GenelGüncelKültür SanatTürk Dünyası

AZERBAYCAN BASIN TARİHİNDE BİR ÖNCÜ: KADİRBƏYOVA GÜLARƏ VE “ŞARK KADINI” MEFKÛRESİ

AZERBAYCAN BASIN TARİHİNDE BİR ÖNCÜ:

KADİRBƏYOVA GÜLARƏ VE “ŞARK KADINI” MEFKÛRESİ

Türkçülük Suçlaması, 1937–38 Tasfiyeleri ve Kaybolan Bir Aydın Hayatı

Kadirbəyova Gülare’nin hayatı, 20. yüzyıl başı Türk dünyasında kadın aydınların üstlendiği tarihî misyonun sembollerinden biridir. “Şark Kadını” dergisi aracılığıyla yürüttüğü faaliyetler, kadın modernleşmesi ile millî kimlik inşasını birlikte ele alan öncü bir çizgi ortaya koymuştur.
Kadirbəyova Gülare’nin hayatı, 20. yüzyıl başı Türk dünyasında kadın aydınların üstlendiği tarihî misyonun sembollerinden biridir. “Şark Kadını” dergisi aracılığıyla yürüttüğü faaliyetler, kadın modernleşmesi ile millî kimlik inşasını birlikte ele alan öncü bir çizgi ortaya koymuştur.

Azerbaycan basın tarihinde kadın entelektüel kimliğinin teşekkülünde mühim rol oynayan isimlerden biri olan Kadirbəyova Gülare, yalnız gazeteci değil; aynı zamanda fikir kadını, münevver ve Türk dünyası perspektifine sahip bir yayıncıydı. “Şark Kadını” dergisinin genel yayın yönetmenliğini üstlenerek, Sovyetleşme sürecinde kadın kimliği ile millî bilinç arasında bir köprü kurmaya çalışmıştır. Ancak 1937–38 Stalin tasfiyeleri, onun da hayatını trajik bir şekilde kesintiye uğratmıştır.

I. Şark Kadını Dergisi ve Aydınlanma Misyon

  1. yüzyılın ilk yarısında Azerbaycan’da kadınların eğitim, kültür ve toplumsal hayata katılımı meselesi ciddi bir entelektüel tartışma alanıydı. “Şark Kadını” dergisi, bu tartışmaların merkezinde yer almakta; Doğu Müslüman kadınlarının modernleşme sürecini destekleyen bir yayın politikası izlemekteydi.

Kadirbəyova Gülare’nin editoryal çizgisi şu temel unsurları ihtiva etmekteydi:

  • Kadın eğitiminin yaygınlaştırılması
  • Türk dili ve kültürünün korunması
  • Millî kimlik bilincinin güçlendirilmesi
  • Doğu kadınının sosyal hayatta görünürlüğü

Bu yaklaşım, Sovyet resmî ideolojisinin “enternasyonalist” kalıbıyla zaman zaman çelişmiştir. Özellikle Türk kimliği vurgusu, 1930’ların ikinci yarısında “milliyetçilik” ve “pantürkizm” suçlamalarına zemin hazırlamıştır.

II. 1937–1938 Tasfiyeleri ve “Türkçülük” Suçlaması

Stalin döneminin en sert safhası olan Büyük Temizlik (Bolşaya Çistka), Azerbaycan aydınlarını da hedef almıştır. Pek çok yazar, şair, akademisyen ve gazeteci gibi Kadirbəyova Gülare de “Türkçü faaliyet yürütmek” ve “Sovyet karşıtı propaganda yapmak” suçlamasıyla 1938 yılında tutuklanmıştır.

Arşiv kayıtları sınırlı olmakla birlikte, 1939 yılında 5 yıl sürgün cezasına çarptırıldığı bilinmektedir. Sürgün yerinin Orta Asya veya Sibirya hattında olduğu tahmin edilmektedir.

Bu dönem, Türk dünyasında müşterek bir aydın kırımı olarak değerlendirilebilir. Kırım Tatar, Azerbaycanlı, Kazak ve Özbek münevverler benzer ithamlarla sistematik şekilde tasfiye edilmiştir.

III. Sürgünden Kaçış

Kadirbəyova Gülare’nin hayatına dair en trajik ve aynı zamanda en belirsiz kısım, sürgünden kaçmayı başarmış olmasıdır. Ancak kaçış sonrası akıbeti net değildir. 1942 yılı civarında hayatını kaybettiği düşünülmektedir. Ölümüne dair kesin tarih ve yer bilgisi mevcut değildir.

Bu belirsizlik, Stalin dönemi arşivlerinin kapalı yapısı ve sürgün coğrafyasındaki kayıt eksikliği ile açıklanabilir. Onun adı, tıpkı birçok Türk aydını gibi, resmî tarihten silinmeye çalışılmıştır.

IV. Türk Dünyası Perspektifinden Değerlendirme

Kadirbəyova Gülare’nin hayat hikâyesi, yalnız Azerbaycan basın tarihi açısından değil; Türk dünyası entelektüel tarihi bakımından da mühimdir.

Onun şahsında görülen üç temel husus dikkat çekmektedir:

  1. Kadın öncülüğü ile millî bilinç arasında kurulan bağ
  2. Basın yoluyla kültürel direniş
  3. Stalinist rejimin Türk aydınlarına yönelik sistematik baskısı

Bu bağlamda Gülare, yalnız bir gazeteci değil; fikir mücadelesi veren bir Türk münevveridir.

Kadirbəyova Gülare’nin hayatı, 20. yüzyıl başı Türk dünyasında kadın aydınların üstlendiği tarihî misyonun sembollerinden biridir. “Şark Kadını” dergisi aracılığıyla yürüttüğü faaliyetler, kadın modernleşmesi ile millî kimlik inşasını birlikte ele alan öncü bir çizgi ortaya koymuştur.

1938 tutuklaması ve sürgün süreci, Stalin döneminin aydın kırımı siyasetinin Azerbaycan’daki tezahürlerinden biridir. Onun muhtemel 1942’deki ölümü ise, kayıp bir entelektüel kuşağın dramatik sonunu temsil etmektedir.

Bugün Türk dünyası hafızasında Kadirbəyova Gülare, susturulmuş ama unutulmamış bir kalem olarak yerini almaktadır.

Kırım'ın Sesi Gazetesi

27 Şubat 2015 Tarihinde hizmet bermege başlağan www.kiriminsesigazetesi.com maqsadı akkında açıklama yapqan Mustafa Sarıkamış İsmail Bey Gaspıralı’nıñ bu büyük mirasına sahip çıqmaq ve onun emellerini yaşatmaqtır. Qırımtatar Türkleriniñ ananevî, körenek, ürf, adet kibi yaşamlarında ne bar ise objektif şekilde Dünya cemiyetine taqdim etilmektir.

Pin It on Pinterest