Konuk Yazarlar ve Katkı Sunan Kalemler

Dünyadaki Türk Kadınlarının Birliği

Dünyadaki Türk Kadınlarının Birliği

Dünyanın farklı coğrafyalarında yaşayan Türk kadınlarının artık birbirini tanımasının ve birbirinin yanında olmasının zamanı geldi.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kadınları, Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kadınları, Güney Azerbaycan’da ve İran’ın farklı bölgelerinde yaşayan Türk kadınları ve dünyanın dört bir yanındaki Türk kadınları farklı ülkelerde yaşıyor olabilir. Ancak bazı kadınlar için baskının iki ayrı boyutu vardır: Hem kadın oldukları için hem de Türk oldukları için.

İran’daki Türk kadınları; ataerkil düzen, erken yaşta evlilik, aile ve toplum baskısı, eğitim ve çalışma hayatındaki ayrımcılık, cinsel taciz ve şiddet gibi sorunlarla mücadele ederken bir yandan da kendi ana dilleri ve kimlikleri üzerindeki baskıyla karşılaşıyor.

Bir Türk kız çocuğu okula başladığında yalnızca eğitim hayatına başlamıyor; aynı zamanda kendi dilinden ve kültüründen uzaklaşmaya zorlanabildiği bir sistemin içine giriyor. Bazı anneler, çocuklarının ayrımcılığa uğramaması için zamanla onlarla Farsça konuşmaya başlıyor. Böylece dilimiz yalnızca kamusal alanda değil, evlerin içinde de kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor.

Bu nedenle Güney Azerbaycanlı kadınların mücadelesi yalnızca kadın hakları mücadelesi değildir. Kadın olmak, Türk olmak ve ana dilinde yaşayabilmek birbirinden ayrı meseleler değildir.

Bizi kim duyacak?

İran’daki Türk kadınlarının sesi erkek egemen sistem tarafından yeterince duyulmuyor. Daha da önemlisi, bazı Fars merkezli feminist çevrelerde etnik ve dilsel sorunlarımız da yeterince görülmüyor.

Bunun yanında, kendisini feminist olarak tanımlayan tanınmış bir Türk kadın gazetecinin, “Biz Müslüman değiliz, biz Persiz” söyleminin yer aldığı bir videoyu paylaşması da Türk kadınları açısından son derece üzücü bir örnektir. Böyle bir içeriğin hem din karşıtı bir söylemi hem de İran’daki etnik dışlayıcılığı besleyen bir anlayışı taşıması, özellikle bir feminist tarafından paylaşıldığında daha da düşündürücüdür. Paylaşıma yönelik tepkilere rağmen bu konuda bir açıklama veya yanıt verilmemesi ise ayrıca eleştirilmesi gereken bir durumdur.

Bir kadın başka bir kadının kimliğini görünmez kılarak özgürleşemez.

Biz Türkiye ve Azerbaycan’daki kadınlardan bizim yerimize konuşmalarını değil, yanımızda olmalarını istiyoruz.

Biz de Kadın, Yaşam, Özgürlük diyoruz

İran’daki kadın hareketlerinde “Jin, Jiyan, Azadî” ve “Zan, Zendegi, Azadi” sloganları dünyaya ulaştı. Kürt ve Fars kadınların mücadelelerinin görünür olması önemlidir. Ancak aynı coğrafyada yaşayan Türk kadınlarının da kendi diliyle ve kendi sorunlarıyla görünür olması gerekir.

Biz de kadınız.

Biz de yaşam ve özgürlük istiyoruz.

Ama bizim özgürlüğümüzün içinde Türkçe konuşabilmek, çocuklarımızı kendi ana dilimizde yetiştirebilmek, kültürümüzü yaşatabilmek ve Türk olduğumuz için ayrımcılığa uğramamak vardır.

Sakineh Mohammadi Ashtiani’nin davası bunun çarpıcı örneklerinden biridir. İran’ın Azerbaycan Türklerinden olan Ashtiani, hukuki süreçte kullanılan dili tam olarak anlayamadığını ve taşlama cezasının ne anlama geldiğini bilmediğini anlatmıştı. Verilen kararı beraat olarak düşündüğünü söylemişti; oysa kendisine taşlama cezası verilmişti. Daha sonra bu ceza uluslararası baskıların ardından değiştirildi ve Ashtiani 2014 yılında serbest bırakıldı.

Bir kadının mahkemede kendi hakkında verilen kararı anlayamaması yalnızca bir dil meselesi değildir. Bu, adalete erişim meselesidir.

Kültürümüzü savunmak, ataerkilliği savunmak değildir

Türk kültürünü savunmak, kültürümüzün içindeki her davranışı savunmak anlamına gelmez.

Binlerce kız çocuğunun erken yaşta evlendirildiği, kadınların ataerkil baskı altında susturulduğu ve erkek egemenliğinin normalleştirildiği uygulamaları “kültürümüz” diyerek koruyamayız.

Dilimiz, müziğimiz, tarihimiz ve kültürümüzün güzel değerleri yaşatılmalıdır. Fakat kadınları ezen, çocukları evliliğe zorlayan ve kadınların özgürlüğünü kısıtlayan davranışlarla da açıkça mücadele etmeliyiz.

Kültürümüzü korumak istiyorsak, onu kadınların özgürlüğüyle birlikte yaşatmalıyız.

Türk kadınlarının birliği

Türk kadınlarının birliği başka halklara karşı kurulmuş bir birlik değildir.

Kendi dilimizi, kimliğimizi ve kadın haklarımızı savunmak ırkçılık değildir.

Avrupa ülkeleri Avrupa Birliği içinde, Arap ülkeleri kendi birlikleri içinde ortak meselelerini konuşabiliyorsa, dünyanın farklı yerlerindeki Türk kadınlarının da dayanışma ağı kurması neden tehdit olarak görülmelidir?

Güney Azerbaycanlı kadınlar, Kuzey Azerbaycanlı kadınlar, Türkiye’deki kadınlar ve dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan Türk kadınları birbirini tanımalı, deneyimlerini paylaşmalı ve birbirlerinin yanında olmalıdır.

Bizim ihtiyacımız olan şey başkalarının bizim yerimize konuşması değil; biz konuştuğumuzda sesimizin daha uzağa ulaşmasını sağlayacak bir dayanışmadır.

Biz kimseyi susturmak istemiyoruz.

Biz yalnızca artık kendimizin susturulmasına izin vermek istemiyoruz.

Türk kadınlarının birliği, başkalarına karşı olmak değil; kendi sesimizi kaybetmemektir.

Sanay Eldaş

senay eldaş
senay eldaş

Kırım'ın Sesi Gazetesi

27 Şubat 2015 Tarihinde hizmet bermege başlağan www.kiriminsesigazetesi.com maqsadı akkında açıklama yapqan Mustafa Sarıkamış İsmail Bey Gaspıralı’nıñ bu büyük mirasına sahip çıqmaq ve onun emellerini yaşatmaqtır. Qırımtatar Türkleriniñ ananevî, körenek, ürf, adet kibi yaşamlarında ne bar ise objektif şekilde Dünya cemiyetine taqdim etilmektir.

Pin It on Pinterest