Esir Türkler
14 Temmuz 1959’da Kerkük Katliamı sırasında şehit edilen kardeşlerimizi anmak amacıyla başlatılan “Esir Türkler Haftası”, her yıl 14 Temmuz’da idrak edilmektedir.
Bu hafta boyunca, Türkiye sınırları dışında bırakılmış Türk toplulukları anılmakta; onların yaşadığı acılar, mücadeleler ve kimliklerini koruma gayretleri hatırlanmaktadır. Aynı zamanda, yaşayan tarih niteliğindeki büyüklerimizin hatıraları dinlenerek geçmiş ile bugün arasında güçlü bir bağ kurulmakta, milli hafıza diri tutulmaktadır.

Esir Türkler Haftası, sadece bir yas günü değil; Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar uzanan coğrafyada, sınırların dışında kalmış ancak gönül bağı hiç kopmamış soydaşlarımızın davasını diri tutma iradesidir. Ata Hayrullah, İhsan Hayrullah, Kasım Neftçi gibi yiğitlerin şahsında tüm şehitlerin anılması, milli bilincin nesilden nesle aktarılması açısından hayati önem taşır.
Bahsettiğiniz o “canlı tarih” büyüklerimizin anlattığı hatıralar, bugünkü genç nesillere şu temel gerçeği fısıldar: “Vatan sadece üzerinde yaşanılan toprak değil, aynı zamanda sahip çıkılan bir kaderdir.”

Sınırların Ötesindeki Kardeşlik: Esir Türkler Haftası
Türkiye’nin modern tarihindeki en hüzünlü ve bir o kadar da onurlu anma günlerinden biri, her yıl Temmuz ayının üçüncü haftasında idrak edilen Esir Türkler Haftasıdır. Bu gelenek, sadece bir takvim yaprağı değil; gönül coğrafyamızın sınır tanımayan bağlılığının bir nişanesidir. 14 Temmuz 1959: Kerkük’ün Dinmeyen Sızısı Bu haftanın başlangıcı, 14 Temmuz 1959’da Irak’ta yaşanan kanlı bir katliama dayanır. Kerkük’te üç gün üç gece süren o karanlık günlerde; Ata Hayrullah, İhsan Hayrullah ve Kasım Neftçi gibi Türkmen liderler başta olmak üzere onlarca soydaşımız sadece Türk oldukları için vahşice şehit edildi. Bu olay, Türk milletinin hafızasında “Kerkük Katliamı” adıyla derin bir yara açtı ve “Dış Türkler” meselesini Türkiye’nin gündemine taşıdı.
1959 yılında ABD’de ilan edilen “Esir Milletler Haftası”nın ardından, Türkiye’deki aydınlar ve cemiyetler bu kavramı millileştirerek “Esir Türkler Haftası” olarak anmaya başladılar. O dönemden itibaren;
Doğu Türkistan’dan ,Kırım’a, Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Kerkük’ten ,Kıbrıs’a, kadar…
Anavatan sınırları dışında kalmış ancak kimliğini, dilini ve özgürlük aşkını korumaya çalışan her bir Türk, bu haftanın ana konusu oldu. Yazılı basında çıkan makaleler ve düzenlenen etkinlikler, Türk kamuoyunda “Dış Türkler” bilincinin yerleşmesini sağladı.
Canlı Tarihin Sesinden Bugünlere
Bir zamanlar Türkiye’de bu hafta boyunca, esaretin ne demek olduğunu bizzat yaşayan, o topraklardan binbir güçlükle göç eden büyüklerimiz hatıralarını anlatır; okul kürsülerinden, radyo dalgalarından bu hüzünlü hikayeler paylaşıldı. Bugün o büyüklerin anlattıkları, bizlere bir gerçeği hatırlatıyor: “Hürriyet, bir milletin en kutsal varlığıdır.”
Esir Türkler Haftası, yas tutmaktan ziyade; esaret altındaki son Türk de hürriyetine kavuşana dek sürecek olan bir vefa borcunun ve sarsılmaz bir birliktelik iradesinin ifadesidir. 14 Temmuz şehitlerimizin ve bu uğurda can veren tüm soydaşlarımızın ruhları şad olsun.

