Tarihin en Acımasız Diktatörü , Milyonların Katili ve Rus Komünist Lideri Josef STALİN

Dünyanın gelmiş geçmiş en zalim insan olarak tarihe geçen Stalin , Gürcü asıllıdır. 1879 yılında Gürcistan’ın Gori kasabasında dünyaya geldi. Babası fakir bir kunduracı , annesi ise dindar bir çamaşırcı kadındı.
Çocukluğu yoksulluk içinde geçen Stalin , on bir yaşında babasını kaybetti. Annesinin baskısıyla da Ortodoks İlâhiyat okuluna girdi. Ancak , aykırı fikirlerinden dolayı okuldan atıldı.
Marksist hareketlere katılan Stalin , Bolşevikler kanadında yer aldı ve Lenin’i yakından tanıdı. 1902 yılında tutuklanıp Sibirya’ya sürgüne gönderildi. Ancak o kaçarak tekrar Tiflis’e döndü. 1905 yılında Bakü Bolşevik liderliğine getirildi. 1912 yılında da tekrar tutuklandı. Ama yine kaçarak kurtulması üzerine kendisine “Çelik Adam” anlamına gelent “STALIN” denildi.
1917 Komünist İhtilâlinde önemli bir rol oynamadıysa da yine kendine özgü kurnazlık ve hile ile 1922 yılında Komünist Partinin genel sekreteri oldu. Ancak , Lenin’den sonra İkinci adam olamamıştı. Çünkü , ünlü komünist Troçki’nin gölgesinde kalıyordu. Troçki ortadan kaldırılmadan kendisine ikinci adamlık veya Lenin’den sonra liderlik mümkün olmayacaktı. Çünkü Lenin , kendisinden sonra parti liderliğine Troçki’yi vasiyet etmişti. Ancak Stalin bu vasiyeti gizlemeyi başararak , Lenin’in 1924 yılında ağır bir felç hastalığından ölmesinden sonra , herkesi şaşırtan bir manevrayla liderlik koltuğuna oturdu.
Stalin makamını kuvvetlendirip , Sovyetler’in mutlak diktatörü olmak için kalburüstü komünistlere karşı kanlı bir katliam başlattı. Diğer yandan da , Lenin’in koyduğu kısmî esnekliğe yönelik ekonomik politikayı yürürlükten kaldırarak , bunun yerine bütün işçi ve köylüleri toplu halde isyana götürebilecek katı prensipler taşıyan ekonomik görüşlerini uygulamaya başladı.
Stalin devri o kadar vahşiyane ve kanlı geçiyordu ki , bu korkunç zulüm hareketinin “İnsanlık tarihinin en barbar dönemi” olduğunu bizzat Kuruşçev itiraf etmişti.(Wingast , 1980 : 205)
Stalin , muhaliflerine karşı ünlü temizlik harekatına en büyük rakipleri olan Kirov’u öldürtmekle ve Troçki’yi de sürgüne göndermekle başlamıştı. Kızıl ordunun kudretli komutanı Troçki , Stalin’in kanlı niyetinden kurtulmak için önce İstanbul’a sonra da Meksika’ya kaçtıysa da , Stalin’in emriyle öldürülmekten kurtulamadı.
Bundan sonraki birkaç yıl içinde , 1917 İhtilâlinde Komünist Parti liderleri olan ve Lenin yönetiminde bulunan pek çok kişi , Stalin tarafından ihanetle suçlanarak idam edildi. Daha sonra temizlik harekatının başında bulunan gizli polis lideri Yago’da da yargılandı , ihanet ettiğini itirafa zorlandı ve idam edildi.
Stalin , 1935’te temizlik harekatını Komünist Parti ve Sovyet silâhlı kuvvetleri içine uzattı. Meselâ , 1934 Parti Kongresinde seçilen Merkez Komitesi’nin üyelerinin üçte ikisi ihanetle suçlanarak öldürüldü.
Stalin’in gizli polisi acımasızca kullanması , keyfi tutuklama ve idam programı , iktidarını en hafifçe eleştirenleri hapse atması veya çalışma kamplarına göndermesi , halkı boyun eğmeye zorlamıştı. 1930’lu yılların başında Stalin’in emriyle milyonlarca köylü ya öldürüldü veya açlıktan ölmeye terk edildi. Böylece en sonunda politikası hakim oldu.
Stalin’in zulmü , tarihin en gaddar katliamı ve en insafsız kıyımı haline gelmişti. Öyle ki;
Stalin zamanında SSCB’de olanlar , zihinlerin alamayacağı kadar korkunçtu. Tarihin en cani insanı , tarihin en korkunç katliamlarını yapıyordu.(Marchorko , 1982 : 61)
Bu katliamlar sırasında , 5 mareşalden 3’ü , 16 ordu komutanlarından 14’ü , 8 amiralden 8’i , 67 kolordu komutanlarından 61’i , 133 tümen komutanlarından 130’u , 599 tugay komutanlarından 211’i , 11 harp komiseri yardımcılarından 11’i tasfiyeye uğradı , 35 bin subay kadrosundan yarısı ya idam edildi , ya da hapse atıldı.(Conquest , 1981 : 136)
“…Milyonlarca yorgun , bitkin ve perişan işçi ve köylüler , Stalin politikasına karşı olumsuz fikir sahibi oldukları için , kışın ortasında Sibirya’nın beyaz cehennemine ölüme gönderildiler. Tabiî ki kurtulan olmamıştı”(Soljenitsin , 1983 : 35)diyen Aleksandr Soljenitsin , büyük çoğunluğu Stalin devrinde olmak üzere komünist rejime karşı geliyor. Çünkü,”Benimle olmayan bana karşıdır” diyen Stalin , bütün Sovyet insanını karşısına almıştı.
Philip Vander Elst imzasıyla ünlü “The Daily Telegraph” gazetesinde yayınlanan bir araştırmada Sovyet istatistiklerinden de faydalanılarak söz konusu gerçek şöyle anlatılır:
“1917 Komünist İhtilâlden bu yana komünist hareketli bütün dünyada 142 milyon insanın hayatına mal olmuştur. Buna göre , 1821 – 1906 tarihleri arasında Çarlık Rusyasında siyasî cinayetlere kurban gidenlerin sayısı 997’yi bulurken , Lenin’in iktidarda olduğu 1917 – 1923 tarihleri arasında “Oportünist” olarak damgalanan 1.861.568 kişi öldürülmüştür.
Profesör Kuganov ‘un 14 Nisan 1964 tarihli “Novie Rousekoi Slov” dergisinde yer alan resmî Sovyet istatistiklerine dayanarak yaptığı demografik çalışmaya göre , 1917 ile 1950 tarihleri arasında büyük ölçüde Stalin’in olan toplam kurban sayısı 66 milyon civarındadır.”(Hakes Dergisi , 1979)
Stalin’in SSCB Müslümanları üzerindeki zulmü de dayanılmaz boyutlardaydı.
“Türkistan’da 14 bin Kafkasya ve Kırım’da 8 bin , Tataristan ve Baş Kurdistan’da 4 bin cami ve mescit yıkıldı veya tahrip edildi. Müslüman din alimleri olarak katledilenlerin miktarı 300 binin üzerinedir. Sibirya’nın acımasız soğuğuna sürgün edilenler ise , milyonlarla ifade edilmektedir. Bununla da yetinmeyen Stalin , İslâm’ın ilim merkezleri olan Buhara , Semerkant , Kokant , Derbend , Timurhan , Kaşgar , Almasta ve Tirmi gibi şehirlerdeki mevcut milyonlarca Kur’an-ı Kerim’i , Hadis kitaplarını ve İslâmî kaynakları yaktırdı.” (Rehber Ansiklopedisi)
Stalin , ihtilâlin tehlikeye düşmesinden korkarak 1939 yılında Hitler ile “saldırmazlık” paktını imzaladı. Böylece ani bir geri dönüşle İkinci Dünya Savaşının çıkmasına zemin hazırlamış oldu. Durumdan yararlanan Stalin , Polonya’yı , Finlandiya’yı , Romanya’nın bir kısmını ülkesine kattı. Savaş sonu Almanya yenilince işgal ettiği toprakları bırakmadı.
Savaşın hemen ardından soğuk savaşa başladı. Yayılmacı politika ile Komünist düzeni tüm dünyaya yaymak istiyordu.
Sovyet hükümeti 1953 Ocak ayında , bir grup doktorun , yüksek Sovyet yetkililerinin ölümlerini plânladıkları gerekçesiyle tutuklandıklarını bildirdi. Stalin’in yeni bir dizi temizlik harekatını plânladığı anlaşılıyordu. Ancak 73 yaşındaki diktatör 5 Mart 1953’te Kremlin’de öldü.
Stalin’in ölümünden sonra yerine Nikita Kuruşçev geçmişti. Kuruşçev’de SSCB’nin tek hakimi ve komünizmin rakipsiz liderleri olmak için Stalin’i “tarihin en kanlı insanı” ilân etti ve Stalin dönemini de “tarihin en kanlı dönemi” olarak belirtti. (Wingast , 1980 : 205) Bununla da kalmayarak , Stalin’le başlayan şehirlerin ismini değiştirdi. Para ve resmî dairelerdeki Stalin’in resmini kaldırttı. Heykellerini yıktırdı. Mezarlarını dahi açıp Kremlin’in dışına taşıttı.
Karısını öldürten , oğlunu ölüme terk eden ve milyonları katleden bu eli kanlı diktatör dünyanın bir numaralı insan kasabı , nefret ve kinle anılmaya devam etmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Pin It on Pinterest