NOGAY TÜRKLERİ NOGAYLARIN KÖKENİ

Türk tarihinde Nogay veya Nokay sözüne ilk olarak, bir Türk imparatorluğu olan Avar (Apar) Devletinde, bilhassa 492 ile 506 yılları arasında hükümdarlık yapmış Nokay (Nogay) Kağan devrinde rastlamaktayız (1). Yalnız Avar döneminde Nogay ismi bir boy ismi olmamıştır. İkinci defa ise yine bir Türk imparatorluğu olan Altınordu Devletinde, bilhassa Berke Han döneminde görülmektedir. Nogay; üstün kabiliyeti, büyük teşkilatçılığı sayesinde Altınordu Devletinin en yüksek mevkilerine çıkmıştır (2). Nogay’ın o günkü makamının bugünkü karşılığı Basbakanlık ve ordunun başkomutanlığıdır. Elli yıla yakın bir süre bu görevlerde bulunmuştur. Nogay’ın dedesi Taval Beyin Aksu ırmağı çevresindeki Peçenek boyunun beyi olduğu ve Nogay’a beyliğin dedesinden geçtiği belirtilmektedir (3). Altınordu başbuğlarından biri olan Nogay’a tâbi olan Kıpçak, Peçenek ve Uz Türkleri de onun ölümünden sonra Nogay adını almıştır (2)(4). 
NOGAY HAN
Altınordu İmparatorluğu Hükümdarı Berke Han’ın başkomutanı olan Nogay, Altınordu’nun Don (Ten) ile Dineper (Özü) ırmakları arasındaki bölgeleri idare eden tümen beyi idi. İlk defa BERKE HAN (1255-1266) devrinde karşılaştığımız Nogay, MENGÜ-TEMÜR (1266-1280) zamanında siyaset sahnesine çıktı (5).1259 dan 1296 tarihine kadar Galiçya, 1261 den 1263 yıllarında da Kafkasya seferinde kazandığı üstün zaferle sivrilmiştir. Karadeniz’in doğu ve kuzeyinde yaşayan boyları Altınordu merkezinden ayıracak şekilde kendi hakimiyeti altında birleştirmiştir. Berke Han’ın ve başkomutanı olan Nogay’ın Müslüman olmaları, Şaman olan Hülâgü ile olan savaşları kazanmaları, hilafet için alınan bir intikam ve İslâmiyet’in zaferi olarak telâkki olundu. Bu münasebetle komşu Müslüman ülkelerden, Horasan’dan ve Anadolu’dan İslâmiyet’i yaymak için gaziler getirildi. Azerbaycan’dan Erdebil Şeyhi Safiyütdin Erdebil, kendi müritleri ile birlikte Desti Kıpçak’ta ve Kırım’da (Nogay ülkesinde) İslâmiyet’i yaymak için faaliyetlerde bulundu. 1263 Kösedağ Savaşı sırasında Sarı Saltık ismindeki Türk Şeyhi de, 12000 hanelik bir Türkmen grubu ile birlikte Nogay Han’a sığındı (6). Sarı Saltık ile tanışan Nogay Han ertesi yıl Müslüman oldu. Sarı Saltık adamları ile birlikte Kırım ve Dobruca’ya yani Nogay’ın bulunduğu yerlere gidip yerleşti ve İslâmiyet’in neşri uğruna çalıştı. Nogay Han o zaman Trakya’da Bizans’ın Aynos kalesinde esir olan Selçuklu Sultanı İzzeddin Keykâvus II. yi kurtardı. Trakya’da birçok Bizans şehir ve kalelerini aldı (5)Macaristan içlerine akınlar yaptı. Nogay Han’ın maiyetinin çoğu birkaç yıl içinde Müslüman oldu. Sarı Saltık Nogay Han’ın emriyle Kırım’dan Dobruca’ya gitti. Nogay da 1280’de Varna yakınlarında iki Bulgar kalesine fetih yaptı. Nogay Han ölünceye kadar Rumeli’de (Balkanlarda) İslâmiyet’in yayılması uğruna coşkun akınlar yaptı. Görüldüğü gibi Nogay Han Altınordu halkını teşkil eden bütün Türk boylarının İslâmlaşmasında büyük rol oynamıştır Nogay Han 1280-1299 yılları arasında Tuna havzasında, Rumeli’nde ve Kırım’da şevketle saltanat sürdü. Nogay, yarım asra yakın bir süre ile Altınordu Devleti’nde o derece büyük ve önemli bir role sahip olmuştur ki, bu rolün sonucunda olmak üzere Altınordu ile münasebet içinde bulunan belli baslı hemen bütün devletlerin hükümdarları ona han muamelesi yapmışlar, hatta kendisine elçiler göndermişlerdir. Nogay Han, 1299 yılında Mecusilikte kalan Altınordu Hükümdarı Tokta Han’la yaptığı savaşta bir Rus eri tarafından öldürülmüştür. Tokta Han’da bu Rus erini idam ettirerek cezalandırmıştır. Nogay Han’ın ölümünden sonra Balkanlarda Müslüman hakimiyeti ve dervişlerin faaliyeti sekteye uğradı. Bizanslılar birçok yerleri Tokta’nın oğullarından geri aldılar. Müslümanların çoğu Bizans’a ve Anadolu’ya geçti (5). Nogay Han’a bağlı Türk boyları onun ölümünden sonra kendilerine Nogay adını verdiler
NOGAY TÜRKLERİNİN SİYASİ TARİHİ
Nogayların siyasi tarihini üç safhada incelememiz mümkündür. Birinci safhası Altınordu dönemi, ikinci safhası müstakil devlet dönemi, üçüncü safhası da esaret dönemidir.
1. Altınordu Döneminde NogaylarNogay Han Dönemi
Onüçüncü yüzyılın ikinci yarısında, doğu Avrupa’daki Altınordu Devletinde oluşmuş etnik yapılarını günümüze kadar sürdüren Nogay Türkleri; Türk dünyasının kuzey kuşağı batı kesiminde bulunan koca bir Türk topluluğudur. O devletin güçlü beylerinden Nogay Han’ın idaresi altında birleşip olgunlaşmış olan Nogay Türkleri, bölge tarihindeki rollerini 1426-1558 arasında yaşatılmış büyük devletleriyle onaltıncı yüzyılın ortalarına değin sürdürdükten sonra, istilâ altına düşüp dağıldılar ve bir kısmı aralarına girdikleri öteki Türk toplulukları içinde eridiler (3).Nogayların yedi yüz yıldan fazla tarihi henüz yeterince incelenmemistir. Bu Türk topluluğunun kurucusu Nogay Han’dır. Nogay’ın dedesi Taval Bey’in Aksu (Rus: Buğ) nehri çevresindeki bir Peçenek boyunun beyi olduğu söylenir (3). Atasından gelen beylik hakkıyla, boyunun başına geçen Nogay Han, kısa sürede yükselip Altınordu devletinin en önemli kişilerinden biri olmuştur.Nogay, Altınordu Devleti’nin ileri gelen kişilerinden biri olarak beş hükümdar çağında ordu kumandanlığında (Basbakanlıkta) bulundu. Askerlik mesleğine Batu (Sayın) Han döneminde (1236-1255) başladı ise de, asıl Berke Han döneminde (1257-1267) ordu başkumandanlığına getirildi. 1252-1269 yılları boyunca Kafkaslar-Ötesi’ne, İran’daki İlhanlılar devleti hükümdarı Hülagü Han ve sonrakiler üzerine bir kaç kez akın, askeri sefer yaptı. Bu arada Berke Han ile birlikte Mısır’da kurulan Memlük Türk Devleti hükümdarı Sultan Baybars ile siyasi münasebetlerde bulundu. Yazışmalar yaptı (3).Ten (Don) ırmağı aşağı boyundan Özü (Dineper) ırmağı ağzına uzanan geniş bozkır alan, Batu Han ordusunun istilası altına düşüp sınırlar içine alındıktan sonra Nogay Han’ın yönetimine verilmişti. Berke Han’ın ölümünden (1267) sonra, orası artık tamamen Nogay Han’ın hakimiyeti altında kaldı. Askerî seferlerde Başkomutan olarak başarısı, kumandanlık kabiliyeti, sert disiplini, teşkilatçılığı, güçlü idaresi, hükümdar soyu ile yakınlığı… onu devletin yüksek makamlarına çıkardı ve geniş imkan kazandırdı. Bu imkan ise, idaresi altındaki topraklarda yeni boyların onun hakimiyetini tanımasını sağladı. Böylece kısa zamanda Nogay Han çevresinde yeni büyük bir Türk topluluğu oluştu ve olgunlaştı. Nogay Han yarım asra yakın bir süre Altınordu yönetimini birinci planda etkiledi. Oluşturduğu “Nogay Türk Topluluğu” da onun döneminde Altınordu Devletine bağlı yarı müstakil bir devlet olarak yaşadı.1298 tarihinde Tokta Han’a karşı gelen beyler Nogay Han’a, Nogay Han’a karşı gelen beylerde Tokta Han’a sığınmıştı. Bu hadiseden dolayı Tokta Han ile Nogay Han arası açıldı. Ve silahlı mücadele başladı. 1298 deki savaşı Nogay Han kazandı. Ertesi yıl, Nogay Han Tokta Han ordusuna yenildi. Bozulan birliklerinden, yağmaya uğrayan ulusundan çok sayıda erkek, kadın ve çocuk Moğollarca esir alınıp, başta Mısır olmak üzere yabancı ülkelere satıldı. Nogay Han ise Tokta Han’ın askerlerinden bir Rus eri tarafından şehit edildi (1299).Kıpçak Bozkırı’nın Aksu ile Özü ırmakları arasındaki boyunun idarecisi olan Nogay Han, devlette yüksek mevki sahibi bir başkumandan atanmasıyla, kendi bölgesinde yaşayan bir çok başka boyu da kendi beyliği içinde toplama fırsatını kazandığı gibi, hâkimiyeti altına yenilerini de sokmasını bildi. Daha sonraları idaresi altındaki yerler Kırım’dan batıya Tuna’nın aşağı havzasına kadar uzanmakta idi. Onun sağladığı imkanlar içinde bu koca Türk Topluluğu, kendi bölgesinde yaylak kışlak geleneği içinde yaşıyordu. Nogay Han’ın kendine bağlanmış boyları en iyi şartlar içinde yaşatmaya özen göstermesi de güçlü beylik idaresinin gereğidir. Öte yandan Nogay Han, yalnız ordu başkomutanı olarak değil, kendine bağlı boylar ve bundan çıkan güçlü askerî birlikler ile de hükümdar üzerinde ağırlığını koyabilmekteydi. Onun gerek üstün beylik idaresi, gerek devletteki büyük nüfuzu, ulusunun kısa sürede çoğalmasını sağladı ve bilinen etnik yapısı kuruldu. On üçüncü yüzyılın ikinci yarısı sonlarından beri artık “boylar birliği” diye tanımlanan bu yeni koca Türk Topluluğuna kurucusunun adıyla “Nogaylı”, “Nogay Ulusu”, “Nogay Ordası”, “Nogay Hanlığı”, “Nogaylar” denmektedir.Tokta Han ile Nogay Han arasındaki mücadeleden Nogaylar pek sarsılmış olarak çıktı. Rus kaynaklarındaki haberlere bakılırsa, bu pek kalabalık topluluk Nogay’ın ölümünden sonra ana yurtları olan Kırım ile Tuna arasındaki sahadan ceza olarak doğuya İdil (Volga) ırmağının öte yakasına doğru sürülüp, Hazar Bozkırının Yayık (Ural) ile Çim (Emba) ırmakları arasında bırakıldı (3).
Edige Bey Dönemi
Edige Bey, 1391 sıralarında İdil (Volga) ırmağı doğusundaki bozkırlarda bulunan Nogayların arasından çıkmış Altınordu Başkomutanıdır. O da Nogay Han gibi Altınordu Devletinde yirmi beş yıla yakın bir süre en güçlü devlet adamıdır. Nogay Han’ın ölümünden sonra dağıtılan Nogaylarda Edige Bey döneminde yeniden toparlanma imkanı bulmuştur.1391 yılından sonraki beş yıl içinde, Altınordu idaresini eline geçirmeyi başarmasıyla, tahta oturtulan Temir-Kutluk Han(1396-1399), Sadi-Bek Han (1399-1407) … zamanlarında devlette asıl hüküm süren güçlü kişi o oldu. Edige Bey, bu arada ülkenin çeşitli bölgelerinin idaresini oğullarına verirken, Nogayların başına da oğlu Nûrettin’i getirdi. Sonraki yıllarda Edige Bey’in öldürüldüğü (1419), devletin merkez idaresinin artık dağılıp ülkenin parçalandığı sıralarda (1420-1430), bu Nûrettin Bey de Nogayları bağımsız bir devlet haline getirdi. Böylece bütün Nogaylar, devletin ilk hükümdarı Nûrettin Bey döneminde (1426-1440), onun hüküm sürdüğü bölgede ve çevresinde toplandılar (3). Sonraki çağların tanınmış edebi eseri olan “Edige Destanı” Edige Beyin hayatını anlatan bir Nogay Destanıdır.
2 – Nogay Türk Devleti (Hanlığı)Nogay Türk Devletinin Güçlü Dönemleri
Nogay Türk Devleti İdil’den (Volga) Balkas’a, Hazar denizinden Aral gölüne kadar uzanan sahaları içine alıyordu. Merkezi Yayık nehrinin döküldüğü yerde bulunan SARAYCIK idi. Kurulduğu yıldan parçalandığı yıla kadar bilinen hükümdarlarısunlardır:
Edige oğlu Nurettin Bey (1426-1440)Edige oğlu Keykubât Bey (1440- ?)Edige oğlu Mansûr BeyNurettin oğlu Vakkas BeyVakkas oğlu Musa Bey (? -1535)Musa oğlu Saydak Bey (1535-1540)Musa oğlu Seh-Mamay Bey (1540-1548)Musa oğlu Yusuf Bey (1548-1555)Musa oğlu İsmail Bey (1555-1563)
Nogayların Tarihi yerleşme alanları; Don-Kuban ırmakları arası, Kırım bölgesi, Astrahan bölgesi, Hazar’ın kuzey bölgesi, Aksu-Özü ırmakları arası ve Tuna ırmağı çevresidir (2).
Göçebe ve yerleşik bir hayat sürerlerdi. Göçebe olanlar hayvancılıkla uğraşır ve derme çatma evlerde otururlardı. Yerleşik hayat sürenler daha çok ziraatla uğraşırlar, “Kara Öykü” denilen evlerde otururlardı. Nogaylar, askeri birer kuruluş olan boylar halinde teşkilatlanmışlardı.16. yüzyıl Nogayların gelişme çağıdır. Bu yüzyılda Nogay hükümdarlarından Yusuf Bey, Kanuni Sultan Süleyman ile anlaşarak Osmanlı Devletiyle birleşti (7). Komşu Türk Hanlıklarıyla akrabalıklar kurarak (8) Ruslara karşı bir Türk birliği oluşturdu. Ruslar ile mücadele etti. Kanuni, kendisine Beylerbeyi (emrülümera) unvanını verdi (8). Yusuf Bey komşu Türk Hanlarından Kazan Hanı Sefa Girey Hana kızı Süyümbike Hatunu vererek akrabalık kurmuş ve Kazan Hanlığı ile Ruslara karşı işbirliği yapmıştır. Yusuf Bey zamanında İdil (Volga) ırmağının doğu tarafı, “Nogay Sahrası”, batısı ise “Kırım Tarafı” diye adlandırılıyordu. Bu yüzyılda İdil (Volga) ırmağının batısında Nogay boyları yoktu.15. yüzyıl sonu ve 16. yüzyıl başında Altınordu bünyesinden ayrılan hanlıklar içinde Nogay Hanlığı büyük bir üne sahip bulunmaktaydı. Bu ün ve zenginliğin sebebi üzerinde bulundukları coğrafyanın onlara sağladığı imkanlar idi. Nogay Hanlığı büyük bir insan kaynağına sahipti. Hanlık 16. yüzyılın ilk yarısında hiç zorlanmadan 300.000 asker çıkarabilecek güçteydi. Ayrıca Hanlığın hükümdarı Yusuf Bey 100.000 askeri donatabilecek durumda idi.(9)
Nogay Devletinin Parçalanması
Rus Çarlığı, 1552 yılında Kazan Hanlığı’nı yıktıktan sonra, Nogay Hanlığı’na iyice yaklaşmış oluyordu. Bu amansız tehdit Asağı İdil (Volga) havzasına da yaklaştığında Yusuf Beyin kardeşi İsmail Mirza ve taraftarları Rus entrikacılarına kanarak Çarlık idaresine yanaşılırsa daha rahat yaşanabileceğini sandılar. Bu yüzden iki kardeş arasında çıkan anlaşmazlık ve çatışmalar, sonunda hanlığın ikiye bölünmesine yol açmıştır. Ruslar da o sırada, kendilerine yanaşan İsmail Mirza’nın güçlenmesi için yardım ediyordu. Yusuf Bey 1555 yılında bir tuzağa düşürülerek öldürüldü. Ancak oğulları ve ona bağlı kalan boylar mücadeleyi sürdürmeye yeterli olmadığından İdil’in (Volga) batısına yani Kırım tarafına göç etmeye karar verdiler (1558). 16. yüzyılın ikinci yarısında birçok Nogay boyu, İdil (Volga) ırmağının batısına Kafkasya ve Kırım’a göçtü.  1563 İsmail Mirzanın ölümünden sonra Nogay Hanlığı Üç parçaya bölündü. Kazakistan’da kalan Nogaylara Ulu (Büyük) Nogay, Kırım tarafına geçen Nogaylara Kiçi (Küçük) Nogay, en doğuda Çim (Emba) ırmağı havzasında kalan az nüfuslu üçüncü kitleye ise Altı Oğul Nogayları denildi (3).
3 – Rus İşgalinden Sonra Nogaylar
16. yüzyılın ikinci yarısında birçok Rus-Nogay çatışması oldu. 1580’de Ruslar, Nogayların başkenti SARAYCIK’ı yaktılar (2). Rusya içindeki diğer Türk boyları gibi Nogaylar da, Rus devlet sınırlarının genişlemesi üzerine çeşitli siyasi ve idari baskılara uğramışlardır. Hele Astrahan’ın Rus işgaline uğrayışı Nogayların hayatını büsbütün felce uğratmıştır. Onlar, yeniden Kuzey Kafkasya’ya göçe mecbur tutulmuşlar. Rusların baskısı üzerine Nogayların bir kısmı Kuzey Kafkasya’da yerleştirilmiştir. Fakat yine de rahat bırakılmamışlardır. Rus İdaresi bu sefer de Osmanlı Devleti ve Kırım Hanlığı’na karşı, kendilerinden faydalanmaya kalkışmış ret cevabı alınca da şiddete başvurmuştur (2).
Bu baskıdan onlar yılmamış, Ruslara karşı ayaklanmışlar ve isyanlar çıkarmışlardır. Millet ve milliyetlerine sadık Nogaylar, bu direnme ve boyun eğmeme yüzünden, ceza olarak öteye beriye dağıtılmışlar, hudut dışı bile edilmişlerdir. 28 Haziran 1783 yılında Rus generali Suvorov (Nogay kasabı) kadın, çocuk, ihtiyar demeden yüz binlerce Nogay Türk’ünü şehit etmiştir (10). Kırım savaşından (1853-1856) sonra , Basarabya’dan göçüp gelmiş Kırım Türkleri ile birlikte pek çok Nogay da Anadolu’ya göç ettiler. 1860 yılın da bazı kayıtlar, Türkiye’ye 180 bin kişinin geldiğini gösteriyor. Osmanlı Hükümeti onları Orta Anadolu’da çeşitli bölgelere yerleştirdi. Ayrıca 1944’te Kırım Türkleri ile birlikte pek çok Nogay Türkü de kıyım ve sürgüne uğramıştır (10).
BUGÜNKÜ YASADIĞI BÖLGELER
Nogay Türklerinin Türkiye Dışında Yaşadığı Bölgeler
A. Rusya Federasyonunda;1) Hazar bozkırı,2) Kuzey Kafkasyaa) Dağıstan,b) Çeçenistan,c) Karaçay-Çerkez,d) Stavrapol Bölgesi.3) İdil-Ural havzası,4) Astrahan Bölgesi.
B. Ukrayna (Kırım ve Kuzeyi),C. Kazakistan(Batı Türkistan),D. Kırgızistan,E. Litvanya,F. Romanya,G. Bulgaristan,H. Afganistan,I. İran,İ. Doğu Türkistan (Çin)
Gibi ülkelerde Nogay Türklerinin yaşadığı bilinmektedir.(3)
Nogay Türklerinin Türkiye’deki Yaşadığı Bölgeler
Adana, Ağrı, Ankara, Antalya, Ardahan, Balıkesir, Bolu, Bursa, Çanakkale, Çorum, Düzce, Eskisehir, Gaziantep, Hatay, Isparta, Mersin, İstanbul, İzmir, Kars, Kastamonu, Kayseri, Kırıkkale, Kırsehir, Kırklareli, Kocaeli, Konya, Kütahya, Malatya, Mardin, Manisa, Muğla, Osmaniye, Sakarya, Samsun, Sinop, Sivas, Tekirdağ, Tokat, Yalova ve Yozgat illerimizin merkez ve bazı köylerinde Nogay Türklerinin yaşadığı bilinmektedir (11). Bu durumda kırka yakın ilde ve beş yüze yakın Nogay köyü bulunduğu tahmin edilmektedir.
NOGAYLARIN NÜFUS DURUMLARI
Nogay Türklerinin nüfus durumları verilen bilgilere göre çok şaşırtıcıdır. Şöyle ki bugün Rusya Federasyonunun verdiği bilgilere göre 90.000 civarında, 1926 yılı sayımlarında Nogayların yaşadığı bölgelerdeki devletlerin verdiği bilgilerin toplamı 270.000 civarında, yabancıların internette verdiği bilgilere göre ise dünyada 4.379.800 Nogay Türkü yaşamaktadır.(12)Ne Nogay Türklerinin yaşadığı devletlerin verdiği rakamlara ne de internette yabancıların verdiği rakama inanmak mümkün değildir. Biri azaltırken diğeri de abartmaktadır. Bulgaristan, Kazakistan (Batı Türkistan), Kırgızistan, İran, Litvanya, Afganistan, Doğu Türkistan ve Asrahan’da yaşayanlar Nogay kimliğini kullanma imkanı bulamadıkları için ne kadar Nogay yaşadığını bilmek mümkün değil. Biz ancak o bölgelerden gelen dostlarımızın verdiği bilgilerle yetinmek zorundayız. Örneğin Asrahan Nogaylarının Birlik Başkanı Abdurrahman bey, bölgesinde Asrahan Tatarları diye kayda geçmiş 200.000 Nogayın yaşadığını bildirmektedir.
SONUÇ
Bu incelemede, 700 yıldan fazla tarihi olan Nogay Türkleri hakkında genel bilgiler bulacaksınız. Günümüzde çok az işlenen bir konu olması nedeni ile sınırlı kaynaklardan faydalanarak hazırlanan bu incelemede yazarlarımızın görüşlerini yorum yapmadan bir araya getirdik. Konuyu özetleyecek olursak Nogaylar; 1299 yılına kadar (Nogay’ın ölümüne kadar) Tuna ile (Buğ) Aksu nehri arasında, Kırım çevresinde yaşamakta iken, Nogay’ın ölümünden sonra Mecusi Tokta Han tarafından sürgüne uğramışlardır. Bu sürgünde bir kısmı Hazar bozkırlarına sürülmüş, bir kısmı da Anadolu’ya göç etmiştir. Edige Bey’in Altınordu Devletinde nüfuzunun artması üzerine tekrar toparlanmış büyük bir devlet haline gelmiştir (1426). Bu büyük devlet 130 yıldan fazla saltanat sürmüş (1563) Rus ajanlarının çevirdiği entrika sonucu kardeş kavgası başlamış ve sonuçta parçalanmıştır. 1548’te Nogay Hükümdarı Yusuf Bey ile Kanuni arasında yapılan anlaşma gereği, Osmanlı ile birleşilmiş ve 1548’ten sonra Nogay Devleti bir Osmanlı toprağı olmuştur. Osmanlı toprağı olduğu halde Rusların çevirdiği entrikalara seyirci kalınmıştır.Sonuç olarak Nogay Türkleri ile ilgili daha geniş bir araştırma yapılması gereğine inanmaktayım. Ruslarla asırlarca mücadele etmiş bir Türk boyunun tarihinin, kültürünün, edebiyatının ve her türlü yönünün en iyi araştırılıp belgelenmesinin birliğimize, beraberliğimize büyük faydalar sağlayacağı kanaatindeyim.
Nogay Türkleri Eğitim Kültür ve Sosyal Dayanışma Derneği ;
#GençlikKuruluAliOnurDemirel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest