Kırımınsesi Susturulamaz
Gaspıralı’dan Sonra Türkiye’de Bir İlk: Kırım Tatar Gazetesi Neden Hedef Alındı?
Tercüman’dan Kırımınsesi ’ne: Kırım Tatar Basın Geleneği Türkiye’de Neden Rahatsızlık Verdi?
Kırım Tatar Basınında Kırılan Süreklilik: Gazete Çıkarmanın Bedeli Gaspıralı Geleneği ve Türkiye’de Kırım Tatar Basını Üzerine
GASPIRALI’DAN SONRA TÜRKİYE’DE BİR İLK: KIRIM TATAR GAZETESİ NEDEN HEDEF ALINDI?
İsmail Bey Gaspıralı’nın 1883 yılında çıkarmaya başladığı Tercüman Gazetesi, Kırım Tatar halkının modern dönemdeki ilk ve en güçlü basın organıydı. Tercüman yalnızca bir gazete değil; dili, fikri ve kaderi ortaklaştıran bir milli kürsü işlevi gördü.
Ancak bu gelenek, sürgünler ve yasaklarla kesintiye uğradı. Özellikle Ak Topraklar olan Türkiye’de, Tercüman’dan sonra sürekli ve düzenli yayın yapan bir Kırım Tatar gazetesi uzun yıllar boyunca çıkmadı. Bu boşluk, basit bir eksiklik değil; Kırım Tatar basın tarihinde derin bir kopuş anlamına geliyordu.
Bu nedenle Türkiye’de yayımlanan Kırımınsesi Gazetesi, bir kişisel girişimden öte; Gaspıralı geleneğinin gecikmiş devamı niteliği taşımaktadır. Gazetenin ortaya çıkışı, Kırım Tatar basın tarihinde kesilen bir sürekliliğin yeniden kurulmasıdır.
Ne var ki dikkat çekici bir çelişki ortaya çıkmıştır.
Kırım Tatar basını, Rus Çarlığı döneminde baskı görmüş; Sovyetler Birliği’nde yasaklanmış; işgal altındaki Kırım’da tehdit edilmiştir.
Bugün ise Türkiye’de, herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın, somut delil ortaya konmaksızın, gazete çıkarma faaliyeti, ağır ithamların merkezine yerleştirilebilmiştir.
İhraç gerekçesi olarak ileri sürülen iddialar incelendiğinde, kamuoyuna sunulmuş somut belge ve yargı kararlarının bulunmadığı; buna karşılık en açık ve tartışmasız faaliyetin “Kırımınsesi”nin yayın hayatını sürdürmesi olduğu görülmektedir.
.Ortaya çıkan tablo şunu göstermektedir:
Sorun Kırım değildir.
Sorun basın değildir.
Sorun, bağımsız sözün kontrol edilememesidir.
İsmail Bey Gaspıralı’nın Tercüman’ı da zamanında tam olarak bu nedenle rahatsızlık vermiştir. Kırım Tatar tarihinde kalem sahipleri çoğu zaman yalnız bırakılmış; fakat tarih, her defasında susturanları değil, yazanları haklı çıkarmıştır.
Bugün tartışılan mesele bir kişinin ihraç edilmesi değil;
Kırım Tatar basın geleneğinin Türkiye’de yaşamasına tahammül edilip edilmediğidir.


KIRIMINSESİ SUSTURULAMAZ
Bir gazeteyi gerekçe göstererek ihraç edenler, bugün o gazetenin hâlâ yaşadığını görüyor.
Bu cümle bir temenni değil, bir vakıadır.
Kırım Türkleri Seydişehir Şube Başkanı olduğum dönemde, merkezi Ankara’da bulunan Kırım Derneği yönetimi tarafından, Kırımınsesi Gazetesi’ni çıkardığım gerekçesiyle ihraç edildim. Bu karar bir iddia değil; genel kurul kararıdır, belgelidir ve kamuoyuna açıktır.
Aradan zaman geçti.
İhraç edenler yerinde durdu, kararlar raflarda kaldı;
Kırımınsesi Gazetesi ise yoluna devam etti.
Bu tablo artık şunu açıkça göstermektedir:
Sorun yayın değildir. Sorun; soran, yazan ve konuşan iradedir.
Kırımınsesi, bir kişinin şahsi girişimi ya da geçici bir heves değildir.
Kırımınsesi, İsmail Bey Gaspıralı’nın Tercüman Gazetesi ile başlattığı fikrî ve matbu mücadelenin, günümüzdeki sürekliliğidir.
Tercüman’dan sonra, ilk defa sürekli yayın yapan bir Kırım Tatar gazetesi olarak Kırımınsesi, yalnızca bir yayın organı değil; bir hafıza, bir duruş ve bir davadır.
Bu gazete yalnızca Kırım’a seslenmez.
Kırımınsesi;
Türkiye’ye,
Türk Dünyası’na,
ve ortak tarih bilincine hitap eder.
Bu yüzden Kırımınsesi bir kişiye ait değildir.
Kırımınsesi, Kırım Tatar halkının davasına aittir.
Dernekler ihraç edebilir.
Genel kurullar karar alabilir.
Ancak hiçbir yapı, Kırım Tatar halkının sesini susturma yetkisine sahip değildir.
Bugün gelinen noktada gerçek nettir:
İhraç gerekçesi yapılan gazete yaşamaktadır.
Ve yaşamaya devam ettikçe,
alınan kararlar değil,
yazılanlar hatırlanacaktır.
Belge konuşur.
Tarih kaydeder.
Kırımınsesi susmaz.


