GenelGüncelKırım TarihiKırım'ın Sesi GazetesiKültür SanatTürk Dünyası

Mustafa Sarıkamış  II. Viyana Kuşatması sırasında Osmanlı ordusunda Kırım Hanlığı da müttefik olarak yer almıştır.

Dünya Kırım Tatar Derneği, son günlerde tarih programlarında dile getirilen iddialara yanıt verdi: II. Viyana Kuşatması’nın sorumluluğunu Kırım Hanlığı’na yüklemek bilimsel tarih anlayışıyla bağdaşmaz.
Dünya Kırım Tatar Derneği, son günlerde tarih programlarında dile getirilen iddialara yanıt verdi: II. Viyana Kuşatması’nın sorumluluğunu Kırım Hanlığı’na yüklemek bilimsel tarih anlayışıyla bağdaşmaz.

Dünya Kırım Tatar Dernek Başkanı Mustafa Sarıkamış  II. Viyana Kuşatması sırasında Osmanlı ordusunda Kırım Hanlığı da müttefik olarak yer almıştır.

Son günlerde bazı televizyon programlarında Osmanlı tarihi üzerine yapılan tartışmalar sırasında Kırım Hanlığı’nın II. Viyana Kuşatması bağlamında “ihanet” ile suçlandığı yönünde ifadeler kullanıldığı görülmektedir. Bu tür değerlendirmeler, tarihî gerçeklerin eksik veya yanlış yorumlanması sonucunda ortaya çıkmakta ve Kırım Tatar halkını zan altında bırakmaktadır.

1683 yılında gerçekleşen II. Viyana Kuşatması, Osmanlı tarihinin en önemli askerî dönüm noktalarından biridir. Kuşatma sırasında Osmanlı ordusunun başkomutanı Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa idi. Kuşatmanın başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından Osmanlı devlet geleneği gereği yenilginin sorumluluğu sadrazama yüklenmiş ve Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, Padişah IV. Mehmed’in emriyle Belgrad’da idam edilmiştir.

Osmanlı devlet geleneğinde büyük askerî yenilgilerin ardından sadrazamların görevden alınması veya idam edilmesi istisnai bir durum değildir. Bu nedenle Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın idamı, herhangi bir müttefik gücün ihanetinin sonucu değil, Osmanlı yönetim anlayışının bir sonucudur.

II. Viyana Kuşatması sırasında Osmanlı ordusunda Kırım Hanlığı da müttefik olarak yer almıştır. Dönemin Kırım Hanı Murad Giray komutasındaki Kırım Tatar süvarileri seferde bulunmuş ve Osmanlı ordusunun önemli bir unsuru olarak görev yapmıştır. Kırım Tatar süvarileri özellikle keşif, akın ve hareketli savaş taktikleri konusunda Osmanlı ordusunun en önemli askerî güçlerinden biri olmuştur.

Bazı yorumlarda Kırım Hanı’nın kuşatma sırasında Osmanlı ordusuna yeterli destek vermediği yönünde iddialar ileri sürülmektedir. Ancak tarihçiler arasında bu konuda kesin bir mutabakat bulunmamaktadır. Nitekim Osmanlı tarihinin en önemli araştırmacılarından biri olan Halil İnalcık başta olmak üzere birçok tarihçi, II. Viyana Kuşatması’nın başarısızlığının tek bir sebebe indirgenemeyeceğini belirtmektedir.

Kuşatmanın başarısızlık sebepleri arasında; Kuşatmanın uzun sürmesi ve lojistik sorunlar Avrupa devletlerinin Osmanlı’ya karşı geniş bir ittifak kurması Lehistan Kralı Jan III Sobieski komutasındaki ordunun ani müdahalesi Kuşatma stratejisinde yapılan hatalar gibi birçok askerî ve stratejik faktör bulunmaktadır.

Bu nedenle yaşanan yenilginin yalnızca Kırım Hanlığı’na yüklenmesi tarih biliminin kabul ettiği bir yaklaşım değildir.

Kırım Hanlığı yaklaşık üç asır boyunca Osmanlı Devleti’nin en önemli müttefiklerinden biri olmuş ve Osmanlı ordusunun birçok seferinde aktif rol oynamıştır. Kırım Tatar süvarileri Doğu Avrupa savaşlarında Osmanlı ordusunun hareket kabiliyetini artıran en önemli askerî güçlerden biri olarak tarih sahnesinde yer almıştır.

Tarihî olayların değerlendirilmesinde ilmî kaynaklara dayalı, dengeli ve objektif bir yaklaşım benimsenmesi büyük önem taşımaktadır. Bir milleti veya toplumu zan altında bırakacak genellemelere dayanan yorumlar tarih bilimi açısından doğru değildir.

Kırım Tatar halkı tarih boyunca Osmanlı Devleti ile kader birliği yapmış, Türk ve İslam dünyasının savunmasında önemli roller üstlenmiştir. Bu tarihî gerçekler göz ardı edilerek yapılan değerlendirmeler hem bilimsel açıdan eksik hem de tarihsel hafızaya zarar verici niteliktedir.

Osmanlı–Kırım İlişkilerinde Güç Dengesi

Kırım Hanlığı, 15. yüzyıldan itibaren Osmanlı Devleti ile yakın bir ittifak ilişkisi içinde olmuş ve özellikle Doğu Avrupa seferlerinde Osmanlı ordusunun en önemli müttefiklerinden biri hâline gelmiştir. Buna rağmen Osmanlı yönetimi, Kırım Hanlığı’nın aşırı derecede güçlenmesini her zaman dikkatle dengelemiştir. Bunun temel sebebi, Karadeniz’in kuzeyinde oluşabilecek bağımsız ve çok güçlü bir hanlığın bölgesel güç dengelerini değiştirme ihtimaliydi.

Osmanlı siyaseti, Kırım Hanlığı’nı desteklemekle birlikte hanların atanması ve görevden alınması konusunda merkezi otoritenin söz sahibi olduğu bir düzen kurmuştu. Bu durum, hanların hem Osmanlı ile ittifakı sürdürmesini hem de bölgedeki dengelerin korunmasını sağlıyordu.…

Kırım Hanlığına “İhanet” Suçlaması Tarihsel Gerçeklerle Bağdaşmıyor

Dünya Kırım Tatar Derneği, son günlerde tarih programlarında dile getirilen iddialara yanıt verdi: II. Viyana Kuşatması’nın sorumluluğunu Kırım Hanlığı’na yüklemek bilimsel tarih anlayışıyla bağdaşmaz.”

II. Viyana Kuşatması

1683 yılında gerçekleşen Battle of Vienna Osmanlı tarihinin en kritik dönüm noktalarından biri olarak kabul edilir. Kuşatma sırasında Osmanlı ordusunun başkomutanı Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa idi.

Kuşatmanın başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından Osmanlı devlet geleneği gereği sorumluluk sadrazama yüklenmiş ve Paşa, padişah Mehmed IV’in emriyle Belgrad’da idam edilmiştir.

Dünya Kırım Tatar Derneği tarafından yapılan açıklamada, bazı televizyon programlarında Kırım Hanlığı’nın “ihanet” ile suçlanmasının tarihsel gerçeklerle bağdaşmadığı vurgulandı.

Açıklamada, II. Viyana Kuşatması sırasında Osmanlı ordusunda Kırım Hanlığı’nın müttefik olarak yer aldığı ve dönemin Kırım Hanı olan Murad Giray Han komutasındaki Kırım Tatar süvarilerinin seferde bulunduğu hatırlatıldı.

Kırım Tatar süvarileri özellikle keşif, akın ve hareketli süvari savaşlarında Osmanlı ordusunun en önemli güçlerinden biri olarak görev yapmıştır.

Tarihçiler kuşatmanın başarısızlığının tek bir sebebe indirgenemeyeceğini belirtmektedir. Avrupa devletlerinin Osmanlı’ya karşı kurduğu büyük ittifak, lojistik zorluklar ve Lehistan Kralı Jan Sobieski komutasındaki ord…

Osmanlı Neden Güçlü Bir Kırım Hanı İstemiyordu?

Osmanlı Devleti ile Kırım Hanlığı arasındaki ilişki klasik bir müttefiklik ilişkisi olmakla birlikte aynı zamanda hassas bir güç dengesi üzerine kuruluydu.

Osmanlı yönetimi Karadeniz’in kuzeyinde aşırı güçlü bir hanlığın oluşmasının bölgesel dengeleri değiştirebileceğini düşünüyordu. Bu nedenle hanların atanması ve görevden alınmasında merkezi otorite söz sahibi oluyordu.

Buna rağmen Kırım Hanlığı yaklaşık üç asır boyunca Osmanlı Devleti’nin en önemli müttefiklerinden biri olarak Balkanlar ve Doğu Avrupa savaşlarında önemli roller üstlenmiştir.

Tarihçilerin Görüşü

Konu üzerine çalışan birçok tarihçi, II. Viyana Kuşatması’nın başarısızlığını tek bir faktöre bağlamanın mümkün olmadığını belirtmektedir.

Bu görüşü dile getiren araştırmacılar arasında Halil İnalcık , İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Alan W. Fisher, yer almaktadır.

Tarih polemiklerle değil, belgeler ve bilimsel araştırmalarla değerlendirilmelidir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Dünya Kırım Tatar Derneği Başkanı

Mustafa Sarıkamış

Kırım'ın Sesi Gazetesi

27 Şubat 2015 Tarihinde hizmet bermege başlağan www.kiriminsesigazetesi.com maqsadı akkında açıklama yapqan Mustafa Sarıkamış İsmail Bey Gaspıralı’nıñ bu büyük mirasına sahip çıqmaq ve onun emellerini yaşatmaqtır. Qırımtatar Türkleriniñ ananevî, körenek, ürf, adet kibi yaşamlarında ne bar ise objektif şekilde Dünya cemiyetine taqdim etilmektir.

Pin It on Pinterest