ŞEHİRLERİ AMENTÜLERİ AYAKTA TUTAR

Her şehirin olduğu gibi, Saraybosna’nın da bir eski, bir de yeni yerleşim alanı vardır. Eski Saraybosna Medine’ye, yenisi ise New York’a benzemektedir. Artık dünyada New York’a özenmeyen, içinde küçük bir Manhattan taşımayan bir şehir yoktur. Asya’dan Avrupa’ya, Türklerin kurdukları her şehirde olduğu gibi, Saraybosna’nın kurulmasında da ana örnek, Peygamber şehiri Medine olmuştur.
***
Saraybosna’nın kalbinde camisi, medresesi ve çarşısı vardır. Saraybosna camisi ve çarşısının çevresinde, bir vücudun organları gibi, dayanışarak, yardımlaşarak genişlemiştir. Buhara’dan Bursa’ya kadar, Türklerin bütün şehirlerinde cami ve çarşı eşsiz bir uyum ve düzen içinde, birbirini tamamlamıştır. Şehirlerin canlılıklar kültürlerinden, kültürlerin canlılığı da ekonomilerinden kaynaklanır. Kültürler güçlerini tarihlerinden, ekonomiler güçlerini toplumlarından alırlar.
***
Tarihin her döneminde şehirler, zamana adanan amentüleriyle canlılıklarını korumuşlardır. İbn Haldun, şehirlerin kuruluşunda her zaman geçerli olan ilkeleri, Mukaddime’de uzun uzun anlatır. Genellikle güvenlik açısından şehirler ya dağların eteklerine ya da göl, deniz ve nehirlerin kenarlarına kurulurlar. Saraybosna Milyaka ırmağının kıyılarından, çevresindeki dağların eteklerine doğru, her bir bütün olan mahalle mahalle büyümüştür.
***
Eskişehir’in ortasından Porsuk’un geçtiği gibi, Saraybosna’nın ortasından Milyaka geçmektedir. Milyaka nehrinin ikiye böldüğü şehir, köprülerle birbirine bağlanmıştır. Bosna’nın yerleşim yerlerinde her nehir ve köprü ayrı bir öyküsü vardır. Nehir değişeni, köprü ise değişmeyeni simgeler, nehir kervana, köprü kaleye benzer. Kervanın hareketliliği, kalenin sağlamlığından gelir. Bosna’nın şehirlerindeki köprüler, iki kıtayı, iki kültürü birbirine bağlamışlardır.
***
Etrafı dağlarla çevrili Saraybosna’da göze çarpan yapılardan biri de bir bira fabrikasıdır. Türklerin Bosna’dan geri çekilmesiyle, Saraybosna’yı işgal eden Avusturyalıların kurdukları bir işletmedir. Savaş sırasında epeyce işe yaramış, Boşnaklar içki karşılığında, Sırp ve Hırvatlardan silah almışlar. Avusturyalılar, “Müslüman bir topluma içki girdi mi iş biter, Batılılaşma hız ve yoğunluk kazanır, gerisi çorap söküğü gibi gelir” diye düşünmüşler.
***
Ruslar da Türk cumhuriyetlerinde, alkolü yaygınlaştırmak için, ellerinden geleni yapmışlardır. Seküler mantık değişmiyor. Türkiye’yi de Batılılaştırmak isteyenlerin ilk eylemi, içkili Cumhuriyet baloları düzenlemek olmuştur. Oysa kültürler birbirlerinden, düşünce biçimleri kadar, yaşama biçimleriyle de ayrılırlar. Sınırların önemini yitirdiği bir dünyada, toplumlar ekonomilerinden önce kültürleriyle, üstünlük kazanırlar. Saraybosna’da tepelere yerleşen Boşnaklar, yeni dünyanın temellerini atmaktadırlar.
***
Toplumlar gibi şehirler de, kaderleri olan tarihlerinden kaçamazlar.
***
Tarihi boyunca Bosna büyük acılarla sınanmıştır.
***
Balkanlarda bütün yollar Bosna’ya çıkar.
***

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest