ASRIN KATİLLERİ
18 MAYIS 1944 YILINDA 195 BİN KIRIM TATARINA SOYKIRIM UYĞULADI KIRIM TATARLARINA CENNETİ VAAT ETTİLER ASRIN KATİLLERİ YIL 1921-1922 SUNİ AÇLIKTAN 100 BİN KİŞİ ÖLDÜRÜLDÜ YIL 1944 -195 BİN KİŞİ ÖLDÜRÜLDÜ YIL 2014- KIRIM TATARLARI İŞTEN ÇIKARTILIYOR 350 BİN KİŞİ AÇLIĞA MAHKUM EDİLMEK İSTENİYOR KIRIM’I TERKETMELERİ İÇİN HER TÜRLÜ GAYRİ İNSANİ YAPTIRIM UYGULANIYOR

Bosna’dan Kırım’a Soykırımın Aktörleri
Stalin 1929-53 yılları arasında Resmi Kayıtlara göre 42 Milyon 672 bin kişiyi öldürdü.
1921-22 yıllarında Kırım’da sunî açlık yaratıldı ve bu açlıkta şehit vermeyen tek Kırımlı aile kalmadı. Bu açlık zamanında Türkiye’den çok miktarda gıda yardımı yapıldıysa da halka ulaştırılmadı. Kırım’ın Akyar nüfusunun % 11’i, Bahçe-saray nüfusunun ise % 55’i bu korkunç açlık yıllarında ölmüştür. Bu kıtlıktan doğan açlık sonu-cunda 50.000 kişi Kırım’dan göç etmiş, 100.000 kişi ölmüş ve Kırım’ın % 21 nüfusu azalmıştır.
ASRIN KATİLLERİ
Milyonların Kanına Giren Diktatörler ve İbretlik Sonları
Kimi darağacında can verdi, kimi sığınağında intihar etti. Sürgünlerin, yapay kıtlıkların ve soykırımların arkasındaki isimlerin hukuk karşısındaki akıbetleri.
Stalin’den Hitler’e, Pol Pot’tan Tojo’ya kadar dünyayı kana bulayan diktatörlerin gizlenen yargılanma süreçleri ve sivil katliamların korkunç bilançosu.
TARİH UNUTMAZ!
Masumların ahı yerde kaldı mı? Halkları sürgün eden, yapay kıtlıklarla milyonları kıran liderler dünya sahnesinden nasıl çekildi?
Tarihsel Gerçekler ve Kırım Tatar Sürgünü
18 Mayıs 1944 Sürgünü: Joseph Stalin liderliğindeki Sovyet yönetimi, 18 Mayıs 1944 gecesi Kırım Tatarlarını birkaç saat içinde vagonlara bindirerek Orta Asya ve Sibirya’ya sürgün etmiştir. Resmi olmayan verilere göre sürgün edilenlerin neredeyse yarısı yolculukta ve kötü yaşam koşulları nedeniyle hayatını kaybetmiştir.
1921-1922 Kıtlığı: Rus İç Savaşı sonrası Sovyet politikalarının da etkisiyle bölgede çok büyük bir yapay kıtlık meydana gelmiş, Kırım nüfusunun ciddi bir kısmı açlıktan yaşamını yitirmiştir.
Görseldeki Tablo Hakkında: Paylaştığınız görsel, tarihteki diktatörlerin ve rejimlerin neden olduğu can kayıplarını gösteren bir sunum tablosudur. Tarihçiler arasında Stalin, Mao ve Hitler dönemindeki net ölüm sayıları hakkında farklı akademik tahminler ve tartışmalar bulunsa da, bu liderlerin milyonlarca insanın ölümünden sorumlu olduğu gerçeği evrensel olarak kabul görmektedir.
Asrın Katilleri ve Neden Oldukları İnsani Yıkımlar
Joseph Stalin (SSCB | 1929–1953): Komünist rejimin lideri olarak tarımda kolektifleştirme (Holodomor gibi yapay kıtlıklar), Büyük Temizlik tasfiyeleri, Kırım Tatarları ve Çeçenler başta olmak üzere zorunlu sürgünler ve Gulag çalışma kampları ile milyonlarca insanın ölümüne yol açmıştır.
Mao Tse-tung (Çin | 1923–1976): Komünist liderin “İleriye Doğru Büyük Atılım” ekonomik hamlesi tarihin en büyük yapay kıtlığına neden olmuş, ardından gelen “Kültür Devrimi” ile de milyonlarca muhalif ve sivil hayatını kaybetmiştir.
Adolf Hitler (Almanya | 1933–1945): Faşist/Nazist lider, II. Dünya Savaşı’nı başlatarak on milyonlarca insanın ölümüne neden olmuş; Holokost (Yahudi Soykırımı) ve diğer etnik/siyasi gruplara yönelik sistematik katliamlarla insanlık tarihinin en büyük soykırımlarından birini gerçekleştirmiştir.
Çan Kay-şek (Çin | 1921–1948): Militarist ve milliyetçi liderlik döneminde, Çin İç Savaşı ve komünistlere yönelik sert bastırma hareketlerinin yanı sıra rejim politikaları sebebiyle büyük sivil kayıpları yaşanmıştır.
Tojo Hideki (Japonya | 1941–1945): II. Dünya Savaşı döneminde Japonya’nın militarist başbakanı olarak Asya-Pasifik genelinde yürütülen işgallerde, savaş suçlarında ve sivil katliamlarında (Nanjing Katliamı gibi) doğrudan sorumluluk taşımıştır.
Pol Pot (Kamboçya | 1968–1987): Kızıl Kmerler rejiminin komünist lideri, Kamboçya nüfusunun yaklaşık dörtte birini (aydınlar, azınlıklar ve şehirli halk) “Ölüm Tarlaları”nda ve toplama kamplarında katlederek modern tarihin en yoğun soykırımlarından birine imza atmıştır.
Hesap Verenler ve Uluslararası Mahkemelerde Yargılananlar
Tojo Hideki (Japonya)
Ölümcül Kararları: 1941 yılında başbakanlık görevini üstlenerek Japonya’nın Pearl Harbor saldırısını onaylamış ve ülkesini II. Dünya Savaşı’na sokmuştur. Asya genelinde milyonlarca sivilin katledilmesi, esirlere yönelik işkenceler ve biyolojik silah deneyleri yapan “Birim 731” gibi yapıların arkasındaki en büyük siyasi figürdür.
Yargılanma Süreci: Savaşın ardından intihar girişiminde bulunmuş ancak kurtarılmıştır. Müttefik Devletler tarafından kurulan Uluslararası Askeri Ceza Mahkemesi (Tokyo Yargılamaları) kapsamında “A Sınıfı Savaş Suçlusu” olarak yargılanmıştır. 1948 yılında idam cezasına çarptırılmış ve asılarak infaz edilmiştir.
Pol Pot (Kamboçya)
Ölümcül Kararları: “Sıfır Yılı” adını verdiği radikal bir doktrinle ülkeyi tamamen tarımsal bir komün ütopya haline getirmeye çalışmıştır. Şehirleri tamamen boşaltmış; gözlük takanları, yabancı dil bilenleri, aydınları, öğretmenleri ve etnik azınlıkları doğrudan “sistem düşmanı” ilan ederek katletmiştir.
Yargılanma Süreci: 1979’da Vietnam işgaliyle devrilmesine rağmen uzun yıllar ormanlık alanlarda saklanmıştır. Ancak ömrünün son döneminde, 1997’de kendi örgütü (Kızıl Kmerler) tarafından ev hapsine alınmış ve formalite icabı bir halk mahkemesinde yargılanmıştır. Uluslararası bir mahkeme önüne çıkarılamadan, 1998 yılında kaldığı kampta hastalıktan ölmüştür. Kamboçya’da adalet süreci daha sonra BM destekli Kızıl Kmerler Tribünalleri ile devam etmiş ve diğer üst düzey yöneticiler müebbet hapse çarptırılmıştır.

Yargılanamadan Hayatına Son Verenler
Adolf Hitler (Almanya)
Ölümcül Kararları: Irkçı Aryan ideolojisi doğrultusunda Avrupa’daki Yahudileri, Romanları, engellileri ve siyasi muhalifleri sistematik olarak yok etmek amacıyla toplama ve imha kamplarını (Auschwitz vb.) kurdurmuştur. II. Dünya Savaşı’nı başlatarak küresel çapta en az 70-80 milyon insanın ölümüne giden yolu açmıştır.
Yargılanma Süreci: Kızıl Ordu Berlin’e girdiğinde adalet karşısına çıkmak yerine 30 Nisan 1945’te sığınağında intihar etmiştir. Onun yerine, yakalanan diğer üst düzey Nazi liderleri tarihe yön veren Nürnberg Mahkemeleri önünde yargılanmış ve “İnsanlığa Karşı Suçlar” kavramı ilk kez burada hukuki bir statü kazanmıştır.
Joseph Stalin (SSCB)
Ölümcül Kararları: 1930’lardaki “Büyük Temizlik” (Büyük Terör) operasyonlarıyla kendi parti içi muhaliflerini, askeri komutanları ve yüz binlerce sıradan vatandaşı kurşuna dizdirmiş veya Gulag çalışma kamplarına göndermiştir. Ukrayna’da uyguladığı yapay kıtlık (Holodomor) ve Kırım Tatarları gibi bütüncül halkları bir gecede vagonlara bindirerek sürgün etmesi en büyük insani suçlarındandır.
Joseph Stalin, 5 Mart 1953 tarihinde Moskova yakınlarındaki Kuntsevo Daçası’nda (bağ evi) 74 yaşında ölmüştür.
Ölümü, kendi yarattığı korku imparatorluğunun ve paranoyanın bir sonucu olarak trajikomik ve acı dolu bir süreçte gerçekleşmiştir. Ölüm süreci şu tarihsel aşamalarla gerçekleşti:
Kendi Yarattığı Korkunun Kurbanı Oldu
Gece Eğlencesi ve Felç: Stalin, 28 Şubat 1953 gecesi Nikita Kruşçev ve Lavrentiy Beria’nın da aralarında bulunduğu yakın çevresiyle sabaha kadar içki içip film izledi. Ertesi gün (1 Mart) odasından hiç çıkmadı.
Kimse Odasına Giremedi: Stalin’den izinsiz odasına girmek ölümcül bir suç sayıldığı için, korumaları ve hizmetçileri saatlerce kapıda bekledi. Ancak gece saat 22:30 sularında bir görevli resmi evrak bahanesiyle içeri girebildi.
Yerde Hareketsiz Bulundu: Stalin, pijama içinde yerde hareketsiz, idrarı içinde boğulmuş ve konuşamaz halde bulundu. Felç geçirmişti.
Müdahaleyi Geciktiren İki Büyük İroni
Siyasi Liderlerin Korkusu ve İhmali: Durum hemen Beria ve diğer parti yöneticilerine bildirildi. Ancak bu liderler, Stalin’in iyileşmesi durumunda “izinsiz karar aldıkları” gerekçesiyle kendilerini cezalandırmasından korktukları için doktor çağırmayı saatlerce geciktirdiler. Hatta onun sadece “uyuduğunu” iddia ettiler.
“Doktorlar Komplosu” İronisi: Stalin, ölümünden kısa süre önce SSCB’deki en iyi (özellikle Yahudi kökenli) doktorları kendisine suikast düzenlemekle suçlayıp tutuklatmış, işkence ettirmiş veya sürgüne göndermişti. Bu yüzden, 2 Mart günü daçaya nihayet çağrılan doktorların elleri korkudan titriyordu ve ülkede ona bakabilecek en nitelikli uzmanlar zaten hapisteydi.
Son Anları ve Ölümü
Doktorlar geldiğinde Stalin’in sağ tarafı tamamen felç olmuştu ve tansiyonu tehlikeli derecede yüksekti. O dönemin tıp imkanlarıyla kulaklarının arkasına sülük yapıştırmak ve soğuk kompres uygulamak gibi çaresiz yöntemler denendi. Stalin, bilinci kapalı şekilde birkaç gün boyunca can çekişti ve 5 Mart 1953 akşamı saat 21:50’de boğularak hayatını kaybetti.
Yapılan resmi otopside, ölüm nedeninin hipertansiyona bağlı sol beyin yarımküresinde meydana gelen büyük bir kanama olduğu netleşmiştir. Bazı tarihçiler Beria’nın onu zehirlemiş olabileceğini iddia etse de, tıbbi raporlar doğal bir beyin kanamasını doğrulamaktadır.
Mao Tse-tung (Çin)
Ölümcül Kararları: Çin’i hızla sanayileştirmek amacıyla başlattığı “İleriye Doğru Büyük Atılım” programında, köylülerin mahsullerine el koyarak ve tarımı tamamen sabote ederek insanlık tarihinin en büyük yapay kıtlığına yol açmıştır. 1966’da başlattığı “Kültür Devrimi” ise ülkedeki tüm entelektüel birikimi, tarihi eserleri yok etmiş ve milyonlarca insanın linç edilmesine veya sürülmesine sebep olmuştur.
Yargılanma Süreci: Çin’in mutlak lideri olarak 1976 yılında eceliyle ölmüştür. Ölümünden sonra kurduğu rejim yıkılmadığı için hiçbir şekilde yargılanmamış, aksine modern Çin’in kurucusu olarak portresi bugün hâlâ Pekin’deki Tiananmen Meydanı’nda asılı tutulmaktadır. Ancak onun ölümünden sonra, Kültür Devrimi’ndeki aşırılıklardan sorumlu tutulan ve aralarında eşinin de bulunduğu “Dörtlü Çete” grubu Çin mahkemelerinde yargılanmıştır.
Çan Kay-şek (Çin / Tayvan)
Ölümcül Kararları: Çin İç Savaşı sırasında komünist hareketleri bastırmak için çok sert askeri yöntemler kullanmış, bu süreçte sivil köyler ve kasabalar büyük zarar görmüştür. Tayvan’a kaçtıktan sonra “Beyaz Terör” olarak bilinen sıkıyönetim dönemini başlatmış, binlerce Tayvanlı muhalifi, entelektüeli ve sol görüşlü kişiyi idam ettirmiş veya hapsetmiştir.
Yargılanma Süreci: Tayvan’da (Çin Cumhuriyeti) diktatörlük rejimini ölene kadar sürdürmüş ve 1975 yılında böbrek yetmezliğinden ölmüştür. Tayvan ancak onun ve oğlunun ölümünden sonra 1980’lerin sonunda demokratikleşme sürecine girebilmiştir. İnsanlığa karşı işlenen suçlar sadece uzak geçmişte kalmadı. Avrupa’nın göbeğinde, Bosna Hersek’te 1992-1995 yılları arasındaki savaş döneminde Boşnaklara karşı gerçekleştirilen etnik temizlik ve soykırım,
Ratko Mladiç ve Radovan Karadziç komutasındaki Bosnalı Sırp güçleri (VRS) tarafından vahşice uygulanmıştır. Başta Temmuz 1995’teki Srebrenitsa Soykırımı olmak üzere binlerce sivilin katledilmesi, Saraybosna kuşatması ve sistematik tecavüzlerin baş failleri olan bu iki isim, uzun yıllar sahte kimliklerle adaletten kaçmaya çalıştı.
Ancak tarih, bu modern çağ canilerinin peşini bırakmadı. Yakalanarak Hollanda’nın Lahey kentindeki eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (ICTY) sevk edilen dönemin Sırp siyasi lideri Radovan Karadziç ve askeri komutanı Ratko Mladiç, soykırım ve insanlığa karşı suçlardan ömür boyu (müebbet) hapis cezasına çarptırıldı.
Zalimlerin isimleri ve rejimleri değişse de, mazlum halkların hafızası ve tarihin adalet terazisi katledilen milyonları asla unutmadı. Kırım’dan Bosna’ya kadar sivil halkların maruz kaldığı bu yıkımlar, insanlığın bir daha asla yaşamaması gereken en kara sayfalar olarak tarihe kazındı.

