ANA DİLİMİZ LÜTUF DEĞİL, HAKKIMIZDIR
Güney Azerbaycan dünyada tekçe çoğunluktur ki ana dilinde bir tane okulu yoktur. 40 milyon bir halkın dili nasıl esir alınmış olur. Dil esir alınınca o halk nasıl özgür ola bilir. Sonra sadece konuşmaya izinimiz olduğu bir lütuf gibi sunuluyor ve şükür etmemiz isteniliyor.
ANA DİLİMİZ LÜTUF DEĞİL, HAKKIMIZDIR;
Bir halkı susturmanın en etkili yollarından biri, onun dilini susturmaktır.
Bir halkın dilini yasaklamak her zaman açıkça konuşmayı yasaklamakla olmaz. Bazen o dili okulun kapısının dışında bırakırsınız. Bazen mahkemede insanların kendi dilinde kendisini savunmasını engellersiniz. Bazen kitaplardan, resmi kurumlardan ve kamusal hayattan uzaklaştırırsınız.
Sonra da o halka, diliniz serbest, evinizde konuşabilirsiniz, dersiniz.
Ancak bir dil yalnızca evin dört duvarı arasında yaşamaz.
Bir dil okulda yaşar.
Kitapta yaşar.
Mahkemede yaşar.
Medyada yaşar.
Sanatta yaşar.
Bilimde yaşar.
Devlet dairelerinde, üniversitelerde ve kamusal hayatta yaşar.
Bir dili bütün bu alanların dışında bırakarak onun özgür olduğunu söylemek, gerçeği gizlemektir.
İran’da milyonlarca Türk yaşamaktadır. Tekçe Güney Azerbaycanlıların sayı 35- 40 milyondur. Türkçe, yalnızca belirli bir bölgenin veya birkaç şehrin dili değildir. Güney Azerbaycan’dan Tahran’a, İran’ın farklı şehir ve bölgelerine kadar geniş bir topluluğun günlük iletişim dilidir.
Milyonlarca insanın annesinden öğrendiği dildir.
Milyonlarca insanın çocuklarına öğrettiği dildir.
Milyonlarca insanın sevgisini, acısını, sevincini ve hayatını anlattığı dildir.
Peki, bu kadar büyük bir topluluğun çocukları neden kendi ana dillerinde eğitim göremiyor?
Neden bir çocuk evinde Türkçe konuşarak büyürken, okulda kendi dilini eğitim dili olarak göremiyor?
Neden Türkçe konuşan bir çocuk, eğitim hayatının daha ilk gününde kendi ana dili ile okul dili arasında bir duvarla karşılaşıyor?
Bu sorulara verilecek cevap yalnızca eğitim politikalarıyla açıklanamaz.
Bu mesele eşitlik meselesidir.
Bu mesele insan hakları meselesidir.
Bu mesele bir halkın kendi varlığına ve kimliğine sahip çıkma meselesidir.
Bir halkın dili eğitimden uzaklaştırıldığında, o halkın geleceği de başka bir dilin ve başka bir kültürel sistemin insafına bırakılmış olur.
Çocuk kendi dilinde okuyamaz.
Kendi dilinde yazamaz.
Kendi dilinin edebiyatını sistemli biçimde öğrenemez.
Kendi dilinde bilim üretemez.
Ve zamanla kendi dili, yalnızca yaşlıların ve evlerin dili hâline getirilmeye çalışılır.
İşte en büyük tehlike de budur.
Çünkü bir dilin ölümü bir gecede gerçekleşmez.
Önce okuldan çıkarılır.
Sonra resmi hayattan uzaklaştırılır.
Ardından çocuklara aktarılması zorlaştırılır.
Ve bir gün o dilin geleceği tartışılmaya başlanır.
Biz buna razı olmayacağız. Biz buna seyirci kalmayacağız. Kalmamamız gerekiyor.
Türkçe bizim için yalnızca geçmiş değildir.
Türkçe bizim bugünümüzdür.
Türkçe bizim geleceğimizdir.
Türkçe bizim annemizin sesidir.
Türkçe çocukluğumuzdur.
Türkçe tarihimizdir.
Türkçe hafızamızdır.
Dil meselesi yalnızca okul sıralarında yaşanan bir sorun da değildir.
Dil, insanın yalnızca kimliği değildir.
Dil, aynı zamanda insanın hukuk karşısındaki sesidir.
Hiç kimsenin, hiçbir kurumun ve hiçbir siyasi anlayışın bir halkın ana dilini ikinci plana atmaya hakkı yoktur.
Bu nedenle ana dil meselesi ertelenebilecek bir kültürel tartışma değildir.
Bu mesele temel hak meselesidir.
Bugün Güney Azerbaycan Türklerinin talebi açıktır:
Çocuklarımız kendi ana dillerinde eğitim görebilmelidir.
Türkçe, milyonlarca insanın konuştuğu bir dil olarak eğitimde ve kamusal hayatta hak ettiği yeri almalıdır.
İnsanlar hukuk karşısında kendi dillerinde kendilerini ifade edebilmelidir.
Türkçe resimi eğitim, ve farsçayla yanaşı devlet dili olmalıdır. Eğer Türkler çoğunluk olarak azınlığın dilini öğrenmek zorundalarda, onlarda Türkçeyi öğrenmek zorunda olmalılar.
Bir halkın dili, kültürü ve kimliği yok sayılmamalıdır.
Biz kimseden lütuf istemiyoruz.
Kendi hakkımızı istiyoruz.
Bir halkın dili, onun varlığının temelidir.
Dili olmayan bir gelecek, hafızası olmayan bir gelecek demektir.
Hafızası olmayan bir halk ise geçmişini ve geleceğini savunmakta zorlanır.
Bu nedenle bugün mesele yalnızca Türkçe konuşmak değildir.
Mesele Türkçenin geleceğidir.
Mesele çocuklarımızın geleceğidir.
Mesele kimliğimizin geleceğidir.
Ve bu konuda artık susmak, çözüm değildir.
Ana dilimiz bizim hakkımızdır.
Eğitimde hakkımızdır.
Hukukta hakkımızdır.
Kamusal hayatta hakkımızdır.
Türkçe milyonların dilidir.
Ve milyonların dili, yok sayılarak ortadan kaldırılamaz.
Bugün talebimiz nettir:
Ana dilde eğitim bir lütuf değil, temel bir haktır.
Bu hak ertelenemez.
Bu hak pazarlık konusu yapılamaz.
Efsane Afşar Sayınqala

- [Güney Azerbaycan Türklerinin Hak Mücadelesi – Kırım’ın Sesi]
- [İran’da Türk Dili ve Kültürü Üzerine Makaleler – Kırım’ın Sesi]
- http://[Birleşmiş Milletler Dünya Ana Dili Günü Beyannamesi]
- [İnsan Hakları ve Ana Dil Raporları – Kırım’ın Sesi]
- [Uluslararası İnsan Hakları Sözleşmeleri ve Eğitim Hakkı Maddeleri]
