GenelGüncelTürk Dünyası

Göktürklerin Kökeni : Türk Adını Dünyaya Duyuran İlk Devletin Bilinmeyen Tarihi

Bölüm 2 – Göktürklerin Kökeni: Efsaneler, Çin Kaynakları ve Tarihî Gerçekler

Birinci Bölümde, Göktürklerin “Türk” adını resmî devlet adı olarak kullanan ilk devlet oluşunun önemini ele almıştık. Bu bölümde ise, Göktürklerin tarih sahnesine çıkışından önceki kökenlerini, Çin kaynaklarının aktardığı bilgileri ve tarihî gerçeklerle destanların nasıl iç içe geçtiğini inceleyeceğiz.


Bir milletin tarih sahnesine çıktığı anı kesin çizgilerle belirlemek her zaman mümkün değildir. Özellikle Orta Asya bozkırlarında yaşayan göçebe topluluklar söz konusu olduğunda, tarihçiler yazılı kaynakları, arkeolojik bulguları ve sözlü gelenekleri birlikte değerlendirerek geçmişi anlamaya çalışırlar.

Göktürkler de bu durumun en dikkat çekici örneklerinden biridir.

552 yılında kurdukları kağanlıkla dünya tarihine güçlü bir giriş yapan Göktürkler, aslında o tarihte bir anda ortaya çıkmış bir topluluk değildi. Onların kökleri, yüzyıllar boyunca Orta Asya bozkırlarında yaşayan Türk topluluklarının siyasî, askerî ve kültürel birikimine dayanıyordu.

Göktürklerin kökenine ilişkin en önemli bilgiler, büyük ölçüde Çin’in resmî tarih kayıtlarında yer almaktadır. Zhoushu (Zhou Kitabı), Suishu (Sui Kitabı) ve Jiu Tangshu (Eski Tang Kitabı) gibi eserlerde Göktürkler, Çince “Tujue” (突厥) adıyla anılır. Günümüzde tarihçilerin büyük çoğunluğu, bu ifadenin “Türk” adının Çince telaffuzu olduğu konusunda görüş birliği içindedir.

Çin yıllıklarına göre Göktürkler, Altay Dağları çevresinde yaşayan ve özellikle demir işçiliğiyle tanınan bir topluluktu. Uzun yıllar Juan-Juan (Rouran) Kağanlığı’nın hâkimiyeti altında yaşayan bu topluluk, zamanla askerî ve ekonomik bakımdan güçlenerek bağımsızlık mücadelesine girişmiştir.

Ancak Göktürklerin tarihini yalnızca Çin kaynaklarıyla açıklamak yeterli değildir. Türklerin sözlü kültürü de bu geçmişe dair önemli ipuçları sunmaktadır.

Bozkırın Hafızasında Yaşayan Destanlar

Türk tarihinin en dikkat çekici özelliklerinden biri, tarihî olayların zamanla destanlarla iç içe geçmesidir.

Göktürklerin kökeni hakkında en çok bilinen anlatılardan biri, Çin kaynaklarında da yer alan Aşina Destanıdır. Rivayete göre büyük bir saldırı sonucunda yok edilen bir boydan yalnızca küçük bir çocuk kurtulur. Yaralı çocuk, dişi bir kurt tarafından korunur ve büyütülür. Daha sonra bu kurttan doğan çocukların soyundan gelen Aşina ailesi, Göktürk hükümdar hanedanını oluşturur.

Modern tarihçilik, bu anlatıyı tarihî bir olayın birebir kaydı olarak değil; hükümdar soyunun kutsallığını ve meşruiyetini vurgulayan sembolik bir köken miti olarak değerlendirir. Bozkır kültüründe kurt, bağımsızlığın, cesaretin ve yol göstericiliğin simgesidir. Bu nedenle Göktürk hükümdarlarının kurt motifiyle ilişkilendirilmesi, siyasî meşruiyet anlayışının önemli bir parçası olarak görülmektedir.

Göktürklerle ilişkilendirilen bir diğer önemli anlatı ise Ergenekon Destanıdır. Demir dağların eritilerek özgürlüğe ulaşıldığını anlatan bu destan, Türk kültürünün en güçlü sembollerinden biri hâline gelmiştir. Bununla birlikte, günümüze ulaşan Ergenekon metinleri daha geç dönemlerde derlenmiştir. Bu nedenle tarihçiler, destanı tarihî olayların birebir anlatımı olarak değil, Türk milletinin ortak hafızasını ve özgürlük idealini yansıtan kültürel bir miras olarak değerlendirmektedir.

Aşina Hanedanı ve Devlet Geleneği

Göktürk Devleti’nin yönetici ailesi tarihî kaynaklarda Aşina Hanedanı olarak anılmaktadır.

Kağanlık makamı yalnızca siyasî bir liderliği değil, aynı zamanda devletin meşruiyetini de temsil ediyordu. Kağan seçiminde kurultayın önemli bir rolü bulunsa da yönetim hakkı esas olarak Aşina soyuna aitti.

Bu hanedan, Göktürk Devleti’nin birlik ve devamlılığının temel unsurlarından biri olmuş; sonraki birçok Türk devletinde görülen hanedan anlayışının şekillenmesinde de etkili olmuştur.

Altay Dağları’ndan Yükselen Güç

Göktürklerin yükselişinde demircilik önemli bir yer tutmaktadır.

Çin kaynakları, Göktürklerin demir eritme ve silah üretimindeki ustalıklarını özellikle vurgular. Altay Dağları’nın zengin demir yatakları, onlara hem ekonomik hem de askerî bakımdan önemli avantaj sağlamıştır.

Ancak Göktürklerin başarısını yalnızca demir üretimine bağlamak eksik olur.

Atlı savaş geleneği, disiplinli askerî teşkilatları, kabileler arasındaki ittifakları yönetebilme kabiliyetleri ve güçlü devlet anlayışları, kısa sürede bozkırın en etkili siyasî gücü hâline gelmelerini sağlamıştır.

“Türk” Adının Devlet Kimliği Hâline Gelmesi

Göktürklerin dünya tarihindeki en büyük önemi, “Türk” adını ilk kez resmî devlet adı olarak kullanmalarıdır.

Elbette Göktürklerden önce de Türk toplulukları Orta Asya’da yaşamaktaydı. Ancak mevcut tarihî belgeler ışığında, “Türk” adının bağımsız bir devletin resmî adı olarak kullanılması ilk kez Göktürk Kağanlığı ile açık biçimde görülmektedir.

Bu durum yalnızca siyasî bir tercih değil; aynı zamanda ortak bir kimlik bilincinin de göstergesidir.

Nitekim Orhun Yazıtları’nda geçen “Türük Budun” (Türk Milleti) ve “Türük Kağan” (Türk Kağanı) ifadeleri, bu ortak kimliğin en güçlü tarihî belgeleri arasında yer almaktadır.

Göktürkler böylece yalnızca büyük bir devlet kurmamış; bugün milyonlarca insanın ortak adı olan “Türk” kimliğini de tarih sahnesinde kalıcı hâle getirmiştir.


Bilgi Kutusu

Göktürkler Neden Tarihî Bir Dönüm Noktasıdır?

  • “Türk” adını resmî devlet adı olarak kullanan ilk siyasî teşkilattır.
  • Aşina Hanedanı etrafında güçlü bir devlet yapısı oluşturmuştur.
  • Altay Dağları merkezli yükselişiyle Orta Asya’nın güç dengelerini değiştirmiştir.
  • Çin kaynaklarında ayrıntılı biçimde kayıt altına alınan ilk Türk devletlerinden biridir.
  • Orhun Yazıtları, Türk dilinin günümüze ulaşan en eski tarihli yazılı anıtları arasında yer almakta ve Türk tarihinin en önemli birinci el kaynaklarını oluşturmaktadır.
Göktürkler, Altay Dağları’nın demir ocaklarından doğan sıradan bir bozkır topluluğu değildi. Onlar, askerî güçlerini güçlü bir devlet teşkilatı ve ortak bir kimlik anlayışıyla birleştirerek Orta Asya’nın en etkili imparatorluklarından birini kurdular.

Ancak bu yükseliş kolay olmadı.

Göktürklerin önünde, bozkırın en güçlü devleti olan Juan-Juan Kağanlığı vardı. Bu engelin aşılması ise tarihin akışını değiştirecek büyük bir liderin ortaya çıkışıyla mümkün olacaktı.

O liderin adı Bumin Kağan’dı.


Bir Sonraki Bölüm

Bölüm 3 – Bumin Kağan: Demirci Boyundan Kağanlığa Uzanan Yol

Göktürk Kağanlığı nasıl kuruldu?
Juan-Juan Kağanı neden Bumin Kağan’ı aşağıladı?
552 yılında Orta Asya’nın kaderini değiştiren isyan nasıl başladı?

Devam edecek…

Kaynakça

Türük Budun

Türk Milleti

“Türük Kağan”

,Türk Kağanı

  1. Zhoushu (周书 / Zhou Kitabı) – Göktürk (Tujue) biyografisi.
  2. Suishu (隋书 / Sui Kitabı) – Göktürkler bölümü.
  3. Jiu Tangshu (旧唐书 / Eski Tang Kitabı).
  4. Xin Tangshu (新唐书 / Yeni Tang Kitabı).
  5. René Grousset, The Empire of the Steppes.
  6. Denis Sinor (Ed.), The Cambridge History of Early Inner Asia.
  7. Peter B. Golden, An Introduction to the History of the Turkic Peoples.
  8. Ahmet Taşağıl, Göktürkler (I-II-III).
  9. Jean-Paul Roux, Türklerin Tarihi.
  10. İbrahim Kafesoğlu, Türk Millî Kültürü.

Kırım'ın Sesi Gazetesi

27 Şubat 2015 Tarihinde hizmet bermege başlağan www.kiriminsesigazetesi.com maqsadı akkında açıklama yapqan Mustafa Sarıkamış İsmail Bey Gaspıralı’nıñ bu büyük mirasına sahip çıqmaq ve onun emellerini yaşatmaqtır. Qırımtatar Türkleriniñ ananevî, körenek, ürf, adet kibi yaşamlarında ne bar ise objektif şekilde Dünya cemiyetine taqdim etilmektir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest