Aşkana

SEYDİŞEHİR LEBLEBİSİ ASIRLARA MEYDAN OKUYOR

ASIRLIK LEZZET: COĞRAFİ İŞARETLİ SEYDİŞEHİR LEBLEBİSİ

Kırımınsesi Gazetesi Seydişehir

Seydişehir Leblebisi, Konya’nın Seydişehir ilçesinde yüzyıllardır yaşatılan geleneksel bir üretim kültürünün bugünlere ulaşan en önemli lezzetlerinden biri olarak öne çıkıyor. Nohudun sabır, emek ve ustalıkla işlenmesiyle hazırlanan bu özel ürün, 5 Ocak 2022 tarihinde yapılan başvurunun ardından 21 Temmuz 2023’te Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından Mahreç İşareti olarak tescillendi. Böylece Seydişehir Leblebisi, ilçenin coğrafi işaret alan ilk yöresel ürünü oldu.

seydişehir leblebisi seyid harun veli
seydişehir leblebisi seyid harun veli
Leblebiciliğin Seydişehir’deki Köklü Geçmişi

Seydişehir’de leblebiciliğin başlangıcı konusunda kesin olarak tek bir tarih vermek mümkün değil. Yerel tarih anlatımlarında bu geleneğin Seyyid Harun Veli dönemine kadar uzandığı belirtiliyor. Seydişehir’in kuruluşu için farklı tarihlemeler bulunsa da resmî yerel kaynaklarda Seyyid Harun Veli’nin bölgeye 1301 yılında geldiğine dair bilgiler yer alıyor. TDV İslâm Ansiklopedisi ise Seydişehir’in kuruluşunu yaklaşık 1305 yılı çevresine tarihlendiriyor.

Bu nedenle “ilk leblebi şu yıl üretildi” şeklinde kesin bir tarih vermek yerine, leblebiciliğin ilçenin kuruluş dönemlerine kadar götürülen güçlü bir yerel gelenek olduğunu belirtmek daha doğru. Bazı yerel tarih anlatılarında ise Seyyid Harun Veli için hazırlanan yemek ve yardım sırasında nohutların kavrulması, leblebinin Seydişehir’deki başlangıcına dair sembolik bir anlatı olarak aktarılıyor.

1845’te Belgelenen Leblebici Dükkânları

Leblebiciliğin Seydişehir’de çok daha eski olduğunu gösteren en önemli belgelerden biri 1845 yılına ait kayıtlar. Bu dönemde Cami-i Kebir, Kızılcalar, Debbağhane, Değirmenci, Hacı Seyit Ali, Ulukapı ve Sofhane gibi mahallelerde çok sayıda leblebici dükkânının bulunduğu aktarılıyor. Başka bir tarih çalışmasında ise 1845 yılında ilçede 17 leblebi dükkânı bulunduğu belirtiliyor.

Bu kayıtlar, leblebiciliğin artık yalnızca evlerde yapılan bir yiyecek hazırlama yöntemi olmadığını, 19. yüzyılın ortalarında Seydişehir’de örgütlü bir meslek ve ekonomik faaliyet hâline geldiğini gösteriyor.

730 Yıllık Gelenekten Büyük Üretim Merkezine

Seydişehir’de leblebicilik zaman içinde ilçenin önemli geçim kaynaklarından biri oldu. Yerel kaynaklarda geçmişte yüzlerce leblebi tezgâhının bulunduğu, 1970’li yıllarda şehir merkezindeki imalathane sayısının 150’nin üzerine çıktığı ve Leblebiler Çarşısı’nın oluştuğu belirtiliyor. Bazı kaynaklarda ise eski dönemde 365 leblebi tezgâhından söz ediliyor.

Üretilen leblebiler yalnızca Seydişehir’de tüketilmiyordu. Tarihî anlatımlara göre ilçede hazırlanan ürünler Türkiye’nin farklı bölgelerine ve şehirlerine gönderiliyordu. O dönemin ulaşım şartları dikkate alındığında bu ticaret, bugünkü hızlı lojistik sistemlerinden farklı olarak esnaf, tüccar ve kara ulaşımına dayalı dağıtım ağları üzerinden yürütülüyordu.

Ateş, Bakır ve Sabırla Hazırlanıyor

Seydişehir Leblebisi’nin en önemli özelliği, üretim yönteminin geleneksel karakterini koruması. Seçilen nohutlar çeşitli aşamalardan geçiriliyor. Üretimde odun ateşi, geleneksel bakır tavalar ve tokmak kullanılması ürünün kendine özgü yapısının oluşmasında önemli rol oynuyor. Bir nohut tanesinin dört kez ateşten geçirilmesi ve üretimin uzun bir emek sürecine yayılması, Seydişehir leblebiciliğinin ustalık isteyen yönünü ortaya koyuyor.

Günümüzde bazı ustalar, yaklaşık 175 yıllık ocaklarda bu mesleği sürdürüyor. Babadan oğula aktarılan zanaat, altıncı kuşağa ulaşan ailelerle yaşamaya devam ediyor. Böylece leblebi yalnızca bir gıda ürünü değil, aynı zamanda Seydişehir’in yaşayan kültürel mirası niteliğini taşıyor.

Leblebi Kokusu Şehrin Sokaklarına Yayılıyordu

Seydişehir’de leblebiciliğin geçmişini anlatan en dikkat çekici ayrıntılardan biri de kavrulan nohutların kokusu. Belediye kaynaklarında, bugün Arasta Çarşısı’nda yükselen leblebi kokusunun sokaklarda hissedildiği ifade ediliyor.

Ancak tarihî kaynaklarda bu kokunun “kaç kilometre uzaktan” hissedildiğine ilişkin güvenilir ve ölçülmüş bir mesafe bulunmuyor. Bu nedenle belirli bir kilometre vermek doğru olmaz. Bilinen şu ki, odun ateşinde kavrulan nohutların kokusu çarşı ve çevresindeki sokaklara yayılarak Seydişehir’in günlük hayatının karakteristik kokularından biri hâline gelmişti.

Tescille Geleceğe Taşınıyor

Seydişehir Belediyesi tarafından hazırlanan teknik çalışma ve analizlerle 5 Ocak 2022’de yapılan coğrafi işaret başvurusu, 21 Temmuz 2023’te tescille sonuçlandı. Tescil belgesini Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Cemil Başpınar’dan dönemin Seydişehir Belediye Başkanı Mehmet Tutal teslim aldı.

Coğrafi işaret, ürünün üretim yöntemlerinin ve kalite özelliklerinin korunması açısından önemli bir güvence oluşturuyor. Böylece Seydişehir’in asırlık leblebicilik geleneğinin gelecek kuşaklara aktarılması hedefleniyor.

Bugün Seydişehir Leblebisi, geçmişten gelen ustalığı modern tescil sistemiyle buluşturuyor. Yüzyıllardır ateşin başında şekillenen bu gelenek, Seydişehir’in tarihini, ekonomisini ve kültürel hafızasını aynı lezzette buluşturarak geleceğe taşımaya devam ediyor.

SEYDİŞEHİR LEBLEBİSİ DESTANI

Buram buram tüter asırlık duman,
Bu lezzet önünde eğilir zaman.
Nohutlar elenir, ateşe düşer,
Bakır tavalarda bir tarih pişer;
Seydişehir leblebisi dertlere derman.

Yedi yüz otuz yıl dile kolaydır,
Seyyid Harun Veli’den kalan kalaydır.
Taş fırın odunu, bakır tavası,
Seydişehir’imizin asıl sevdası.

Altı kuşak geçti, sönmedi ocak,
Evlat babasından devraldı kucak.
İki ay sabırla pişen bu emek,
Seydişehir’de leblebi demek.

Altın sarısı rengi, o has kokusu,
Tarihin içinden gelir dokusu.
Coğrafi işaret mührünü vurdu,
Seydişehir lezzeti sarar bu yurdu.

Seydişehir Kaymakamlığı – Seydişehir Leblebisi


Kırım'ın Sesi Gazetesi

27 Şubat 2015 Tarihinde hizmet bermege başlağan www.kiriminsesigazetesi.com maqsadı akkında açıklama yapqan Mustafa Sarıkamış İsmail Bey Gaspıralı’nıñ bu büyük mirasına sahip çıqmaq ve onun emellerini yaşatmaqtır. Qırımtatar Türkleriniñ ananevî, körenek, ürf, adet kibi yaşamlarında ne bar ise objektif şekilde Dünya cemiyetine taqdim etilmektir.

Pin It on Pinterest