Araştırmacılar ve Tarih YazarlarıKırım TarihiTürk Dünyası ve Qırım

Kırım’ın Rusya Tarafından İlhaki 1783 ve Tarihi Gerçekler

Kırımınsesi Gazetesi – Seydişehir

Kırım’ın Rusya Tarafından İlhaki 1783 ve Tarihi Gerçekler

İki Asırlık Dinmeyen Vatan Sızısı!

Kırım'ın Rusya tarafından ilhaki 1783
Kırım’ın Rusya tarafından ilhaki 1783

Kırım’ın Rusya tarafından ilhakı, 1783 yılında gerçekleşen tek bir olaydan ibaret değildi. Bu süreç, Osmanlı-Rus savaşları, Küçük Kaynarca Antlaşması ve Rusya’nın Kırım üzerindeki siyasi baskısıyla şekillendi.

Kırım Hanlığı, uzun yıllar Osmanlı Devleti ile yakın siyasi ve askerî ilişkiler içinde yaşadı. Ancak 18. yüzyılda Rusya’nın Karadeniz’e ve Kırım’a yönelik genişleme siyaseti giderek güç kazandı.

Küçük Kaynarca Antlaşması dönüm noktası oldu

1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı, Kırım’ın geleceği açısından büyük bir kırılma yarattı. Savaşın sonunda imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması, Kırım Hanlığı açısından yeni bir dönemin başlangıcı oldu.

Antlaşmayla Kırım Hanlığı Osmanlı Devleti’nden bağımsız kabul edildi. İlk bakışta bağımsızlık gibi görünen bu düzenleme, Kırım’ın siyasi dengelerini son derece kırılgan hâle getirdi.

Rusya, Kırım Hanlığı üzerindeki nüfuzunu artırmak için siyasi müdahalelerini yoğunlaştırdı. Hanlık içindeki taht mücadeleleri de bu müdahaleler için uygun bir zemin oluşturdu.

Rusya’nın siyasi müdahalesi arttı

Rus yönetimi, Kırım’daki siyasi gelişmeleri yakından takip etti. Hanlık içerisindeki anlaşmazlıklar ve yönetim krizleri, Rusya’nın etkisini genişletmesine imkân sağladı.

Rusya, Kırım’ın sözde bağımsızlığını kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya başladı. Askerî güç ve diplomatik baskı birlikte yürütüldü.

1770’li yıllarda Kırım’da yaşanan siyasi çalkantılar giderek derinleşti. Rus birliklerinin bölgedeki varlığı da kalıcı bir baskı unsuruna dönüştü.

Kırım Hanlığı’nın bağımsızlığı, kısa sürede gerçek anlamda siyasi bağımsızlık olmaktan çıktı. Rusya’nın müdahaleleri sonucunda hanlığın hareket alanı daraldı.

1783 yılında ilhak ilan edildi

Rusya’nın Kırım üzerindeki baskısı sonunda açık bir ilhaka dönüştü. 1783 yılında Çariçe II. Katerina, Kırım’ın Rusya’ya katıldığını ilan etti.

Böylece Kırım Hanlığı’nın siyasi varlığı sona erdi.

Bu gelişme, Kırım Tatarları için yalnızca bir yönetim değişikliği değildi. Vatanın siyasi geleceğinin dışarıdan belirlenmesi anlamına geliyordu.

İlhakın ardından Kırım’da demografik, sosyal ve ekonomik değişimler hızlandı. Rus yönetiminin yerleşim politikaları, toprak düzenlemeleri ve baskılar nedeniyle çok sayıda Kırım Tatarı vatanını terk etmek zorunda kaldı.

Dinmeyen vatan sızısı

1783, Kırım Tatar tarihinin en önemli kırılma noktalarından biri olarak hafızalarda yer aldı.

Aradan geçen yüzyıllara rağmen Kırım Tatarlarının vatanla kurduğu bağ hiçbir zaman kopmadı. Sürgünler, göçler ve ağır siyasi şartlar bu hafızayı ortadan kaldıramadı.

Kırım’ın tarihi, yalnızca savaşların ve antlaşmaların tarihi değildir. Aynı zamanda bir milletin vatanını kaybetmesine rağmen kimliğini koruma mücadelesidir.

Bugün Kırım Tatarlarının millî hafızasında 1783, vatanın işgal ve ilhak sürecinin simge tarihlerinden biri olarak yaşamaya devam etmektedir.

Kırım’ın Rusya tarafından ilhaki 1783 senesinde gerçekleştiğinde, Türk dünyasının kalbine adeta kor bir ateş düştü. Karadeniz’in gözbebeği olan Yeşil Ada, asırlardır süren huzur ikliminden koparıldı. Bu kara leke, tarihin akışını değiştiren sinsi bir planın son perdesiydi. Vatan topraklarından yükselen feryat, İstanbul’un sokaklarında yankılandı. Osmanlı Devleti, canından bir parça olan bu aziz toprakların kaybını hiçbir zaman unutmadı.

Tarih sayfaları incelendiğinde, 1783 yılındaki bu gasp hareketinin tesadüfen gelişmediği görülür. Çarlık Rusyası, sıcak denizlere inme ülküsünü gerçekleştirmek için gözünü Kırım Hanlığı’na dikmişti. Bu uğurda her türlü diplomatik hile, askeri baskı ve nifak hareketi mubah görüldü. Bahçesaray’ın asil insanları, kuzeyden gelen bu amansız tehditle karşı karşıya kaldı. Dönemin küresel dengeleri, adaletsiz bir işgalin taşlarını adım adım döşedi.

Küçük Kaynarca Antlaşması ve Sahte Bağımsızlık Tuzağı

Tarihin en büyük diplomatik oyunlarından biri 1774 yılında sahneye konuldu. Osmanlı Devleti ile imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması, Kırım için sonun başlangıcı oldu. Rusya, bu antlaşmayla Kırım Hanlığı’nın bağımsız bir devlet olacağını taahhüt etti. Padişah yalnızca dini lider, yani halife olarak kalacaktı.

Kulağa hoş gelen bu bağımsızlık vaadi, aslında Kırım’ı korumasız bırakma planıydı. Osmanlı himayesinden koparılan hanlık, kuzeydeki gücün açık hedefi haline getirildi. Kırım Tatarları, bağımsızlık maskesi altında yalnızlaştırıldı. Çarlık diplomasisi, yarımadayı tamamen yutmak için sinsice zemin hazırladı.

Çariçe Katerina ve Kırım Hanlığı İçindeki Taht Oyunları

Rus Çariçesi II. Katerina, emellerine ulaşmak için içeride hemen bir nifak hareketi başlattı. Kırım’ın yerel asillerini, boy beyatlarını birbirine düşürmek için büyük paralar harcandı. Hanlık tahtına Rusya’nın sadık bir kuklası olan Şahin Giray getirildi.

Şahin Giray, kendi halkının değerlerine yabancı, kuzeyin çıkarlarına hizmet eden bir idareciydi. Onun basiretsiz yönetimi, Kırım içinde yapay iç savaşların ve kardeş kavgalarının çıkmasına yol açtı. Çarlık ordusu, bu karışıklıkları bastırmak bahanesiyle yarımadaya askeri yığınak yapmaya başladı.

Kardeşin kardeşe kırdırıldığı bu karanlık dönem, dış müdahalenin kapılarını sonuna kadar açtı. Rus süvarileri, huzur getirme vaadiyle Akmescit ve Gözleve sokaklarında boy gösterdi. Katerina’nın generalleri, Hanlık sarayını ve devlet mekanizmasını adım adım felç etti. Millî hafıza, bu sinsi işgal yöntemini asla silmedi.

1783 Beyannamesi ile Gelen Büyük Yıkım ve Göç Acısı

Entrikalarla örülen süreç, 1783 yılının baharında nihai sonucuna ulaştı. Çariçe II. Katerina, tek taraflı bir beyanname yayımlayarak Kırım’ı Rusya İmparatorluğu’na kattığını ilan etti. Hak, hukuk ve uluslararası teamüller ayaklar altına alındı.

Yarımadaya giren Rus ordusu, asırlık Türk izlerini silmek için büyük bir kıyıma girişti. Camiler, medreseler ve kütüphaneler talan edildi. Hanlığın asil aileleri, kanaat önderleri ve ulemaları baskı altına alındı. Sıcak aile yuvaları, vatan topraklarında barınamaz hale getirildi.

Bu adaletsiz idare, kitlesel göç hareketlerini tetikledi. Yüz binlerce Kırım Tatarı evini, barkını ve ecdat mezarlarını bırakarak Osmanlı topraklarına hicret etmek zorunda kaldı. Karadeniz, vatanını kaybeden insanların gözyaşlarıyla çalkalandı. İstanbul, muhacir kardeşlerini şefkatle bağrına basarken, Yeşil Ada’nın sızısını yüreğinin en derin yerinde hissetti.

Asimilasyon Politikaları ve Değişmeyen Zihniyet

İlhaktan sonra Kırım topraklarının çehresi sistematik olarak değiştirildi. Kadim Türk şehirlerinin isimleri Rusça adlarla değiştirilerek hafıza kırımı uygulandı. Akmescit, Gaskarlar ve Bahçesaray kendi kimliğinden koparılmak istendi.

Kuzeyden getirilen yüz binlerce nüfus yarımadaya yerleştirildi. Amaç, Kırım’ın yerli halkını kendi öz yurdunda azınlık durumuna düşürmekti. Bu asimilasyon ve baskı politikası, nesiller boyunca artarak devam etti. Millî varlığı yok etme çabaları, her dönemde farklı kılıflarla vizyona sokuldu.

Tarihten Bugüne Uzanan Köprü: Aynı Senaryo Aynı Yöntem

Tarih, hakkıyla ders almayanlar için tekerrürden ibarettir. 1783 yılında sahnelenen o uğursuz oyun, modern dünyada da aynen tatbik edilmektedir. Rusya’nın Kırım üzerindeki işgalci zihniyeti, aradan geçen iki buçuk asra rağmen hiç değişmemiştir.

Önce hedef bölgede yapay iç karışıklıklar çıkarılması, ardından sahte meşruiyet zeminleri üretilmesi tanıdık yöntemlerdir. En nihayetinde ise illegal askeri güçle toprakların ilhak edilmesi, Katerina döneminden kalan mirastır. Dünya bu sinsi metodolojiyi çok iyi okumak zorundadır.

Kırım Türkleri, bunca baskıya, sürgüne ve zulme rağmen vatan ruhunu asla kaybetmedi. Kimliklerini, dillerini ve asil duruşlarını can pahasına korumayı bildiler. Adaletsiz ilhak kararları tarihin çöplüğüne gömülmeye mahkumdur. Yeşil Ada, her zaman kendi öz evlatlarının dualarında ve mücadelesinde yaşamaya devam edecektir.

1783 yılında Çariçe II. Katerina, Kırım’ın Rusya’ya katıldığını ilan etti.http://1783 yılında Çariçe II. Katerina, Kırım’ın Rusya’ya katıldığını ilan etti.

Kırım'ın Sesi Gazetesi

27 Şubat 2015 Tarihinde hizmet bermege başlağan www.kiriminsesigazetesi.com maqsadı akkında açıklama yapqan Mustafa Sarıkamış İsmail Bey Gaspıralı’nıñ bu büyük mirasına sahip çıqmaq ve onun emellerini yaşatmaqtır. Qırımtatar Türkleriniñ ananevî, körenek, ürf, adet kibi yaşamlarında ne bar ise objektif şekilde Dünya cemiyetine taqdim etilmektir.

Pin It on Pinterest