Genel

18 Mayıs 1944 Sürgünü, Kırım’a dönüş 1988

1988 Büyük Dönüş: Kırım Tatarları Vatanlarına Nasıl Döndü, Nelerle Karşılaştı?

Kırım Tatarları, asırlar boyu süren sürgünlere, baskılara ve hasretlik yıllarına rağmen milli kimliklerini, dillerini ve kültürlerini büyük fedakârlıklarla korudu. 18 Mayıs 1944’te Sovyet yönetimi tarafından ana vatanları Kırım’dan topluca sürgün edilen Kırım Tatarları, onlarca yıl Orta Asya’nın farklı bölgelerinde ağır şartlar altında yaşamak zorunda bırakıldı. Ancak hiçbir zaman vatanlarına dönme ümidini kaybetmediler.

1980’li yılların sonlarına gelindiğinde Sovyetler Birliği’nde başlayan Glasnost (Açıklık) ve Perestroyka (Yeniden Yapılanma) politikaları, Kırım Tatarlarının hak arama mücadelesine yeni bir kapı açtı. Uzun yıllar boyunca yürütülen barışçıl mücadele, dilekçeler, protestolar ve Moskova’da gerçekleştirilen gösteriler sonucunda, 1988 yılından itibaren binlerce Kırım Tatarı kendi imkânlarıyla vatanlarına dönmeye başladı.

Dönüş Devlet Desteğiyle Değil, Büyük Fedakârlıklarla Gerçekleşti

Kırım’a dönüş süreci, devlet tarafından planlanan bir iskân programı değildi. Kırım Tatar aileleri yıllarca biriktirdikleri tüm maddi imkânlarını kullanarak evlerini, eşyalarını ve işlerini geride bırakıp uzun yolculuklarla Kırım’a ulaştılar.

Ancak döndüklerinde onları hazır evler, araziler veya devlet yardımları beklemiyordu. Birçoğu, atalarının köylerinde artık başkalarının yaşadığını gördü. Eski evlerine girmelerine izin verilmedi, tapu hakları tanınmadı ve yerleşebilecekleri arsa bulmakta büyük güçlük çektiler.

Çadırlarda Başlayan Yeni Hayat

Binlerce aile, aylarca hatta yıllarca çadırlarda yaşamak zorunda kaldı. Elektrik, su ve yol gibi temel altyapının bulunmadığı boş arazilere yerleştiler. Kendi evlerini kendi elleriyle inşa ettiler.

Kırım’ın birçok bölgesinde kurulan bu yeni yerleşimler, Kırım Tatarlarının sabrının, birlik ruhunun ve vatan sevgisinin sembolü hâline geldi.

Ayrımcılık ve Bürokratik Engeller

Dönüş yapan Kırım Tatarları birçok resmî engelle karşılaştı. İkamet kaydı almak, vatandaşlık işlemlerini tamamlamak, iş bulmak ve çocuklarını okula kaydettirmek çoğu zaman büyük mücadele gerektirdi.

Bazı bölgelerde yerel yönetimler arazi tahsislerini engelledi. Buna rağmen Kırım Tatarları hukuk mücadelesini sürdürdü ve demokratik yollarla haklarını aramaya devam etti.

Milli Meclis ve Dayanışmanın Gücü

Dönüş sürecinde Kırım Tatar Milli Hareketi önemli bir rol üstlendi. Kurulan milli temsil organları, halkın örgütlenmesini sağladı, eğitim faaliyetlerini destekledi ve Kırım Tatarlarının hak mücadelesine öncülük etti.

Dünyanın birçok ülkesindeki Kırım Tatar diasporası ile Türk dünyasının desteği de dönüş sürecine önemli katkılar sundu.

Vatan Sevgisi Hiç Sönmedi

1988’de başlayan büyük dönüş, yalnızca fizikî bir göç değildi. Bu dönüş; sürgünle koparılan bağların yeniden kurulması, milli kimliğin yeniden canlanması ve ata yurduna kavuşma mücadelesiydi.

Kırım Tatarları, karşılaştıkları bütün zorluklara rağmen camilerini yeniden açtı, okullarını kurdu, kültürlerini yaşattı ve vatanlarında yeniden kök salmayı başardı.

Bugün 1988 Büyük Dönüşü, Kırım Tatar halkının azminin, birlik ruhunun ve vatan sevgisinin en önemli sayfalarından biri olarak tarihî hafızadaki yerini korumaktadır. Sürgün acısı unutulmamış, ancak vatan sevgisi bütün engelleri aşarak nesilden nesile aktarılmıştır.

vatana dönüş
vatana dönüş

Kırım Tatarları, asırlar boyu süren sürgünlere, baskılara ve hasretlik yıllarına rağmen milli kimliklerini ve kültürlerini gözü gibi korudu. Bu şanlı direnişin en önemli dönüm noktalarından biri olan Kırım Tatarlarının vatana dönüşü, 1988 yılından itibaren kitlesel bir kimlik mücadelesine dönüştü. 18 Mayıs 1944 sürgününün ardından Orta Asya ve Sibirya düzlüklerine dağıtılan soydaşlarımız, onlarca yıl süren vatan hasretini bitirmek için 1980’lerin sonunda büyük bir hareket başlattı. Peki, bu dönüş süreci nasıl gerçekleşti ve vatan topraklarında onları neler bekliyordu?

Sürgünden Dönüşe Uzanan Tarihi Yolculuk

1944 yılında bir gecede öz yurtlarından koparılan yüz binlerce Kırım Tatarı, insanlık dışı şartlarda hayatta kalma mücadelesi verdi. Sovyet rejiminin tüm asimilasyon politikalarına rağmen Kırım Türkleri, milli kimliklerini kaybetmedi. 1980’li yılların sonunda Sovyetler Birliği’nde başlayan Glasnost (Açıklık) ve Perestroyka (Yeniden Yapılanma) dönemleri, Kırım Tatarlarının seslerini daha gür çıkarmalarına zemin hazırladı. 1988 yılı, Moskova’daki Kızıl Meydan eylemlerinin ve Kırım’a ilk kitlesel göç dalgalarının fiilen başladığı yıl olarak tarihe geçti.

Vatan Toprağında Karşılaşılan İlk Zorluklar

Kırım’a geri dönen Tatarlar, arkalarında bıraktıkları evlerin yabancılar tarafından işgal edildiğini gördü. Sovyet yönetimi geri dönen ailelere toprak vermeyi reddetti, iş imkanı tanımadı ve onları yasa dışı göçmen olarak damgalamaya çalıştı. Ancak Kırım Türkleri, kendi topraklarında çadırlar kurarak, derme çatma kulübeler inşa ederek köyler kurdu. Bu direniş, modern tarihin en barışçıl ve en kararlı sivil itaatsizlik örneklerinden biri oldu.


Büyük Dönüşün Canlı Tanığı ile Nehir Söyleşi

1988 yılında ailesiyle birlikte Özbekistan’dan Kırım’a dönen ve milli davanın aktif neferlerinden olan tatar büyüğümüzün anlatımıyla, 25 soruda büyük dönüşün hikayesi:

Soru 1: 1988 yılında vatan Kırım’a dönme kararını nasıl aldınız?
Cevap: Moskova’daki Kızıl Meydan eylemlerinden sonra vatan kapılarının zorlanarak açılacağını anladık ve her şeyi göze alıp yola çıktık.

Soru 2: Sürgün yerinden ayrılırken komşularınızın tepkisi ne oldu?
Cevap: Özbek komşularımız gitmemize üzüldü ama vatan aşkımızı bildikleri için dualarla bizi uğurladılar.

Soru 3: Kırım topraklarına ayak bastığınız ilk an ne hissettiniz?
Cevap: Toprağı öptüm, hıçkırarak ağladım; o an tüm sürgün acıları, dedelerimin hasreti kalbimden akıp gitti.

Soru 4: Dönüşte yanınızda getirdiğiniz en değerli eşya neydi?
Cevap: Dedemin sürgünde sakladığı Kuran-ı Kerim ve bir avuç eski Kırım fotoğrafı.

Soru 5: Kırım’a ulaştığınızda Sovyet yetkililerinin ilk tepkisi ne oldu?
Cevap: Bizi tren istasyonlarında durdurmaya çalıştılar, Kırım’a giriş oturma izni (propiska) vermemek için her türlü bürokratik engeli çıkardılar.

Soru 6: Evlerinizi bıraktığınız gibi bulabildiniz mi?
Cevap: Hayır, bizim evlerimizde Rus ve Ukraynalı aileler oturuyordu; kapıdan içeri girmemize bile izin vermediler.

Soru 7: Barınma sorununu ilk aylarda nasıl çözdünüz?
Cevap: Boş arazilerde çadırlar kurduk, yağmura ve soğuğa karşı naylonlarla kaplı derme çatma kulübeler (vremyanka) inşa ettik.

Soru 8: Yerel halk (Kırım’a yerleştirilen Ruslar) size nasıl davrandı?
Cevap: İlk başta çok düşmanca baktılar, bizi “vatan haini” olarak gören Sovyet propagandasına inanmışlardı ama zamanla direnişimizi gördüler.

Soru 9: Çocuklarınız Kırım’da hemen okula başlayabildi mi?
Cevap: Hayır, kayıt yaptırmak büyük sorundu; kimlik ve oturma izni olmadığı için çocuklarımızı uzun süre okullara kabul etmediler.

Soru 10: İlk dönemlerde geçiminizi nasıl sağladınız?
Cevap: Bahçelerde gündelik işçi olarak çalıştık, pazarlarda el işleri sattık, birbirimizle yardımlaşarak hayatta kaldık.

Soru 11: 1988 dönüşünde Kırım Tatar Milli Hareketi’nin rolü neydi?
Cevap: Liderimiz Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve arkadaşları bizi organize etti; nerede bir aile engellense, yüzlerce Tatar oraya toplanıp hakkını savundu.

Soru 12: Vatan topraklarında ilk kurduğunuz köyün adı neydi?
Cevap: Akmescit yakınlarında kurduğumuz ilk yerleşim yerlerine tarihi köylerimizin isimlerini verdik, her çadır bir vatan parçasıydı.

Soru 13: Kimlik bilincini ve kültürünüzü sürgünde nasıl korumuştunuz?
Cevap: Evlerimizde sadece Tatarca konuştuk, düğünlerimizi çınlarla, yırlarla yaptık ve çocuklarımıza Kırım’ı bir cennet gibi anlattık.

Soru 14: Dönüş sürecinde kadınların rolü neydi?
Cevap: Kadınlarımız bu davanın gizli kahramanlarıdır; çadır hayatının kahrını çektiler, erkeklerle beraber taş taşıyıp ev yaptılar.

Soru 15: Sovyet polisinin (Milislerin) çadır kentlere saldırıları oldu mu?
Cevap: Çok oldu; dozerlerle gelip kurduğumuz kulübeleri yıktılar ama biz ertesi gün aynı yere daha büyüğünü kurduk.

Soru 16: Kırım Tatarlarının vatana dönüşü dünya basınında yer buldu mu?
Cevap: Kısıtlı da olsa sesimizi duyurduk, özellikle Türkiye’deki dernekler ve diasporamız sesimiz oldu.

Soru 17: Kırım’ın doğası ve havası sürgün yerlerinden farklı mıydı?
Cevap: Kırım’ın havası canımıza can kattı; Orta Asya’nın sıcağından sonra vatanın esintisi şifa gibi geldi.

Soru 18: Vatanda kılınan ilk toplu cuma namazını hatırlıyor musunuz?
Cevap: Hiç unutmam; gökyüzünün altında, boş bir arsada yüzlerce erkek gözyaşları içinde saf tutmuştuk.

Soru 19: Sürgünden dönen yaşlıların vatan topraklarındaki ilk tepkileri nasıldı?
Cevap: Çoğu “Ölsem de gam yemem, vatanımda öleceğim” diyordu ve nitekim vatan toprağına gömülmek onlara huzur verdi.

Soru 20: Eğitimli Kırım Tatarları kendi mesleklerini yapabildiler mi?
Cevap: Hayır, mühendisler, öğretmenler, doktorlar Kırım’da uzun süre inşaatçılık ve pazarcılık yapmak zorunda kaldı.

Soru 21: Kırım Tatar dilini vatan topraklarında yeniden canlandırmak için ne yaptınız?
Cevap: Kendi imkanlarımızla pazar okulları açtık, çocuklara milli alfabeyi ve tarihimizi öğrettik.

Soru 22: Dönüş sürecinde diğer Türk topluluklarından destek gördünüz mü?
Cevap: Manevi olarak her zaman dualarını hissettik, Türkiye’den gelen heyetler acımızı paylaştı.

Soru 23: Bugün geriye dönüp baktığınızda 1988’deki o zorluklara değdi mi?
Cevap: Bin defa olsa yine aynı zorlukları çeker, yine vatanıma dönerdim; vatansız insan köksüz ağaç gibidir.

Soru 24: Genç Kırım Tatarlarına bu dönüş mücadelesiyle ilgili mesajınız nedir?
Cevap: Vatana sahip çıksınlar; bu topraklar bize altın tepside sunulmadı, her karışında gözyaşı ve direniş var.

Soru 25: Kırım Tatarlarının milli geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Cevap: Biz asırlarca yıkılmadık, yine yıkılmayacağız; kimliğimizi ve vatanımızı korumaya kararlılıkla devam edeceğiz.

Dahili Bağlantı Önerileri Kırım’ın Sesi Gazetesi

18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü Tanıklıkları

Kırım Tatarlarının insan hakları mücadelesinin uluslararası boyutu hakkında bilgi edinmek için Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Raporları sayfasını inceleyebilirsiniz.

Kırım'ın Sesi Gazetesi

27 Şubat 2015 Tarihinde hizmet bermege başlağan www.kiriminsesigazetesi.com maqsadı akkında açıklama yapqan Mustafa Sarıkamış İsmail Bey Gaspıralı’nıñ bu büyük mirasına sahip çıqmaq ve onun emellerini yaşatmaqtır. Qırımtatar Türkleriniñ ananevî, körenek, ürf, adet kibi yaşamlarında ne bar ise objektif şekilde Dünya cemiyetine taqdim etilmektir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest