KIRIM KIRIM

Türk tarihinde önemli bir yeri olan Kırım, Karadeniz’in kuzeyinde yer alan bir yarımadadır. Yasal olarak
Ukrayna’nın bir parçası olarak kabul edilmektedir.
Stratejik konumu ve verimli arazileriyle dikkat çeken Kırım’ın tarihi istila ve işgallerle doludur.
Hunlardan Venediklilere, Bizans’tan Osmanlı’ya birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır.
Kırım hanlığının kurulmasının (1441) hemen ardından Osmanlı’nın İstanbul’u fethi gerçekleşmiştir
(1453). 1466’da Kırım Hanlığının kurucusu Hacı Giray’ın vefatı üzerine başlayan taht kavgaları sonucu
Tatar büyükleri bu konuda Osmanlı’dan yardım istediler.
Fatih Sultan Mehmet bunun üzerine hemen Gedik Ahmet Paşa komutasındaki Osmanlı donanmasını
bölgeye göndermiş ve kaleler fethedilerek Mengli Giray iktidara getirilmiştir.
SONUÇTA,1783’E KADAR SÜRECEK GÜÇLÜ BİR İTTİFAK KURULMUŞTUR.
Hanlık Osmanlı’nın yönetimindeydi ama geniş bir özerkliğe sahipti.
Kırım süvarileri savaşlarda Osmanlı ordusuna büyük güç katıyordu.
Osmanlı’da da en yüksek protokol sadece Kırım Hanları için uygulanıyordu.

  1. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu ile Rus İmparatorluğu arasında gidip gelen Kırım, 1783’te
    tamamen kaybedildi ve Kırım Hanlığı tarihe karıştı.
    1812’de Bükreş Antlaşmasıyla Rusya’ya bırakıldı.
    Rusya Karadeniz’in kuzeyine hâkim oldu.
    Böylece ne yazık ki Tatarların da bitmeyen çilesi başlamış oldu.

Kırım kelimesinin sözlük anlamı:
1) Savunmasız insanların veya tutsakların toplu olarak öldürülmesi, katliam
2) Hayvanların hastalık, soğuk gibi sebeplerle ölmesidir.
İnsanlara isim konurken dikkatli olunması ve iyi ve güzel anlamlı adlar konması tavsiye
edilmektedir. Zira konan isim sahibinin karakterini ve kaderini etkilemektedir.
Ör. Celal adlı kişiler sert tabiatlı, buna karşı Halim isimliler yumuşak huylu olurlar.
Meryem’ler dindar olurlar. Meryem “dinine bağlı kadın” demektir zira.
O’nun gibi acaba Kırım adı da Kırımlıların kaderini mi etkiledi diye düşündüm bir an.
Qırımın Sesi adlı şiirinin ilk dörtlüğünde Urie Ortaalan Kadirova beni destekler gibidir:

Qırım yarımadasınıñ
Tamır qırımtatar halqı,
Tarihta savurılğansıñ,
Külmedi bir türlü bahtıñ.


Kırım 1954’te, Sovyet lideri Nikita Kruşçev tarafından Ukrayna’ya devredilene kadar Rusya’nın
parçasıydı. Kruşçev, Rus hakimiyetine girişinin 300. Yıldönümünde Kırım’ı hediye olarak Ukrayna
Sovyet Cumhuriyetine verdi. Bazı Rusların bugün hala hata olarak gördüğü bu karar, o dönemde
pratikte pek fazla değişiklik yaratmıyordu. Ancak SSCB’nin 37 yıl sonra çökmesiyle bir anda her iki
devlet için de önemli hale geldi.
Rusya en önemli filolarından birini yeni bağımsız olan ve Avrupa’ya yakınlaşma çabasındaki bir ülkede
bulundurma handikabıyla karşı karşıya kalmıştı.
Kırım 1996 Anayasasına göre, Ukrayna içinde Özerk bir Cumhuriyet statüsüne sahipti ama yasal
olarak Ukrayna’nın parçasıydı. Kendi parlamentosunu seçebiliyordu. Bu parlamento, tarım, altyapı ve
turizm politikalarını belirleme yetkilerine sahipti.
Ancak 1995’te Rusya yanlısı ayrılıkçı bir adayın seçimleri ezici bir çoğunlukla kazanması sonrasında
Kırım Başkanlığı makamı kaldırılmıştır.
Bölgenin Başkanlık temsilcisi ve Başbakanı Kiev tarafından tayin edilmektedir.
2,3 milyon Kırımlının büyük çoğunluğu kendilerini Rus olarak tanımlamakta ve Rusça konuşmaktadır.
2001’deki nüfus sayımına göre, bölge nüfusunun %58’i Rus.
Buna karşılık Ukraynalılar nüfusun %24’ünü, Tatarlar da %12’sini oluşturmaktadırlar.

Kırım’ın Nazi işgalinden kurtulmasından sonra Joseph Stalin 1944 yılında bir milyona yakın Tatarı
Nazilerle iş birliği yaptıkları gerekçesiyle Sibirya ve Orta Asya’ya tehcir etti.
BU İNSANLARDAN BİRÇOĞU YOLDA HAYATINI KAYBETTİ.

KIRIM TÜRKLERİ SÜRGÜN VE SONRASINDA NÜFUSLARININ %47’YE YAKININI KAYBETMİŞLERDİR.
Sovyetlerin dağılmasından sonra Tatarlar, bölgeye dönmeye başladılar. Ama yüksek işsizlik oranlarıyla
karşılaştılar. Tatarlarla Ruslar arasında özellikle mülkler konusunda anlaşmazlıklar halen devam
etmektedir.
Kırım Türkiye için önemli olduğu kadar, Rusya için de farklı önemlere sahiptir.
Rusya’nın” sıcak denizlere inme” düşüncesinde ilk aşamalardan birini Kırım oluşturuyordu.
Zira Osmanlı- Rusya gerginliklerinin de ana sebebi bu ideolojiydi.
Kırım, özellikle Sivastopol limanı, Moskova’nın Karadeniz üzerinden Akdeniz ve ötesinde hakimiyet
kurma arzusunun sembolü olarak görülmektedir.
Kırım tarihte çok savaşa sahne olmuş ama en çok 1853- 1856 yılları arasında İngiltere, Fransa,
Osmanlı İmparatorluğu, Sardinya Krallığı ve Rusya’nın dahil olduğu Kırım Savaşı ile anılmıştır. Savaşı
Rusya kaybetmiştir. Böylelikle İngiltere, Fransa ve Osmanlı İmparatorluğu Rusya’yı Balkanlar, Avrupa
ve Akdeniz’den uzak tutma amacına ulaşmışlardır.

Günümüzde ise Kırım Rusya’nın fiili egemenliği altındadır.
Kırım Tatar Milli Meclisi (KTTM) Başkanı Rafet Çubarov Kırım’da son durumu şöyle özetlemektir:
Kırım’da 18.000 kişi bu durumda bölgeyi terk etmiştir. Bunun farklı nedenleri vardır. Birincisi Kırım
Müslümanları inançlarına göre yaşayamıyorlar. Bu nedenle hicret ediyorlar. Rusya’da Müslüman
kadınların ve kızların başörtüsü sorunu var. Kızlarımız okullara başörtüsüyle gidemiyorlar.
Ayrıca iş adamları bir anda iş yerleri, ticaretleri ya da gelir kaynaklarından oldular.
Bu iki sebebin yanında, Çubarov’a göre bazı Kırım Tatarları siyasi görüşleri nedeniyle kendi
vatanlarında yabancı duruma düşmüşlerdir.
Bunların sadece Kırım Tatarlarının değil Kırım’da yaşayan herkesin sorunu olduğunu belirten Çubarov,
“Bu olaylardan biz bir ders de çıkardık. Bizim gibi kendi vatanından olan insanları gereken şekilde
savunacak uluslararası mekanizmaların olmadığını anladık.
ARTIK KENDİ BAŞIMIZIN ÇARESİNE BAKMAMIZ LAZIM” dedi.

KAYNAKLAR
https://www.sozcu.com.tr
http://www.diken.com.tr
https://www.turkcebilgi.com
https://www.ayu.edu.tr/static/kitaplar/kirimin_kisa_tarihi.pdf
https://www.mynet.com/kirimin-onemi-nedir-kirim-turkler-acisindan-neden-onemlidir-kirim-nerede

http://www.kirimdernegi.org.tr/haberler/1285-rusya-isgalindeki-kirim-in-gelecegi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Pin It on Pinterest