GenelGüncelKültür SanatTürk Dünyası

Kızıl Elma Dergisinde Dış Türkler – Erdem Yılmaz

Kızıl Elma Dergisi’nde Dış Türkler

1947-1948 yılları arasında 16 sayı olarak Ankara’da çıkmıştır. İmtiyaz sahibi ve yazı işleri müdürü Mustafa Tatlısu’dur.

Cuma günleri çıkar, siyasi milliyetçi mecmua sloganıyla çıkan derginin yazarları arasında Atsız, M. Sadık Aran, Feridun Osman, Müfide Ferit, Müftüoğlu,Zeki Velidi Togan,HasanFerit,Abdullah Ziya Kozanoğlu,İsmail Suphi Sosallıoğlu gibi isimler bulunmaktadır.

“Dış Türklerden Haberler”, Sayı 1, Ekim 1947, s.7

İran’da başlığı altında; Türk milletinin ve Yakın doğu ülkelerinin düşmanı olarak, Rusya’nın kızıl komünist ordularının 1941 yılında İran’ın Kuzey-Batı bölgesinde yaşayan 5 milyon Azerbaycan Türklerinin bulundukları yerlerin işgal edilmesi belirtilmiştir.

Azerbaycan Türkleri Ne İstiyordu? Başlığının altında; Azerbaycan Türklerinin, İran’ın bugünkü toprak bütünlüğünü bozmadan medeni ve insani olan haklarını talep ettiklerini ve İran devlet adamlarının bu taleplere riayet edeceklerine dair vaatlerin verildiği belirtilmiştir. Bununla beraber İran-Tahran ordusunun Tebriz’e girdiğini ve yaptıkları ilk işin Türkçe kitapları yaktırmak olduğuna vurgu yapılmıştır. İran’da Türk bulunmadığına dair iddialara ise cevap verilmiştir. Türkiye ile kıyas yapılarak, Türkiye’de Ermeni, Rum, Yahudi azınlıklarının milli okulları, gazeteleri ve kitapları olduğunu vurguladıktan sonra İran’da bunun tam tersi bir politika izlendiği belirtilmiştir.

San’anmahlasıyla Ağladı Geçti-Esir Türk İllerine- adlı bir şiir de yazı içerisinde bulunmaktadır.

“Dış Türklerden Haberler”,Sayı 2, Kasım 1947,s.6

Balkanlarda başlığı altında; Bulgaristan’da 1947 yılının son ayları içerisinde Türk Milleti ve Türkiye aleyhine sistemli bir söz ve yazı propagandası yapıldığına dair bilgi verilmiştir.Bulgar gazetelerinin ve Trakya komitesinin, Rus gazetelerinden yola çıkarak komünist propagandası yapıldığının ve Türkiye aleyhine yazılar yazıldığı belirtlilmiştir.

Devlet Başkanının (Bulgaristan-VasilKolaraf) Varna’da ve Filibe’de Bulgar genç subaylara nişan verirken söylediği nutuklarda Türk düşmanlığı yapıldığı yazı içerisinde geçmektedir.

Trakya’nın Bulgaristan’a iade edilmesi iddiasına karşı “Gospolinler…buyurunuz,sizi bekliyoruz!” şeklinde karşılık verilmiştir.

“Dış Türklerden Haberler”,Sayı 3, Kasım 1947,s.6

3.Sayı “Atsız’la Konuştum” başlığı altında ve genel manada Türkçülük üzerinde durulduğundan dolayı Dış Türkler konusu işlenilmemiştir.

M.SadıkAran,“İki Türk Dünyası”,Sayı 4 , Kasım 1947,s.3

20.yüzyıl içerisinde Hindistan ve Pakistan’da gerçekleşen kurtuluş hareketleri yazı içerisinde belirtilmiştir. Arap dünyasının parça parça da olsa yabancılardan kurtarıldığı ve birbirleriyle yardımlaşma yapıldığına vurgu yapılmıştır. Uzak doğudaki Endonezya’daki yerli halkında kurtuluş hareketleri içerinde bulunduklarını ve bu durumun dünya milletleri içerisinde sevinç uyandırdığı belirtilmiştir. Bu sevince Türkiye Cumhuriyeti’nin de katıldığını söyledikten sonra iki Türk dünyası olduğu bahsine geçilmiştir.Aran’ın dile getirdiği iki Türk dünyası;

