GenelGüncelKırım TarihiKırım'ın Sesi GazetesiKültür SanatTürk Dünyası

TATAR TÜRKÇESİ: 17. YÜZYILDA DOĞUNUN DİPLOMASİ DİLİ

tatar türkçesi diplomasi dili
tatar türkçesi diplomasi dili

Tarih boyunca Türk dilleri yalnızca geniş coğrafyalara yayılmakla kalmamış, aynı zamanda devletler arası diplomasi ve ticaretin de önemli araçlarından biri olmuştur. Bu diller arasında özellikle Tatar Türkçesi, 16. ve 17. yüzyıllarda Avrasya coğrafyasında uluslararası iletişim dili olarak önemli bir rol üstlenmiştir.

Kazan Devlet Üniversitesi tarihçilerinden Prof. İskender Gilyazov, 31 Temmuz 2017’de yaptığı basın toplantısında bu konuya dikkat çekmiş ve Tatar dilinin geçmişteki diplomatik önemini şu sözlerle vurgulamıştır:

Tatar dili uluslararası bir dilin işlevlerini yerine getiriyordu. Rus devletinin Doğu’nun birçok ülkesiyle yürüttüğü diplomatik ilişkilerin dili Tatarcaydı. İran’dan Hindistan’a kadar birçok devletle yapılan resmî yazışmalar bu dil üzerinden gerçekleştiriliyordu.

17. yüzyılda Rus Çarı Aleksey Mihayloviç, Hindistan, İran ve Orta Asya devletleriyle diplomatik temaslarında Tatar Türkçesini kullanmıştır. O dönemde Rus büyükelçiliklerinde görev yapan tercümanların önemli bir kısmı da Tatar dilini bilen kişilerdi. Bu nedenle Tatar Türkçesi, yalnızca bir etnik topluluğun dili değil, aynı zamanda uluslararası diplomasi ve iletişimin ortak dili hâline gelmişti.
Tatar dili uluslararası bir dilin işlevlerini yerine getiriyordu. Rus devletinin Doğu’nun birçok ülkesiyle yürüttüğü diplomatik ilişkilerin dili Tatarcaydı. İran’dan Hindistan’a kadar birçok devletle yapılan resmî yazışmalar bu dil üzerinden gerçekleştiriliyordu.
Tatar dili uluslararası bir dilin işlevlerini yerine getiriyordu. Rus devletinin Doğu’nun birçok ülkesiyle yürüttüğü diplomatik ilişkilerin dili Tatarcaydı. İran’dan Hindistan’a kadar birçok devletle yapılan resmî yazışmalar bu dil üzerinden gerçekleştiriliyordu.

Prof. Gilyazov’a göre Tatar Türkçesi o dönemde günümüzde İngilizcenin gördüğü işlevi yerine getiriyordu. Bu durum, Ortaçağ Avrupa’sında Latin dilinin oynadığı rol ile de karşılaştırılabilir.

Büyük Türk düşünürü Hüseyinzade Ali Bey, “Türk Dilinin Vazife-i Edebiyesi” adlı eserinde Türkçenin yayılma alanını şu sözlerle ifade eder:

“Dünya yuvarlağı üzerinde Türk dilinden daha geniş sahaya yayılmış bir dil yoktur.”

Gerçekten de Türk dillerinin tarihî yayılımı oldukça geniş bir coğrafyayı kapsamaktadır. Bu alan doğuda Mançurya ve Sibirya’daki Lena Nehri kıyılarından, güneyde Altay, Karakurum, Pamir ve Hindikuş dağlarına, batıda ise Kafkaslar, Kırım ve Balkanlar’a kadar uzanıyordu. Kuzeyde Ural Dağları’nın ötesinden başlayarak güneyde Afrika’nın Büyük Sahrası’na kadar ulaşan bu geniş sahada Türk dilleri önemli bir iletişim aracıydı.

Bu nedenle tarihî kaynaklarda Rus devletinin Doğu ile yürüttüğü diplomatik ilişkilerde Türkçenin, özellikle de Tatar Türkçesinin kullanılması şaşırtıcı değildir. Ancak Prof. Gilyazov’un da belirttiği gibi günümüzde bu tarihî gerçek yeterince bilinmemektedir.

Bugün bazı bölgelerde baskı altına alınmaya çalışılan Tatar Türkçesi, geçmişte Avrasya’nın diplomasi dili olarak önemli bir yer tutmuş; devletler arası ilişkilerde köprü görevi görmüştür. Bu tarihî miras, Türk dünyasının kültürel ve dilsel zenginliğinin de önemli bir göstergesidir

Büyük Türk düşünürü Hüseyinzade Ali Bey,  Gerçekten de Türk dillerinin tarihî yayılımı oldukça geniş bir coğrafyayı kapsamaktadır. Bu alan doğuda Mançurya ve Sibirya’daki Lena Nehri kıyılarından, güneyde Altay, Karakurum, Pamir ve Hindikuş dağlarına, batıda ise Kafkaslar, Kırım ve Balkanlar’a kadar uzanıyordu. Kuzeyde Ural Dağları’nın ötesinden başlayarak güneyde Afrika’nın Büyük Sahrası’na kadar ulaşan bu geniş sahada Türk dilleri önemli bir iletişim aracıydı.
Büyük Türk düşünürü Hüseyinzade Ali Bey, Gerçekten de Türk dillerinin tarihî yayılımı oldukça geniş bir coğrafyayı kapsamaktadır. Bu alan doğuda Mançurya ve Sibirya’daki Lena Nehri kıyılarından, güneyde Altay, Karakurum, Pamir ve Hindikuş dağlarına, batıda ise Kafkaslar, Kırım ve Balkanlar’a kadar uzanıyordu. Kuzeyde Ural Dağları’nın ötesinden başlayarak güneyde Afrika’nın Büyük Sahrası’na kadar ulaşan bu geniş sahada Türk dilleri önemli bir iletişim aracıydı.
  1. yüzyılda Tatar Türkçesi, Altın Orda Devleti’nden tevarüs eden köklü bir bürokratik gelenekle Doğu Avrupa ve Karadeniz’in kuzeyinde diplomasinin ortak dili (lingua franca) olmuştur. Bu dönemde Kırım Hanlığı’nın yazışma dili, hem bölge devletleri arasındaki güç dengesini hem de Türk dünyasındaki kültürel sürekliliği temsil ediyordu. 

Diplomatik Güç ve Yayılım Alanı

Geniş Etki Alanı: Tatar Türkçesi; Rusya Çarlığı, Lehistan (Polonya-Litvanya), Osmanlı İmparatorluğu ve İsveç Krallığı ile yapılan resmi görüşmelerde temel iletişim aracıydı.

Rusya ve Lehistan ile İlişkiler: Rus çarları ve Leh kralları, Kırım hanlarıyla yaptıkları yazışmalarda Tatar Türkçesini kullanmış; bu devletlerin saraylarında Tatarca bilen çevirmenler ve katipler istihdam edilmiştir.

Prestij Dili: Altın Orda’nın varisi olarak görülen Kırım Hanlığı, diplomatik “yarlık” (ferman) geleneğini bu dille sürdürerek bölgedeki meşruiyetini ve otoritesini korumuştur. 

Dilin Yapısal ve Teknik Özellikleri

Karma Yazı Dili: 17. yüzyıl diplomatik Tatarca metinleri; Kıpçak temelinin üzerine Oğuz (Osmanlı) ve yer yer Çağatay etkilerinin eklendiği karma bir yapı arz eder.

Uygur-Moğol Mirası: Yazışma geleneği, Uygur diplomasi geleneğinden gelen ve Türk-Moğol devlet yapısıyla harmanlanan bir üsluba sahiptir.

Terminoloji: İslam medeniyetinin etkisiyle hukuk, idare ve diplomasi terimlerinde yoğun Arapça ve Farsça kelimeler kullanılmıştır. Türük Uluslararası Dil, Edebiyat ve Halkbilimi Araştırmaları Dergisi +2

Diplomatik Belgeler: Yarlıklar ve Bitigler

  • Yarlıklar: Hanların yabancı hükümdarlara veya kendi tebaasına gönderdiği resmi emir ve fermanlardır.
  • Bitig (Mektup): Devletler arası dostluk veya ittifak bildiren mektuplardır.
  • İmza ve Mühür (Nişan): Belgelerin üzerinde hanın otoritesini temsil eden Tarak Tamga ve altın mühürler yer alıyordu

17. Yüzyıldaki Tarihsel Kırılma

Osmanlı Etkisi: Bu yüzyılda Kırım Hanlığı’nın Osmanlı ile olan siyasi bağları güçlendikçe, diplomatik dilde Osmanlı Türkçesi unsurları (Oğuzlaşma) daha belirgin hale gelmiştir.

Kültürel Zirve: 17. yüzyıl, aynı zamanda Kırım Tatar edebiyatının ve bürokrasisinin en olgun eserlerini (İslam Giray ve Seyid Muhammed Rıza dönemi gibi) verdiği bir dönemdir.

Kırım Hanlığı Yarlıklarının İçeriği ve Yapısı

Bir yarlık sadece bir emir değil, hanın egemenliğini simgeleyen hukuki bir belgedir. Standart bir yarlık şu bölümlerden oluşur:

İstihlal (Giriş): Genellikle “Sözümüz” (Emrimiz) ifadesiyle başlar. Tanrı’nın adı zikredilir ve hanın unvanları sıralanır.

İblağ (Muhatap): Yazının kime gittiği belirtilir (Örn: “Leh Kralı’na…”).

İptida (Sebep): Mektubun neden yazıldığı, elçinin getirdiği haberler veya bir önceki mektuba verilen cevap açıklanır.

Asıl Mevzu: Askeri ittifak talebi, sınır güvenliği, esir takası veya yıllık vergi (tıyış) meseleleri işlenir.

Hatim (Sonuç): Belgenin sonuna hanın **”Tarak Tamga”**sı ve altın mühürü basılır.

Lehistan (Polonya-Litvanya Birliği), Osmanlı ve Rusya karşısında Kırım ile kurduğu dengeye büyük önem verirdi:

Tıyış (Yıllık Hediye/Vergi): Leh kralları, Kırım hanlarına ve hanedan üyelerine düzenli olarak “tıyış” adı altında değerli eşyalar, samur kürkler ve altın gönderirdi. Yazışmaların çoğu bu ödemelerin gecikmesi veya miktarı üzerinedir.Esir Ticareti ve Kurtarma: Mektuplarda, savaşlarda esir düşen soyluların (mirzaların veya Leh aristokratlarının) fidyeleri ve iade koşulları teknik detaylarıyla tartışılırdı.

Ortak Düşman: Moskova: 17. yüzyılda yükselen Rusya (Moskova Çarlığı) tehdidine karşı Kırım ve Lehistan’ın “birbirine kılıç sallamama” ve ortak hareket etme sözleşmeleri bu mektuplarda sıkça yer alır.

Tatarca-Lehçe Köprüsü: Leh sarayında bu mektupları tercüme eden ve “Tatar Sekreterliği” adı verilen özel bir birim bulunurdu. Bazı Leh asilzadelerinin hanlarla doğrudan Tatarca yazıştığı bilinmektedir.

Yazışmalarda kullanılan dil oldukça naziktir ancak hanlar, Leh krallarına hitap ederken kendilerini “üstün” konumda konumlandırır. Örneğin; kraldan bahsederken “Karındaşımız” (Kardeşimiz) tabirini kullanarak eşitliği vurgulasalar da, üslup her zaman hanın emredici otoritesini hissettirir.

TATAR TÜRKÇESİ: 17. YÜZYILDA DOĞUNUN DİPLOMASİ DİLİ
TATAR TÜRKÇESİ: 17. YÜZYILDA DOĞUNUN DİPLOMASİ DİLİ

Kırım'ın Sesi Gazetesi

27 Şubat 2015 Tarihinde hizmet bermege başlağan www.kiriminsesigazetesi.com maqsadı akkında açıklama yapqan Mustafa Sarıkamış İsmail Bey Gaspıralı’nıñ bu büyük mirasına sahip çıqmaq ve onun emellerini yaşatmaqtır. Qırımtatar Türkleriniñ ananevî, körenek, ürf, adet kibi yaşamlarında ne bar ise objektif şekilde Dünya cemiyetine taqdim etilmektir.

Pin It on Pinterest