Genel

Kırım Hanlığı Nasıl Yıkıldı? 1441’den 1783’e Giray Hanedanı ve Rus İlhakına Giden Yol

MOTO: — DİLDE FİKİRDE İŞTE BİRLİK —

BİZ TARAFSIZ DEĞİLİZ! HAKTAN, VATANDAN, MİLLÎ DAVADAN YANAYIZ!

KIRIM HANLIGI
KIRIM HANLIGI

Kırım Hanlığı Nasıl Yıkıldı? 1441’den 1783’e Giray Hanedanı ve Rus İlhakına Giden Yol

1441’den 1783’e Kırım’ın devlet geleneği, Giray Hanedanı ve Rusya’nın Kırım’a uzanan siyaseti

Kırım Hanlığı, 15. yüzyılda Altın Orda Devleti’nin parçalanma sürecinden doğan ve yaklaşık üç buçuk asır boyunca Karadeniz’in kuzeyindeki siyasî dengelerin en önemli aktörlerinden biri olan Türk-Tatar devletiydi.

Giray Hanedanı’nın yönetimindeki Kırım Hanlığı, yalnızca Kırım yarımadasından ibaret değildi. Hanlığın siyasî ve askerî etkisi Kıpçak bozkırlarına, Kuban’a, Taman’a ve Karadeniz’in kuzeyindeki geniş sahalara kadar uzanıyordu. Bahçesaray ise devletin siyasî ve kültürel merkezi haline geldi.

Kırım Hanlığı’nın tarihi, 1783’te Rusya tarafından ilhak edilmesiyle sona erdi. Ancak bu son, bir anda ortaya çıkmış bir gelişme değildi. Rusya’nın Karadeniz’e ve Kırım’a doğru genişlemesi, Osmanlı-Kırım ilişkilerindeki dönüşüm, Kırım’daki hanlık içi mücadeleler, Rusya’nın askerî baskısı ve 1774 sonrasında oluşturulan yeni siyasî ortam, 1783’e giden yolu yıllar boyunca hazırladı. (TDV İslâm Ansiklopedisi⁠)

Kırım Hanlığı’nın doğuşu

Kırım Hanlığı’nın gerçek kurucusu Hacı Giray’dır. Hacı Giray’ın Kırım’daki hâkimiyetinin kesin başlangıç tarihi konusunda tarih kaynaklarında farklı görüşler bulunmakla birlikte, adına basılmış en eski paralardan biri 845 (1441-1442) tarihini taşır. Bu nedenle 1441, Kırım Hanlığı’nın kuruluş tarihi olarak yaygın biçimde kabul edilir. (TDV İslâm Ansiklopedisi⁠)

Hacı Giray, Cengiz Han’ın oğlu Cuci soyundan geliyordu. Bu durum Kırım hanlarının siyasî meşruiyetinin temel unsurlarından biriydi. Kırım’daki Şırın, Barın, Kongrat ve diğer önemli kabilelerin desteğiyle gücünü artıran Hacı Giray, Altın Orda’nın parçalanma sürecinden yararlanarak Kırım merkezli bağımsız bir siyasî yapı oluşturdu.

Kırım Hanlığı’nın devlet geleneği bu nedenle yalnızca Kırım coğrafyasına değil, Altın Orda ve Cengizli siyasî mirasına dayanıyordu.

Hacı Giray döneminde Kırım’ın Karadeniz siyaseti de şekillenmeye başladı. Osmanlı Devleti’nin 1453’te İstanbul’u fethetmesinden sonra Karadeniz’deki gücü hızla artarken, Kırım Hanlığı ile Osmanlı Devleti arasında da yakınlaşma başladı. 1454’te Osmanlı ve Kırım kuvvetlerinin Kefe’ye karşı ortak harekât düzenlemesi bu ilişkinin önemli erken örneklerinden biridir. (TDV İslâm Ansiklopedisi⁠)

Giray Hanedanı ve Kırım’ın yükselişi

Hacı Giray’ın ardından Giraylar arasında taht mücadeleleri yaşandı. Bu durum Kırım tarihinin önemli özelliklerinden biri haline geldi. Hanlıkta tahtın yalnızca babadan oğula otomatik biçimde geçtiği bir sistem yoktu. Giray hanedanının mensupları, beyler ve özellikle büyük kabile aristokrasisi arasındaki güç dengeleri taht mücadelelerinde belirleyici olabiliyordu.

Bu yapının merkezinde dört büyük karaçı beyinin oluşturduğu aristokratik düzen bulunuyordu. Şırınlar başta olmak üzere önemli kabilelerin beyleri, hanın kararları üzerinde ciddi nüfuza sahipti. Dolayısıyla Kırım Hanlığı güçlü bir askerî devlet olmakla birlikte, kendi içinde karmaşık bir siyasî denge sistemine sahipti. (TDV İslâm Ansiklopedisi⁠)

kırım hanlığı nasıl yıkıldı
kırım hanlığı nasıl yıkıldı

Kırım Hanları – kronoloji

1441–1456 — I. Hacı Giray

1456 — Haydar Giray

1456–1466 — I. Hacı Giray

1466–1468 — I. Nur Devlet Giray

1468–1474 — I. Mengli Giray

1474–1475 — I. Nur Devlet Giray

1475–1476 — I. Mengli Giray

1476–1477 — Giray hanedanının iktidardan uzaklaştırıldığı dönem

1477 — I. Nur Devlet Giray

1478–1514 — I. Mengli Giray

1514–1523 — I. Mehmed Giray

1523–1524 — I. Gazi Giray

1524–1532 — I. Saadet Giray

1532 — I. İslâm Giray

1532–1551 — I. Sahib Giray

1551–1577 — I. Devlet Giray

1577–1584 — II. Mehmed Giray

1584 — II. Saadet Giray

1584–1588 — II. İslâm Giray

1588–1596 — II. Gazi Giray

1596 — I. Fetih Giray

1596–1607 — II. Gazi Giray

1607–1608 — Toktamış Giray

1608–1610 — I. Selâmet Giray

1610–1623 — I. Canıbek Giray

1623–1628 — III. Mehmed Giray

1628–1635 — I. Canıbek Giray

1635–1637 — İnayet Giray

1637–1641 — I. Bahadır Giray

1641–1644 — IV. Mehmed Giray

1644–1654 — III. İslâm Giray

1654–1666 — IV. Mehmed Giray

1666–1671 — Adil Giray

1671–1678 — I. Selim Giray

1678–1683 — Murad Giray

1683–1684 — II. Hacı Giray

1684–1691 — I. Selim Giray

1691 — III. Saadet Giray

1691–1692 — Safa Giray

1692–1699 — I. Selim Giray

1699–1702 — II. Devlet Giray

1702–1704 — I. Selim Giray

1704–1707 — III. Gazi Giray

1707–1708 — I. Kaplan Giray

1709–1713 — II. Devlet Giray

1713–1715 — I. Kaplan Giray

1716–1717 — III. Devlet Giray

1717–1724 — IV. Saadet Giray

1724–1730 — II. Mengli Giray

1730–1736 — I. Kaplan Giray

1736–1737 — II. Fetih Giray

1737–1740 — II. Mengli Giray

1740–1743 — II. Selâmet Giray

1743–1748 — II. Selim Giray

1748–1756 — Arslan Giray

1756–1758 — Halim Giray

1758–1764 — Kırım Giray

1765–1767 — III. Selim Giray

1767 — Arslan Giray

1767–1768 — Maksud Giray

1768–1769 — Kırım Giray

1769–1770 — IV. Devlet Giray

1770 — II. Kaplan Giray

1770–1771 — III. Selim Giray

1771–1775 — II. Sahib Giray

1775–1777 — IV. Devlet Giray

1777–1782 — Şahin Giray

1782 — II. Bahadır Giray

1782–1783 — Şahin Giray

Bu kronoloji, tekrar eden saltanat dönemlerini de dikkate alan genel han listesine dayanmaktadır. Bazı dönemlerde İstanbul tarafından tayin edilen fakat Kırım’da fiilen hüküm süremeyen han adayları ayrıca değerlendirilmelidir. (Vikipedi⁠)

Mengli Giray ve Osmanlı-Kırım ilişkilerinin yeni dönemi

I. Mengli Giray dönemi, Kırım Hanlığı tarihinin en önemli dönemlerinden biridir.

1475’te Osmanlıların Kefe ve güney Kırım’daki Ceneviz kolonilerini ele geçirmesiyle Kırım’ın siyasî dengesi köklü biçimde değişti. Kefe, Sudak ve Mangup gibi merkezler doğrudan Osmanlı idaresine bağlandı.

Mengli Giray’ın Osmanlı Sultanı ile ilişkileri sonucunda Kırım Hanlığı ile Osmanlı Devleti arasında daha güçlü bir siyasî bağ oluştu. Ancak Kırım Hanlığı Osmanlı Devleti’nin sıradan bir eyaleti haline gelmedi. Giray Hanedanı kendi tahtına, hanlık kurumlarına, aristokratik yapısına ve Altın Orda’dan gelen siyasî geleneğine sahip olmaya devam etti. Osmanlı nüfuzu özellikle 16. yüzyıldan itibaren güçlendi. (TDV İslâm Ansiklopedisi⁠)

Bu ayrım önemlidir.

Kırım Hanlığı’nın Osmanlı ile ilişkisini yalnızca “bağımlı devlet” veya “tam bağımsız devlet” gibi tek bir ifadeyle açıklamak, üç asırlık karmaşık siyasî ilişkiyi basitleştirir.

Moskova’ya karşı Kırım orduları

Kırım Hanlığı’nın yükselişinde Moskova siyaseti önemli bir yer tuttu.

I. Mehmed Giray döneminde Kırım kuvvetleri Moskova üzerine etkili seferler düzenledi. 1521 yılında Kırım ve Kazan kuvvetlerinin birleşerek Moskova üzerine yürümesi, Kırım Hanlığı’nın askerî gücünün ulaştığı seviyeyi göstermesi bakımından dikkat çekicidir.

Kırım kuvvetlerinin Moskova çevresine kadar ilerlemesi, Moskova Knezi üzerinde ağır baskı oluşturdu. Aynı dönemde Kırım Hanlığı, Kazan ve Astrahan meselelerinde de aktif siyaset yürüttü. Kırım’ın siyaseti yalnızca yarımadaya değil, bütün Volga-Karadeniz hattına yönelikti. (TDV İslâm Ansiklopedisi⁠)

Ancak 1552’de Kazan’ın, 1556’da Astrahan’ın Moskova tarafından ele geçirilmesi, Kırım Hanlığı açısından stratejik dengeleri değiştirdi.

Böylece Kırım Hanlığı ile Moskova arasında uzun süreli bir mücadele dönemi başladı.

IV. Devlet Giray ve Moskova’nın yakılması

1551–1577 yılları arasında hüküm süren I. Devlet Giray, Kırım Hanlığı’nın en tanınmış hükümdarlarından biridir.

Devlet Giray döneminde Kırım’ın Moskova üzerindeki askerî baskısı yeniden güçlendi. 1571 yılında Kırım ordusunun Moskova üzerine düzenlediği büyük sefer sonucunda şehir yakıldı ve Moskova ciddi bir felaket yaşadı.

Bu sefer Kırım Hanlığı’nın askerî tarihindeki en önemli başarılar arasında yer aldı.

Ancak ertesi yıl gerçekleşen 1572 Molodi Savaşı, Kırım-Moskova mücadelesinde önemli bir dönüm noktası oldu. Kırım kuvvetlerinin Moskova’yı yeniden hedef aldığı bu sefer başarısızlıkla sonuçlandı.

Moskova artık yalnızca savunmada kalan bir güç değildi.

Rus devletinin güney sınırlarını tahkim etmesi, kaleler kurması ve bozkır hattına doğru ilerlemesi, Kırım Hanlığı’nın hareket alanını giderek daraltmaya başladı.

Rusya’nın güneye ilerleyişi

  1. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Moskova’nın Volga havzasında güçlenmesi, Kırım Hanlığı’nın kuzeydoğudaki stratejik çevresini değiştirdi.

Kazan ve Astrahan’ın kaybı, Kırım’ın Altın Orda mirası üzerindeki siyasetini büyük ölçüde zayıflattı.

Buna rağmen Kırım Hanlığı 17. yüzyıl boyunca Karadeniz’in kuzeyindeki en önemli askerî güçlerden biri olmaya devam etti.

Kırım ordularının Osmanlı Devleti ile birlikte veya kendi siyasî hedefleri doğrultusunda düzenlediği seferler, Doğu Avrupa siyasetinde belirleyici rol oynadı.

Ancak 18. yüzyıla gelindiğinde Rusya’nın askerî kapasitesi, nüfusu, ekonomik gücü ve kalıcı tahkimat sistemi Kırım açısından giderek daha büyük bir tehdit oluşturdu.

1736: Kırım’a büyük Rus saldırısı

Kırım Hanlığı açısından 18. yüzyılın en ağır kırılmalarından biri 1736’daki Rus istilasıdır.

Rus ordusu Kırım yarımadasına girdi. Kırım topraklarında büyük yıkım yaşandı.

Bu işgal, Rusya’nın Kırım’a yönelik tehdidinin artık yalnızca sınır savaşları ve askerî seferlerle sınırlı olmadığını gösterdi.

Kırım’ın savunma sistemi ağır darbe aldı.

1736 istilası aynı zamanda Rus ordusunun Kırım’a doğrudan girerek yarımadanın stratejik merkezlerini hedefleyebileceğini ortaya koydu.

Bu deneyim, sonraki Rus-Kırım savaşlarının da habercisiydi.

1768–1774 savaşı: Kırım için kırılma noktası

Kırım Hanlığı’nın kaderini değiştiren en büyük gelişmelerden biri 1768–1774 Osmanlı-Rus Savaşı oldu.

1769’da Kırım Giray’ın başarılı bir sefer düzenlemesine rağmen savaşın genel seyri Osmanlı-Kırım tarafı açısından ağır sonuçlar doğurdu.

1770’te Rus orduları Bucak bölgesine girdi.

1771’de Rus kuvvetleri Kırım yarımadasını işgal etti.

Kırım Hanı III. Selim Giray İstanbul’a çekilmek zorunda kaldı.

Bu işgal sırasında Kırım’daki siyasî dengeler de sarsıldı. Rusya, Kırım’ı doğrudan ilhak etmek yerine önce hanlığın siyasî bağımsızlığını kullanarak Osmanlı nüfuzundan koparılabileceği bir düzen kurmaya çalıştı. (TDV İslâm Ansiklopedisi⁠)

Bu nokta, Kırım tarihinin en kritik diplomatik aşamalarından biridir.

Küçük Kaynarca: Bağımsızlık mı, yeni bir mücadele alanı mı?

21 Temmuz 1774’te imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması’nın üçüncü maddesi Kırım Hanlığı’nı Osmanlı Devleti’nden siyaseten bağımsız ilan etti.

Antlaşmanın metni Kırım Tatarlarının Cengiz soyundan bir han tarafından kendi eski kanun ve âdetleriyle yönetilmesini öngörüyordu.

Ancak ortaya çıkan bu bağımsızlık düzeni son derece kırılgandı.

Çünkü Kırım Hanlığı artık Osmanlı himayesinden çıkarılmış, fakat Rusya’nın askerî ve siyasî baskısına açık hale getirilmişti.

Başka bir ifadeyle 1774, Kırım’ın doğrudan Rusya’ya ilhak edildiği tarih değildi.

İlhak 1783’te gerçekleşti.

1774 ile 1783 arasındaki dokuz yıl, Kırım tarihinin en kritik diplomatik ve siyasî dönemlerinden biridir. (TDV İslâm Ansiklopedisi⁠)

Rusya’nın Kırım üzerindeki nüfuzu

Küçük Kaynarca sonrasında Kırım Hanlığı bağımsız bir devlet olarak tanımlanmasına rağmen Rusya’nın askerî varlığı ve siyasî etkisi giderek arttı.

Kırım’da han seçimleri ve iç siyasette Rusya’nın müdahalesi belirginleşti.

Rusya açısından temel hedef, Kırım’ın Osmanlı nüfuzundan tamamen koparılması ve Karadeniz’in kuzeyindeki stratejik hâkimiyetin kalıcılaştırılmasıydı.

Bu nedenle 1774 sonrası dönem, yalnızca “Kırım bağımsız oldu” şeklinde anlatılamaz.

Bağımsızlık, Kırım’ın gerçek anlamda güvenli ve bağımsız bir dış politika yürütebildiği anlamına gelmiyordu.

Rus ordusunun yarımadadaki gücü ve Rus yanlısı siyasî aktörlerin etkisi giderek arttı.

Şahin Giray dönemi

1777’de Şahin Giray Kırım Hanı oldu.

Şahin Giray, Giray Hanedanı’nın son hanı olarak tarihe geçti.

Rusya ile yakın ilişkiler kurması nedeniyle Kırım’daki geleneksel güç odaklarının önemli bir bölümüyle karşı karşıya geldi.

Şahin Giray’ın modernleşme ve idarî reform girişimleri de tepki çekti.

Kırım’daki Rus etkisinin artması, Osmanlı taraftarı çevrelerin ve geleneksel aristokrasinin direncini güçlendirdi.

Kırım içindeki siyasî bölünmeler Rusya açısından önemli bir fırsat oluşturdu.

Rusya, Kırım’daki iç karışıklıkları kendi siyasî ve askerî nüfuzunu genişletmek için kullandı.

Bu süreçte Şahin Giray’ın konumu giderek zayıfladı.

1782 krizi

1782’de Kırım’da yeni bir isyan ve siyasî kriz ortaya çıktı.

Şahin Giray’ın yönetimine karşı gelişen hareket sonucunda hanlıktaki dengeler yeniden değişti.

II. Bahadır Giray kısa süreliğine han oldu.

Ancak Rus desteğiyle Şahin Giray yeniden tahta çıktı.

Bu gelişme, Kırım Hanlığı’nın kendi siyasî kararlarını bağımsız biçimde alma kapasitesinin ne ölçüde zayıfladığını gösteriyordu.

Artık Kırım’daki han değişiklikleri yalnızca Giraylar ve Kırım beyleri arasındaki mücadelelerle açıklanamayacak durumdaydı.

Rusya doğrudan belirleyici bir dış güç haline gelmişti.

1783: Giray Hanlığı’nın sonu

21 Temmuz 1783, Kırım Hanlığı tarihinin son dönüm noktasıdır.

II. Katerina yönetimindeki Rusya Kırım’ı işgal ve ilhak etti.

TDV İslâm Ansiklopedisi de Kırım’ın 20 Şâban 1197 / 21 Temmuz 1783 tarihinde Ruslar tarafından işgal ve ilhak edildiğini belirtmektedir. (TDV İslâm Ansiklopedisi⁠)

Böylece 1441’den itibaren yaklaşık 342 yıl boyunca varlığını sürdüren Kırım Hanlığı siyasî olarak sona erdi.

Şahin Giray hanlıktan ayrıldı.

Giray Hanedanı’nın bazı mensupları Osmanlı topraklarına geçti.

Kırım ise Rus İmparatorluğu’nun yönetimine girdi.

1783 ilhakı yalnızca bir hükümdarın tahttan indirilmesi değildi.

Bu olay, Kırım’ın siyasî egemenlik sisteminin ortadan kaldırılması anlamına geliyordu.

Rusya’nın Kırım siyasetinin sonucu

Kırım’ın ilhakından sonra Rusya, yarımadayı kendi imparatorluk sistemine dahil etmeye başladı.

Yeni yönetim Kırım’ın idarî, askerî ve ekonomik yapısını yeniden düzenledi.

Rus yönetiminin yerleşmesiyle birlikte Kırım’ın demografik ve toprak düzeninde de önemli değişiklikler meydana geldi.

İlhak sonrasında çok sayıda Kırım Tatarı Osmanlı topraklarına göç etti. Bu göçler tek bir olayla sınırlı kalmadı; 19. yüzyıl boyunca farklı dalgalar halinde devam etti. Akademik çalışmalar 1783 sonrasındaki göçlerin Kırım Tatar tarihindeki uzun süreli demografik dönüşümün başlangıç noktalarından biri olduğunu ortaya koymaktadır. (Iranica Online⁠)

Peki Kırım Hanlığı nasıl yıkıldı?

Kırım Hanlığı’nın yıkılışını yalnızca “Rusya bir gün Kırım’a saldırdı ve işgal etti” şeklinde anlatmak tarihî süreci eksik bırakır.

Yıkılışın arkasında birbirini tamamlayan birçok gelişme vardı:

Birincisi, Altın Orda mirası üzerindeki siyasî dengelerin değişmesi ve Moskova’nın Kazan ile Astrahan’ı ele geçirmesi Kırım’ın kuzeydoğudaki stratejik çevresini değiştirdi.

İkincisi, Rusya’nın 17. ve 18. yüzyıllarda askerî ve ekonomik kapasitesini büyük ölçüde artırması Kırım’ın karşısındaki güç dengesini değiştirdi.

Üçüncüsü, Kırım Hanlığı’nın kendi içindeki hanlık mücadeleleri ve kabile aristokrasisi ile merkezî otorite arasındaki gerilimler devletin kriz dönemlerinde savunma kapasitesini zayıflattı.

Dördüncüsü, 1768–1774 Osmanlı-Rus Savaşı Kırım’ı doğrudan savaş alanına dönüştürdü.

Beşincisi, 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması Kırım’ı Osmanlı Devleti’nden siyaseten ayırırken Rusya’nın müdahalesine açık bir ortam oluşturdu.

Altıncısı, 1774–1783 arasında Rusya Kırım’daki siyasî gelişmelere giderek daha fazla müdahil oldu.

Son olarak, 1783’te Rusya doğrudan ilhak kararı aldı ve Kırım Hanlığı ortadan kaldırıldı. (TDV İslâm Ansiklopedisi⁠)

“Diplomatik tuzak” meselesi

Kırım tarihini anlatırken “Rusya’nın Kırım’a yönelik uzun vadeli stratejisi” demek tarihî kaynaklarla desteklenebilir.

Ancak “tek bir gizli mektupla Kırım’ın yıkılması” veya “birkaç gizli belgeyle bütün ilhak planının ortaya çıkması” şeklindeki anlatımlar dikkatle kullanılmalıdır.

Tarihî belgeler, Rusya’nın Kırım üzerindeki nüfuzunu artırma ve nihayetinde ilhak etme sürecini ortaya koymaktadır. Fakat belirli bir mektubun gerçekten II. Katerina tarafından yazıldığını veya belirli bir arşiv belgesinin ilhakın bütün planını tek başına gösterdiğini söylemek için belgenin özgün metni, tarih bilgisi, arşiv künyesi ve güvenilir akademik yayındaki yeri gösterilmelidir.

Bu nedenle tarihî gerçek ile tarihî yorumun birbirinden ayrılması önemlidir.

1783’e giden süreçte Rusya’nın askerî güç, diplomasi, Kırım iç siyaseti ve uluslararası dengeleri birlikte kullandığı konusunda ise tarih araştırmaları oldukça açıktır. Alan Fisher’ın Kırım’ın Rusya tarafından ilhakını 1772–1783 arasındaki uzun bir süreç olarak ele alan çalışması da bu yaklaşımın önemini göstermektedir. (Cambridge Assets⁠)

Kırım Hanlığı’nın mirası

Kırım Hanlığı 1783’te siyasî varlığını kaybetti.

Fakat Giray Hanedanı’nın ve Kırım Tatarlarının tarihî mirası ortadan kalkmadı.

Bahçesaray, Hansaray, han türbeleri, camiler, medreseler, mezar taşları, vakıflar, yazılı belgeler ve Kırım Tatarlarının sözlü ve yazılı kültürü, bu devlet geleneğinin izlerini günümüze taşıdı.

Giray Hanedanı, Altın Orda mirasının Kırım’daki devamını temsil etti.

Kırım Hanlığı ise üç asırdan fazla süre boyunca Karadeniz’in kuzeyindeki güç dengelerinde aktif rol oynadı.

Moskova seferlerinden Osmanlı diplomasisine, Kazan ve Astrahan siyasetinden Lehistan ve Avrupa ilişkilerine kadar uzanan geniş bir coğrafyada Kırım hanları yalnızca bölgesel hükümdarlar değil, dönemin büyük güçlerinin hesaplarını etkileyen aktörlerdi.

Sonuç: 1783 bir sondu, fakat tarih burada bitmedi

Kırım Hanlığı’nın 1783’te yıkılması, Kırım Tatar tarihinin sonu değildir.

Tam tersine 1783, Kırım Tatarlarının modern tarihindeki yeni ve çok daha uzun bir dönemin başlangıcıdır.

Rus ilhakından sonra başlayan göçler, toprak kayıpları, idarî dönüşümler, kültürel değişimler ve daha sonraki dönemlerde ortaya çıkan millî uyanış, Kırım Tatar tarihinin sonraki yüzyıllarını şekillendirdi.

Bu nedenle 1783 yalnızca bir takvim tarihi olarak görülmemelidir.

1441’de Hacı Giray ile yükselen Giray Hanedanı, 1783’te siyasî iktidarını kaybetti. Ancak Kırım Tatarlarının tarihî hafızası, dili, kültürü ve vatan anlayışı yaşamaya devam etti.

Kırım Hanlığı’nın tarihini doğru anlamak, yalnızca geçmişte kurulmuş bir devletin yükseliş ve çöküşünü incelemek değildir.

Aynı zamanda Kırım’ın Karadeniz dünyasındaki tarihî yerini, Kırım Tatarlarının devlet geleneğini ve 18. yüzyılın büyük güç mücadelelerinin bu coğrafyada bıraktığı izleri anlamaktır.

Kırım’ın tarihi, 1783’te bitmedi.

Kırım’ın Sesi olarak tarihî gerçekleri belge, kaynak ve araştırmalar ışığında gelecek kuşaklara aktarmaya devam ediyoruz.

kırım hanlıgı
kırım hanlıgı

Kaynaklar

Kırım'ın Sesi Gazetesi

27 Şubat 2015 Tarihinde hizmet bermege başlağan www.kiriminsesigazetesi.com maqsadı akkında açıklama yapqan Mustafa Sarıkamış İsmail Bey Gaspıralı’nıñ bu büyük mirasına sahip çıqmaq ve onun emellerini yaşatmaqtır. Qırımtatar Türkleriniñ ananevî, körenek, ürf, adet kibi yaşamlarında ne bar ise objektif şekilde Dünya cemiyetine taqdim etilmektir.

Pin It on Pinterest