1-Müsatik, hak ve hürriyet sahibi Türkiye Cumhuriyeti

2-Müztarib ve yabancıların mahkûmu bulunan Türk dünyası

İkinci Türk dünyası olarak belirttiği ve yabancıların mahkumu olarak dile getirdiği nüfusun, Türk ulusunun dörtte üçünü teşkil ettiğini dile getirdikten sonra Türk aleminin param parça bir durumda olduğunu belirtmiştir. Bu Türk ülkelerinden bir kısmının ise sınırdaş olunmasına rağmen kötü durumda olmalarında ki sebeplerin arasında Osmanlı saltanatı içerisinde bulunan idarecilerinde sayılması gerektiği hakkında vurgu yapılmıştır.Komşu ülkelerde yaşayan Türk ulusunun hali böyle iken uzaktaki Türklerin daha da kötü durumda oldukları da belirtilmiştir.

M.SadıkAran,“İki Türk Dünyası”,Sayı 5, Kasım 1947,s.6

Osmanlı saltanatının hatalarına tekrar değindikten sonra Aksak Temir’in Osmanlı Devleti ile münasebetleri ve çekişmelerinin hangi raddede olduğu belirtilmiştir. Osmanlıların uzakta bulunan Türk soydaşları için bir tek damla akıtmadığını vurguladıktan sonra her zihniyeti “Osmanlılık” olan bir devletin Türklüğü düşünmesine imkân olmadığı dile getirilmiştir.

Mahkûm Türklerin ise, kendi ızdırap ve dertlerini unutarak son kale olan Türkiye’nin varlığı ile övünüp savunmaya çalıştıkları ve bazı umutlar besledikleri belirtilmiştir.

M.SadıkAran,“Azerbaycan Meselesinin Yenilenmesi”,Sayı 6, Aralık 1947,s.6

Güney Azerbaycan konusu bu başlık altında işlenmiştir. İran-Fars hükümetinin İran bayrağı altında yaşayan milyonlarca Türke ortaçağ derebeylik usulü tatbik etmekten, cebir, şiddet ve imha siyasetinden vazgeçmesi gerektiği belirtilmiştir.

Dünya değişmekte iken İran hükümetinin, nüfusunun yarısına en azından medeni milli hakları tanımamakla birlikte tanımamak için ısrar ettiği vurgulanmıştır. Bununla beraber bu hakları İran hükümetinin tanıması halinde hem Türk dünyasının hem de dünyanın takdirinin kazanılacağı belirtilmiştir.

Yazının sonu ise Tevfik Fikret’in “Millet Şarkısı” şiirinden “Hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır…”  kesitle bitirilmiştir.

Necdet Babila,“Türkeli Kurtulacaktır”,Sayı 7, Aralık 1947,s.15

Yedinci sayı içerisinde Türkçü parti nasıl kurulmalı konularına genel manada yer verilmiştir. Bununla beraber Nihal Atsız’ın “Kurtarılmamış Türkeli” yazısı münasebetiyle Necdet Babila, “Türkeli Kurtulacaktır” şiirini kaleme almıştır. Son dörlük şu şekildedir:

“Bütün Türkler birleşip bir devlet olacaktır,

Bundan şüphe edemem: Türkler kurtulacaktır,

Kızıl cellat Moskoflar belayı bulacaktır,

Bu yolda kan dökmeyen sayılır mı hiç Türkistanlı?”

Sadık Ok,“BiziBekliyorlar”,Sayı 8, Aralık 1947,s.15

Sekizinci sayı içerisinde Türk Ocakları ve Halkevlerine genel manada yer verilmiştir.Bununla beraber Sadık Ok’un “Bizi Bekliyorlar” adlı şiiri Dış Türkler konusunu işlemektedir;

“Tanrı dağı Türk’lerin Tanrılaşan dağıdır

Bak neler fısıldıyor Türkelinden gelen bad…

Çine saldıran neslin Ötügen otağıdır.

Ey, arkadaş hazırlan bizi bekliyor KÜRŞAD!…”

A.M.H.Y. “Rusyali Bir Kırgız Kızı”,Sayı 9, Aralık 1947,s.1

Dokuzuncu sayının kapak resmi olarak Kırgız bir kız seçilmiştir. Derginin ilk sayfasında ise resim hakkında bilgi verilmiştir. Bahsedilen resimde ki kızın sefil halde olduğunu ve Rusya’daki Kırgızların, Bolşeviklerin cennet dedikleri illerde maalesef diyerek sefil halde yaşadıklarına vurgu yapılmıştır. Rusya’daki Kırgızların Bolşevik ihtilalinden önce zengin olduklarını ve içlerinde 20-25000 koyun sahibi olan çobanların olduğunu söyledikten sonra Bolşeviklerin yüzünden fulusuahmere muhtaç edildikleri belirtilmiştir.

A.M.H.Y., “Kırgızlar ”,Sayı 10, Ocak 1948,s.8-9

Kırgızlar için; Afganistan, Çin ve Rusya’da sakin Türklerden olduğu belirtilmiştir.3.000.000 mil kadar bir araziye iskân ettikleri dile getirildikten sonra illerinin step yani bozkır olduğu söylenmiştir. Nüfusça 5.000.000 olduğu belirtilmiştir. Bu sayının kesin olmayacağı bunun sebebinin ise siyasi olduğu söylenmiştir. Rusya’dakilerin Kazak, Çin’dekilerin Kara Kırgız ve Afganistan’dakilerin Kırgız olarak adlandırıldığı dile getirilmiştir. Manas destanı hakkında bilgi verildikten sonra Mağcan Cumabay, Bükay ve Çokan gibi önemli isimlerinde Kırgız olduğu vurgulanmıştır. Kırgızların üç orda (bölüm)ya ayrılmalarının zorunlu olduğunu ve bunun zıt olarak yaşamalarında sebep teşkil ettiği belirtilmiştir. Kırgızların hala uyanık olduğu ve istikballeri için uğraşılması gerektiği vurgulanmıştır.

Osman Nurettin Tüksel, “Haykırış”,Sayı 11, Ocak 1948,s.15&Mustafa Çobanoğlu, “Haydi”, Sayı 11,Ocak 1948

On birinci sayı içerisinde iki şiir Dış Türkler konusuna değinmiştir. Tüksel’in “Haykırış” şiiri;

“Bir gün olur Türkistan’a varılır,

Gök boşanır, Kara toprak yarılır,

Türk olanlar birbirine sarılır…”

Diğeri ise Çobanoğlu’nun “Haydi” şiiri;

“Koşalım Altaylara, koşalım Ötüken’e

Desinler ki Türklerin akını varmış gene

Gün olsun gözümüzde uzayan koca sene

Daralan ufukları yıkmak gerekmiş haydi!”

TÜRKÇÜ, “Dil Birliği ”,Sayı 13, Ocak 1948,s7-14

Acı bir olay olarak konuya başlanılmıştır. Acı olay ise, Karakeçili, Türkanlı, Aydınlı, Atamlı, Karalar, Canbeğli, Kırgız, Kazak gibi Türk soyundan olan aşiretlerin ve boyların Türkçe konuşmadıkları olduğu söylenebilir.2,5 milyon Türkçe konuşmayan ırkdaşlarının olduğu belirtildikten sonra kendilerini Türk bilmeyen insan, milli varlığa bir çıbanı olarak daha kaç 25 yıl yaşayacaklardır? Sorusu sorulduktan sonra Bu çıbanın büyümesi bütün Türk vücudunu zehirleyip yok etmesi mi beklenmektedir diyerek sitem edildiği söylenebilir. Bahsedilen aşiretlerin ve boyların neden Türklük potasında eritilmemiş ve Türkçe konuşturulmadığı konusu da vurgulanmıştır.

İktidar sahipleri için ise Türkçe konuşmayan soydaş ve vatandaşın Türkçe konuşmaları için gayret etmedikleri, Türk aydını ile Türk köylüsünü uydurma sözler, kelimeler ve tabirlerle birbirlerini anlamaz hale getirildikleri belirtilmiştir.

Son olarak ise Türk Bayrağının dalgalanması gibi Türkçenin de tüm soydaşlara öğretilmesi ve konuşturulması için çaba gösterilmesi üzerinde durulmuştur.

Yavuz Yegin, “Akacağız Turana”,Sayı 15, Nisan 1948,s14&Reşad Kazım, “Kızılelma”,Sayı 15, Nisan 1948,s.13

On beşinci sayıda Stalin’den ve Rusların vatanlarına dönmeme düşüncesi üzerinde durulmuştur. Bununla beraber Yavuz Yegin’in “Akacağız Turana” adlı şiirinden bir dörtlük sayı içerisinde bulunmakta ve Dış Türkleri konu almaktadır;

“Kurtulacak anayurt bu esaret dağından,

Güneş doğmak üzere yine Tanrı Dağından,

Köpürmüş bir sel gibi Ötüken otağından,

Yağız atlar üstünde AKACAĞIZ TURANA.”

Reşad Kazım ise “Kızılelma” başlığı altında yazdığı yazıda, Türk mitolojisinde milli ülkünün adının Kızılelma olduğunu belirtmiştir. Ziya Gökalp’in bir kısım yazılarında Kızılelmayı zikrederken bazı zamanlarda Turan için kullandığını vurgulamıştır. Kızılelma dergi-sininde ilk sayısından itibaren “Türklerin milli ülküsü” olarak adlandırıp sanatın her sahasında işlenmesi gerektiğini belirtmiştir.

Kızılelma Dergisi, Sayı 16, Nisan 1948

Bir Işık başlığı altında Türk dünyasını ele alan Emekli General H. Emir Erkilet, Türk dünyasının ufuklarında doğan bir ışık olduğunu belirtmiştir. Henüz uzak olmasıyla birlikte ideal taşıyan her Türkün bunu göreceğine vurgu yapmıştır. Dünyadaki badirelerden ve çözümlerinden bahsettikten sonra yazısını baltık devletleri, Polonya, Ukrayna, Kırım, İdil-Ural, Kafkasya, Türkistan, Sibirya ve Yakutistan’ın tam istiklallerine ulaşmadan bu memleketlerde ki kavimlerin kendi aralarında “moskof” tehlike ve “tecavüzüne” karşı konfederasyon kurmadıkça dünya daimiş bir barış devresine kavuşamayacağını söylemektedir(s.14).

Bir Moskofçu Derginin Gülünç İddiaları başlığı altında Türkiye’deki Türkçü-Turancı isimleri, bir dergide hayalperest olarak nitelendirilmesine karşı Nejdet Sançar tarafından cevap niteliğinde bir yazı olduğu söylenebilir. Sançar, Irkçı-Turancıların yabancı ülkelerde kalan toprak ve servetlerini tekrar ele geçirmek niyetiyle Türkiye’yi “macera” politikasına sürüklemek istedikleri iddiasına cevap vermektedir. Yabancı ülke adı verilen toprakların yabancılar tarafından gasp edilmiş öz Türk toprakları olduğunu belirtmiştir. Türk milliyetçilerinin ise topraklara derginin gösterdiği gibi maddi bağ-larla değil, tamamen manevi duygularla bağlı olduklarını vurgulamıştır. Sonrasında ise Sançar “Mesela ben, kendi devletinin ülkesinde bile bir karış toprağı olmayan ben, acaba Moskof pençesindeki Türk yurtlarında kalmış hangi toprak ve servetim için devletimi maceraya atmaya niyet etmiş olabilirim?” diyerek maddi değil manevi duygularla bağlı olduğunu belirtmiştir (s.6-15).

Ali Sevtürk’de Özlem adlı şiirinde Dış Türklerden bahsetmiştir;

“Ağla… dertli kardeş. Bitmez figanın,

Kızıl pençelerde kalmış (Turan) ın,

İşte bu ders beni (Sana)b bağlıyor… (s.12)”

Kaynakça

Yılmaz, E. (2023). II.Dünya Savaşı Yıllarında Türkiye’de Türk Dünyası Algısı, Kutlu Yayınevi

Kırım'ın Sesi Gazetesi

27 Şubat 2015 Tarihinde hizmet bermege başlağan www.kiriminsesigazetesi.com maqsadı akkında açıklama yapqan Mustafa Sarıkamış İsmail Bey Gaspıralı’nıñ bu büyük mirasına sahip çıqmaq ve onun emellerini yaşatmaqtır. Qırımtatar Türkleriniñ ananevî, körenek, ürf, adet kibi yaşamlarında ne bar ise objektif şekilde Dünya cemiyetine taqdim etilmektir.

Pin It on Pinterest