Çeçenlerin başı öne düşmesin diye hiç ağlamadım

Alla Dudayeva, aslen Rus olmasına rağmen Çeçen davasına hayatını adamış bir kadın. 1994’te suikaste kurban giden eşi Cevher Dudayev’in yokluğu dahi onun mücadele aşkını törpülememiş.
Şimdilerde Çeçenistan’dan uzakta yaşasa da bağımsız olacaklarına bütün benliği ile inanıyor.Alevtina (Alla) Fyodorovna, 1947’de eski Rus şehirlerinden Kolomna’da doğar. Babasının Rus Hava Kuvvetleri’nde görevli bir subay olması sebebiyle, çocukluk ve gençlik yıllarında Rusya’nın birçok yerini görme imkanı bulur. 1967’de Kaluga bölgesinin garnizon kenti Şaykova’da ikamet eder. Geleceğin Çeçenistan Cumhurbaşkanı Cevher Dudayev’le işte burada tanışır. Rus Hava Kuvvetleri’ne girebilen ender Kafkasyalılardan biri olan Dudayev’le arkadaşlıkları aynı yıl içinde evlenmeye kadar uzanır. Yılların insana neler getireceğini tahmin etmenin mümkün olmadığını söylüyor Alla Dudayeva: “40 yıl önce, Cevher’le evlenmenin bana neler getireceği söylenseydi, asla inanmazdım.”
Şehid edildiğinde de yanındaydım Dönemin Rusya’sında ‘dağlı’ diye tanımlanan Kafkas kökenlilerle evlenmek, hele bir Rus için pek normal karşılanmaz. Ancak çiftin aileleri söylenenlerin aksine ilişkilerine karşı çıkmaz. Hatta Dudayev’in ailesi gelinleri Alla’ya Çeçen geleneklerini öğretir. Hele evlendikten sonra gerçekleştirdikleri Kafkasya gezisi Alla Dudayeva’yı, kendi tabiriyle tam bir Çeçen yapar.
“Rusya’da bir hikâye vardır. Bir kız bir erkeği severse, onun için üç demir dağı, üç demir ayakkabı ile geçmesi ve bu yolculuk sırasında da üç demir ekmeği azık yapması gerekir. Ben Cevher için bunların tamamına katlandım ve de pişman olmadım.” diyor Alla Dudayeva, yüzüne yansıyan hüzünlü bir sesle… Belli ki Cevher Dudayev’in ölümüyle sonuçlanan saldırı sırasında yanında bulunduğu aklına geliyor. Daha önce on bir kez suikast girişimine maruz kalan eşine yönelik son saldırıyı anlatıyor: “Uydu telefonundan Rusya ile yapılacak barış görüşmeleri hakkında konuşuyordu. Birden nereden geldiği belli olmayan iki füze bedenini yere serdi.” Dudayeva, uzun bir müddet bu acıyı yaşar. Ancak, her şeyin Allah’tan geldiğine, tüm bunların bir sınav olduğuna inanarak, sadece sabır diler ve şükreder.
Eşini kaybeden bir kadın ne düşünür? Hele bu eş, milletinin umutlarını bağladığı bir liderse. İşte Alla Dudayeva ölümünden üç gün sonra dünyaya Cevher Dudayev’le ilgili bilgiyi açıklamadan önce bunları düşünür. Çünkü, ilk anda herkes gibi o da “Komutanımız öldü, biz şimdi ne yapacağız?” diye endişeye kapılır. Ancak kendini toplar ve eşinin ölümünü duyururken bir damla olsun gözyaşı dökmez; “Onun ölümünü gizleyemezdim. Ancak düşmanlarını güldürmemek, Çeçen halkının boynunu bükmemek için de ağlayamazdım.”
Malika Yandarbiyeva ve Kusama Mashadova, Çeçenistan cumhurbaşkanı yardımcısı Zelimhan Yandarbiyev ve seçilmiş cumhurbaşkanı Aslan Mashadov’nun eşleri. Ve Alla Dudayeva. Üçü de eşlerini Çeçen-Rus savaşında kaybetti. Bu sebeple Malika ve Kusama’nın durumunu anlayabildiğini ifade ediyor, Alla Dudayeva. İkisiyle de iyi dost olduğunu belirterek, “Malika’nın da Kusama’nın da acılarını paylaşıyorum. Ama bizlerin unutmaması gereken bir şey var. Eşlerimiz ne bizim ne de kendilerinindi. Onlar bir milletin varlığına adanmış önderlerdi.” diyor.
Alla Dudayeva, Mashadov şehid edilmeden bir ay önce gördüğü rüyada yeni kurbanlar geleceğinin kendisine gösterildiğini söylüyor. Rüyasında Cevher Dudayev’in komutanlarından Magomet (Muhammed) Haçukayev’i görür. Evlerine misafir olmuştur. Kendisinden hediye ister. Alla, ona gri spor bir takım hediye eder. Tıpkı Aslan Mashadov öldüğünde üzerinde bulunan elbise gibi. Mashadov’un ölüm haberi gelince her şey berraklaşır, rüyasında ona Mashadov’un şehid edileceği haber verilmiştir.
Gurur, endişe, kaygı 1991’de Çeçenistan’ın bağımsızlığı ilân edilir. Bir milyon nüfusa sahip bu küçük ülke, kaderini kendisi tayin edebilecektir. O günü anlatırken Alla Dudayeva, ‘gurur’ diyor, o gün hem Cevher Dudayev’e hem de tüm halka sadece gurur vermiş. Bunun haricinde Dudayeva’yı etkileyen iki gün daha var. 1994’te Rus ordularının Çeçen topraklarına girdiği gün endişeye kapılır. Küçük Çeçenistan, Rusya’ya karşı nasıl mücadele edecektir. Dokuz yıldır devam eden savaş hem Alla Dudayeva hem de aynı düşünceye kapılanlar için adeta cevap olur.
Vatandan uzak kalmanın hüznü 1994-96 arasında devam eden birinci Çeçen-Rus savaşında, Rusya’ya birçok yerden yardım gelmektedir. Çeçenlere gelen maddi yardımlar da, olayları dünyaya anlatabilecek gazeteciler de engellenmektedir. Bu sıkıntılı dönemde Türk çocuklarından gelen yardım yüzünü güldürür Cevher Dudayev’in. Çocuklar topladıkları birlik, beşlik ve onluk dolarlarla yardım etmektedirler. “Bunları Türk çocukları, bizim çocuklarımız göndermiş. Kim bilir belki harçlıklarını belki de yemek paralarını yolladılar.” diyen Cevher Dudayev’in zafere olan inancı artmış.
İktidardaki mevcut Çeçen yönetimi Alla Dudayeva’ya savaşın biteceği ve ev verileceği vaadiyle Çeçenistan’a dönmesi için çağrıda bulunuyor. O ise, “Eğer gidersem bana ve aileme neler yapılabileceğini tahmin etmek için uzman olmaya gerek yok.” diyor. Yine de vatanından uzakta kalmanın mutsuzluğu yüzüne ve sözlerine yansıyor. “Çeçen dağlarına her yıl yirmi bin ton nükleer atık yağdırılırken, bunlar halkımı, çocuklarımı zehirlerken, ben burada nasıl mutlu olabilirim.” diyen Alla Dudayeva’nın kulağı Çeçen topraklarından gelecek umutlu haberlerde.
Kaynak:Aksiyon

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest