KIRIM’DAN ANADOLU’YA UZANAN BİR SANAT ARABA NAKKAŞLIĞINDA BİR TATAR USTASI NUMAN BALICA
KIRIM’DAN ANADOLU’YA UZANAN BİR SANAT ARABA NAKKAŞLIĞINDA BİR TATAR USTASI
1940’lı yıllarda çiftçiye zirai alet ve at arabaları üretmek amacıyla kurulan fabrikalarda yalnızca sanayi üretimi yapılmuyordu. Aynı zamanda Anadolu’nun geleneksel sanatları da yaşatılıyordu. Bursa’dan getirilen bir usta, yıllarca Anadolu arabalarına işlediği nakışlarla hem bir sanat geleneğini yaşattı hem de Kırım Tatar kültürünün izlerini Anadolu’ya taşıdı.
Zirai Donatım Fabrikası’nda bir araba nakkaşı, el emeğiyle bir at arabasının üzerine geleneksel motifler işliyor. Bu süslemeler Anadolu halk sanatının en zarif örnekleri arasında yer alıyordu.
Fabrikada Bir Sanat: Araba Nakkaşlığı
Türkiye’de sanayileşmenin henüz sınırlı olduğu yıllarda kurulan “DE-TA” adlı tesis, daha sonra Zirai Donatım Fabrikası adıyla faaliyet göstermeye başladı. Fabrikanın amacı çiftçiye uygun fiyatlı gübre ve tarım aletleri üretmekti.
Ancak bu fabrikada üretilen at arabaları, yalnızca bir ulaşım aracı değil aynı zamanda estetik bir sanatın taşıyıcısıydı. Çünkü arabaların yan panelleri, arka kapakları ve gövdeleri ince fırçalarla işlenen çiçek, geometrik ve geleneksel Türk motifleriyle süsleniyordu.
Bu süsleme işini yapan ustalara ise “araba nakkaşı” denirdi.
“Salaş” Atölyelerinde Zor Şartlarda Sanat
Fabrikada araba nakışlarının yapıldığı bölüm “salaş” olarak adlandırılan üç ayrı ahşap atölyeden oluşuyordu.
Tamamen ahşapla kaplı bu alanlarda yangın tehlikesi nedeniyle soba yakmak yasaktı. Kış aylarında soğuk şartlarda çalışan ustalar buna rağmen arabaları sabırla süsler, her arabayı adeta bir sanat eserine dönüştürürdü.
O yıllarda fabrikanın çalışanları için “Donatımlı olmak” ayrı bir gurur ve heyecan kaynağıydı.
Baba-Oğul Devam Eden Bir Ustalık
Araba nakış ustasının yanında yetişen oğlu da yıllar sonra aynı fabrikada çalışmaya başladı.
1969 yılının Şubat ayında başlayan bu çalışma, at arabası üretimi sona erinceye kadar sürdü. Baba-oğul birlikte yüzlerce arabaya nakış işledi.
Ancak 1972–1973 yıllarında fabrikanın traktör üretimine geçmesiyle birlikte araba üretimi önce Erzurum’daki işletmeye devredildi, ardından tamamen sona erdi. Böylece araba nakkaşlığı gibi geleneksel zanaatlar da fabrikalardan yavaş yavaş kayboldu.
Nakkaşlık: Türk-İslam Sanatının Zarif Geleneği
Nakkaşlık, Türk-İslam sanatında köklü bir süsleme geleneğidir. Cami, türbe, saray ve köşklerin tavanları ile duvarlarında görülen süslemeler bu sanatın en bilinen örnekleridir. İnce ve uzun kıllı fırçalarla yapılan bu sanat Osmanlı döneminde “kalem işi” olarak da anılmıştır.
KIRIM’DAN ANADOLU’YA UZANAN BİR SANAT ARABA NAKKAŞLIĞINDA BİR TATAR USTASI NUMAN BALICA
1940’lı yıllarda çiftçiye zirai alet ve at arabaları üretmek amacıyla kurulan fabrikalarda yalnızca sanayi üretimi yapılmuyordu. Aynı zamanda Anadolu’nun geleneksel sanatları da yaşatılıyordu. Bursa’dan getirilen bir usta, yıllarca Anadolu arabalarına işlediği nakışlarla hem bir sanat geleneğini yaşattı hem de Kırım Tatar kültürünün izlerini Anadolu’ya taşıdı.
Zirai Donatım Fabrikası’nda bir araba nakkaşı, el emeğiyle bir at arabasının üzerine geleneksel motifler işliyor. Bu süslemeler Anadolu halk sanatının en zarif örnekleri arasında yer alıyordu.
Fabrikada Bir Sanat: Araba Nakkaşlığı
Türkiye’de sanayileşmenin henüz sınırlı olduğu yıllarda kurulan “DE-TA” adlı tesis, daha sonra Zirai Donatım Fabrikası adıyla faaliyet göstermeye başladı. Fabrikanın amacı çiftçiye uygun fiyatlı gübre ve tarım aletleri üretmekti.
Ancak bu fabrikada üretilen at arabaları, yalnızca bir ulaşım aracı değil aynı zamanda estetik bir sanatın taşıyıcısıydı. Çünkü arabaların yan panelleri, arka kapakları ve gövdeleri ince fırçalarla işlenen çiçek, geometrik ve geleneksel Türk motifleriyle süsleniyordu.
Bu süsleme işini yapan ustalara ise “araba nakkaşı” denirdi.
“Salaş” Atölyelerinde Zor Şartlarda Sanat
Fabrikada araba nakışlarının yapıldığı bölüm “salaş” olarak adlandırılan üç ayrı ahşap atölyeden oluşuyordu.
Tamamen ahşapla kaplı bu alanlarda yangın tehlikesi nedeniyle soba yakmak yasaktı. Kış aylarında soğuk şartlarda çalışan ustalar buna rağmen arabaları sabırla süsler, her arabayı adeta bir sanat eserine dönüştürürdü.
O yıllarda fabrikanın çalışanları için “Donatımlı olmak” ayrı bir gurur ve heyecan kaynağıydı.
Araba nakış ustasının yanında yetişen oğlu da yıllar sonra aynı fabrikada çalışmaya başladı.
1969 yılının Şubat ayında başlayan bu çalışma, at arabası üretimi sona erinceye kadar sürdü. Baba-oğul birlikte yüzlerce arabaya nakış işledi.
Ancak 1972–1973 yıllarında fabrikanın traktör üretimine geçmesiyle birlikte araba üretimi önce Erzurum’daki işletmeye devredildi, ardından tamamen sona erdi. Böylece araba nakkaşlığı gibi geleneksel zanaatlar da fabrikalardan yavaş yavaş kayboldu.
Nakkaşlık: Türk-İslam Sanatının Zarif Geleneği
Nakkaşlık, Türk-İslam sanatında köklü bir süsleme geleneğidir.
Cami, türbe, saray ve köşklerin tavanları ile duvarlarında görülen süslemeler bu sanatın en bilinen örnekleridir. İnce ve uzun kıllı fırçalarla yapılan bu sanat Osmanlı döneminde “kalem işi” olarak da anılmıştır.
Osmanlı sarayında çalışan nakkaşlar, minyatürden tezhibe kadar birçok sanat dalında eserler üretmiş ve Türk sanatının gelişmesinde önemli rol oynamıştır.
Nakkaşlık ve süsleme geleneği yalnız Osmanlı saray sanatında değil, Kırım Tatar kültüründe de güçlü bir şekilde görülür.
Kırım Hanlığı döneminde saray, cami ve konakların duvar ve tavanlarında yapılan süslemeler bu sanatın gelişmiş örneklerini oluşturur. 18. yüzyıldan itibaren Anadolu’ya göç eden Kırım Tatarları ise beraberlerinde ahşap işçiliği, süsleme ve nakış sanatlarını da getirmiştir.
Bu nedenle Anadolu’daki araba süslemelerinde görülen motiflerin bir kısmı, Kırım Tatar sanat geleneğinin devamı olarak değerlendirilmektedir.

Bir Kültürün Hatırası
Bugün at arabaları günlük hayatın bir parçası olmaktan büyük ölçüde çıkmış olsa da, üzerlerine işlenen renkli nakışlar bir dönemin sanat anlayışını ve ustalarının emeğini hatırlatmaya devam etmektedir.
Bu nakışlar yalnızca bir süsleme değil; Türk-İslam sanatının ve Kırım Tatar kültürünün Anadolu’daki izlerini taşıyan canlı bir mirastır. Osmanlı sarayında çalışan nakkaşlar, minyatürden tezhibe kadar birçok sanat dalında eserler üretmiş ve Türk sanatının gelişmesinde önemli rol oynamıştır.
Kırım Tatar Kültürünün İzleri
Nakkaşlık ve süsleme geleneği yalnız Osmanlı saray sanatında değil, Kırım Tatar kültüründe de güçlü bir şekilde görülür.
Kırım Hanlığı döneminde saray, cami ve konakların duvar ve tavanlarında yapılan süslemeler bu sanatın gelişmiş örneklerini oluşturur. 18. yüzyıldan itibaren Anadolu’ya göç eden Kırım Tatarları ise beraberlerinde ahşap işçiliği, süsleme ve nakış sanatlarını da getirmiştir.
Bu nedenle Anadolu’daki araba süslemelerinde görülen motiflerin bir kısmı, Kırım Tatar sanat geleneğinin devamı olarak değerlendirilmektedir.
Bir Kültürün Hatırası
Bugün at arabaları günlük hayatın bir parçası olmaktan büyük ölçüde çıkmış olsa da, üzerlerine işlenen renkli nakışlar bir dönemin sanat anlayışını ve ustalarının emeğini hatırlatmaya devam etmektedir.
Bu nakışlar yalnızca bir süsleme değil; Türk-İslam sanatının ve Kırım Tatar kültürünün Anadolu’daki izlerini taşıyan canlı bir mirastır.
Memba Münir Balıca

QIRIM’DAN ANADOLU’YA UZANAN BİR SANAT: ARABA NAKKAŞLIĞINDA BİR TATAR USTASI NUMAN BALICA
1940-lı yıllarda çiftçige zirai alet ve at arabaları üretmek maqsadınen kurulğan fabrikalarda sadece sanayi üretimi yapılmaydı. Aynı zamanda Anadolu’nun geleneksel sanatları da yaşatılıyordu. Bursa’dan getirilen bir usta, yıllarca Anadolu arabalarına işlediği nakışlarla hem bir sanat geleneğini yaşattı hem de Qırım Tatar kültürünüñ izlerini Anadolu’ya taşıdı.
Zirai Donatım Fabrikası’nda bir araba nakkaşı, el emeği ile bir at arabasının üzerine geleneksel motifler işliyor. Bu süslemeler Anadolu halk sanatınıñ en zarif örnekleri arasında yer alıyordu.
Fabrikada Bir Sanat: Araba Nakkaşlığı
Türkiye’de sanayileşmenin henüz sınırlı olduğu yıllarda kurulğan “DE-TA” adlı tesis, daha sonra Zirai Donatım Fabrikası adıyla faaliyet göstermeye başladı. Fabrikanın maqsadı, çiftçiye uygun fiyatlı gübre ve tarım aletleri üretmekti.
Ama bu fabrikada üretilgen at arabaları, sadece bir ulaşım aracı değil, aynı zamanda estetik bir sanatınıñ taşıyıcısıydı. Çünkü arabaların yan panelleri, arka kapakları ve gövdeleri, ince fırçalar ile işlenen çiçek, geometrik ve geleneksel Türk motifleri ile süsleniyordu.
Bu süsleme işini yapan ustalara ise “araba nakkaşı” denirdi.
“Salaş” Atölyelerinde Zor Şartlarda Sanat
Fabrikada araba nakışlarınıñ yapıldığı bölüm, “salaş” olarak adlandırılan üç ayrı ahşap atölyeden oluşuyordu.
Tamamen ahşap ile kaplı bu alanlarda yangın tehlikesi nedeniyle soba yakmak yasaktı. Kış aylarında soğuk şartlarda çalışan ustalar buna rağmen arabaları sabırla süsler, her arabayı adeta bir sanat eserine dönüştürürdü.
O yıllarda fabrikanın çalışanları için “Donatımlı olmaq” ayrı bir gurur ve heyecan kaynağıydı.
Araba nakış ustasınıñ yanında yetişen oğlu da yıllar sonra aynı fabrikada çalışmaya başladı.
1969 yılınıñ Şubat ayında başlayan bu çalışma, at arabası üretimi sona erinceye kadar sürdü. Baba-oğul birlikte yüzlerce arabaya nakış işledi.
Ama 1972–1973 yıllarında fabrikanın traktör üretimine geçmesi ile birlikte araba üretimi önce Erzurum’daki işletmeye devredildi, ardından tamamen sona erdi. Böylece araba nakkaşlığı gibi geleneksel zanaatlar da fabrikalardan yavaş yavaş kayboldu.
Nakkaşlık: Türk-İslam Sanatınıñ Zarif Geleneği
Nakkaşlık, Türk-İslam sanatında köklü bir süsleme geleneğidir.
Cami, türbe, saray ve köşklerin tavanları ile duvarlarında görülen süslemeler bu sanatınıñ en bilinen örnekleridir. İnce ve uzun kıllı fırçalar ile yapılan bu sanat Osmanlı döneminde “kalem işi” olarak da anılmıştır.
Osmanlı sarayında çalışan nakkaşlar, minyatürden tezhibe kadar birçok sanat dalında eserler üretmiş ve Türk sanatınıñ gelişmesinde önemli rol oynamıştır.
Nakkaşlık ve süsleme geleneği yalnız Osmanlı saray sanatında değil, Qırım Tatar kültüründe de güçlü şekilde görülür.
Qırım Hanlığı döneminde saray, cami ve konakların duvar ve tavanlarında yapılan süslemeler bu sanatınıñ gelişmiş örneklerini oluşturur. 18. yüzyıldan itibaren Anadolu’ya göç eden Qırım Tatarları ise beraberlerinde ahşap işçiliği, süsleme ve nakış sanatlarını da getirmiştir.
Bu nedenle Anadolu’daki araba süslemelerinde görülen motiflerin bir kısmı, Qırım Tatar sanat geleneğiniñ devamı olarak değerlendirilir.
Bir Kültürünüñ Hatırası
Bugün at arabaları günlük hayatınıñ bir parçası olmaqdan büyük ölçüde çıkmış olsa da, üzerlerine işlenen renkli nakışlar bir dönemin sanat anlayışını ve ustalarınıñ emeğini hatırlatmaya devam eder.
Bu nakışlar yalnızca bir süsleme değil; Türk-İslam sanatınıñ ve Qırım Tatar kültürünüñ Anadolu’daki izlerini taşıyan canlı bir mirastır.
Memba: Münir Balıca

