Kafkas İslam Ordusu 1918 : Bakü’yü Kurtaran Ordu! Türk Dünyasının Unutulmaması Gereken Destanı
Dosya Haber | Kırım’ın Sesi Gazetesi
“Tarih bazen tek bir şehrin kaderiyle milletlerin geleceğini değiştirir.”
1918 yılının sıcak bir Eylül sabahı… Bakü sokaklarında haftalardır süren çatışmaların ardından alışılmadık bir sessizlik hâkimdi. Şehrin çevresinde günlerdir devam eden yoğun muharebeler sona yaklaşırken, ufukta beliren birlikler yalnızca askerlerden ibaret değildi. Onlar, yeni kurulan Azerbaycan Cumhuriyeti’nin umudunu, bağımsızlık idealini ve Türk dünyasının ortak hafızasında derin iz bırakacak bir kardeşlik destanını taşıyorlardı.
Komutanları ise genç yaşına rağmen büyük bir sorumluluğu omuzlarında taşıyan Nuri Paşa (Killigil) idi.
15 Eylül 1918’de Bakü’nün kurtuluşuyla sonuçlanan harekât, yalnızca bir askerî zafer olarak değil, Azerbaycan devletinin ayakta kalmasını sağlayan tarihî dönüm noktalarından biri olarak kabul edilmektedir.

Çarlık Rusyası’nın Çöküşü Kafkasya’yı Belirsizliğe Sürükledi
1917 yılında Çarlık Rusyası’nın yıkılmasıyla birlikte Kafkasya büyük bir otorite boşluğuna sürüklendi. Yüzyıllardır farklı imparatorlukların mücadele alanı olan bölge, bu kez birbirinden farklı siyasî ve askerî güçlerin rekabetine sahne oluyordu.
28 Mayıs 1918’de Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti bağımsızlığını ilan etti. Ancak genç devlet, başkent olarak belirlediği Bakü üzerinde fiilî hâkimiyet kuramamıştı.
Petrol zenginliğiyle dünyanın dikkatini çeken şehir; Bolşevik kuvvetleri, Ermeni silahlı birlikleri ve İngiliz askerî varlığı nedeniyle son derece karmaşık bir tablo içindeydi.
Azerbaycan hükümeti, bağımsızlığını koruyabilmek için Osmanlı Devleti’nden yardım istedi.
Bu çağrı, yalnızca diplomatik bir talep değil; tarihî kardeşliğin en kritik sınavlarından biri olacaktı.
Nuri Paşa’nın Tarihî Görevi
Osmanlı Harbiye Nazırı Enver Paşa, kardeşi Nuri Paşa’yı Kafkasya’ya gönderdi.
Ancak görevi yalnızca bir şehri ele geçirmek değildi.
Asıl hedef;
- Azerbaycan millî birliklerini teşkilatlandırmak,
- düzenli bir ordu oluşturmak,
- genç cumhuriyetin güvenliğini sağlamak,
- Bakü’yü Azerbaycan yönetimine kazandırmaktı.
Kısa süre içerisinde Osmanlı ordusunun tecrübeli birlikleri ile Azerbaycan gönüllülerinden oluşan yeni bir kuvvet kuruldu.
Bu ordunun adı tarihe Kafkas İslam Ordusu olarak geçti.
Bugün dahi Türkiye ve Azerbaycan’da bu isim, iki kardeş milletin ortak mücadelesinin sembollerinden biri olarak anılmaktadır.
Bakü Yolunda Zorlu Muharebeler
Bakü’ye ulaşmak kolay olmadı.
Ordunun ilerleyişi boyunca Gökçay, Kürdemir, Şamahı, Aksu ve Hacıkabul çevresinde şiddetli çatışmalar yaşandı.
Özellikle Gökçay Muharebeleri, harekâtın kırılma noktalarından biri olarak kabul edilir.
Nuri Paşa’nın uyguladığı disiplinli sevk ve idare sayesinde birlikler yalnızca ilerlemekle kalmadı, Azerbaycan halkının güvenini de kazandı.
Yerel gönüllüler her geçen gün orduya katılıyor, halk lojistik destek sağlıyor, bağımsızlık mücadelesi giderek millî bir karakter kazanıyordu.
Bu süreçte verilen mücadele, yalnızca askerî değil; aynı zamanda siyasî ve toplumsal bir dayanışmanın örneği oldu.
Petrol Şehri Bakü Neden Bu Kadar Önemliydi?
1918’in Bakü’sü sıradan bir şehir değildi.
Dünyanın en büyük petrol merkezlerinden biri olan Bakü, ekonomik gücü kadar stratejik konumuyla da büyük devletlerin ilgisini çekiyordu.
Şehri kontrol eden güç;
- Hazar Denizi’ni,
- Kafkasya ulaşım hatlarını,
- enerji kaynaklarını,
- bölgenin siyasî geleceğini
önemli ölçüde etkileyebilecekti.
Bu nedenle Bakü üzerindeki mücadele yalnızca Azerbaycan’ın değil, dönemin uluslararası dengelerinin de merkezinde yer aldı.
15 Eylül 1918: Tarihin Akışı Değişti
Günler süren yoğun çatışmaların ardından 15 Eylül 1918 sabahı Kafkas İslam Ordusu Bakü’ye girdi.
Şehir üzerindeki silahlı direniş sona ererken Azerbaycan hükümeti kısa süre sonra başkentine kavuştu.
Bakü artık genç cumhuriyetin gerçek yönetim merkeziydi.
Bu gelişme, Azerbaycan’ın devlet olarak varlığını sürdürebilmesi açısından tarihî önem taşıdı.
Bugün tarihçiler, Bakü’nün kurtuluşunu yalnızca askerî başarı olarak değil, Azerbaycan devletinin kurumsallaşmasını mümkün kılan en önemli dönüm noktalarından biri olarak değerlendirmektedir.
Kardeşliğin Sembolü
Aradan yüz yılı aşkın süre geçti.
Ancak Nuri Paşa’nın komutasındaki Kafkas İslam Ordusu’nun hatırası hâlâ yaşamaktadır.
Bakü Türk Şehitliği, her yıl binlerce kişinin ziyaret ettiği tarihî mekânlardan biridir.
15 Eylül törenlerinde Türkiye ve Azerbaycan devlet temsilcileri birlikte şehitleri anmakta, ortak tarihe vurgu yapmaktadır.
Cumhurbaşkanları tarafından sıkça dile getirilen “Bir millet, iki devlet” anlayışının tarihî temelleri anlatılırken de 1918 Bakü Harekâtı önemli bir örnek olarak gösterilmektedir.
Tarihî Mirasın Günümüze Yansıması
Kafkas İslam Ordusu’nun yürüttüğü harekât, yalnızca geçmişte kazanılmış bir zafer olarak görülmemektedir.
Bugün Türkiye ile Azerbaycan arasında savunma, enerji, ulaştırma ve kültürel iş birliklerinin gelişmesinde ortak tarih bilinci önemli bir yer tutmaktadır.
Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu, TANAP Doğal Gaz Boru Hattı ve Türk Devletleri Teşkilatı bünyesindeki iş birlikleri, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın günümüzdeki örnekleri arasında gösterilmektedir.
1918’de cephede kurulan dayanışmanın izleri, bugün diplomasi ve ekonomi alanlarında da hissedilmektedir.
Tarih Unutmayan Milletlerin Hafızasıdır
Nuri Paşa ve Kafkas İslam Ordusu’nun Bakü Harekâtı, Türk dünyasının ortak tarihindeki en önemli dönüm noktalarından biridir.
Bu harekât, genç Azerbaycan Cumhuriyeti’nin başkentine kavuşmasını sağlamış; iki kardeş halk arasındaki bağları daha da güçlendirmiştir.
Bugün Bakü’de dalgalanan Azerbaycan bayrağı ile Ankara’da yükselen Türk bayrağı, geçmişte omuz omuza verilen mücadelenin hatırasını yaşatmaya devam etmektedir.
Tarih, yalnızca geçmişi anlatmaz; milletlerin ortak hafızasını ve geleceğe bakışını da şekillendirir. Bakü’nün kurtuluşu da bu hafızanın en parlak sayfalarından biri olarak yaşamayı sürdürmektedir.

