Aşık Umer

Kırım’ın Kezlev (Yevpatоriya) şehrinde, 1620-1621-1651 yıllarında doğmuş olduğu söylenen halk şairidir.

20 yaşına kadar doğduğu bölgede kalan Ömer, 10-15 sene asker ve şair olarak Avrupa ve Rusya sınırlarında dolaştı. Bu nedenle şiirlerinin çoğunda “vatan hasreti” temasını işlediği görünmektedir.

Kırım’ın her bölgesinde tanınıp sevilmektedir. Eline sazını alıp çok genç yaşlarda sefere çıkan Aşık Umer, İran, Suriye, Irak, Arabistan ve Türkiye’de köy köy dolaştıktan sonra, uzun yıllar Türkiye’de kalır. Gezdigi yerlerin dil ve edebiyatlarına hakimdir.Şairin gazel, destan, koşma, semai vb. Eserlerinde işlenen ana tema; sevgi, sadakat, iyilik, namus, insanlık, adalet ve merhamettir. Aşık Umer yetmiş yaşını geçtikten sonra, gezdiği yerlerden doğum yeri olan Gözleve’ye döner ve ömrünün sonuna kadar orada yaşar. 1707 senesinde seksen altı yaşında ölen şair, Gözleve Kalentir Burnu’na defnedilir.

Aşık Umer’in şiirleri, 1894 yılında İsmail Gaspıralı tarafından Bahçesaray’da bulunan Tercüman gazetesinin matbaasında “Divan Aşık Umer” adıyla Gaspırali tarafından neşredilir. Şair Rıza Halid tarafından kril harflerine aktarılarak iki cilt halinde düzenlenen “Aşık Umer” isimli eserin, birinci cildi 1998, ikinci cildi 1990 yılında, Taşkent’te basılmıştır.
Mustafa Cevheri (öl.1710) de Aşık Umer gibi çok memleket gezmiş ve uzun yıllar Türkiye’de yaşamıştır. Saz şairi olan Cevheri sevgi, sadakat, namus gibi konuları işlemiştir. Cevheri’nin 5200 mısra civarında 350’den fazla şiiri vardır.

Aşık Umer de, Cevheri de Kırım’ın tamamen Türkiye’nin etkisinde olduğu çağlarda yaşadıkları için, şiirlerini Batı Türkçesi ile, yazmışlardır. Bu devirde Osmanlı tesiri sadece edebi dilde olmayıp, güney yalı boyu ve dağ bölgesindeki halkın dilinde de hissedilir. Merkes ve çöl kısmında bu tesir daha azdır. Esasen bu devirde edebi dil, Arapça’dan ve Farsça’dan da fazlasıyla etkilenmiştir.

Divan şairlerinden oldukça etkilendiği düşünülen Aşık Ömer, şiirlerini aruz ve hece ölçüsüyle yazmıştır. Şiirlerinde ilk başta divan şairleri gibi “Adli” mahlasını kullanmış daha sonrasında ise “Ömer” mahlasını tercih etmiştir. Heceyle yazdığı şiirleri aruzla yazdıklarına nazaran daha başarılı olduğundan, hece şiirleriyle tanınmıştır. Bu alanda çağdaşı Kayıkçı Kul Mustafa’dan etkilendiği söylenebilir.

Kaynak Yeni Akit Gazetesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest