RUS FAŞİZMİNİN YENİ YÜZÜ ”RUS DÜNYASI” KAVRAMI

Yücel TANAY

Rus dünyası” kavramı Rus faşizan ideologlar tarafından bir ideoloji haline getirildi. Bu İdeologların çoğu, Rusya’daki Rusların dışında bu ülkedeki Rus olmayan bütün milletlerin, Ukrayna ve Beyaz Rusya devletlerinin, Kuzey Kazakistan’da yaşayan Rusların ve Bağımsız Devletler Birliğindeki Rus dilini ana dili olarak kabul etmiş ve Rus kültürünü kendilerine yakın görmüş değişik milletlere ait insanların da “Rus dünyası”na ait olduğunu safsatasına dayanır,asimileci bir görüştür..
“Rus Dünyası” terimi ilk defa Vladimir Putin tarafından 2001 yılında düzenlenen Yurt Dışında Oturan Yurttaşlar Kongresi’nde kullanılmıştır. Putin bu kongrede yaptığı konuşmada: “Rus Dünyası eski çağlardan beri Rusya coğrafyasının sınırlarını aşmaktadır. Bu kavram Rus etnosundan daha geniştir.” ifadelerini kullanmıştır. Putin bu konuşmasından sonra konuyla ilgili diğer tüm nutuklarında her zaman Rus Dünyası’nın; Rus medeniyeti, Rus kültürü ve Rus etnosuyla sınırlandırılamayacağına vurgu yapmıştır. Putin, 2006 yılında Saint-Petersburglu aydınlarla yaptığı toplantıda: “Rus Dünyası kavramı Rus sözünü ve Rus kültürünü sevenleri birleştirmelidir. İnsanların Rusya’da mı yoksa yurt dışında mı oturdukları önemli değildir…” şeklinde konuşmuştur. Resmi olarak “Rus Dünyası” konseptini, 2007 yılında kurulan “Rus Dünyası Vakfı” adlı sivil toplum örgütü geliştirmiştir. Bu vakıf Putin’in desteğiyle kurulmuştur]. Vakfın asıl amacı Rus dilinin yaygınlaştırılması ve Rusçanın yurtdışında öğrenilmesinin desteklenmesidir. Vakfın giderleri Rusya devlet bütçesinden karşılanmaktadır. Vakfın kongrelerine 2007 yılından itibaren Ukrayna, Letonya ve diğer eski Sovyet ülkelerinden ünlü insanlar, sanatçılar ve politikacılar katılmıştır. 2009 yılında Moskova’da yapılan kongrede Rus Ortodoks Patriği Kirill: “Rus Dünyası günümüzde Rusya, Ukrayna ve Belarus’tan ibarettir… Kilisemizde yer alan “Rus” ismi etnisite ile alakalı değildir. Bu tanım, Rus Ortodoks Kilisesi’nin Rus manevi ve kültür geleneklerini, milli kimliğini, dini esasları veya en azından halklar arasında kabul edilen pastörlük misyonunu içermektedir. Bu anlamda Moldova’nın da Rus Dünyası’nın bir kısmı olduğunu kabul ediyoruz. Rus Kilisesi dünyada en çok etnik farklılığı barındıran Ortodoks cemaatidir. Bu sebeple Kilise, çok milletli Ortodoks dini anlayışı geliştirmek niyetindedir.” ifadelerini kullanmıştır. Rus Kilisesi için Rus Dünyası politikası kendi amaçları doğrultusunda birçok ülkede politika olarak uygulanabilecek düşüncedir. Aslında Patrik tarafından açıklanan Rus Dünyası tanımı net olarak söylendiği gibi diğer Ortodokslara hitap etmemektedir. Çünkü Rus Ortodoks Kilisesi dışında Rusya’ya bağlı Japonya ve Çin Ortodoks kiliseleri de vardır. Rusça bilmeyen Japon ve Çinli piskoposlar zaman zaman Moskova’ya gelerek kilise toplantılarına katılmaktadırlar. Fakat buna rağmen Japonya ve Çin kiliseleri Rus Dünyası içerisinde sayılmaktadır.
Patrik Kirill başka bir demecinde de: “Kendilerine Rus diyen bazı etnik Ruslar, Rus Dünyas ile alakalı olmayabilirler… ifadesini kullanmıştır. Dolayısıyla bir insanın Rusça bilmesi, onun Rus Dünyası’na ait olması için yeterli değildir. Çok sayıda Rus kökenli insanlar ne Rus geleneğine, ne de Rus kültürüne bağlıdırlar. Bunların Rus medeniyeti ile ilişkileri kopuktur. New York’ta yaşayan Brighton Beach Yahudileri ile DAEŞ’te birbiriyle Rusça konuşan Azeri, Çeçen ve Özbek militanlarının Rus Dünyası ile alakaları yoktur.Rus Dünyası kavramı Ukrayna’daki kriz ve bölgeden gelen facia görüntüleriyle birlikte anlam değiştirmiştir. Bundan önce Rus Dünyası kavramı genellikle politik anlamdan uzak biçimde tanımlanarak pratikte toplum yapısına, kültüre, yurt dışındaki Rusların potansiyel diaspora oluşturma amacına yönelik kullanılırken; Ukrayna kriziyle beraber Rus Dünyası kavramı jeopolitik olarak da anlam kazanmıştır. Ukrayna’daki sivil savaştan önce “Rus Dünyası Değerleri” deyimi felsefi olarak algılanırken; şimdi Rus Dünyası kavramı, ölmeye hazır binlerce insan algısına dönüştürülmüştür.Putin, 2014 yılı Haziran ayında Avusturya Başbakanı ile yaptığı görüşme sonrasında: “Tabii ki biz her zaman Ukrayna’da hem etnik Rusları, hem de Rusya ile kopmaz etnik, kültürel, dil bağları olan ve kendisini geniş Rus Dünyası’nın parçası kabul eden Ukraynalı nüfusu, Ukraynalı halkı koruyacağız… ifadesini kullanmıştır. Putin’e göre Rus Dünyası, ilk önce değerler manzumesi ve bir medeniyettir. Ancak Rus Dünyası her zaman Batı medeniyetinin egemenliği için bir tehlike olarak değerlendirilecektir. Bu değerlendirme çok geçmeden hem Kırım’da hem de Suriye’de kendisini göstermekte gecikmemiştir.
Rus Dünyası terimi Rus milliyetçiliği çağrışımları doğurmakta ve Rusya’nın Avrasya entegrasyonu ortaklarında şüpheler oluşturmaktadır. Bu şüpheler Gürcistan ile yaşanılan Güney Osetya ve Abhazya krizi ile başlamış ve Kırım kriziyle doruk noktasına ulaşmıştır. Rusya, bu krizleri yaşarken Batı’dan yeterince güçlü tepki almaması sebebiyle Suriye’deki krize müdahil olmuş; fakat bu müdahale sonucunda hem Türkiye hem de diğer Orta Doğu ülkeleriyle yeni krizler yaşamıştır. Rusya’nın Avrasyacılığı terk ederek Rus Dünyası politikasına sarılması onu, 15 yılda elde ettiği ekonomik ve siyasi gücü yok etme tehlikesiyle karşı karşıya bırakmıştır. Rusya’nın saldırgan politikası birlikte yaşadığı Avrasya Ekonomi Birliği ülkelerini de endişelendirmiştir. Başta Kazakistan olmak üzere Kırgızistan da Rusya’nın baskısını hisseder konuma gelmiştir.
Rusya, her ne kadar resmi olarak Rus Dünyası politikası çerçevesinde yeni teoriler üretmeye çalışıyorsa da SSCB’nin yıkılmasıyla Rusça bilen insan sayısında hızlı bir azalma yaşanmıştır. Öyle ki; SSCB’nin son dönemlerinde dünya genelinde 1989’da 370 milyon kişi Rusça konuşurken, 2015’te bu sayı 270 milyona düşmüştür. Rusça konuşanlar arasında en çok azalma Doğu Avrupa ülkelerinde ve 3. Dünya ülkelerinde yaşanmıştır. SSCB’nin dağılması sonrasında Rusya’nın sınır bölgelerini oluşturan ülkelerde Rusçanın etkisini kaybetmesi aslında Rusya açısından en az NATO’nun sınırlarına dayanması kadar önemli bir güvenlik sorununu teşkil etmektedir. Rusya’nın yakın çevresindeki ülkelerde Rusçaya savaş ilan edilmiş durumdadır. Baltık ülkeleri ve Ukrayna’da okullarda ve resmi devlet dairelerinde Rusçanın yasaklanmasına kadar giden önlemler alınmıştır. Ayrıca Kazakistan ve Türkistan ülkelerindeki Türkiye’nin etkisi Rusya’nın güvenliğini tehdit eder konuma gelmiştir. Özellikle Tataristan’ın Türkiye ile münasebetlerini sıklaştırması Rusya açısından bir güvenlik sorunu olarak yorumlanmaktadır. Rusya, Avrasya coğrafyasında Türkiye’yi ortak olarak değil de rakip olarak gördüğü sürece psikolojik travmalar yaşamaya devam edecektir.
Bugün Rusya Rus Dünyası terimiyle ilişkili olarak eski sömürgeleri Türk cumhuriyetlerine sadece Rusçanın kullanılmasıyla ilgili olarak değil,Rus alfabesi Krili bırakıp latin alfabesine geçmek isteyen ve Türk dillerinde yeri olmayan “-ov, -ev, -ova, -eva” gibi oğlu-kızı anlamına gelen . Rusça eklerin kaldırılmaması için baskı yapmaktadır.Türk cumhuriyetlerinin Rusyadan bağımsızlıklarını almasından günümüze 20 yıldan fazla süre geçmesine rağmen Türk cumhuriyetleri dillerinde olmayan Rusça -ov, -ev, -ova, -eva eklerini hala dillerinden atamadılar.
Rusya yüzölçümü bakımından dünyanın en büyük devletidir. Rusya egemenliği altına aldığı 22 cumhuriyet ile birlikte 85 federe bölgeye ayrılmış bir federal cumhuriyettir.Nufüs bakımından dünyanın 8.kalabalık ülkesidir.ve Çok etnik yapılıdır.
Rusya’da konuşulan dil grupları Rusların ve diğer Slav halklarının ve kimi küçük halkların kullandığı Hind Avrupa Grubu, Türklerin, Mançu-Tungus ve Moğolların kullandığı Altay dil grubu, Ural dil grubu ve Kafkas dil grubu olarak sıralanmaktadır. Sayıları oldukça azalan kimi azınlık mensuplarının kullandığı yerli diller ise günümüzde ortadan kalkma tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Rusya’da Hind-Avrupa dil gurubunu kullananlar Ruslar, Ukraynalılar ve Belaruslar olarak sıralanmaktadır. Altay dil grubuna dahil olanlar ise genelde Türkçe konuşan halklardır. Rusya içerisinde bu kategoride yer alanlar Orta Volga ve Güney Ural arasında yaşayan Başkır, Çuvaş ve Tatarlardır. Kuzey Kafkasya’da yaşayan halklardan Balkar, Karaçay, Kumuk ve Nogaylar da dil bakımından Altay grubuna dâhildir. Rusya’da Türkçe konuşan diğer halklar
Güney Sibirya’da Ural Dağları ile Baykal gölü arasındaki bölgede yaşayan Altay, Hakas, Şor, Tofa ve Tuvanlardır. Kuzey Kutbuna yakın yerlerde yaşayan
Dolganlar da Türk dil grubuna dâhildir.
Mançu Tungus dil grubunu konuşan halklar ise Evenkler, Evenler ve Sibirya’da dağınık halde yaşayan küçük etnik gruplardır. Baykal Gölü civarında yaşayan Buryatlar ve Aşağı Volga’nın batısında yaşayan Kalmıklar da bu grup
içerisinde yer almaktadır. Kafkas dil grubu ise Abaza, Adıgey, Kabardin, Çeçen, İnguş, Avar, Lezgin, Dargın, Lak, Tabasaran gibi halkların kullandıkları
dillerdir.
60 farklı etnik grubun yaşadığı Rusya Federasyonu’nda başlıca etnik gruplar şunlardır; 115,9 milyon Rus, 5,6 milyon Tatar, 2,9 milyon Ukraynalı, 1 milyon 130 bin Ermeni, 444 bin Yakut, 300 bin Karaçay ve Balkar, 1 milyon 360 bin Çeçen, 843 bin Mordvin, 808 bin Beyaz Rus,622 bin Azeri, 515 bin Oset, 172 bin Moldovalı, 96 bin Ahıska Türkü, 637 bin Udmurt, 604 bin Mari, 233 bin Komi, 125 bin Komi-Permyak, 93 bin Karelyalı, 445 bin Buryat, 174 bin Kalmık, 41,3 bin Nenets, 35,5 bin Evenk, 16 bin Çukçe, 29 bin Hantı, 11,4 bin Mansi, 230 bin Yahudi, 597 bin Alman, 1 milyon 637 bin Çuvaş, 1 milyon 637 bin Başkurt, 422 bin Kumuk, 243 bin Tuva, 90 bin Nogay, 76 bin Hakas, 67 bin Altay,7 bin Dolgan gibi toplulukları vardır. Kafkas halkları sayıları da şöyledir: 814 bin Avar, 520 bin Kabardey, 510 bin Dargi, 413 bin İnguş, 411,5 bin Lezgi, 198 bin Gürcü, 156,5 bin Lak, 131,8 bin Tabasaran, 128,5 bin Adige, 60,5 bin Çerkes, 38 bin Abaza, 12 bin Şapsığ, vb . Dünyada en fazla,182 etnik grubun yaşadığı ülkedir
Rusya’da Etnik azınlıkların sahip olduğu Din ve Mezhepler
Rusya’da yaşayan Slav ve Ugro-Fin milletlerin neredeyse tamamı Ortodoks Hıristiyanlık mezhebinin üyesidirler. Ruslar, Ukraynalılar,Beyazrus ve Bulgarlar Slav Ortodoks Hıristiyanlara örnek gösterilirken, Fin-Ugor milletleri arasında yer alan Mordvin, Udmurt,Mari, Karelyalı, Komi, Komi-Permyaklar da Ortodoks Hıristiyanlık mezhebinin üyesidirler. Bu saydığımız milletlerin dışında Gürcülerin,Osetyalıların, Yakutların, Hakasların, Çuvaşların, Moldavların,Almanların, Hantilerin ve Mansilerin de bir bölümü Ortodoks Hıristiyan’dır.
. Rusya’nın Müslüman Milletleri ve Azınlıkları
Kuzey Kafkasya, Volga havzası, Güney Sibirya ve Ural
bölgesi Rusya’da Müslüman nüfusun yoğunlaştığı başlıca coğrafi bölgelerdir. Rusya’da yaşayan Türk milletlerin büyük bir bölümü Müslüman’dır. Volga havzasında yaşayan Tatarlar ve Başkırtlar,Kuzey Kafkasya’da yaşayan Çerkezler, Đnguşlar, Çeçenler,Karaçaylar, Balkarlar, Nogaylar, Avarlar, Dolganlar, Darginler,Lezginler, Adigeliler ve Tabasaranların da büyük bir bölümü Müslüman’dır. Diğer cumhuriyetlerden gelip Rusya’ya yerleşen Azeriler, Ahıska Türkleri, Kırım Tatarları, Kazaklar, Özbekler,Karakalpaklar, Türkmenler, Tacikler ve Kırgızların da büyük bir bölümü Müslüman’dır.
Rusya’daki Türk Halklarının Dinsel Dağılımı
Rusya’daki Türk halkları arasında esas itibarıyla üç inanç şekli gözlenmiştir. Türklerin bir bölümü, özellikle Sibirya’da yaşayan topluluklar (Altaylar, Hakaslar, Tuvalar, Yakutlar vb.),
Türklerin en eski geleneksel inanç şekli olan Şamanlığa bağlı olmuşlardır. Rus Devleti bu topluluklar arasında misyonerlik faaliyetleri yürüterek, onları Hristiyanlar olarak telakki etmişse
de, genellikle bu Türklerin Hristiyanlık konusundaki bilgi ve bağlılıkları çok zayıf olmuş ve onlar günlük yaşamlarında Şamanlıkla ilgili eski âdetlerini devam ettirmişlerdir. Türk topluluklarının bir kısmı ise (Çuvaşlar, Gagavuzlar, Kreşin Tatarları, Nogaybaklar vb.) Ortodoks Hristiyanlığı
daha derinden benimsemiştir. Rusya’daki Türk halklarının sayıca en kalabalık kitlesi de İslam
inancına bağlı olmuştur: Tatarlar, Başkurtlar, Kazaklar, Kırgızlar, Özbekler, Kumuklar, Nogaylar,
Azeriler, Karaçaylar, Balkarlar vb Türk halkları arasında museviliği benimseyen Kırımda Kırımcaklar ve Rusya federasyonunda yaşayan Karaim Türkleri de vardır.
Rusya’nın Budist Milletleri ve Azınlıkları
Rusya Federasyonunda Budizm’e inananlar özellikle Buryat,
Kalmuk ve Tuva Cumhuriyetlerinde yoğunlukta yaşamaktadırlar. Bir başka anlatımla Rusya Federasyonu sınırları içinde yaşayan Buryatlar, Kalmuklar ve Tuvalılar Budizm’e inanan başlıca milletlerdir.
Rusya Federasyonu’nu oluşturan 85 federe birim, tüzel yapılarına göre 6 kaleme ayrılır. Bu kalemler:1) Özerk Cumhuriyet
2) Oblast (Eyalet)
3) Kray (Bölge)
4) Özerk Oblast
5) Özerk Okrug (Özerk Kaza/İlçe)
6) Federe ŞehirFederasyonu oluşturan 85 federe birimin, Kırım ile beraber 22’si özerk cumhuriyet, 46’sı oblast yani eyalet, 9’u kray(bölge), 4’ü özerk okrug, 3’ü federe şehir ve 1’i özerk oblasttır (Yahudi Özerk Oblastı).Söz konusu federal yapılanma tarihi unsurlar, Rusya’nın demografik yapısı ve etnik gruplar göz önünde bulundurularak yapılmıştır. Dolayısıyla bu 6 farklı federe yapılanma, eşit haklara sahip değildir.
Rusya’nın Özerk CumhuriyetleriEn fazla imtiyaza özerk cumhuriyetler sahiptir. Özerk cumhuriyetler Rusya Federasyonu’nda diğer federe birimlerden farklı olarak yerel bir anayasaya ve Rusçanın yanı sıra bir veya daha fazla yerel resmi dile sahiptir İbresine rağmen
Özerk cumhuriyetlerin bir çoğunda Özerk Cumhuriyetin yerel dilinde eğitime son verilerek Rusça zorunlu hale getirilmiştir.. Oblastlar ve kraylar bu haklara sahip değillerdir. Aynı zamanda Rus Anayasası özerk cumhuriyetleri, özerk değil direkt cumhuriyet olarak nitelendirir. Fakat bu federe birimleri direkt cumhuriyet olarak nitelendirmek doğru değildir. Çünkü bu özerk cumhuriyetler tam bağımsız değildir. Dış işlerinde Rusya’ya bağlıdır.
Rus faşist ideologlar tarafından ortaya atılan Putin tarafından desteklenen Rus dünyası fikri ideologlar tarafından Rus tarihinin derinliklerinden beslenen
bir düşüncedir..Tarihte Rusya,büyümesini, emperyal genişlemesini emperyal kimlikle pekiştirmeye çalışmıştır. Rus Çarlığının inorodtsy(Ortodoks olmayan) halklara karşı izlediği politika sosyal baskı ve kültürel asimilasyon olmuştur.En yaygın uygulamalar, yerli halkların yaşadığı toprakların ilhakı, bu toprakların devlete, büyük toprak sahiplerine ve daha sonra Ortodoksluğun yayılmasında başlıca araç olacak manastırlara verilmesi, yerel birimlerin merkezi yönetimle entegrasyonu, zorunlu askerlik hizmetinin bütün ulusları kapsaması, okullarda Rusça dışındaki dillerin kullanımının yasaklanması ve Rusların Rus olmayan bölgelerde iskânı biçiminde olmuştur.Rusya Rus olmayan ortodoksları,ortodoksluğu kullanarak Ruslaştırmaya çalışmış,Rus olmayan Müslüman kökenli halkları da kimliğinden kopararak,kimliksizleştirme yoluna gitmiştir.
Bugün Rusya imparatorluğuna esir düşmüş halkların hayatlarının her alanına dil, kültür, günlük konuşma, resmî iş ve işlemler, yayın, eğitim ve ila ahiri Rus dili, alfabesi, kültürü, Rus hayat anlayışı, Rus tipi iş yapma, Rus gibi düşünme alışkanlığı yerleşmiştir. Bugün Rusya İmparatorluğu, ki bazıları buna federasyon diyebilir, vatandaşı olup da kendi ana dilinde rüya görebilen insan sayısı muhtemelen milyonda bir gibi bir orana sahiptir.Hele ki, günümüz Rusya’sında artık anadilde eğitim tüm halklar için hayal olma noktasına gelmiştir. İmparatorluğun yönetimdeki Putin rejimi, okullarda Rusça dışındaki anadillerin eğitimine yasaklamalar ve ağır kısıtlamalar getirmeye başlamıştır.
Günümüz Rusyasında Rus esiri olarak yaşayan Rus olmayan milletlerin “Rus Dünyası”na veda etmeleri zamanı gelmiştir.Aksi taktirde Rus Dünyası’ndan kurtulmak mümkün olmayabilir. Ancak, gerek Sovyetler Birliği’nden ayrılabilme şansını yakalayan ve gerekse bugün imparatorluk sınırları içinde sözde federasyon kisvesi altında yaşayan halkların, milletlerin ve etnik grupların günlük hayatlarına, rüyalarına, soyadlarına kadar yerleşmiş Rusça kalıplardan ve baskın ve yok edici Rus kültüründen kurtulmak için kendi karşı kültür devrimlerini başlatmaları gereklidir.
Kaynakça;
1)2015); Patrik Kirill: Rus Dünyası, korumamız gereken özel medeniyettir:Partik Kirill’in 2009 yılında Rus Dünyası’na dair yaptığı konuşma ibakınız :http://www.patriarchia.ru/db/text/928446.html (Erişim Tarihi: 14 Eylül 2015)
2)(2009) “Sovyet Sonrası Rus Ortodoks Kilisesi’nin Sosyal Anlayışı”, EKEV Akademi Dergisi, 13(40):
163-176.
3)Jaffrelot, C. (1998) Bazı Millet Teorileri. (Haz.) Jean Leca, Uluslar ve Milliyetçilik.
İstanbul. Metis yayınları.
4) A. Dugin, Rus Jeopolitiği: Avrasyacı Yaklaşım. İstanbul, 2003.5) A. Dugin, Moskova-Ankara Ekseni ‘Avrasya Hareketi’nin Temel Görüşleri. Kaynak yayınları
6) (2005 Mayıs)Bir Sovyet Mirası Rus Azınlıklar( Sevinç Alkan ÖzcanRus dünyası” kavramı Rus faşizan ideloglar tarafından bir ideoloji hâline getirildi. Bu İdeologların çoğu, Rusya’daki Rusların dışında bu ülkedeki Rus olmayan bütün milletlerin, Ukrayna ve Beyaz Rusya devletlerinin, Kuzey Kazakistan’da yaşayan Rusların ve Bağımsız Devletler Birliğindeki Rus dilini ana dili olarak kabul etmiş ve Rus kültürünü kendilerine yakın görmüş değişik milletlere ait insanların da “Rus dünyası”na ait olduğunu safsatasına dayanır,Asimileci bir görüştür..
“Rus Dünyası” terimi ilk defa Vladimir Putin tarafından 2001 yılında düzenlenen Yurt Dışında Oturan Yurttaşlar Kongresi’nde kullanılmıştır. Putin bu kongrede yaptığı konuşmada: “Rus Dünyası eski çağlardan beri Rusya coğrafyasının sınırlarını aşmaktadır. Bu kavram Rus etnosundan daha geniştir.” ifadelerini kullanmıştır. Putin bu konuşmasından sonra konuyla ilgili diğer tüm nutuklarında her zaman Rus Dünyası’nın; Rus medeniyeti, Rus kültürü ve Rus etnosuyla sınırlandırılamayacağına vurgu yapmıştır. Putin, 2006 yılında Saint-Petersburglu aydınlarla yaptığı toplantıda: “Rus Dünyası kavramı Rus sözünü ve Rus kültürünü sevenleri birleştirmelidir. İnsanların Rusya’da mı yoksa yurt dışında mı oturdukları önemli değildir…” şeklinde konuşmuştur. Resmi olarak “Rus Dünyası” konseptini, 2007 yılında kurulan “Rus Dünyası Vakfı” adlı sivil toplum örgütü geliştirmiştir. Bu vakıf Putin’in desteğiyle kurulmuştur]. Vakfın asıl amacı Rus dilinin yaygınlaştırılması ve Rusçanın yurtdışında öğrenilmesinin desteklenmesidir. Vakfın giderleri Rusya devlet bütçesinden karşılanmaktadır. Vakfın kongrelerine 2007 yılından itibaren Ukrayna, Letonya ve diğer eski Sovyet ülkelerinden ünlü insanlar, sanatçılar ve politikacılar katılmıştır. 2009 yılında Moskova’da yapılan kongrede Rus Ortodoks Patriği Kirill: “Rus Dünyası günümüzde Rusya, Ukrayna ve Belarus’tan ibarettir… Kilisemizde yer alan “Rus” ismi etnisite ile alakalı değildir. Bu tanım, Rus Ortodoks Kilisesi’nin Rus manevi ve kültür geleneklerini, milli kimliğini, dini esasları veya en azından halklar arasında kabul edilen pastörlük misyonunu içermektedir. Bu anlamda Moldova’nın da Rus Dünyası’nın bir kısmı olduğunu kabul ediyoruz. Rus Kilisesi dünyada en çok etnik farklılığı barındıran Ortodoks cemaatidir. Bu sebeple Kilise, çok milletli Ortodoks dini anlayışı geliştirmek niyetindedir.” ifadelerini kullanmıştır. Rus Kilisesi için Rus Dünyası politikası kendi amaçları doğrultusunda birçok ülkede politika olarak uygulanabilecek düşüncedir. Aslında Patrik tarafından açıklanan Rus Dünyası tanımı net olarak söylendiği gibi diğer Ortodokslara hitap etmemektedir. Çünkü Rus Ortodoks Kilisesi dışında Rusya’ya bağlı Japonya ve Çin Ortodoks kiliseleri de vardır. Rusça bilmeyen Japon ve Çinli piskoposlar zaman zaman Moskova’ya gelerek kilise toplantılarına katılmaktadırlar. Fakat buna rağmen Japonya ve Çin kiliseleri Rus Dünyası içerisinde sayılmaktadır.
Patrik Kirill başka bir demecinde de: “Kendilerine Rus diyen bazı etnik Ruslar, Rus Dünyas ile alakalı olmayabilirler… ifadesini kullanmıştır. Dolayısıyla bir insanın Rusça bilmesi, onun Rus Dünyası’na ait olması için yeterli değildir. Çok sayıda Rus kökenli insanlar ne Rus geleneğine, ne de Rus kültürüne bağlıdırlar. Bunların Rus medeniyeti ile ilişkileri kopuktur. New York’ta yaşayan Brighton Beach Yahudileri ile DAEŞ’te birbiriyle Rusça konuşan Azeri, Çeçen ve Özbek militanlarının Rus Dünyası ile alakaları yoktur.Rus Dünyası kavramı Ukrayna’daki kriz ve bölgeden gelen facia görüntüleriyle birlikte anlam değiştirmiştir. Bundan önce Rus Dünyası kavramı genellikle politik anlamdan uzak biçimde tanımlanarak pratikte toplum yapısına, kültüre, yurt dışındaki Rusların potansiyel diaspora oluşturma amacına yönelik kullanılırken; Ukrayna kriziyle beraber Rus Dünyası kavramı jeopolitik olarak da anlam kazanmıştır. Ukrayna’daki sivil savaştan önce “Rus Dünyası Değerleri” deyimi felsefi olarak algılanırken; şimdi Rus Dünyası kavramı, ölmeye hazır binlerce insan algısına dönüştürülmüştür.Putin, 2014 yılı Haziran ayında Avusturya Başbakanı ile yaptığı görüşme sonrasında: “Tabii ki biz her zaman Ukrayna’da hem etnik Rusları, hem de Rusya ile kopmaz etnik, kültürel, dil bağları olan ve kendisini geniş Rus Dünyası’nın parçası kabul eden Ukraynalı nüfusu, Ukraynalı halkı koruyacağız… ifadesini kullanmıştır. Putin’e göre Rus Dünyası, ilk önce değerler manzumesi ve bir medeniyettir. Ancak Rus Dünyası her zaman Batı medeniyetinin egemenliği için bir tehlike olarak değerlendirilecektir. Bu değerlendirme çok geçmeden hem Kırım’da hem de Suriye’de kendisini göstermekte gecikmemiştir.
Rus Dünyası terimi Rus milliyetçiliği çağrışımları doğurmakta ve Rusya’nın Avrasya entegrasyonu ortaklarında şüpheler oluşturmaktadır. Bu şüpheler Gürcistan ile yaşanılan Güney Osetya ve Abhazya krizi ile başlamış ve Kırım kriziyle doruk noktasına ulaşmıştır. Rusya, bu krizleri yaşarken Batı’dan yeterince güçlü tepki almaması sebebiyle Suriye’deki krize müdahil olmuş; fakat bu müdahale sonucunda hem Türkiye hem de diğer Orta Doğu ülkeleriyle yeni krizler yaşamıştır. Rusya’nın Avrasyacılığı terk ederek Rus Dünyası politikasına sarılması onu, 15 yılda elde ettiği ekonomik ve siyasi gücü yok etme tehlikesiyle karşı karşıya bırakmıştır. Rusya’nın saldırgan politikası birlikte yaşadığı Avrasya Ekonomi Birliği ülkelerini de endişelendirmiştir. Başta Kazakistan olmak üzere Kırgızistan da Rusya’nın baskısını hisseder konuma gelmiştir.
Rusya, her ne kadar resmi olarak Rus Dünyası politikası çerçevesinde yeni teoriler üretmeye çalışıyorsa da SSCB’nin yıkılmasıyla Rusça bilen insan sayısında hızlı bir azalma yaşanmıştır. Öyle ki; SSCB’nin son dönemlerinde dünya genelinde 1989’da 370 milyon kişi Rusça konuşurken, 2015’te bu sayı 270 milyona düşmüştür. Rusça konuşanlar arasında en çok azalma Doğu Avrupa ülkelerinde ve 3. Dünya ülkelerinde yaşanmıştır. SSCB’nin dağılması sonrasında Rusya’nın sınır bölgelerini oluşturan ülkelerde Rusçanın etkisini kaybetmesi aslında Rusya açısından en az NATO’nun sınırlarına dayanması kadar önemli bir güvenlik sorununu teşkil etmektedir. Rusya’nın yakın çevresindeki ülkelerde Rusçaya savaş ilan edilmiş durumdadır. Baltık ülkeleri ve Ukrayna’da okullarda ve resmi devlet dairelerinde Rusçanın yasaklanmasına kadar giden önlemler alınmıştır. Ayrıca Kazakistan ve Türkistan ülkelerindeki Türkiye’nin etkisi Rusya’nın güvenliğini tehdit eder konuma gelmiştir. Özellikle Tataristan’ın Türkiye ile münasebetlerini sıklaştırması Rusya açısından bir güvenlik sorunu olarak yorumlanmaktadır. Rusya, Avrasya coğrafyasında Türkiye’yi ortak olarak değil de rakip olarak gördüğü sürece psikolojik travmalar yaşamaya devam edecektir.
Bugün Rusya Rus Dünyası terimiyle ilişkili olarak eski sömürgeleri Türk cumhuriyetlerine sadece Rusçanın kullanılmasıyla ilgili olarak değil,Rus alfabesi Krili bırakıp latin alfabesine geçmek isteyen ve Türk dillerinde yeri olmayan “-ov, -ev, -ova, -eva” gibi oğlu-kızı anlamına gelen . Rusça eklerin kaldırılmaması için baskı yapmaktadır.Türk cumhuriyetlerinin Rusyadan bağımsızlıklarını almasından günümüze 20 yıldan fazla süre geçmesine rağmen Türk cumhuriyetleri dillerinde olmayan Rusça -ov, -ev, -ova, -eva eklerini hala dillerinden atamadılar.
Rusya yüzölçümü bakımından dünyanın en büyük devletidir. Rusya egemenliği altına aldığı 22 cumhuriyet ile birlikte 85 federe bölgeye ayrılmış bir federal cumhuriyettir.Nufüs bakımından dünyanın 8.kalabalık ülkesidir.ve Çok etnik yapılıdır.
Rusya’da konuşulan dil grupları Rusların ve diğer Slav halklarının ve kimi küçük halkların kullandığı Hind Avrupa Grubu, Türklerin, Mançu-Tungus ve Mogolların kullandığı Altay dil grubu, Ural dil grubu ve Kafkas dil grubu olarak sıralanmaktadır. Sayıları oldukça azalan kimi azınlık mensuplarının kullandığı yerli diller ise günümüzde ortadan kalkma tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Rusya’da Hind-Avrupa dil gurubunu kullananlar Ruslar, Ukraynalılar ve Belaruslar olarak sıralanmaktadır. Altay dil grubuna dahil olanlar ise genelde Türkçe konuşan halklardır. Rusya içerisinde bu kategoride yer alanlar Orta Volga ve Güney Ural arasında yaşayan Başkır, Çuvaş ve Tatarlardır. Kuzey Kafkasya’da yaşayan halklardan Balkar, Karaçay, Kumuk ve Nogaylar da dil bakımından Altay grubuna dâhildir. Rusya’da Türkçe konuşan diğer halklar
Güney Sibirya’da Ural Dağları ile Baykal gölü arasındaki bölgede yaşayan Altay, Hakas, Şor, Tofa ve Tuvanlardır. Kuzey Kutbuna yakın yerlerde yaşayan
Dolganlar da Türk dil grubuna dâhildir.
Mançu Tungus dil grubunu konuşan halklar ise Evenkler, Evenler ve Sibirya’da dağınık halde yaşayan küçük etnik gruplardır. Baykal Gölü civarında yaşayan Buryatlar ve Aşağı Volga’nın batısında yaşayan Kalmıklar da bu grup
içerisinde yer almaktadır. Kafkas dil grubu ise Abaza, Adıgey, Kabardin, Çeçen, İnguş, Avar, Lezgin, Dargın, Lak, Tabasaran gibi halkların kullandıkları
dillerdir.
60 farklı etnik grubun yaşadığı Rusya Federasyonu’nda başlıca etnik gruplar şunlardır; 115,9 milyon Rus, 5,6 milyon Tatar, 2,9 milyon Ukraynalı, 1 milyon 130 bin Ermeni, 444 bin Yakut, 300 bin Karaçay ve Balkar, 1 milyon 360 bin Çeçen, 843 bin Mordvin, 808 bin Beyaz Rus,622 bin Azeri, 515 bin Oset, 172 bin Moldovalı, 96 bin Ahıska Türkü, 637 bin Udmurt, 604 bin Mari, 233 bin Komi, 125 bin Komi-Permyak, 93 bin Karelyalı, 445 bin Buryat, 174 bin Kalmık, 41,3 bin Nenets, 35,5 bin Evenk, 16 bin Çukçe, 29 bin Hantı, 11,4 bin Mansi, 230 bin Yahudi, 597 bin Alman, 1 milyon 637 bin Çuvaş, 1 milyon 637 bin Başkurt, 422 bin Kumuk, 243 bin Tuva, 90 bin Nogay, 76 bin Hakas, 67 bin Altay,7 bin Dolgan gibi toplulukları vardır. Kafkas halkları sayıları da şöyledir: 814 bin Avar, 520 bin Kabardey, 510 bin Dargi, 413 bin İnguş, 411,5 bin Lezgi, 198 bin Gürcü, 156,5 bin Lak, 131,8 bin Tabasaran, 128,5 bin Adige, 60,5 bin Çerkes, 38 bin Abaza, 12 bin Şapsığ, vb . Dünyada en fazla,182 etnik grubun yaşadığı ülkedir
Rusya’da Etnik azınlıkların sahip olduğu Din ve Mezhepler
Rusya’da yaşayan Slav ve Ugro-Fin milletlerin neredeyse tamamı Ortodoks Hıristiyanlık mezhebinin üyesidirler. Ruslar, Ukraynalılar,Beyazrus ve Bulgarlar Slav Ortodoks Hıristiyanlara örnek gösterilirken, Fin-Ugor milletleri arasında yer alan Mordvin, Udmurt,Mari, Karelyalı, Komi, Komi-Permyaklar da Ortodoks Hıristiyanlık mezhebinin üyesidirler. Bu saydığımız milletlerin dışında Gürcülerin,Osetyalıların, Yakutların, Hakasların, Çuvaşların, Moldavların,Almanların, Hantilerin ve Mansilerin de bir bölümü Ortodoks Hıristiyan’dır.
. Rusya’nın Müslüman Milletleri ve Azınlıkları
Kuzey Kafkasya, Volga havzası, Güney Sibirya ve Ural
bölgesi Rusya’da Müslüman nüfusun yoğunlaştığı başlıca coğrafi bölgelerdir. Rusya’da yaşayan Türk milletlerin büyük bir bölümü Müslüman’dır. Volga havzasında yaşayan Tatarlar ve Başkırtlar,Kuzey Kafkasya’da yaşayan Çerkezler, Đnguşlar, Çeçenler,Karaçaylar, Balkarlar, Nogaylar, Avarlar, Dolganlar, Darginler,Lezginler, Adigeliler ve Tabasaranların da büyük bir bölümü Müslüman’dır. Diğer cumhuriyetlerden gelip Rusya’ya yerleşen Azeriler, Ahıska Türkleri, Kırım Tatarları, Kazaklar, Özbekler,Karakalpaklar, Türkmenler, Tacikler ve Kırgızların da büyük bir bölümü Müslüman’dır.
Rusya’daki Türk Halklarının Dinsel Dağılımı
Rusya’daki Türk halkları arasında esas itibarıyla üç inanç şekli gözlenmiştir. Türklerin bir bölümü, özellikle Sibirya’da yaşayan topluluklar (Altaylar, Hakaslar, Tuvalar, Yakutlar vb.),
Türklerin en eski geleneksel inanç şekli olan Şamanlığa bağlı olmuşlardır. Rus Devleti bu topluluklar arasında misyonerlik faaliyetleri yürüterek, onları Hristiyanlar olarak telakki etmişse
de, genellikle bu Türklerin Hristiyanlık konusundaki bilgi ve bağlılıkları çok zayıf olmuş ve onlar günlük yaşamlarında Şamanlıkla ilgili eski âdetlerini devam ettirmişlerdir. Türk topluluklarının bir kısmı ise (Çuvaşlar, Gagavuzlar, Kreşin Tatarları, Nogaybaklar vb.) Ortodoks Hristiyanlığı
daha derinden benimsemiştir. Rusya’daki Türk halklarının sayıca en kalabalık kitlesi de İslam
inancına bağlı olmuştur: Tatarlar, Başkurtlar, Kazaklar, Kırgızlar, Özbekler, Kumuklar, Nogaylar,
Azeriler, Karaçaylar, Balkarlar vb Türk halkları arasında museviliği benimseyen Kırımda Kırımcaklar ve Rusya federasyonunda yaşayan Karaim Türkleri de vardır.
Rusya’nın Budist Milletleri ve Azınlıkları
Rusya Federasyonunda Budizm’e inananlar özellikle Buryat,
Kalmuk ve Tuva Cumhuriyetlerinde yoğunlukta yaşamaktadırlar. Bir başka anlatımla Rusya Federasyonu sınırları içinde yaşayan Buryatlar, Kalmuklar ve Tuvalılar Budizm’e inanan başlıca milletlerdir.
Rusya Federasyonu’nu oluşturan 85 federe birim, tüzel yapılarına göre 6 kaleme ayrılır. Bu kalemler:1) Özerk Cumhuriyet
2) Oblast (Eyalet)
3) Kray (Bölge)
4) Özerk Oblast
5) Özerk Okrug (Özerk Kaza/İlçe)
6) Federe ŞehirFederasyonu oluşturan 85 federe birimin, Kırım ile beraber 22’si özerk cumhuriyet, 46’sı oblast yani eyalet, 9’u kray(bölge), 4’ü özerk okrug, 3’ü federe şehir ve 1’i özerk oblasttır (Yahudi Özerk Oblastı).Söz konusu federal yapılanma tarihi unsurlar, Rusya’nın demografik yapısı ve etnik gruplar göz önünde bulundurularak yapılmıştır. Dolayısıyla bu 6 farklı federe yapılanma, eşit haklara sahip değildir.
Rusya’nın Özerk CumhuriyetleriEn fazla imtiyaza özerk cumhuriyetler sahiptir. Özerk cumhuriyetler Rusya Federasyonu’nda diğer federe birimlerden farklı olarak yerel bir anayasaya ve Rusçanın yanı sıra bir veya daha fazla yerel resmi dile sahiptir İbresine rağmen
Özerk cumhuriyetlerin bir çoğunda Özerk Cumhuriyetin yerel dilinde eğitime son verilerek Rusça zorunlu hale getirilmiştir.. Oblastlar ve kraylar bu haklara sahip değillerdir. Aynı zamanda Rus Anayasası özerk cumhuriyetleri, özerk değil direkt cumhuriyet olarak nitelendirir. Fakat bu federe birimleri direkt cumhuriyet olarak nitelendirmek doğru değildir. Çünkü bu özerk cumhuriyetler tam bağımsız değildir. Dış işlerinde Rusya’ya bağlıdır.
Rus faşist ideologlar tarafından ortaya atılan Putin tarafından desteklenen Rus dünyası fikri ideologlar tarafından Rus tarihinin derinliklerinden beslenen
bir düşüncedir..Tarihte Rusya,büyümesini, emperyal genişlemesini emperyal kimlikle pekiştirmeye çalışmıştır. Rus Çarlığının inorodtsy(Ortodoks olmayan) halklara karşı izlediği politika sosyal baskı ve kültürel asimilasyon olmuştur.En yaygın uygulamalar, yerli halkların yaşadığı toprakların ilhakı, bu toprakların devlete, büyük toprak sahiplerine ve daha sonra Ortodoksluğun yayılmasında başlıca araç olacak manastırlara verilmesi, yerel birimlerin merkezi yönetimle entegrasyonu, zorunlu askerlik hizmetinin bütün ulusları kapsaması, okullarda Rusça dışındaki dillerin kullanımının yasaklanması ve Rusların Rus olmayan bölgelerde iskânı biçiminde olmuştur.Rusya Rus olmayan ortodoksları,ortodoksluğu kullanarak Ruslaştırmaya çalışmış,Rus olmayan Müslüman kökenli halkları da kimliğinden kopararak,kimliksizleştirme yoluna gitmiştir.
Bugün Rusya imparatorluğuna esir düşmüş halkların hayatlarının her alanına dil, kültür, günlük konuşma, resmî iş ve işlemler, yayın, eğitim ve ila ahiri Rus dili, alfabesi, kültürü, Rus hayat anlayışı, Rus tipi iş yapma, Rus gibi düşünme alışkanlığı yerleşmiştir. Bugün Rusya İmparatorluğu, ki bazıları buna federasyon diyebilir, vatandaşı olup da kendi ana dilinde rüya görebilen insan sayısı muhtemelen milyonda bir gibi bir orana sahiptir.Hele ki, günümüz Rusya’sında artık anadilde eğitim tüm halklar için hayal olma noktasına gelmiştir. İmparatorluğun yönetimdeki Putin rejimi, okullarda Rusça dışındaki anadillerin eğitimine yasaklamalar ve ağır kısıtlamalar getirmeye başlamıştır.
Günümüz Rusyasında Rus esiri olarak yaşayan Rus olmayan milletlerin “Rus Dünyası”na veda etmeleri zamanı gelmiştir.Aksi taktirde Rus Dünyası’ndan kurtulmak mümkün olmayabilir. Ancak, gerek Sovyetler Birliği’nden ayrılabilme şansını yakalayan ve gerekse bugün imparatorluk sınırları içinde sözde federasyon kisvesi altında yaşayan halkların, milletlerin ve etnik grupların günlük hayatlarına, rüyalarına, soyadlarına kadar yerleşmiş Rusça kalıplardan ve baskın ve yok edici Rus kültüründen kurtulmak için kendi karşı kültür devrimlerini başlatmaları gereklidir.
Kaynakça;
1)2015); Patrik Kirill: Rus Dünyası, korumamız gereken özel medeniyettir:Partik Kirill’in 2009 yılında Rus Dünyası’na dair yaptığı konuşma ibakınız :http://www.patriarchia.ru/db/text/928446.html (Erişim Tarihi: 14 Eylül 2015)
2)(2009) “Sovyet Sonrası Rus Ortodoks Kilisesi’nin Sosyal Anlayışı”, EKEV Akademi Dergisi, 13(40):
163-176.
3)Jaffrelot, C. (1998) Bazı Millet Teorileri. (Haz.) Jean Leca, Uluslar ve Milliyetçilik.
İstanbul. Metis yayınları.
4) A. Dugin, Rus Jeopolitiği: Avrasyacı Yaklaşım. İstanbul, 2003.5) A. Dugin, Moskova-Ankara Ekseni ‘Avrasya Hareketi’nin Temel Görüşleri. Kaynak yayınları
6) (2005 Mayıs)Bir Sovyet Mirası Rus Azınlıklar( Sevinç Alkan Özcan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest