Kamlar (Şamanlar)

Türklerde kamların bir çok görevleri ve büyük nüfuzları vardı. Bu kamlar arasında Oğuzların destansı Irkıl-Hocası ve Korkut Atası, Çingiz (Cengiz, Timuçin) Han’ın tarihi Gökçe’si çok kudretli şahsiyetlerdi. Gerçekten bunlar, Tanrının cihan hakimiyetini Oğuz Han’a ve evlatlarına, Cengiz Han’a ihsan ettiğini müjdelemişlerdir. Göktürk kitabeleri Şamanlar hakkında pek bir şey söylemiyorsa da Çin, Bizans ve Hristiyan kaynakları Şamanların çeşitli dini görevleri ve etkileri hakkında önemli bilgiler verirlerdi. İranlı tarihçi Cüveynî ” Uygurlarda sihir ilmini bilenlere Kam derler. Bunlar şeytanlara hükmettiklerini iddia ederler… Bugün şehzadeler, onların söz ve dualarına çok  güvenirler ve fikirlerini almadan bir işe girişmezler. Hastaları da Kam’lar tedavi eder”. der.

Müslüman ve Hristiyan anlayışlarından farklı olarak kamların Tanrı ile münasebette bulunduklarına dair inanışlar mevcuttu. Cüveynî , Cengiz adının kaynağını açılklarken “Muteber Moğollardan işittim ki şiddetli bir kışta, çıplak olarak, dağlara giden bir kimse vardı. O, “Tanrı ile konuştum, buyurdu ki, yeryüzünü Tümuçin’e ve oğullarına verdim.; Adını da Çingiz Han koydum” demiş. Bu adama Tab Tangrı adını veririlerdi”.

Reşidedtin de “Tab Tangrı lakabını taşıyan Gökçe’nin göğe çıktığından Tanrı ile görüştüğünden ve daima Cengiz Han’ın yanına gelip onun dünya hükümdarı olacağından ” behsederdi. kaydı ile bu konuyu teyid eder. (Cihân-güşâ, I, 28; Reşdettin, Cami ut-tevarih, I, s.307; Osman Turan, Çingiz Adı Hakkında, Belletten, XIX (1941), s.268) .

Kırgızların, yılın belirli bir gününde toplandıkları, müzisyenleri ve şarkı aletleri hazırlandıktan sonra içmeye ve raksetmeye başlayan kamların kendinden geçtiği, bu esnada ona gelecekte olacak olaylar hakkında soru sordukları, onun da o yıl içinde bolluk-kıtlık, yağmur-kuraklık, hastalık, barış-savaş durumu hakkında haberler verdiği ve bunların doğru çıkacağına inanıldığı rivayet ediliyor. ( Gerdizi, s.37; Mervezi, s.19).

Rubruck’a göre kamlar, gökbiliminde anlar, Ay ve Güney turulmalarını önceden haber verirler, tutulmalar olunca, halk evinde ayakta bekler ve kimse dışarı çıkmaz, tutulmalar sona erince de halk eğlenmeye başlar. Şamanlar onlara gelecekteki iyi ve kötü olayları bildirirler, onların önerileri olmadan ordu toplanmaz ve savaşa gidilmezdi.

Mengü Han’ın sarayı karşısında baş şamanın evi bulunurdu. Kumanlar da kamşara çok itibar eder; kehanetlerine, tebşirlerine ve sihirlerine güvenir ve verdikleri haberlerin Tanrı’dan geldiklerine inanırlardı.

Kamlar, çocukların doğuşunda da onların kaderlerini haber verirlerdi. (Rubruck, S. 239-244). Nitekim Dede Korkut da çocuk doğunca devat edilir; o da dua eder, ismini koyar ve “Adını ben verdim, ömrünü Tanrı vere” dileğiyle görevini bitirirdi.

Kamların hastalık ve ölüm zamanlarında görevleri çok önem kazanırdı.Bir kimse hasta olunca ona evinin yakınında bir çadır kurulur; hastalık kötü ruhların eseri olduğu için hizmetine köle ve cariyeler bakar; çadır üzerine işaret konularak başkalarının yaklaşmamaları belirtilirdi. Sadece kam, hastanın yanına gider, kendince dua ve vasıtalarla tedaviye başlar; iyileşinceye kadar hasta yakınları, hastasını görmez, eğer hasta ölürse, orada törenle defnedilirdi.

Göktürkler ve halefleri yabancıların, beraberlerinde zararlı ruhları getirdiklerine veya sihir yaptılarına inandıkları için sınırlara ve hakanların huzurlarına girişlerinde kamlar taafından iki ateş arasından geçirilmek suretiyle bir merasime tabi tutuluyor ve temizleniyorlardı. Ateş fenalıkları da temizlediği için ölülerin eşyaları da onunla temizlenmeden kullanılmazdı. (Rubruck, s.9.240-241)

 

Prof. Dr. Osman Turan

Türk Cîhan Hâkimiyeti  Mefkûresi Tarihi

Kitabından Derlenmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest