Güney Azerbaycan Milli Harekatı ve Kadınlar
Efsane Afşar Sayınqala
Görünmeyen Emeğin Siyasi Tarihi: İran Siyasetinde Türk Kadınları ve Güney Azerbaycan Milli Hareketi
Güney Azerbaycan Milli Harekatı ve Kadınlar
Birinci yazım:
Görünmeyen Emeğin Siyasi Tarihi: İran Siyasetinde Türk Kadınları ve Güney Azerbaycan Milli Hareketi
İran’ın çağdaş siyasi tarihi incelendiğinde, kadınların yalnızca toplumsal hareketlerin destekleyicisi değil, aynı zamanda siyasi örgütlerin kurucusu, lideri, militanı ve teorisyeni olduğu görülür. Bu tarih içerisinde özellikle Türk ve Azerbaycan kökenli kadınların önemli bir yeri vardır. İran’ın sol, sağ, devrimci ve muhalif siyasi hareketlerinde Türk kadınları birçok kez ön saflarda yer almış, ancak aynı kadınların kendi milli hareketleri söz konusu olduğunda yeterince görünür ve temsil edilir olmaması dikkat çekici bir çelişkidir.
İran’ın sol hareketleri içerisinde Maryam Firuz önemli bir örnektir. Kaçar hanedanına mensup bir aileden gelmesine rağmen İran’ın sol siyasi hareketlerinde aktif rol almış ve kadınların siyasi örgütlenmesinde önemli çalışmalar yürütmüştür. Onun siyasi hayatı, etnik kökenin, sınıfsal geçmişin ve geleneksel kadın rollerinin aşılabileceğini gösteren örneklerden biridir.
Benzer şekilde İran’ın devrimci ve sol hareketlerinde yer alan Azerbaycanlı kadınlar yalnızca teorik veya sembolik düzeyde değil, doğrudan siyasi mücadele içerisinde bulunmuşlardır. Aşref Dehgan ve Marziye Üsküyi gibi isimler, kadınların silahlı mücadele, örgütlenme ve devrimci siyaset içerisinde üstlendikleri aktif rolün örnekleri olarak değerlendirilebilir.
İran’ın sağ ve İslami muhalefet hareketleri içerisinde de kadınların siyasi liderlik üstlendiği görülmektedir. Meryem Recevi’nin Halk Mücahitleri örgütü içerisindeki konumu, İran siyasetinde kadınların yalnızca destekleyici figürler olmadığını, doğrudan siyasi liderlik ve temsil pozisyonlarına da gelebildiğini göstermektedir.
Bütün bu örnekler önemli bir soruyu ortaya çıkarıyor: İran’ın farklı siyasi ve ideolojik hareketlerinde Türk kadınları liderlik edebilirken, neden Güney Azerbaycan Milli Hareketi içerisinde kadınlar aynı ölçüde görünür değildir?
Burada sorun, Güney Azerbaycanlı kadınların mücadeleye katılmaması değildir. Tam tersine, kadınlar milli hareketin birçok alanında aktif olarak çalışmaktadır. Kültürel faaliyetlerden insan hakları mücadelesine, dil ve kimlik çalışmalarından sosyal medya faaliyetlerine, tutuklu aktivistlere destekten siyasi örgütlenmeye kadar kadınların emeği hareketin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Ancak bu aktif katılım çoğu zaman siyasi temsil, karar alma mekanizmaları ve liderlik pozisyonlarına aynı oranda yansımamaktadır.
Başka bir ifadeyle, kadınlar hareket içerisinde vardır; fakat her zaman görünür değildir. Çalışırlar, örgütlerler, destek verirler, risk alırlar ve mücadele ederler; ancak hareketin kamuoyuna sunulan siyasi yüzü çoğu zaman erkeklerden oluşur.
Bu durumun nedenleri yalnızca Güney Azerbaycan Milli Hareketi’nin kendi iç dinamikleriyle açıklanamaz. İran toplumunun genelindeki ataerkil siyasi kültür, geleneksel toplumsal roller ve kadınların siyasete katılımını sınırlayan devlet baskısı önemli faktörlerdir. Özellikle güvenlikçi bir ortamda kadın aktivistlerin karşılaştığı baskı, yalnızca siyasi değil, aynı zamanda ailevi ve toplumsal baskılarla da birleşmektedir.
Ancak bütün sorumluluğu dış koşullara yüklemek de yeterli değildir. Milli hareketlerin kendi içlerinde de kadınların siyasi temsili konusunda ciddi bir özeleştiriye ihtiyaç vardır. Bir hareket, kadınların emeğinden yararlanırken onların karar alma mekanizmalarındaki temsilini sınırlıyorsa, demokratik ve özgürlükçü bir gelecek iddiasını da sorgulamak zorundadır.
Milli mücadele yalnızca bir halkın devlet karşısındaki mücadelesi değildir. Aynı zamanda o halkın kendi içerisinde nasıl bir toplum kurmak istediğiyle de ilgilidir. Eğer Güney Azerbaycan Milli Hareketi demokratik, eşitlikçi ve özgür bir gelecek hedefliyorsa, kadınların bu geleceğin yalnızca destekçileri değil, kurucuları ve karar vericileri olması gerekir.
Kadınların hareket içerisinde daha görünür olması için yalnızca “kadınların daha fazla katılması” çağrısı yapmak yeterli değildir. Asıl mesele, mevcut siyasi yapıların kadınların liderliğine ne kadar alan açtığıdır. Kadınların örgütlerde yönetici olması, siyasi karar süreçlerine katılması, kamuoyu önünde hareketi temsil etmesi ve kendi siyasi gündemlerini oluşturabilmesi gerekir.
Tarih bize Türk kadınlarının siyasi mücadelede aktif ve etkili olabileceğini zaten göstermiştir. İran’ın sol hareketlerinden devrimci örgütlere, İslami muhalefetten insan hakları mücadelelerine kadar bunun birçok örneği bulunmaktadır. Dolayısıyla Güney Azerbaycan Milli Hareketi’nde kadınların geri planda kalması, kadınların yeteneği veya mücadele isteğiyle açıklanamaz.
Asıl sormamız gereken şu olmalı;
Güney Azerbaycan Milli Hareketi, kadınların emeğine ihtiyaç duyduğu kadar kadınların siyasi liderliğine neden uzaktan bakıyor?.
Bu soruya verilecek cevap, yalnızca kadınların hareket içerisindeki geleceğini değil, aynı zamanda Güney Azerbaycan Milli Hareketi’nin demokratik niteliğini ve gelecekte kurmak istediği siyasi kültürü de belirleyecektir.
Çünkü bir milletin özgürlük mücadelesi, o milletin kadınları siyasi olarak özgür ve eşit değilse hiçbir zaman tamamlanmış sayılamaz.

Efsane Afşar Sayınqala
