SİYASAL TOPLUMLARIN GÖNÜLLÜ TOPLUMLARA DÖNÜŞTÜRÜLMESİ

Ülkelerin birbirlerine bağımlı hale geldiği, karmaşık ve şaşırtıcı bir yüzyılda, kamu, özel ve gönüllü kuruluşların ana stratejileri, geçmişlerinde geleceklerini görmek olmalıdır. Bunun için de ekonomik, siyasal ve kültürel alanda, olumlu düşünen ve sorumluluk alan, gönüllü girişimcilere büyük görevler düşmektedir.Toplumları güçlü kılmak, sermaye işi olmaktan daha çok, geleceği görme ve yenilik yapma işidir.
*
Dengeli bir ekonomik yapıyı ve zengin bir kültürel dokuyu, ömürlerini dürüstlükte, üretkenlikte ve olumlulukta yarışmaya adayan, gönüllü girişimciler oluştururlar. Onların sayılarının az olduğu siyasal toplumlarda, bütün alanlarıyla yaşanılan hayat, akıl almaz boyutlarda yoksullaşır. Siyasal toplumun bütün kesimlerinde, hiç kimse elinin emeği, alnının teri ve gözünün nuruyla yetinmez, herkes üretmeden tüketmenin peşine düşer.
*
Yeni yüzyılda, Doğu’dan Batı’ya bütün ülkelerde, siyasal toplumların gönüllü toplumlara dönüşmekte olduğu gözlenmektedir. Ürün, hizmet ve bilgi üretiminde özel ve kamu kuruluşlarının payı azalırken, kazanç amacı gütmeyen, sivil gönüllü kuruluşların katkısı artmaktadır. Onlar kuruluşlarının kazançlarından önce, topluma yaptıkları katkılara önem veren, gönüllü girişimcileriyle, Yirmi birinci yüzyılda savaşsız, bir dünyanın mimarları olacaklardır.
*
Gönüllü girişımcilerden yoksun olan ülkelerde, bütün kuruluşlar geleceği görme, yenilik yapma ve üretkenliğe yeni açılımlar kazandırma güçlerini yitirirler. Kamu ve özel kuruluşlar, ürün ve hizmet üretiminde, dünya standartlarının çok gerisinde kalırlar. Yönetimlerin tasarrufa önem vermeyen harcamaları yüzünden, bütçe açıklarının ve savurganlığın önüne geçilemez. Ülkenin bütün kurum ve kuruluşları, devlet kaynaklarından pay kapmak için yarışırlar.

Kuruluşlar yüzyılında dünyayı yaşanır kılacaklar, kuruluşlarında ekonomik karlılık kadar, toplumsal karlılığa da önem veren gönüllü girişimciler olacaktır. Gönüllü girişimcilerin ürettikleri ürün ve hizmetlerden önce, bağlandıkları ilkeleri ve değerleri vardır.Gönüllü girişimcilik, kazanç odaklı girişimcilik değil, hizmet odaklı girişimciliktir. Onlar kazanç sağlayan üretimleri, iyi yapmanın peşinde değil, topluma kazanç sağlayan iyi üretimleri yapmanın peşindedirler.

Var olmak eylem yapmaktır. İnsan hayatın her alanında, eylem yapıyorsa vardır. Bu yüzden Goethe, “Düşünmek kolay, yapmak zordur, bu dünyada düşünceleri eyleme geçirmekten daha zor bir şey yoktur” demektedir. 
*
Türkler Anadolu şehirlerinden Balkan şehirlerine açılırken düşündüklerini, toplumsal kazancı gözeten vakıflarla yapmışlardır.İki dünyayı bir dünyaya dönüştüren, İslam medeniyeti bir vakıf medeniyetidir.
*
Müslümanların ekonomik ve kültürel dünyalarında, zor işleri yaparak insanların, hayatlarını hem kolaylaştıran, hem güzelleştiren girişimcilerin, her alanda kurdukları vakıflar, büyük yer tutarlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Pin It on Pinterest