Araştırmacılar ve Tarih YazarlarıKırım Tarihi

KIRIM’DA TARİHE YAZILAN BÜYÜK DİRENİŞ

Kırımınsesi Gazetesi – Seydişehir

BÜYÜK DİRENİŞ: 1853-1856 KIRIM SAVAŞI

Sultan Abdülmecid liderliğindeki Osmanlı İmparatorluğu, 19. yüzyılın ortasında Rusya’nın Akdeniz’e inme ve Türk topraklarını paylaşma hırslarına karşı tarihi bir duruş sergilemiştir. Kutsal Yerler Sorunu ve Rusya’nın Ortodoks tebaayı bahane ederek kurduğu baskı, Sultan Abdülmecid‘in dik duruşu sayesinde diplomatik bir kırılmaya dönüşmüş ve müttefiklerin desteğiyle Kırım Yarımadası yüzyılın en büyük cephesine sahne olmuştur.

kırım savaşı
kırım savaşı

Rus Yayılmacılığına Karşı Üçlü Siper

Rus ordularının Eflak ve Boğdan’ı işgal etmesiyle patlak veren bu devasa mücadele, sadece iki devletin savaşı olmaktan hızla çıkmıştır. İngiltere ve Fransa, Rusya’nın Avrupa dengelerini altüst etmesini engellemek amacıyla Osmanlı Devleti’nin yanında saf tutmuştur.

  • Osmanlı’nın Kararlılığı: Sultan Abdülmecid, Rusya’nın egemenlik haklarını çiğneyen taleplerini kesin bir dille reddederek orduyu harekete geçirmiştir.
  • Batılı Müttefiklerin Katılımı: İngiltere, Fransa ve ardından Piyemonte-Sardinya Krallığı, askeri güçlerini Kırım’a sevk ederek tarihte eşine az rastlanır bir koalisyon oluşturmuştur.
  • Stratejik Kuşatma: Savaşın kalbi niteliğindeki Sivastopol Kalesi, müttefik kuvvetler tarafından aylarca süren destansı bir kuşatmanın ardından düşürülmüş ve Rus askeri hegemonyasına ölümcül bir darbe vurulmiştir.

Türk Basınında Bir Dönüm Noktası: Ceride-i Havadis ve Cephe Muhabirliği

Kırım Savaşı, askeri ve siyasi arenada olduğu kadar Türk basın tarihinde de büyük bir devrimin kapılarını aramıştır. Dönemin ilk yarı resmi gazetesi olan Ceride-i Havadis, savaşı yerinde takip etmek üzere cepheye muhabir göndererek Türk gazetecilik tarihinin ilk savaş muhabirliği hamlesini gerçekleştirmiştir.

Gazetenin kurucusu William Churchill’in oğlu Alfred Black Churchill, bizzat Kırım cephesine giderek çatışmaları sıcak noktalarından takip etmiş ve edindiği bilgileri telgraflarla İstanbul’a ulaştırmıştır. Aynı zamanda cephedeki Osmanlı komutanlarının kaleme aldığı askerî tahriratlar ve raporlar da gazete sayfalarında halka duyurulmuştur.

O güne kadar kamuoyunda sınırlı bir ilgi gören Ceride-i Havadis, Kırım’dan aktardığı bu canlı ve sıcak cephe haberleri sayesinde adeta patlama yapmış ve tarihinin en yüksek tirajlarına ulaşmıştır. Halkın savaşa ve vatan savunmasına dair doğru bilgi edinmesini sağlayan bu habercilik başarısı, toplumsal bilinci artırmış ve halkın zafer inancını diri tutmuştur.

İttifakın İki Yüzü: Fayda mı, Zarar mı?

Kırım Savaşı’nda kurulan Batı ittifakı, Osmanlı İmparatorluğu için “ölümcül bir hastalığı erteleyen ama hastayı başka bir bağımlılığa iten ağır bir ilaç” olmuştur. Bu tarihi hamle, devlete kısa vadede can suyu olurken uzun vadede çok ağır bedeller ödetmiştir.

Siyasi ve Askeri Faydaları (Kısa Vade)Ekonomik ve Egemenlik Zararları (Uzun Vade)
Yıkılmaktan Kurtulma: Rusya’nın İstanbul ve Boğazlar’ı ele geçirme planları müttefik askeri gücüyle engellenmiştir.İlk Dış Borç Kamburu: Savaşı finanse etmek için 1854’te ilk dış borç alınmış, bu sarmal devletin mali iflasına ve Düyûn-ı Umûmiye’ye giden yolu açmıştır.
Avrupa Devleti Sayılma: 1856 Paris Antlaşması ile Osmanlı ilk kez bir Avrupa devleti kabul edilmiş ve toprakları Avrupa hukukunun garantisine alınmıştır.İç İşlerine Müdahale: İttifakın bedeli olarak ilan ettirilen Islahat Fermanı, Batılı devletlerin azınlıkları bahane ederek iç işlerimize daha çok karışmasına yol açmıştır.
Karadeniz Güvencesi: Karadeniz tarafsız hale getirilmiş, Rusya’nın burada donanma bulundurması yasaklanarak kuzey sınırımız koruma altına alınmıştır.Geçici Güvence: Batı’nın verdiği “toprak bütünlüğü” garantisi çıkarlar değişince çökmüş, Osmanlı sonraki Rus savaşlarında yapay bir yalnızlığa itilmiştir.

Şanlı Direnişin Mirası

Kırım Savaşı, Osmanlı Devleti için hem askeri reformların hem de radikal ekonomik hamlelerin yaşandığı bir dönüm noktası olarak tarihe geçmiştir. Türk askeri, müttefikleriyle omuz omuza Kırım topraklarında şanlı bir direniş sergilemiş; Çarlık Rusyası’nın emperyalist emellerine karşı vatan toprağını ve bölgesel istikrarı korumak adına destansı bir mücadele vermiştir. Rusya’nın diz çökerek barış istemesiyle noktalanan bu büyük savaş, Türk milletinin zor şartlar altında dahi egemenliğinden ve bağımsızlığından asla ödün vermeyeceğini tüm dünyaya bir kez daha ilan ettiği şanlı bir vesika olarak hafızalardaki yerini korumaktadır.

Kırım Savaşı (1853-1856), Osmanlı Devleti’nin 19. yüzyılın ortasında Rusya’nın artan baskısına karşı verdiği en önemli askerî ve siyasî mücadelelerden biri olarak tarihe geçti. Sultan Abdülmecid döneminde başlayan savaş, kısa sürede Osmanlı-Rus çatışmasının ötesine taşınarak Avrupa güçlerinin de dahil olduğu büyük bir mücadeleye dönüştü. Kutsal Yerler Meselesi üzerinden başlayan kriz, Rusya’nın Osmanlı topraklarındaki Ortodoks tebaanın hamiliğini üstlenme talebiyle daha da büyüdü. Osmanlı yönetimi bu talebi kabul etmeyince diplomatik gerilim savaşa dönüştü.

Kutsal Yerler Meselesi Savaşı Tetikledi

  1. yüzyılda Osmanlı Devleti ile Rusya arasındaki rekabet giderek sertleşiyordu. Rusya, Osmanlı toprakları üzerindeki nüfuzunu artırmak isterken Karadeniz, Boğazlar ve Balkanlar bölgesindeki gelişmeler Avrupa devletlerinin de dikkatini çekiyordu.

Kriz, Kudüs ve çevresindeki kutsal mekânların statüsü üzerinden yeni bir boyut kazandı. Fransa Katoliklerin haklarını savunurken Rusya, Osmanlı Devleti sınırları içerisinde yaşayan Ortodoksların haklarını koruma iddiasıyla harekete geçti.

Rusya’nın Osmanlı Devleti’nden Ortodoks tebaanın hamiliğinin kendisine verilmesini istemesi, İstanbul tarafından kabul edilmedi. Rusya bunun üzerine Eflak ve Boğdan’ı işgal etti. Gerginliğin daha fazla tırmanmasıyla Osmanlı Devleti 4 Ekim 1853’te Rusya’ya savaş ilan etti.

Sultan Abdülmecid’in Kararlı Tutumu

Sultan Abdülmecid, savaşın en kritik döneminde Osmanlı tahtında bulunuyordu. Rusya’nın taleplerinin kabul edilmesi, Osmanlı Devleti’nin egemenliği ve iç işlerine yönelik ciddi bir müdahale anlamına geliyordu.

Bu nedenle İstanbul yönetimi Rusya’nın taleplerini reddetti. Böylece diplomatik kriz doğrudan askerî mücadeleye dönüştü.

Osmanlı Devleti’nin karşısındaki Rusya kısa sürede Avrupa dengelerini de tehdit eden bir güç olarak görülmeye başlandı. İngiltere ve Fransa, Rusya’nın Avrupa ve Doğu Akdeniz’de daha fazla güç kazanmasını istemiyordu. Bu nedenle iki devlet Osmanlı Devleti’nin yanında savaşa katıldı. İngiltere ve Fransa’nın savaş ilanları 1854 yılında gerçekleşti.

Kırım Cephesi Savaşın Merkezine Dönüştü

Savaşın adını aldığı Kırım Yarımadası, kısa sürede büyük askerî operasyonların merkezi hâline geldi. Osmanlı, İngiliz ve Fransız kuvvetleri Rusya’ya karşı ortak hareket etti.

1854 yılında müttefik kuvvetleri Kırım’a çıkarma yaptı. Amaç, Rusya’nın Karadeniz’deki askerî gücünü ve özellikle Sivastopol’daki stratejik merkezini etkisiz hâle getirmekti.

Savaş yalnızca kara muharebelerinden ibaret değildi. Deniz gücü, lojistik, telgraf ve ulaşım teknolojileri de savaşın kaderinde önemli rol oynadı. Bu yönüyle Kırım Savaşı, modern savaş anlayışının gelişiminde önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Telgrafın askerî ve idarî haberleşmede kullanılması, buhar gücüyle çalışan gemiler ve modern lojistik yöntemleri savaşın karakterini değiştirdi.

Sinop Baskını ve Savaşın Seyri

Savaşın önemli dönüm noktalarından biri Sinop Deniz Muharebesi oldu. Rus donanmasının Osmanlı filosuna ağır darbe vurması, İngiltere ve Fransa’nın savaşa daha güçlü şekilde dahil olmasının önünü açtı.

Ardından Kırım’daki çatışmalar yoğunlaştı. Sivastopol kuşatması savaşın en uzun ve yıpratıcı mücadelelerinden biri hâline geldi.

Osmanlı askerleri, İngiliz ve Fransız kuvvetleriyle birlikte Rusya’ya karşı mücadele etti. Savaş, yalnızca bir cephe savaşı değil, aynı zamanda dönemin büyük devletlerinin güç dengelerini yeniden şekillendirdiği uluslararası bir mücadeleye dönüştü.

Paris Antlaşması ile Savaş Sona Erdi

Kırım Savaşı, Rusya’nın ağır baskı altında barış arayışına girmesiyle sona yaklaştı. 30 Mart 1856’da Paris Antlaşması imzalandı. Böylece yaklaşık üç yıl süren savaş resmen sona erdi.

Paris Antlaşması, Osmanlı Devleti açısından önemli diplomatik sonuçlar doğurdu. Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğü ve bağımsızlığı antlaşmayı imzalayan devletlerin ortak garantisi altına alındı. Karadeniz ise tarafsızlaştırılarak savaş gemilerine kapatıldı.

Ancak savaşın Osmanlı maliyesi üzerinde ağır sonuçları oldu. Savaş giderlerini karşılamak amacıyla 1854 yılında Osmanlı Devleti ilk dış borcunu aldı. Bu gelişme, ilerleyen yıllarda Osmanlı maliyesinin karşılaşacağı sorunların önemli dönüm noktalarından biri oldu.

Kırım Savaşı Tarihe Nasıl Geçti?

1853-1856 Kırım Savaşı, Osmanlı Devleti’nin Rusya karşısında yalnız kalmadığı ve Avrupa güç dengelerinin savaşın sonucunu doğrudan etkilediği önemli bir tarihî dönüm noktasıdır.

Sultan Abdülmecid döneminde yaşanan bu büyük mücadele, Kırım’ın stratejik önemini bir kez daha ortaya koydu. Osmanlı ordusu, İngiliz ve Fransız müttefikleriyle birlikte Rusya’ya karşı savaşırken Kırım Yarımadası dünya siyasetinin merkezlerinden biri hâline geldi.

Kırım Savaşı’nın hatırası bugün yalnızca bir savaşın tarihi olarak değil, Kırım’ın Türk tarihi ve Karadeniz jeopolitiği açısından taşıdığı stratejik önemin güçlü bir göstergesi olarak da değerlendirilmektedir.

Osmanlı ile Rusya Arasında Kırım Harbi — Kırım’ın Sesi Gazetesi

Kırım Hanlığı — Kırım’ın Sesi Gazetesi

Kırım Tarihi — Kırım’ın Sesi Gazetesi

Kırım'ın Sesi Gazetesi

27 Şubat 2015 Tarihinde hizmet bermege başlağan www.kiriminsesigazetesi.com maqsadı akkında açıklama yapqan Mustafa Sarıkamış İsmail Bey Gaspıralı’nıñ bu büyük mirasına sahip çıqmaq ve onun emellerini yaşatmaqtır. Qırımtatar Türkleriniñ ananevî, körenek, ürf, adet kibi yaşamlarında ne bar ise objektif şekilde Dünya cemiyetine taqdim etilmektir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest