Yazar
Efsane Afşar Sayınqala
Bir çok Türk Devletlerine başkanlık yapmış Güney Azerbaycan( İran) Başkenti Tebriz’in göksünde gizlediği sırlar.
- Bu yazı uzun akademik bir makalemin ikinci bölümünün özetidir.
Tebriz’de olağanüstü bir kitap
Bugün Büyük Moğol Şehnamesi olarak adlandırdığımız eser 14. yüzyılın ilk yarısında, büyük olasılıkla Tebriz’de, İlhanlı saray çevresinde hazırlanmıştır.
Tarihi genellikle 1330’lu yıllara yerleştirilir.
Başlangıçta bugünkü hâlinden çok daha büyük bir eserdi.
Araştırmacılar, kitabın yaklaşık 280 büyük yaprak ve 180–200 civarında minyatür içerecek şekilde tasarlandığını düşünüyor. Metropolitan Museum, eserin muhtemelen iki cilt olarak planlandığını ve bugün yalnızca 57 resimli yaprağın çeşitli kamu ve özel koleksiyonlarda bilindiğini belirtiyor. (The Metropolitan Museum of Art)
Bir düşünün:
Bugün elimizde yalnızca parçaları bulunan bir kitap, bir zamanlar yüzlerce sayfalık dev bir sanat projesiydi.
Bu sıradan bir minyatür kitabı değildi
Büyük Moğol Şehnamesi’ni özel yapan şey yalnızca boyutu değildir.
Sayfalarındaki resimler olağanüstü büyük ve hareketlidir.
İnsan figürleri adeta sayfadan taşar.
Ağaçlar resim çerçevesinin dışına doğru uzanır.
Savaşlarda atlar, insanlar ve sancaklar birbirine girer.
Bazı figürler bize arkalarını dönmüştür.
Bu çok ilginç bir ayrıntıdır.
Çünkü sanatçı böyle yaptığında seyirciyi sahnenin dışından içeriye çeker.
Sanki biz de o kalabalığın arasında duruyoruzdur.
Metropolitan Museum, bu eserlerde figürlerin anıtsal niteliğine ve kompozisyonların bilinçli olarak çerçevenin sınırlarını zorlayan hareketliliğine özellikle dikkat çekiyor. (The Metropolitan Museum of Art)
Çin burada nerede?
İşte Tebriz’i anlamamız açısından belki de en önemli nokta burası.
Büyük Moğol Şehnamesi’nde İran ve Çin sanat gelenekleri yan yana görünür.
Giysilerde…
Kayalarda…
Ağaçlarda…
Bulutlarda…
Ve bazı kompozisyon anlayışlarında…
Çin sanatından gelen etkiler, İran’ın kitap resimleme geleneğiyle birleşmiştir.
Metropolitan Museum bu dönemde Çin’den gelen resimsel etkilerin yerel sanatçılar tarafından hızla özümsendiğini ve yaklaşık iki kuşak içinde özgün, karma bir İlhanlı üslubunun ortaya çıktığını belirtiyor. (The Metropolitan Museum of Art)
İşte burada Tebriz’in gerçek büyüklüğünü görmeye başlıyoruz.
Tebriz başka kültürlerden gelen etkileri yalnızca kabul etmiyor; onları dönüştürüyor.
İsfendiyar’ın cenazesi
Büyük Moğol Şehnamesi’nin en etkileyici sayfalarından biri, İsfendiyar’ın cenaze törenini gösteren minyatürdür.
Bu sahneye bakıldığında ilk fark edilen şey renklerin olağanüstü ölçüde geri çekilmiş olmasıdır.
Sahne neredeyse tek renkli bir atmosfer kazanır.
Ölen kahramanın atı önde ilerler.
Eyer ters çevrilmiştir.
Cenaze alayı arkasından gelir.
Yas tutan insanların bazıları saçlarını açmış, bazıları ellerini başlarına götürmüş, bazıları bedenlerini acıyla bükmüştür.
Bunlar yalnızca “cenazeye katılan insanlar” değildir.
Her birinin yas tutma biçimi farklıdır.
Ve sanatçı bunu hareketlerle anlatır.
Metropolitan Museum, bu minyatürün ince çizgileri ve sulu renk uygulamasıyla çağdaş Çin fırça resmini hatırlattığını; buna rağmen sahnenin İran destanının bir parçası olduğunu vurguluyor. (The Metropolitan Museum of Art)
İşte bu tek resim bile Büyük Moğol Şehnamesi’nin neden olağanüstü olduğunu anlatmaya yeter.
Satranç oynayan bilge
Bir başka ilginç sahne ise Büzürcmihr’in satranç oyununu öğrenmesidir.
Hindistan hükümdarı, İran hükümdarı Nuşirevan’a satranç oyununu gönderir ve İranlıların oyunun nasıl oynandığını çözmelerini ister.
Genç Büzürcmihr oyunu çözer.
Minyatürde onu satranç tahtasının karşısında görürüz.
Bu sahne bize başka bir şeyi de gösterir:
Büyük Moğol Şehnamesi yalnızca savaşları anlatmıyor.
Bilgeliği, zekâyı ve kültürel karşılaşmayı da anlatıyor.
Bugün Metropolitan Museum’da bulunan bu yaprak da eserin Tebriz’de hazırlanmış İlhanlı Şehnamesiyle ilişkilendiriliyor. (The Metropolitan Museum of Art)
Sonra kitap dağıldı
Ve hikâyenin belki de en acı kısmı burada başlıyor.
Yüzyıllar boyunca varlığını sürdüren bu büyük el yazması, 20. yüzyılın başlarında sanat piyasasına girdi.
Paris’teki sanat taciri Georges Demotte, eseri parçalara ayırdı.
Bazı yapraklar iki yüzünde de minyatür bulunduğu için ikiye bölündü.
Ardından sayfalar ayrı ayrı satıldı.
Bazı resimlerin arkasına yeni metin sayfaları eklendi.
Böylece aynı kitaba ait parçalar birbirinden koptu.
Bugün bazı minyatürlerin yanında bulunan metin, aslında o resmin özgün metni değildir.
Bu nedenle eser yalnızca fiziksel olarak parçalanmadı; kendi hikâyesi de parçalandı.
Metropolitan Museum bu sürecin ayrıntılarını özellikle vurguluyor. (The Metropolitan Museum of Art)
Bir kitabın dünyaya dağılması
Bugün Büyük Moğol Şehnamesi’nin yaprakları farklı müzelerde ve koleksiyonlarda bulunuyor.
Bir yaprak New York’ta…
Başka bir parça başka bir ülkede…
Bir başka minyatür başka bir koleksiyonda…
Bu nedenle araştırmacılar için eser üzerinde çalışmak biraz da dağılmış bir yapbozu yeniden birleştirmek anlamına geliyor.
Ve belki de bu yüzden bugün elimizde kalan her sayfa çok değerli.
Çünkü her biri kaybolmuş büyük bir bütünün parçasıdır.
Peki neden “Büyük Moğol”?
Burada isim de biraz yanıltıcı olabilir.
“Büyük Moğol Şehnamesi”, Moğolların kendi destanı değildir.
Temel metin, Firdevsî’nin İran Şehnamesi’dir.
“Moğol” denmesinin nedeni, eserin İlhanlı/Moğol hâkimiyeti döneminde, onların saray ve sanat çevresinde hazırlanmış olmasıdır.
Bu nedenle eser aslında çok güzel bir kültürel karşılaşmayı temsil eder:
İran’ın destanı + Moğol sarayı + Çin sanat etkileri + Tebrizli/ Güney Azerbaycan sanatçıların yaratıcı dünyası.
Bütün bunlar tek bir kitapta buluşmuştur.
Ve Tebrizi yeniden karşımıza çıkıyor.
Buraya kadar anlattıklarımızı baştan düşünürsek, Tebriz’in minyatür tarihindeki rolü daha iyi anlaşılır.
İlhanlılar döneminde şehir, farklı sanat geleneklerinin buluştuğu büyük bir merkez oldu.
Burada Câmiʿu’t-Tevârîh gibi eserler üretildi.
Büyük Moğol Şehnamesi gibi görkemli projeler gerçekleştirildi.
Ve bütün bunlar sonraki yüzyıllarda Herat ve Safevî Tebriz’i gibi merkezlere uzanan bir sanat zincirinin parçası oldu.
Daha sonra Behzad çıkacak.
Ardından Sultan Muhammed ve Safevî Tebriz’i.
Ve nihayet Şah Tahmasp’ın olağanüstü Şehnamesi.
Metropolitan Museum’un da belirttiği gibi Büyük Moğol Şehnamesi, daha sonraki Timurlu ve Safevî Şehname geleneğiyle birlikte, İran resim sanatında Şehname’nin yüzyıllar boyunca süren kültürel öneminin en güçlü kanıtlarından biridir. (The Metropolitan Museum of Art
Bir sayfaya bakmak
Belki de bütün bu hikâyenin sonunda yapılabilecek en güzel şey, bir Büyük Moğol Şehnamesi minyatürünün karşısında birkaç dakika sessizce durmaktır.
İlk bakışta yalnızca savaşçıları, atları, ağaçları ve renkleri görürüz.
Sonra ayrıntılar ortaya çıkmaya başlar.
Birinin giysisi Çin’i hatırlatır.
Bir kaya biçimi başka bir coğrafyayı.
Bir yüz ifadesi bize İran’ı anlatır.
Bir Moğol savaşçısı, İran’ın eski kahramanlarının arasında durur.
Ve bir anda şunu fark ederiz:
Bu kitap yalnızca Şehname’yi resmetmiyor.
Kendi dönemini de resmediyor.
İlhanlı dünyasını…
Tebriz’i…
Moğolların bölgeye gelişini…
Ve Tebriz kültürünün onları dönüştürmesini…
Çin ile Tebriz arasındaki sanatsal alışverişi…
Ve bir medeniyetin başka bir medeniyetle karşılaşınca nasıl yeni bir sanat dili yaratabildiğini.
Belki de Büyük Moğol Şehnamesi’nin asıl büyüklüğü burada.
Bir fetih çağının kitabı olmasına rağmen, bize fetihlerden daha uzun ömürlü olan şeyin kültür olduğunu gösteriyor.
Ve yedi yüz yıl sonra bile, Tebriz’de bir sanatçının sürdüğü bir fırça izi hâlâ bize bir şey söylemeye devam ediyor.

