Türk Dünyası

Dilimiz Milli Kimliğimiz! TÜRKÇE KONUŞ TÜRK!!!

 

   YAZAR: AYNUR TALIBLI. Tarih ve Medeniyet Araştırmacısı. İstanbul 2020.

“Türk milletindenim diyen insan, her şeyden önce ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır” Gazi Mustafa Kemal Atatürk.

 ” Dil, bir milletin en önemli kalkanıdır. Dilinden taviz veren her millet yok olmaya mahkûmdur.”(1)

Dikkatle okuyunuz, dilimizi kıskançlıkla korumalı ve tebliğ etmeliyiz. Nasıl ki, İngilizler, Ruslar, Fransızlar tarih sürecinde bunu sürekli yaptılar ve halen de bunu yapmaya devam ediyorlarsa, biz de en azından milli dilimiz Türkçe’mizi yabancı sözcüklerden temizleyerek korumalıyız.

Türk dili veya Azerbaycan Oğuz Türkçesi kadim bir tarihe maliktir. Azerbaycan Türk’lerinin dilinin de öz Türkçe olduğunu söylersek, yanılmayız. Ama hakiki manada “kirletilmeden”- özünden, aslından koparılmadan saflığı ile gelecek nesillere aktarılırsa( ötürülürse-iletilirse), bu bizim kimlik kartımız, belgemiz olur. Önceden de söz ettiğim gibi “kirletilmeden” ifadesini yine yeniden vurguluyorum. “Bir dil nasıl kirletilir?”, diye soru sorabilirsiniz.Sizlere bunun açıklamasını yazacağım. Eğer biz kendi öz dilimize gereksiz, yabancı, milli olmayan sözleri zorla “modernlik”, çağdaşlık olsun diye dahil ediyorsak, bu anlayış bizi çağdaş yapmaz, bu dilimizin kirletilmesine yol açar.

Diğer yandan eğer bunu kendimizi çağdaş, “modern”,”yenilikçi” göstermek için ediyorsak, bu artık dilimize karşı saygısızlıktır, cinayettir! Özellikle Türkçe karşılığı olduğu halde hala Rus ve Avrupa dilinden olan sözleri gereksizce kullanıyor, dilimizden çıkarmamakta inat ediyoruz.Örneğin Türkiye Türkçe’ sinde “domine etmek”, “entegreetmek”, ”enteresan”, “start veriyoruz” vb.sözler kullanılıyor.Oysa bu ve benzeri sözcüklerin Türkçemizde tam karşılıkları vardır.Azerbaycan Türkçe ‘sinde ise Türkçe karşılığı olduğu halde özellikle Rusça kelimeler kullanılıyor. Bazılarına zannedersem  ”vsyo”, “uje”, ”tak”, ”davay”, ”mama”, ” papa” gibi Rusça sözleri işletmek hoş geliyor. Niye, bunun sebebi nedir? Bu sorulara vereceğiniz şablon- kalıp yanıtlar cevaplar hazırdır. Size onlardan bir-iki örnek yazacağım. Türkiye Türk’lerinde böyle kalıp cevaplar geliyor :” Avrupa modernliğin merkezidir”, “Yeni neslin Türkçesi böyledir”,” Başımıza Türk Dil Kurumu’mu kesildiniz?,bu rahat Türkçe böyle havalı konuşuyorum” vb. Azerbaycan Türk’lerinden ise şu şekilde “Biz Rus’ların esaretinde idik”, ”Rus dili beynelhalk ve çağdaş dillerden biridir”, “Rusya bizim komşumuzdur”, “Yeni nesil aristokrattır, intelligenttir Rus dilinde danışmalıdır” ,Ruslar bizim komşumuzdur “gibi safsatalar, mankurtca cevaplar geliyor.

Bazılarının kendi Avrupa hayranlığı yüzünden Türk’ün dilini mahvetmesine izin verilemez!. Sizin ezik özentiniz yüzünden siz dünyanın en akıcı milli dili olan Türk dilini katledemezsiniz!. Avrupa size göre çağdaş diye Türkçeyi kirletemezsiniz! “Rusya bizim komşumuzdur” bahanesini savunanlar vardır. Eğer siz komşunuzun ismiyle babanızı çağırmıyorsanız,Rus komşunuzdur diye de Azerbaycan Türkçesinin yerine Rus dilinde konuşmamalısınız!

 Özellikle,100 yıla yakın Rus işgalinde olmayı Azerbaycan’da bahane edenlere gelince, hatırlatalım ki, artık müstakil-bağımsız olmamızdan bugüne kadar 30 yıla yakın zaman dilimi geçmiştir. Artık bu bahaneni bir kenara koymak gerekiyor!. Bunu da bildirmeliyim ki, Rus bizim sadece komşumuz değil, işgalci Ermeni’ye genelde destek olan, yüzyılı aşkın bir süre ülkemizi işgal eden medeniyetimizin ve dilimizin inkişafının -gelişiminin önünü kesen bir güçtür. Mesela, Gürcistan’a bakalım. Gürcüler Rus dilinde konuşmanın taşını çoktan atmışlar. Diğer taraftan ağzınızı eğerek “Rus dili uluslararası dildir” diyorsanız sizin eviniz ve Bakü sokakları ne “konferans salonu”, ne de “akademik arena” değildir. Eğer oralarda Azerbaycan’ımızı ve Türk dünyasını temsil ederken konuşursanız bu daha yararlı olur. Aksi halde Bakü’nün sokaklarında, özellikle de merkezi caddelerde, “Torqovı” adlandırdığınız yerde Rusça konuşmaya devam ederseniz bu sizi, “modern” yok, öz ana dilinde konuşmayı ar bilen, diline değer vermeyen birisi gibi gösterecektir bu ise çok iticidir.En önemlisi ise görkemli edebiyatçılarımızın,Ahmet Cevat’ın,Hüseyin Cavit’in,Mikail Müşvik’in ve şehitlerimizin vatanımız,milletimiz,devletimiz, bayrağımız,dilimiz uğruna canlarını bile feda edip güttükleri davaya ihanettir.

