GenelGüncelKültür SanatTürk Dünyası

Oğuzname Türklerin en önemli destanıdır

Oğuzname Türklerin en önemli destanıdır.

Oğuzname Türklerin en önemli destanıdır; bir sözlü / efsanevi tarihtir.

Oğuzname terimini ilk kullanan kişi Ebûbekir bin Abdullah bin Aybek ed-Devâdârî’dir. Ebûbekir, Mısır Türk Devleti (Memlüklü) tarihçilerinden biriydi.

Arap diliyle, biri tek ciltlik, diğeri dokuz ciltlik iki dünya tarihi yazmıştır.

1310’larda yazdığı Dürerü’t-Ticân adlı tek ciltlik tarihinde şöyle der:

“Muahhar (sonraki, diğer) Türklerin de saygı gösterdikleri ve aralarında elden ele dolaştırdıkları Oğuzname adında bir kitapları vardır.

Bu kitapta onların ilk faaliyetleri ve ilk hükümdarları hakkında bilgi bulunmaktadır.

O hükümdarlardan büyüğünün adı Oğuz’dur.”

Ebûbekir, “Oğuzname’de Tepe Göz diye isimlendirilen bir şahsın hikâyeleri anlatılır.” diye devam ederek bildiğimiz Tepegöz hikâyesinin özetini verir.

Bu arada kitapta Oğuzların anlatageldikleri hikâye ve atasözlerinin bulunduğunu da belirtir.

Oğuzname hakkındaki bu ilk bilgi çok önemlidir. Niçin önemli olduğunu iki madde hâlinde yazıyorum.

Türklerin (Oğuzların değil) saygı gösterdikleri Oğuzname adlı kitap 1310’larda elden ele dolaştırılıyormuş.

Kitapta üç konu varmış:

a) Türklerin ilk faaliyetleri ve ilk hükümdarları hakkında bilgi,

b) Oğuzların (bu defa Oğuzların) anlata geldikleri Tepegöz vb. hikâyeler,

c) Atasözleri.

Bir kitabın 1310’larda elden ele dolaşabilmesi için, yazılışından sonra en az 50-60 yıllık bir zaman geçmiş olması gerekir.

O devirde kitapların basılıp hemen dağıtıma çıkmadıklarını, elle yazılıp elle çoğaltıldıklarını (istinsah edildiklerini) hatırlayalım.

Bu Oğuzname eğer 1250’lerde yazılmışsa Batı (Oğuz) Türkçesiyle yazılmış olamaz; çünkü o tarihte Oğuz Türkçesi daha yazı dili olmamıştı. 1250’lerdeki Türk yazı dili Karahanlı Türkçesi idi.

Ebûbekir’in bahsettiği Oğuzname bugün elimizde yoktur ama o kitaptaki üç konuyu anlatan çeşitli yazmalar elimize ulaşmıştır.

Yani kitap ayrı parçalar hâlinde elimizdedir.

Tabii ki sonradan istinsah edilmiş bu parçalardaki anlatmalar, 1310’lardaki kitabın içinde bulunan anlatmalarla tam olarak aynı değildir.

Sözlü rivayetler zaman içinde daima değişir.

Üç konuyla ilgili başlıca yazmalar şunlardır:

1-Sözlü-efsanevi tarih konusu.

Tam olan üç yazma vardır:

1) İlhanlı tarihçisi Reşideddin’in 1300’lerin başında (Ebûbekir’den birkaç yıl önce) yazdığı Câmiü’t-Tevârîh adlı eserde bulunan “Türklerin ve Oğuzların Tarihi” bölümü. Farsçadır.

2) Hive hükümdarı Ebülgazi Bahadır Han’ın 1660’ta yazdığı Şecere-i Terâkime. Çağatay Türkçesi iledir.

3) 1790’larda Afganistan Afşarları arasında yazılmış bulunan Kazan nüshası. Bu yazma da Çağatay Türkçesidir.

Üç yazma da tamdır ama tabii olarak her biri kendi zamanına kadar gelir. Birincisi Selçuklulara kadar, ikincisi 17. yüzyıl Türkmenistan Türkmenlerine kadar, üçüncüsü 18. yüzyıldaki Afganistan Afşarlarına kadar.

2- Oğuzların anlatageldikleri hikâyeler konusu.

Üç yazma hâlinde bugüne ulaşmıştır:

1) Kitâb-ı Dedem Korkut alâ-Lisân-ı Tâife-i Oğuzan. Almanya’nın Dresden şehrindedir; içinde bir giriş ve 12 boy (destani hikâye) vardır.

2) Hikâyet-i Oğuznâme-i Kazan Beğ ve Gayrı. Vatikan’dadır, içinde bir giriş ve 6 boy vardır. Giriş ve altı boy, Dresden’deki ile aynıdır.

3) Yeni bulunan Günbed (Türkmensahra) nüshası.

İran’ın Günbed şehrinde Veli Muhammed Hoca’nın hususi kütüphanesindedir. İ

çinde yeni bir boy (Salur Kazan’ın Ejderhayı Öldürmesi) ve yeni soylamalar vardır.

3- Oğuzların anlatageldikleri atasözleri.

İki yazması vardır:

1) Atalar Sözü diye meşhur Oğuzname. Berlindedir, içinde Dede Korkut’a ait pek çok hikmetli söz ve atasözü bulunmaktadır.

2) Kitâb-ı Oğuznâme – Emsâl-i Mehemmed Ali. Petersburg’dadır, içinde Dede Korkut’a ait pek çok atasözü vardır.

Bunlar üç konuyla ilgili başlıca yazmalardır. Ancak konuyla ilgili daha birçok yazma vardır. Onları da bir dahaki yazımda anlatacağım.

Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun

Kırım'ın Sesi Gazetesi

27 Şubat 2015 Tarihinde hizmet bermege başlağan www.kiriminsesigazetesi.com maqsadı akkında açıklama yapqan Mustafa Sarıkamış İsmail Bey Gaspıralı’nıñ bu büyük mirasına sahip çıqmaq ve onun emellerini yaşatmaqtır. Qırımtatar Türkleriniñ ananevî, körenek, ürf, adet kibi yaşamlarında ne bar ise objektif şekilde Dünya cemiyetine taqdim etilmektir.

Pin It on Pinterest