Tovuz’da Şah Kartalını Akbaba İle Sınamak

Kuzey Azerbaycan toprakları kanatlarını açmış, Hazar’a doğru süzülen bir kartala benzer. Adını Avşarlardan (Afşar, Alpşar) aldığı da söylenen Apşaron Yarımadası’nda yer alan Bakü ilimiz de bu kartalın başıdır. Yine -başta Karabağ olmak üzere- Kuzey ve hatta Güney Azerbaycan topraklarında yoğun olarak varlığını sürdüren Avşarların ongunu da şah kartalıdır. Haliyle Tovuz’da, şah kartalının akbabayı perişan ettiğini gördükçe göğsümüz kabarıyor. Hele de gagasını pençesini bağlayan onca engele, etkene (factory) rağmen.. TBMM’de bulunan AKP, CHP, MHP, İP dörtlüsünün Azerbaycan konusunda yerli ve millî bir duruş sergilemelerini de her türlü övgüye değer (takdire şayan) buluyoruz. Azerbaycan halkının demokratik ve hatta “yaşamak” gibi temel haklarına kulağını tıkayan, Ayasofya’nın cami olmasına karşı çıkan zaten söz konusu Türkler ve/veya Müslümanlar olunca hiçbir zaman yerli ve millî ol(a)mayan daha da kötüsü taşra örgütlerine çektiği yoksul aile çocuklarını ayartıp dağa kaldıran HDP adlı “halkların bilmem nesi”ne gelince… Ermeni cinayet (terror) örgütü Asala’nın gayrimeşru çocuğu olan PKK’nın Gâzi Meclis’teki (parlamento) uzantısından; aymazlık (gaflet) ve sapkınlık (dalalet) ve hatta hainlik (hıyanet) içerisinde bulunan sersefil takımından başka ne beklenirdi ki zaten?!.

Azerbaycan ve Türkiye bu günlere nasıl geldi? Hazırlıksız bir savaş sıkıntı… Hem Türkiye hem Azerbaycan önce hazırlık yaptı. Silah sanayini geliştirdi. Özellikle Atatürk’ün ölümünden sonra ABD’nin dizinde uykuya yatan ve 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan sonra yediği Amerikan ambargosu daha doğrusu kazığı ile ölüm uykusundan uyanan Türk savunma sanayi 1980’li yılların ortalarında başlattığı yerlileşme/millîleşme çabaları 2020’lerin başında büyük bir atılıma dönüşerek dosta gurur ve güven, düşmana korku veren bir düzeye erişti. Öyle ki geliştirilen ışın (lazer) silahı ile Çin yapımı siha düşürülecek, elektromanyetik silahla Fransa’ya ait savaş gemisi uyuşturulup atılacak kadar hem de.

2016’da Türkiye’nin doğalgaz gereksiniminin % 50’sini karşılayan Rusya 2020’de pazar payının % 35’ini kaybetti. Türkiye, geçmişte yapılan hatalar yüzünden Rusya ve İran’a bağımlı hale gelen ve hatta dünya doğalgaz piyasasının çok üstünde fiyatlarla gaz almasının yanı sıra özellikle kış aylarında hem Rusya’nın hem İran’ın gazı stratejik bir silah gibi kullanmasını da sineye çekmek zorunda kalıyordu. Öyleki Ruslar 25-30 dolara Türkmenistan’dan aldıkları doğalgazı Türkiye’ye 110 dolarlara çıkan bir bedelle satıyordu. Türkiye bu hatadan çabuk döndü ve kaynak çeşitliliğini arttırdı. 2020 yılının ilk yarısına gelindiğinde Türkiye’nin doğalgaz sağlayıcıları (tedarikçileri) arasında % 34,80 ile Azerbaycan 1. sırada… Onu % 13 ile Cezayir, % 11 ile ABD, % 10 ile Trinidat ve Tabaco, % 9,94 ile Katar, % 3,1 ile Nijerya gibi ülkeler izliyor. Rusya ise Türkiye pazarında % 17,86’ya gerilemiş durumda.. Bu olumlu ve de uğurlu gelişme Azerbaycan’ın Türkiye’ye sağladığı iktisadî (economic) katkılar ile Türkiye’nin Azerbaycan’a sağladığı askerî katkılar sayesinde oldu kuşkusuz. Haliyle Tovuz, Azerbaycan için olduğu kadar Türkiye için de can damarı.. Bakü-Tiflis-Ceyhan neft (petrol) boru hattı buradan geçiyor. Kısa adı TANAP olan ve Hazar doğalgazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacak olan Trans-Anadolu Doğalgaz Boru Hattı buradan geçiyor. Yine insan ve yük taşımacılığının (lojistik) bölgedeki en önemli ayağı olan Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattı da Tovuz’dan geçiyor. Bu yönleriyle Tovuz, siyasî ve iktisadî açıdan Gürcistan’ı da yakından ilgilendiriyor. Öte yandan tarihî açıdan Azerbaycan toprağı olan, nüfusu Kıpçak Türklerinden oluşan Borçalı’nın SSCB (Stalin) döneminde Gürcistan’a verilmesi dahası günden güne güçlenen Azerbaycan’ın günün birinde öz topraklarını geri isteme olasılığı Gürcistan’ı da tedirgin ediyor olsa gerek. Ve Tebriz merkezli Güney Azerbaycan’ı elinde tutan İran’ı da!.. Şu durumda Ermenistan’ın, Azerbaycan’ı Rusya ile savaştırmak suretiyle onun gücünü törpületme amacı güden ucuz siyaseti -Türkiye hariç- Azerbaycan’ın bütün komşularının işine gelmektedir. Doğal olarak en çok da tarihî Azerbaycan yurtları üzerinde kurulmuş çakma bir devletçik olan Ermenistan’ın.. 100 yıl önce nüfusunun % 90’ı Türk olan Revan’ı (Erivan) başkent yapan Ermenistan’ın.. Ama görünen o ki Türkiye, Ermenistan’ın oyununu bozmuştur ve bundan sonra da bozmayı sürdürecektir.

ABD bölgeden çekilirken, Akdeniz’e yerleşmeye çalışan ve Libya’da köşeye sıkışan ve bunun için de Kafkasya’da yeni bir cephe açarak elini güçlendirmeye çalışan Rusya başta olmak üzere Fransa, Mısır, İran gibi bölge ülkelerine rağmen Türkiye & Azerbaycan ikilisi Kafkasya-Balkanlar-Ortadoğu üçgeninde bölgenin yeni cihan (super) devleti olmaya doğru gidiyor. Anadolu ve Azerbaycan Türklüğünün tarihine göz atılınca geçmişte dinî ve/veya siyasî aymazlıktan, bağnazlıktan ve hatta yobazlıktan kaynaklanan sayısız hataların yapıldığı görülüyor. Benzer hatalar Türkistan’ın geçmişi için de söz konusu… O halde en azından bundan sonra pîrimiz Hacı Bektaşi Veli’nin “Bir olalım, iri olalım, diri olalım.” sözü düstur bilinmeli; “Azerbaycan’ın sevinci bizim sevincimiz, kederi bizim kederimizdir.” diyen Gâzi Mustafa Kemal Atatürk’ün vasiyetine uyarak bir daha asla “Boraltan” gibi acılara, facialara izin verilmemeli; “önce Oğuz birliği” diyen Mehmet Ziya Gökalp’ın stratejisi uygulanmalı; ağabeyi İsmail Enver Paşa’nın emriyle Kafkasları aşan Nuri Paşa’nın yolundan gidilmeli ve çekirdeği Anadolu ve Azerbaycan hattındaki Türklerden oluşan -ilk aşamada- en az 140-160 milyonluk yeni bir Selçuklu Devleti kurulmalıdır. Ve kurulacaktır da!.

Aziz Dolu Atabey
Aziz Dolu Atabey

Aziz Dolu Atabey

Serik-17.07.2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest