Öğretmenler Günü’nün Hatırlattıkları

Bugün 24 Kasım 2020 Salı.
Bir Öğretmenler Günü’ne daha pandemiyle birlikte ulaşmış bulunuyoruz.
Ne yazık ki koronavirüs salgınından dolayı alınan kısıtlamalar ve önlemlerden dolayı okullar kapalı. Yüzyüze Eğitim yerini uzaktan Online Eğitime bıraktı.
Kara tahtalar yerini Akıllı tahtalara bıraktığından bu tarafa eğitimde öğretmenlerin, yâni muallimlerin önemi hiç eksilmedi. Korona’dan dolayı öğrenciler, yüzlerine hasret kaldıkları öğretmenlerini mutlaka özlemişlerdir.

***
Öğretmenlerin önemini ve kıymetini anlatan güzel ve veciz sözlerden birisi, Hazret-i Ali Efendimize ait “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” sözüdür. Bu kısa sözde çok büyük mânâlar yüklüdür. Her şeyden önce okumanın, ilim öğrenmenin, eğitimin önemi vurgulanmaktadır. Bu sözde, insanlığın kurtuluş reçetesi İslam gelmeden önce köleliğin, beşeriyetin yaşadığı yüz karası bir dönem olduğu, kaldırılmasının da zor olduğu, kaldırılmasının ilimle, okumakla, eğitimle olacağı mesajı da verilmektedir. Mâna yüklü bu kısa sözde, insanın hakiki insan olmasının okumakla, öğrenmekle olacağı, insanın ancak doğruyu, yanlışı, güzeli, çirkini, haklıyı, haksızı, cehaleti, bilgili olmayı, adaletle hükmetmeyi bu şekilde başarabileceği ifade edilmektedir.

***
Zümer Sûresi 9’uncu âyet-i kerimedeki “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” ifadesindeki “bilme”den maksat ise, her zaman Allah’ı bilip tanımayı (mârifetullah), bu irfan sayesinde yaratılmışlara kul olmaktan kurtulup yaratana kul olmanın önemini kavramayı ifade etmektedir.
Daha genel bir ifadeyle dile getirmek gerekirse –hangi konuda olursa olsun– ilmin yani doğru bilginin Allah katında mutlak bir değer olduğuna işaret vardır.
Sadece basit dünyevî emellere ulaşmayı amaçlayan ve bu suretle bilgisini kötüye kullanan “erdemsiz bilginler” yüzünden dünya ve insanlık ne hale geldi. Bilgilerini insanlığın hayrına kullanmakla sorumlu ilim adamları ile araştırıp elde ettiği bilgileri insanlığın kötülüğüne kullanan sorumsuz bilim adamları tarih boyunca güzel ve çirkin pek çok şeyin altında imzaları vardır. Çıplak gözle görülemeyen mikrop dünyası 1960’lı yıllarda keşfedilmişti. Şeytanlar âlemi de böyledir. Mikropların en küçüğü olan virüsler insanın bedenini, şeytanlar ise ruhunu tahrip ederler. Virüsler genellikle insanlara zararlıdır ve kendi başlarına yaşayamazlar. Yaşayabilecek- leri ve çoğalabilecekleri bir ‘evsahibi’ hücreye ihtiyaçları vardır. Ev sahibi hücreye yerleştikten sonra, süreçteki hücreyi tahrip ederek hızla çoğalırlar. Koronavirüs (Covid-19) de o virüslerden birisi. Dünyada milyonlarca insanı öldüren bu ajan virüsle insanlık büyük bir savaş vermekte. Şu görünen ve görünmeyen evrenler içinde Allah’ın en güzel şekilde yarattığı ve yücelttiği bir varlık olan insan, bir gram bile gelmeyen gözle görünmeyen bir virüs karşısında ne kadar da aciz!

***
Mesnevî’sinde, insanoğlunu “Bedeniyle yeryüzünde, canı ile gökyüzünde” diyerek melek, cin ve şeytanlardan daha yüce ve üstün varlık olduğunu dile getiren Hz. Mevlâna, Beden gibi bir toprak parçasına canı (ışık ve nur), gönlü, aklı Cenâb-ı Hakk’ın, insanı bu dünyaya kendi sırlarını anlasın ve anlatsın diye gönderdiğini ifade ediyor. İlim yâni doğru, hakiki bilgi ise Allah katında mutlak bir değer.
Kur’an, “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” buyururken, Hz. Ali (r.a) yukarıdaki özlü sözüyle, Dinini anlama ve anlatma adına hareket ettiğini gösterir. Hz. Ali Efendimiz, “bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” Ama o harf “mânâ-yı ismi ”ile değil, “mânâ-yı harfi” ile olursa… Yani bize a’yı, b’yi öğretenler, a’nın bir harf olduğunu, bir harfin kendisini ancak bir harf kadar gösterebileceğini ders verdikten sonra, eğer o harfi yazan yani ortaya koyan yazarından, sanatkârından söz etmezlerse olmaz. İşte ideal öğretmen, aranan öğretmen kâinata, olaylara “mânâ-yı harfi” ile bakan, mesleğinin hakkını veren öğretmendir.

***
Bilmek öğrenmekle olur. Öğrenme ve öğretmede, medeniyetlerin ilerlemesi ve yükselmesinin en önemli aktörleri hep öğretmenler olmuştur. Öğretmen, insan yetiştiren bir sanatkârdır. Bu sanatın adı, eğitim, davranışları değiştirme sanatı. Kişide olumlu, faydalı davranışların yerleşmesi, olumsuz davranışların sonlandırılması amacıyla sürdürülen sistematik bir program, insanı insan yapan bir süreçtir. İnsanın insan olabilmesi, onun beşikten mezara kadar bir eğitim sürecinden geçmesini zorunlu kılar. Bu sürecin en önemli öğesi öğretmendir. Öğretmen, kendisine emanet edilen çocukların “insan” olarak yetişebilmeleri için onları maddi ve manevi açıdan sevgiyle şekillendirir. Bu, öğretmenlerin, birer sanatkâr olduklarının bir göstergesidir. Öğretmen, yaratılanların en şereflisi olan insanı yetiştiren, gelişimine katkı sağlayan ve terbiye eden sanatkârdır.

***
Hayatımızın her alanında bizlere, insanlığa örnek olan Sevgili Peygamberimiz (s.a.v), aynı zamanda beşeriyetin öğretmenidir. Bu gerçek Kur’an-ı Kerim’de şöyle beyan edilir: “Nitekim kendi içinizden size ayetlerimizi okuyan, sizi kötülüklerden arındıran, size Kitab’ı ve hikmeti talim edip size bilmediklerinizi öğreten bir Resul gönderdik.”(Bakara-151)Öğretmenlerimizin önlerinde çok muazzam bir model vardır. En güzel, en mükemmel öğretmen Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’dır. Kendisinin bir muallim olduğunu Sevgili Peygamberimiz (sav) şu sözü ile ifade eder: “Ben ancak öğretici olarak gönderildim.”

***
Konumumuz ne olursa olsun hepimiz birer eğitimciyiz, öğretmeniz aslında. Hepimiz ya öğretici ya da öğrenci konumundayız. Bizleri bu anlamda daima dinamik tutan “Yaradan Rabbinin adıyla oku” ve “Sakın cahillerden olma” gibi ayeti kerimeler ile, en güzel öğretmen, Peygamberimizin (sav)“İlim öğrenmek, kadın-erkek her Müslüman’a farzdır” ve “Ya öğreten, ya öğrenen, ya dinleyen ya da bunları seven ol. Beşincisi olan cahillerden olma, helak olursun” gibi hadisi şeriflerdir.

***
Bu duygu, düşünce ve bu bilgiler ışığı altında öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü’nü kutlar, sevgi, saygı ve hürmetle ellerinden öperim.

Mustafa Balkan
Gazeteci-Yazar
24 Kasım 2020, 

Pin It on Pinterest