STRUMA GEMİSİNDE ÖLÜME TERK EDİLENLER MUSEVİ TÜRKLER MİYDİ?

1939 yılında II. Dünya Savaşı başlamıştı. Polonya ve Romanya’yı da içerisine alan bölgelerde
bir Yahudi katliamı olacağı anlaşılmış ve Yahudiler bölgeyi terk etmenin yollarını aramaya
başlamıştı. Gidebilecekleri adres belliydi… Tek adres Filistin idi ama nasıl gideceklerdi….
Bölgeden kaçabilmenin tek alternatifi gemi idi. Herkes gemi yolculuğu için organize olmaya
başladı. Organizasyonu, Revizyonist Yahudilerden oluşan BETAR isimli Siyonist Gençlik
Örgütü yapıyordu.
BETAR; 1923’te (Letonya/Ziga’da) Vladimir Ze’ev Jabotinsky tarafından kurulmuştu. BETAR
organizasyonu Filistin’e gidecek gemileri ayarlarken çözülemeyen bazı anlaşmazlıklar çıktı ve
Revizyonist Yahudiler “Turismul Mondial” adında ikinci bir organizasyon daha kurdular. (Bu
anlaşmazlık her ne ise 1935’te Ze’ev Jabotinsky’nin “Dünya Siyonist Örğütü”nden ayrılarak
“İşçi Siyonistler”den oluşan ikinci bir Siyonist ittifak kurmasına neden oldu.)
 1934 yılında Naziler henüz Yahudilere saldırmadan önce 350 Yahudi, Vollos isimli gemiyle
hiçbir makamdan izin almadan Avrupa’dan ayrılarak Filistin’e ulaştı. 1920’den beri
faaliyet gösteren Haganah Örgütü’nün yardımıyla karaya çıkmayı başardılar.
 Ocak 1938’de Poseidon isimli gemiyle Avrupa’dan ayrılan 65 Yahudi, Filistin’e ulaşarak
Avihayil kıyılarına indi.
 Ağustos 1939’da Romanya/Köstence limanından yola çıkan 750 Yahudi’nin bulunduğu
Tigerhill isimli gemi Lübnan’a uğradı. Yolcuların inmesi İngilizler tarafından engellendi.
 Ekim 1939’da Uranus nehir gemisiyle Viyana’dan yola çıkan 1.100 Yahudi, Yugoslavya/
Kladova’da durdurularak 915’i katledildi. Geri kalanlar ise eski kaleye hapsedildiler.
 Polonya Yahudilerinin 1939’da Tigerhill gemisiyle Filistin’e ulaşma çabaları, İngiliz devriye
gemilerince 1.400 kişinin üzerine ateş açılması ve çok sayıda insanın can vermesiyle
sonuçlandı.
 Ocak 1940’ta Hayfa limanına çıkmayı başaran 600 Çekoslovak Yahudi, İngilizler tarafından
tutuklanarak sınır dışı edilerek kaderlerine bırakıldı.
 Mayıs 1940’ta Pencho isimli gemiyle Bratislava’dan yola çıkan 514 Yahudi, yolda
durdurularak Rodos Adası’na nakledildiler. Oradan da İtalya’nın güneyindeki Ferramonti
di Tarsia isimli toplama kampına gönderildiler.
 Kasım 1940’ta Uranus, Schönbrunn, Helios ve Melk adlarındaki dört nehir gemisiyle Tuna
Nehri’ni aşarak Romanya’ya gelen yolcuların hepsi Patria isimli gemiye bindiler. Patria
gemisi Filistin’e giderken battı. Burgaz’dan ayrılan Tsar Krum Salvador isimli diğer bir
gemi de 327 Yahudi yolcusuyla İstanbul yakınlarında battı. Kurtulan 125 yolcu
Bulgaristan’a geri gönderildi.
 Pacific ve Milos isimli gemilerle yola çıkan 1.800 Yahudi, İngiliz devriye gemileri
tarafından yakalanarak Hayfa limanına getirildi. Hint Okyanusu’nda bir adaya sürgün

edilmek üzere bir gemiye doldurulan 1.800 Yahudi, geminin tam limandan ayrılırken
patlaması sonucu can verdi.
 Avusturya ve Çekoslovakya’dan kaçan 1.700 Yahudi’nin bulunduğu Atlantik isimli gemi
Filistin’e gelmeden durdurularak sınır dışı edildi.
Gemilere uygulanan bütün yaptırımların arkasında iki imza vardı. Filistin Yüksek Komiseri Sir
Harold MacMichael ve Sömürgeler Bakanı Malcolm MacDonald…

12 Aralık 1941 günü yola çıkacak olan geminin adı STRUMA idi. Romanya’nın Köstence
limanından yola çıkıp Filistin’e gidecekti. Revizyonist Siyonistler ise “Turismul Mondial” adıyla
kurdukları başka bir şirket aracılığıyla yine Yahudi yolcuları Filistin’e götürmek için yolcu
topluyordu ama onların topladığı yolcuların gemisi sonraki günlerde yola çıkacaktı.
Struma isimli gemi 791 kişi ile yola çıktı. Yahudi yolcular, bu yolculuk için şirkete toplam 1
milyon 400 bin dolar para ödemişti. Çoğunun cebinde başka para kalmamıştı. Geminin
motoru yolda arızalandı. (Muhtemelen balıkçı tekneleri aracılığıyla) gemiye bir tamirci
getirildi. Gemi motorunun durumu kötüydü. Yapılan tamirat gemiyi ancak İstanbul’a kadar
götürebilirdi. Filistin’e gidebilmesi mümkün değildi. Gemideki yolcular ceplerindeki son
paraları ve evli çiftlerin alyanslarını toplayarak gemiyi tamir ettirdi ve gemi zar zor İstanbul’a
geldi. Yolcuların amacı İstanbul’dan trene binip Filistin’e gitmekti.
Struma gemisi karantina gerekçesiyle limana yanaştırılmadı ve Sarayburnu açıklarına
demirlendi. Karantina bahaneydi… İngiltere makamları geminin gönderilmesi için Türk
hükümetine baskı yapıyordu. Geminin motoru arızalı olduğu için İstanbul’dan ayrılması
mümkün değildi. Geminin bir süre İstanbul’da kalacağı anlaşılınca kumaş tüccarı bir
işadamının önderlik ettiği bir grup gönüllü insan, gemiye sandallarla yiyecek ve ihtiyaç
malzemeleri taşımaya başladı. Bu erzak taşıma işi sonraki günlerde de devam etti. Bu grup
aynı zamanda gemideki yolcuların İstanbul’a indirilmesi ve trenle Filistin’e gönderilmesi için
resmi makamlarla görüşmeler yapıyordu. Diğer bir grup ise farklı bir amaç için
uğraşmaktaydı. Sanayici bir işadamının liderlik ettiği grubun amacı, gemide bulunan (daha
sonraları Mobil Oil adıyla anılacak olan) Standart Oil Şirketi’nin Romanya genel müdürü Saul
Martin Segal’i ve ailesini kurtarmaktı ve başarılı oldular. Segal, karısı ve oğlu gemiden alındı
ve serbest bırakıldı. Kumaş tüccarı olan işadamı ise halen gemidekilerin tamamını
kurtarabilmek için çabalıyordu.
Bu arada, Filistin’e gidiş iznini İngilizler kontrol ettiği için İngiltere ile görüşmeler sürüyordu.
Görüşmeler umutsuzlaşınca gemideki 103 çocuğun tahliyesi için İngilizlerden izin istendi. O
günlerde nereden nasıl bir yaptırım geldiyse Struma römorkörle çekilerek Türk karasuları
dışına, Karadeniz’e bırakıldı. Buradan Romanya Köstence limanına geri gitmesi gerekiyordu.
24 Şubat 1942 günü sabahı ShcH-213 isimli Sovyet Denizaltısı tarafından açılan ateşle
batırıldı. Struma’nın battığı duyulduktan 15 dakika sonra İngiltere’den gelen bir telgraf,
çocukların limana indirilmesi için müsaade edildiğini haber veriyordu…
Diğer bir mülteci gemisi olan ve bir gün önce Struma’nın yanından geçen Dor de Val’in
yolcuları ise sorunsuz bir şekilde yolculuklarını tamamladı.

STRUMA GEMİSİNDE ÖLÜME TERK EDİLENLER MUSEVİ TÜRKLER

Bazıları Filistin’e ulaşabilirken bazıları neden yolda ölüyordu? Filistin’e ulaşabilenlerin
bazıları neden sınır dışı ediliyordu? Bunun tek bir açıklaması olabilir… Filistin’e gidebilenler
Yahudi, gidemeyip yolda öldürülenler ise Hazar-Kırım kökenli Musevi Türklerdi…
Bu iddiayı destekleyen bir kanıtımız olmasaydı bu şekilde bir söylemde bulunamazdık… En
çok Yahudi katliamı yapılan yer Polonya idi. Polonya hanedanlık armalarında Türk
tamgalarının ve Davut Yıldızı sembollerinin birlikte kullanıldığını görünce, Hitlerin katlettiği
Yahudilerin genelinin Türk Museviler olduğunu fark ettik. Buradan elde ettiğimiz sonuçlar,
Struma gemisinin mantığa sığmayan hikayesine mantıklı bir açıklama getirmiş oldu…
Yahudi, Avrupalı ya da Türk… adı ve ırkı ne olursa olsun, masum insanların öldürülmemesi
dileğiyle…
NOT: Türk kökenli hanedanlıklara ait Polonya armaları hakkındaki yazımızı daha önce
yayınlamıştık. Yayından ulaşamayan okurlarımız, “Tarihi Okumanın Farklı Yolları – Motifler
ve Semboller” adlı kitaptan ayrıntılı bilgiye ulaşabilirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Pin It on Pinterest