Hariciye nâzırı ve son Osmanlı sadrazamı, Kırım Tatar Ahmet Tevfik Paşa

Üsküdar’da doğdu; Kırım hanzâdelerine mensup soylu ve zengin bir ailedendir. İlk tahsilinden sonra askerî okula devam etti. Süvari mülâzımı iken askerlik mesleğinden ayrılarak Bâbıâli Tercüme Odası’na girdi. Liyakat, sebat ve çalışkanlığı sayesinde kısa zamanda yükseldi. 1872’den Hariciye Nezâreti’ne getirildiği 1895’e kadar Roma, Viyana, Berlin, Atina ve Petersburg elçiliklerinde ikinci kâtiplik ve maslahatgüzarlık yaptı. On dört yıl gibi uzun bir süre hariciye nâzırı olarak hizmet eden Tevfik Paşa, Sultan II. Abdülhamid’in de güven ve takdirini kazanmıştır. Nitekim 1908’de kendisine nâzırlıkla birlikte Meclis-i Âyan üyeliği de verildi; ancak 1909 Şubatında Kıbrıslı Kâmil Paşa’nın istifası ve hükümetin dağılması üzerine o da görevinden ayrıldı. Kısa bir süre sonra Londra elçiliğine tayin edildi ise de 31 Mart hadiseleri sebebiyle ortaya çıkan hükümet buhranı üzerine, doğru ve tarafsız, hiçbir partiye mensup olmayan, herkesin güvenini kazanmış bir şahsiyet olarak yeni hükümeti kurmakla görevlendirildi (14 Nisan 1909). Ancak II. Abdülhamid’in tahttan indirilmesi ve V. Mehmed’in padişah olması üzerine 6 Mayıs’ta sadâretten ayrılarak Londra elçiliğiyle tekrar İngiltere’ye gitti. 1914’te I. Dünya Savaşı’nın başlamasına kadar bu görevde kaldı. Savaş sonunda Talat Paşa’nın yerine hükümeti kurmakla görevlendirildi, ancak İttihat ve Terakkî Fırkası’nın devam eden müdahaleleri yüzünden görevi kabul etmedi. Buna karşılık yeni padişah Vahdeddin tarafından, Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından sonra istifa eden İzzet Paşa’nın yerine sadârete tayin edildi (11 Kasım 1918). Tevfik Paşa’nın sadrazam oluşunun ikinci günü İtilâf devletleri donanması İstanbul’a girerek şehri işgal etti. Padişah ise çeşitli sebepler ve müttefiklerin ısrarı karşısında meclisi feshetti. Tevfik Paşa da kabinede yapmayı tasarladığı değişiklikler dolayısıyla bir müddet sonra görevden ayrıldıysa da ardından yeniden hükümeti kurmakla vazifelendirildi. Ancak, kabineyi istediği gibi kurmasına rağmen hiçbir iş göremeyerek istifaya mecbur oldu ve yerini Damad Ferid Paşa’ya bıraktı (12 Ocak 1919). Bundan sonra iki yıl âyan reisliği ve Paris’te toplanan barış konferansında murahhaslık yaptı. Daha sonra sadâretten çekilen Damad Ferid Paşa’nın yerine 21 Ekim 1920’de Osmanlı Devleti’nin son kabinesini kurdu. 

Anadolu’da sürdürülen Millî Mücadele’nin zafere ulaşması üzerine 27 Şubat – 12 Mart 1921 tarihleri arasında Londra’da toplanan konferansa, Ankara hükümetinin yanı sıra İstanbul hükümetini temsilen katıldı. Toplantı salonuna, oldukça yaşlı ve hasta olması sebebiyle koluna girilerek getirilen Tevfik Paşa, kendisine söz hakkı verildiğinde, “Söz asıl millet vekillerine aittir, binaenaleyh Anadolu heyetine söz verilmesini teklif ve rica ederim” diyerek yerini Ankara temsilcilerine bıraktı. Millî Mücadele’nin son ve kesin zaferi ve düşmanın denize dökülmesi üzerine saltanat resmen ilga edilince (1 Kasım 1922), Tevfik Paşa aynı gün istifa ederek idareyi Ankara hükümetinin temsilcisi Refet Paşa’ya teslim etti. 

Kısa aralıklarla dört defa sadrazam olan Tevfik Paşa, toplam olarak iki buçuk yıl kadar bu makamda kaldı. 8 Ekim 1936’da öldü. Yirmi bir gün süren ilk sadâretinin Sultan II. Abdülhamid’in tahttan indirilmesi hadisesine, ikinci sadâretinin düşman donanmasının İstanbul’u işgaline ve son sadâretinin de devletin çöküşü ve saltanatın kaldırılmasına rastlaması, çeşitli çevrelerce kendisinin “bahtsızlığına” veya “uğursuzluğuna” yorulmuştur. Tevfik Paşa namuslu, memuriyet hayatında son derece dürüst, muamelede sabırlı, açık sözlü ve doğru bir kimse idi. Herkes tarafından sayılır ve kendisine güvenilirdi. En kritik anlarda sadârete getirilmiş olması bu meziyetleri dolayısıyladır. Hâtıratı, torunu A. Şefik Okday tarafından, hayatı hakkında geniş bir incelemeyle birlikte Büyük babam Son Sadrazam Ahmet Tevfik Paşa adıyla yayımlanmıştır (İstanbul 1986). 

Müellif: KEMAL BEYDİLLİ

BİBLİYOGRAFYA
Lütfi Simâvi, Sultan Mehmed Reşad Han’ın ve Halefinin Sarayında Gördüklerim, İstanbul 1340; Ali Fuad Türkgeldi, Görüp İşittiklerim, Ankara 1951, s. 27-32, 163-182; İbnülemin, Son Sadrıazamlar, III, 1704-1712; IV, 1713-1762; Danişmend, Kronoloji, İstanbul 1971, V, 106; Arı İnan, “Son Sadrâzam Tevfik Paşa ve Oğulları”, TT, sy. 5 (1984), s. 55-60; sy. 6, s. 17-23; sy. 7, s. 50, 54.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest