YALTA’NIN HEM FİZİKEN, HEN RUHEN TÜM ÖZELLERİNİ TAŞIYAN ‘SELMA AGAT’

Eski taş plakta yer alan Kırım türkülerini yorumlayarak bu kasete alan, ve kasetin adını da ninesinin çok güzel adı olan “‘Akbike” ile onurlandıran, sanatçımız Selma Agat’ın bu kaseti uzun yıllar Avrupa ve Asya’da dinlendi. Hatta bu çalışmalarından dolayı kendisine ‘Kırım Kültür Elçisi’ unvanı verildi.

Kırım kültürü ve Türkiye kültürü arasında çok ortak yönünü “ Tek millet, iki devlet” şeklinde olduğunu her zaman dillendiren, ve şu anda bu satırlarımı yazdığımın sırada Kırım’ın Ülkemiz Türkiye’de onuru ve kıvancı Selma Agat’ın “ Kadifeden Kesesi “ni çok güzel zarif sesiyle dinleyerek yazıyorum…!

selma agat
selma agat

Cemreler ilk baharın müjdecisi olarak hissetmemiz nasıl, hayatımızın, toprak ve sudan olduğunu bizlere anımsatırsa, Selma Agat hanıma, Trabzon’dan denize her baktığında Kırım ve insanlarının çektikleri, hafızasının bir köşesinde üzüntü ile meydana çıktığında, yüreğine yas elbisesini giyecek kadar, bu naif hemşerimizin göz yaşları ruhuna yağar. Her Kırım şarkısı ve Türküsü söylediğinde, bedeni sahnede, tüm benliği babasının doğum yeri, Yalta’dadır. Bu güzel beldenin hem fiziken, hem ruhen tüm özelliklerini üzerinde taşımaktadır. Bunun için her zaman çocukların sevincini yaşarken, sınırlı hayatımızın çeşit çeşit çiçeklerle donanmış bahçesinde nefes aldığında, mutluluğun en güzelini yaşamaktadır.
Ömrümüzün merdivenlerini, bazen hüzünlü, bazen sevinçle çıkıyoruz. Ankara’da şahsen tanımak şansına sahip olduğum, Kırım’ın bu güzel sesli hanımefendisi devamlı olarak, hayat merdivenlerini çıkarken, Kırım’ı, Kırım mücadelesini ve Kırım’ın güzelliklerini yaşararak çıktığı kesindir.
Selma Agat ; Müzik konusunda sesinin güzelliği dışında, Konservatura mezunu olmakla birlikte muhteşem bir Müzik bilgisine sahiptir. Elinden geldiğince Kırım derneklerinin etkinliklerine güzel Kırım şarkıları ile katılarak, orada bulunanları ilk önce babasının memleketi Yalta, Akmessid ve Bahçesaray olmak üzere Kırım’a götürmektedir.
Felsefesi ise;
“ Geleceğe güzel bir şeyler bırakabildiysek, ne mutlu”

GÖK KUBBESİ HÜZÜN DOLU;

Bir duvar dibinde sinmiş,
Minik kedinin sesi ortalığı inletiyor.
Susuz çeşmelere, Güneş vurmuş.
Issız kalmış sokaklardan,
Kan kokuları geliyor.
Rüzgara eşlik eden ezanlar,
Başka bir bahara kaldı namazlar.
Gök kubbesi, hüzün doluydu.
Yağmur damlaları,
Çiçeklere çare olmuyordu,
Güvercinler ağlıyordu, sonsuzluğa giden canlara.
Sürgün sonrası, neresi olacak yerleri.
Son nefeslerinde,
Can verişlerinin. her severinde,
Vatan Kırım, olacak yüreklerinde..

Münir Balıca

Size ve ailenize sağlıklı ve mutluluklar temennisiyle, gönül bahçemden, kırmızı ” Şakayık “ çiçekleri size gelsin.

SAKARYA KIRIM TÜRKLERİNİN SESİ PLARTFORMU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest