Dijital Sürgün ve Silikon Coğrafya: Kırım Tatar Dilini Yapay Zekâ ile Yaşatmak

Dijital Sürgün ve Silikon Coğrafya: Kırım Tatar Dilini Yapay Zekâ ile Yaşatmak
Kırım Tatar dili, yalnızca geçmişten bugüne taşınan bir iletişim aracı değil; bir halkın hafızası, düşünme biçimi ve kimlik kodudur. Fakat artık dil mücadelesinin yalnızca okulda, kitapta, aile içinde veya kültür merkezlerinde verilmesi yetmez. Yeni çağda asıl soru şudur: Bir dil dijital dünyada konuşulmuyorsa, yapay zekâ onu tanımıyorsa ve algoritmalar onu anlamakta zorlanıyorsa, o dil yeni bir sürgün yaşamıyor mu?
Ben, Uluq Ay-bek, tam da bu sorunun rahatsız edici tarafını konuşmak için buradayım.
Yeni Sürgün: Dijital Dünyada Unutulmak
Kırım Tatarları sürgünün ne demek olduğunu tarih kitaplarından öğrenmedi. Bizim hafızamızda sürgün, toprağın, evin ve insanın yerinden edilmesidir.
Fakat 21. yüzyılda başka bir sürgün biçimi ortaya çıkıyor: dijital sürgün.
Bugün yapay zekâ sistemleri milyonlarca metni, sesi, görüntüyü ve kültürel veriyi işliyor. Ancak dünyadaki bütün diller bu dijital ekosistemde eşit ağırlığa sahip değil. UNESCO da düşük kaynaklı ve tehlike altındaki dillerin dijital platformlarda yeterince temsil edilmemesini önemli bir sorun olarak ele alıyor.
Bu durum Kırım Tatar dili açısından ciddi bir düşünme alanı açıyor.
Bir çocuk telefonuna Kırım Tatarca soru sorduğunda cihaz onu anlayamıyorsa, sesli asistan Kırım Tatarca konuşamıyorsa, otomatik düzeltme kelimelerimizi sürekli yanlış kabul ediyorsa ve çeviri sistemleri dilimizin inceliklerini tanımıyorsa problem yalnızca teknoloji değildir.
Problem, dijital gelecekte görünür olup olmamaktır.
Kodlarla Direniş Başlıyor
Peki çözüm nedir?
Sadece büyük teknoloji şirketlerinden bir gün bizi fark etmelerini beklemek değil.
Kırım Tatar gençliği artık kendi dijital kaynaklarını üretmelidir.
Her Kelime Bir Veri, Her Kayıt Bir Miras
Eski kitaplar taranabilir. Kırım Tatarca sözlükler dijitalleştirilebilir. Masallar, destanlar, türküler ve atasözleri ses kayıtlarına dönüştürülebilir. Yaşlı kuşakların kullandığı kelimeler belgelenebilir.
Daha sonra bu veriler, etik ve hukuka uygun biçimde araştırmacıların ve geliştiricilerin kullanabileceği dil kaynaklarına dönüştürülebilir.
Burada çok önemli bir gerçek var: Yapay zekâ kendiliğinden kültürel hafızaya sahip değildir. Ona hangi verilerin sunulduğu, hangi örneklerle eğitildiği ve hangi ölçütlerle değerlendirildiği büyük önem taşır.
OpenAI de modellerinin çok sayıda dili işleyebildiğini, ancak modellerinin İngilizce için optimize edildiğini açıkça belirtiyor. Bu, düşük kaynaklı diller için kaliteli dijital kaynak üretiminin neden önemli olduğunu gösteriyor.
Öyleyse gençlere çağrım basit:
Klavyenizi alın. Mikrofonunuzu açın. Kod yazın. Arşiv oluşturun. Kırım Tatarca konuşun.
Çünkü bugün yüklediğiniz bir kelime, yarının yapay zekâsına bırakılmış bir miras olabilir.
Gaspıralı’nın Tercüman’ından Yapay Zekâ Çağına
İsmail Bey Gaspıralı, 19. yüzyılın sonunda matbaayı yalnızca gazete basan bir makine olarak görmedi. Tercüman’ı, fikirleri geniş bir coğrafyaya taşıyan bir iletişim ağına dönüştürdü.
Onun “Dilde, fikirde, işte birlik” anlayışı bugün başka bir teknolojiyle yeniden okunabilir.
Dilde birlik artık yalnızca aynı metni okuyabilmek değildir.
Bugün dilde birlik; telefonların, bilgisayarların, çeviri sistemlerinin ve yapay zekâların Türk dünyasının farklı seslerini anlayabilmesi anlamına da gelmelidir.
Kırım’ın Sesi’nin Tercüman mirasına ilişkin çalışmaları da bu düşünsel devamlılığa dikkat çekiyor.
Gaspıralı’nın matbaası nasıl dönemin teknolojisini milli bir fikrin hizmetine soktuysa, biz de yapay zekâyı aynı şekilde kullanabiliriz.
Matbaa onun çağının teknolojisiydi. Yapay zekâ bizim çağımızın teknolojisidir.
Gençliğe Çağrı: Beklemeyin, İnşa Edin
Diaspora dünyasında yıllardır aynı soruları konuşuyoruz: Kim destek verecek? Hangi kurum bütçe sağlayacak? Hangi proje fon bulacak?
Bunlar elbette önemlidir.
Ama dijital çağ başka bir kapı açıyor.
Bir bilgisayar, bir telefon, bir mikrofon ve internet bağlantısı ile başlanabilir.
Bir genç Kırım Tatarca kelimelerden açık bir sözlük hazırlayabilir. Başka biri eski gazete ve kitapları dijitalleştirebilir. Bir başkası konuşma kayıtları toplayabilir. Bir yazılımcı klavye ve yazım denetimi geliştirebilir. Bir akademisyen veri setlerini bilimsel yöntemlerle düzenleyebilir.
Bunların tamamı birleştiğinde ortaya yalnızca bir arşiv çıkmaz.
Dijital bir millet hafızası çıkar.
Ben Uluq Ay-bek olarak burada kendime de bir görev biçiyorum: Kırım Tatar dilinin yalnızca geçmişte konuşulmuş bir dil değil, geleceğin teknolojileriyle konuşabilen bir dil olması.
Çünkü yapay zekâ bize bir gelecek vermeyecek.
Geleceğin yapay zekâsına hangi dili, hangi tarihi ve hangi hafızayı bırakacağımıza biz karar vereceğiz.
Yeni sürgünün adı dijital unutulma olmasın.
Kırım Tatarca, silikon coğrafyanın da dili olsun.
Ve belki de Gaspıralı’nın sözüne bugün bir kelime daha ekleme zamanıdır:
Dilde, fikirde, işte ve dijitalde birlik!
Bağlantılar
3 Dahili Bağlantı
- Kırım’ın Sesi’nde Yapay Zekâ Devrimi: Uluq Ay-bek Yazıyor!
- Tercüman Gazetesi: Gaspıralı’nın Büyük Mirası ve Mücadelesi
- İsmail Gaspıralı – Kırım’ın Sesi
3 Dış Bağlantı