 Türkiye’de de dünyanın en güzel şehri İstanbul’da İstiklal caddesi gibi merkezi yerlerde fok balığı gibi konuşarak Türkçeyi katledenler, mesaj yazışmalarında Türkçenin ruhuna ve yapısına uymayarak kelimeleri kendilerince  kısaltarak ,yabancı dillerde  sokak ağzında kullanılan sözcüklerle Türkçe sözcükleri birleştirip karıştırarak   acayip   tarzda bir konuşma ve yazı dili icat edenler de çok iticidir.

   Biliyorum bazıları “dil bilmek iyidir” gibi fikirler söyleyecek. Ama onlara bunu bildirmek isterdim ki, size dil bilmeyiniz demiyoruz. Değerli soydaşlarımız, yurttaşlarımız, hatta hain işgalci düşman Ermeni’nin de dilini öğreniniz, ama Türk yurtlarında, Türkiye’mizde ve Türk-Oğuz yurdu olan Azerbaycan’ımızda Türkçe konuşmak sizin ve bizim boynumuzun borcudur! Bu bizim vatandaşlık görevimizdir. Aksi halde Azerbaycan Türkçesinde konuşanlara “çuşka” diyerek alçalttığınız Rus işgalindeki döneme geri dönersiniz ki, bu da sizin milli kimliğinizin ve şahsiyetinizin alçaltılması demektir!. Türkiye’de de Türkçeyi katletmeye kalkışan sözde “yeni nesil, yenilikçi “ denilen ( asla yanlış anlaşılmasın asla tüm yeni nesli olan gençlerimiz böyle değildir), eğitimi önemsemeyen, dünyanın sadece onların etrafında döndüğünü sanan bazı gruplar vardır ki, Türkçemizi onların insafına bırakamayız, bırakmamalıyız.

Azerbaycan’ın ve Türk dünyasının bilinmeyen kahramanlarından, Karabağ gazisi Türkiye Türkü, Türk Komutan İshak Çelik beyin söylediği gibi,milli dili, milli duygusu, milli düşüncesi, vatan, millet sevgisi, kısacası milli ülküsü olmayanlar dilini korumayanlar, vatanını, milletini, devletini,özgürlüğün simgesi olan bayrağını koruyamazlar! Onu da unutmayalım ki, artık Türkiye ve Azerbaycanyıllardır uluslararası yarışlara,etkinliklere ev sahipliği yapıyor ve ülkelerimize konaklar geliyor. Eğer siz onların ülkemizde misafir olduğu zamanlarda da öz vatandaşlarımızla öz toprağımızda Rusça konuşursanız ve ya Türkçeyi kirleterek konuşursanız bu iyi bir durum olmayacak. Kültürümüzü onlara doğru anlatamayacaksınız. Çünkü dil kültürün, medeniyetin aynasıdır. Nasıl ki, bundan önceki yarışların birinde Azerbaycan`ımıza İngiltere’den gelen bir misafir, ”Hala Azerbaycan’da devlet dili Rusça ‘mıdır? ,Neden Azerbaycan dilinden başka bir dilde kendi aralarında konuşuyorlar?” sorusunu soruduysa, buna benzer sorularla böyle devam ederse daha çok karşılaşacağız. Unutmayınız, biz onlara kendi dilimizi Türkçemizi, kendi kültürümüzü tanıtmalı ve sevdirmeliyiz.Sayın Dr. Devlet Bahçeli`nin söylediği gibi ; “ Dil bir millettir, dil bir şuurdur, dil bir kimlik nişanesidir. Türk milletinin dili Türkçedir!”.

 Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün: “Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır.” sözlerini unutmamalıyız.

Son olarak unutulmaz edibimiz, Türk dünyasının ve Güney Azerbaycan’ımızın şairi, söz ustası Muhammed Hüseyin Şehriyar’dan iki mısra ile fikrimi bitirmek isterdim:

“Türk’ün dili tək sevgili istəkli dil olmaz,

Özgədiləqatsan, bu əsil dil əsil olmaz.!”

*************************

Türk’ün dili gibi sevgili, istekli dil olmaz.

Ayrı dilden katsan bu soylu dil, soylu olamaz!

P.S: Türk komutan İshak ÇELİK beye, her zaman verdiği değerli bilgiler ve destek için özellikle teşekkür ederim. Saygılarımla.

Ne Mutlu Türk’üm Diyene!

NOT: Bu makale 2017 yılında aynı isimle Azerbaycan (lehçesinde) Türkçesinde kaleme alınmış,amma ve lakin 2019 yılında Türkiye Türkçesine çevrilmiş,2020 yılında düzenlemeler ve ilaveler,ekler yapılarak yenilenmiştir.

 Yararlanılan kaynaklar:

1.”TÜRK DÜNYASINDA UYGARLIK MESELELERİ

“s.809. Uğur Üçüncü Araş. Gör., Afyon Kocatepe Üniversitesi, Fen – Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü.

Pin It on Pinterest