bir harita çizilecektir. Bunu Avrasya sorununun çözümüne Fin katkısı olarak adlandırmak mümkün

Osman Karatay

Pin It on Pinterest