DÜNYADA OLUKLAR ÇİFT BİRİNDEN NUR AKAR BİRİNDEN KİR AKAR

Dünyanın hiçbir yerinde kültürler, bulundukları yerde durmazlar. Kültürler de nehirler gibi akarlar. ”Herşey akar”, toplumlar, tarihler, düşünceler ve kültürler. Necip Fazıl”ın vurguladığı gibi: ”Oluklar çift”, birinden kutsal kültürler akar, birinden seküler kültürler. Geçmişten geleceğe olan bu akışta, kültürler birbirleriyle hem yarışırlar, hem de çatışırlar. Ekonomik, toplumsal ve siyasal canlılık, kültürlerin çatışmasından kaynaklanır.
*
Hayatın her alanında, nasıl her şey karşıtlarıyla bir arada bulunursa, kültürler de zıtlarıyla bir arada bulunurlar. Gündüzün geceye muhtaç olması gibi, kutsal kültür de seküler kültüre muhtaçtır. Farklı kültürlerin yan yana bulunmadığı toplumlarda, hiçbir alanda gelişme sağlanmaz. Kültürler birbirleriyle yarışarak zenginleşirler, zenginleşerek yarışırlar. Kapılarını başka kültürlere kapayan kültürler, yeni açılımların, yeni atılımların öncüleri olamazlar.
*
Son iki yüzyılda, kutsal kültür, düşünce ve eylem alanında, seküler kültür karşısındaki üstünlüğünü yitirmiştir. Kutsal kültür, dünyadaki bilimsel ve teknolojik değişimlere öncülük yapamamıştır. Her ülke, İbn Haldun”un ”mağluplar galipleri taklit ederler” kuralına dört elle sarılarak, dünyanın geleceğini kutsal kültürde değil, seküler kültürde aramıştır. Sekülerleşme, Türkiye gibi, bütün ülkelerin gündeminde, ilk sırada yer almmıştır. Dünyada ekonomik gelişme ile sekülerleşme özdeşleştirilmiştir.
*
Kültürlerin harman olduğu kare dünyada, toplumlar düşünceleriyle nehirlere, eylemleriyel göllere benzerler. Düşünceler zenginleştirdikleri eylemlere, göller beslendikleri nehirlere göre büyürler. Kültürler düşünceler ile eylemleri altın oranda bütünleştirerek, gelişmenin sürükleyici gücü olurlar. Kültürlerin dünyayı dönüştürmedeki başarıları, görünen dünya ile görünmeyen dünyayı, yaşanabilir hayatın, bir birinden ayrılmaz iki yüzü olarak görmelerinden kaynaklanır.
*
Krizlerin üstesinden gelmek için, bütün dünyanın ihtiyacı olan kutsal kültürün gücü, iki dünyayı birbirinden ayırmadan, her ikisine de aynı değer vermesinden gelir. Kutsal kültür, seküler kültür saatinin zembereği ve dünya barışının güvencesidir. Kutsal kültür, seküler kültür üzerindeki ağırlığını ve denetimini getirirse, dünya zembereğinden boşalmış bir saat gibi, hızlanır doğru zamanı gösterme gücünü yitirir, yolunu ve yönünü şaşırır.
*
Bütünüyle seküler kültüre odaklanan dünya, üretici gücünü yitirmiş, yönünü şaşırmış ve yolunu kaybetmiştir. Yirmi birinci yüzyıl, kutsal kültüre dönüş yüzyılı olacaktır. Seküler kültür yalnızca Moskova”da değil, Ankara başta olmak üzere bütün dünya başkentlerinde gücünü yitirmiştir. Her ülke kendi kutsal kültürünün ana kaynaklarına dönmek zorundadır.Yirmi birinci yüzyıl kutsal kültürün yüzyılı olacaktır.
*
Kutsal kültür bir değerler bütünüdür, insanlığın geleceğini uçlarda aramaz, ancak uçları içselleştirerek çoğunluğa seslenmesini bilir. Güç çoğunluğa seslenmesini bilmektedir. Çoğunluk kutsal kültürün ortak aklıyla düşünür ve yanlış peşinde koşmaz,yanlışta birleşmez.
*
Allah’ın yardımı çoğunluğun yanındadır. Allah’ın yardımını alanların karşısında hiçbir güç duramaz.Allah yardımını alanların,sevgisini kazananların düşünen akılları,seven gönülleri ve gören gözleri olur.
*
Kutsal kültür iki dünyanın, hem aklıdır hem gönlüdür.
Geçmiş geleceğe kutsal kültürle taşınır.
*
Kutsal kültür tarih içinde bulanmadan, donmadan akar.
*
Kutsal kültürün güneşi hiçbir zaman batmaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest