Yazarlar

Cengiz Han’dan Atatürk’e: Teşkilat, Devlet ve Millet Fikri

Kırımınsesi Gazetesi

Cengiz Han’dan Atatürk’e: Teşkilat, Devlet ve Millet Fikri Üzerinden Bir Okuma

Cengiz Han ile Mustafa Kemal Atatürk arasında yaklaşık yedi yüzyıllık bir zaman farkı vardır. Biri XIII. yüzyılın başında Orta Asya bozkırlarında kabileleri birleştirerek tarihin en büyük imparatorluklarından birini kurmuş; diğeri XX. yüzyılın başında işgal ve parçalanma ortamından modern Türkiye Cumhuriyeti’ni çıkarmıştır.

Bu iki tarihsel şahsiyetin aynı siyasi modelin temsilcileri olduğunu söylemek mümkün değildir. Cengiz Han’ın dünyası bozkır, kabile, hanlık ve imparatorluk düzeniydi. Atatürk’ün dünyası ise millî egemenlik, Cumhuriyet, vatandaşlık, hukuk ve modern ulus-devlet düzeniydi.

Bununla birlikte aralarında özellikle teşkilatlanma, disiplin, siyasi birlik, devlet kapasitesi ve liderlik açısından dikkat çekici karşılaştırmalar yapılabilir.

Bu karşılaştırmayı daha önemli hale getiren somut bir belge de vardır:

Atatürk’ün okuduğu bilinen kitaplar arasında Harold Lamb’ın Cengiz Han üzerine eseri bulunmaktadır. Listede eser, “Harold Lamb — Gengiz-Kaheane — 1929” şeklinde kayıtlıdır. (Scribd⁠)

Bu bilgi bize “Atatürk Cengiz Han’ı biliyor muydu?” sorusunun ötesine geçme imkânı verir.

Asıl soru şudur:

Atatürk, Cengiz Han’ın devlet kurma ve teşkilatlanma tecrübesinde hangi unsurları görmüş olabilir?

Bu soruya kesin bir “etkilenmiştir” cevabı vermek için daha fazla doğrudan belge gerekir. Fakat iki düşünce dünyasını karşılaştırmak mümkündür.

  1. Harold Lamb’ın Cengiz Han’ı: Dağınık güçlerden örgütlü devlete

Harold Lamb’ın Genghis Khan—The Emperor of All Men adlı eserinde Cengiz Han’ın yükselişinin temel unsurlarından biri dağınık ve çatışan bozkır topluluklarının tek bir siyasi ve askerî güç haline getirilmesidir.

Lamb, 1206’daki büyük kurultay sonrasında Türk-Moğol topluluklarının Cengiz Han’ın önderliğinde birleşmesini özellikle vurgular. Ona göre Cengiz Han’ın önündeki sorun, yalnızca düşmanları yenmek değil, aynı zamanda birbirleriyle mücadele eden toplulukları ortak bir düzen içinde tutmaktı. (Faded Page⁠)

Lamb’ın kitabında bunun için ayrı bir bölümün adı doğrudan “The Yassa”dır.

Lamb’ın anlatısına göre Yassa, Cengiz Han’ın iradesi ile bozkırdaki eski kabile geleneklerinin birleştirilmesinden oluşan bir düzen olarak sunulur. Bu düzenin amacı, savaşçı toplulukları ortak kurallar altında tutmaktır. (Faded Page⁠)

Lamb özellikle askerlerin birbirini savaş alanında terk etmemesi, emre aykırı biçimde yağmaya girişilmemesi ve savaş düzeninin bozulmaması gibi kuralları anlatır. (Faded Page⁠)

Burada Cengiz Han’ın devlet anlayışının temel unsurlarından biri ortaya çıkar:

Önce birlik, sonra disiplin, ardından sürekli örgütlenme.

  1. Cengiz Han’ın asıl gücü: Teşkilat

Cengiz Han’ın başarısını yalnızca askerî dehasıyla açıklamak eksik kalır.

Asıl önemli mesele, farklı toplulukları aynı emir-komuta sistemi içerisinde çalışabilir hale getirmesidir.

Bu açıdan Lamb’ın Cengiz Han portresinde dört unsur dikkat çeker:

Birincisi: Dağınık toplulukları birleştirmek.

İkincisi: Bunları belirli bir askerî düzen içine sokmak.

Üçüncüsü: Ortak kurallar oluşturmak.

Dördüncüsü: Kurallara uymayı zorunlu hale getirmek.

Başka bir ifadeyle Cengiz Han’ın başarısı:

insan gücünü örgütlü güce dönüştürmesidir.

Bu, Atatürk ile yapılacak karşılaştırmanın en önemli başlangıç noktalarından biridir.

  1. Atatürk ve Millî Mücadele: Dağınık direnişten millî teşkilata

Atatürk’ün karşılaştığı tarihsel problem farklı olmakla birlikte bir açıdan benzer bir “örgütlenme sorunu” içeriyordu.

Mondros Mütarekesi sonrasında Osmanlı Devleti siyasi ve askerî bakımdan ağır bir çözülme sürecindeydi. Anadolu’nun farklı bölgelerinde direniş hareketleri ortaya çıkmıştı; fakat bunların ortak bir merkezî siyasi irade altında birleştirilmesi gerekiyordu.

Mustafa Kemal’in Millî Mücadele’deki temel hamlelerinden biri, yerel direnişleri ortak bir millî irade ve teşkilat altında birleştirmek oldu.

Erzurum ve Sivas kongreleri, Temsil Heyeti, TBMM ve nihayet düzenli ordu bu sürecin farklı aşamalarını oluşturdu.

Burada Cengiz Han ile Atatürk arasında ilginç bir yapısal benzerlik ortaya çıkar:

Cengiz Han:

Dağınık kabileler → ortak siyasi irade → teşkilat → disiplin → devlet

Atatürk:

Dağınık direnişler → millî irade → teşkilat → Meclis → düzenli devlet

Ancak bu benzerlik amaçların aynı olduğu anlamına gelmez.

Cengiz Han’ın sonucu imparatorluktu.

Atatürk’ün sonucu Cumhuriyet oldu.

  1. Cengiz Han’da birlik: Kabileden siyasi topluluğa

Lamb’ın anlatısında Cengiz Han’ın en dikkat çekici özelliklerinden biri, daha önce birbirleriyle mücadele eden toplulukları tek bir siyasi güç haline getirmesidir.

Lamb, Yassa bölümünde farklı toplulukların tek bir “horde” yani ortak siyasi-askerî güç haline getirildiğini anlatır. (Faded Page⁠)

Buradaki birlik anlayışı modern anlamda milliyetçilik değildir.

Bu noktanın altını çizmek gerekir.

Cengiz Han’ın birlik projesi:

kabile → siyasi bağlılık → hanlık → imparatorluk

çizgisinde ilerler.

Atatürk’ün birlik anlayışı ise:

vatandaş → millet → millî egemenlik → Cumhuriyet

çizgisindedir.

Bu nedenle iki liderde birlik fikri ortak, fakat birlik fikrinin dayandığı siyasi temel farklıdır.

  1. Atatürk’te millet: Modern siyasi kimlik

Atatürkçü milliyetçilik modern ulus-devlet düşüncesinin içindedir.

Atatürk Araştırma Merkezi’nin açıklamalarında Atatürk milliyetçiliği; dil, kültür ve ülkü birliği gibi unsurlar üzerinden açıklanır ve bütünleştirici bir milliyetçilik olarak ele alınır. (turkinkilabi.com⁠)

Burada Atatürk’ün yaptığı dönüşüm önemlidir.

Cengiz Han’ın siyasi birliği büyük ölçüde liderlik ve teşkilat etrafında kurulurken, Atatürk’ün Cumhuriyetinde birlik fikrinin meşruiyet kaynağı milletin egemenliğidir.

Dolayısıyla:

Cengiz Han’da “birlik” güçlü liderlik ve teşkilatla;

Atatürk’te “birlik” millî egemenlik, vatandaşlık ve ortak siyasi kimlikle kurumsallaşmıştır.

Bu ayrım, iki sistemi birbirine eşitlemememiz gerektiğini gösterir.

  1. Devletçilik açısından karşılaştırma

Burada daha dikkatli olmak gerekir.

Atatürk’ün devletçiliği modern ekonomik bir programdır.

Devlet, özel girişimin yeterli olmadığı veya ülkenin kalkınması açısından stratejik görülen alanlarda ekonomik faaliyete girer. Atatürk Araştırma Merkezi, devletçiliği özel girişimi tamamen reddeden bir sistem olarak değil, devlet ile özel girişimin birlikte bulunduğu bir kalkınma modeli olarak açıklamaktadır. (turkinkilabi.com⁠)

Cengiz Han’ın sistemini ise “devletçilik” olarak adlandırmak anakronik olur.

Cengiz Han döneminde devletin ekonomik ve lojistik kapasitesi güçlüydü; fakat bu, XX. yüzyılın sanayileşmeci devletçilik anlayışı değildir.

Dolayısıyla burada doğrudan:

Cengiz Han → Atatürk devletçiliği

şeklinde bir çizgi kurmak mümkün değildir.

Ancak daha genel bir ortaklık kurulabilir:

Her iki sistemde de devlet, toplumun büyük ölçekli ihtiyaçlarını kendiliğinden oluşacak bir düzene bırakmayan, onları örgütleyen aktif bir güçtür.

Bu ortaklık ekonomik modelden ziyade devlet kapasitesi açısından anlamlıdır.

  1. Liyakat ve insan kaynağı

Burada da önemli bir karşılaştırma yapılabilir.

Cengiz Han’ın başarısının unsurlarından biri, farklı kabile ve topluluklardan insanları kendi siyasi sistemine dahil edebilmesiydi.

Bu, onun eski kabile hiyerarşilerini kısmen aşarak daha geniş bir yönetici ve askerî kadro oluşturmasını kolaylaştırdı.

Atatürk’ün modern devlet anlayışında ise bunun karşılığı uzmanlaşma, eğitim ve liyakat üzerinden ortaya çıkar.

Buradaki benzerlik:

Soy veya kabile bağından daha geniş bir devlet kapasitesi oluşturmak.

Ancak bunun da sınırını çizmek gerekir.

Cengiz Han’ın sistemini modern anlamda “liyakat demokrasisi” olarak tanımlamak doğru değildir.

Atatürk’ün sistemi ise modern bürokrasi, eğitim ve vatandaşlık düzeni içerisinde gelişmiştir.

  1. Disiplin: İki sistemin ortak dili

Belki de en güçlü paralellik disiplin konusunda ortaya çıkar.

Lamb’ın Cengiz Han anlatısında Yassa’nın önemli işlevlerinden biri savaşçıların birlik düzenini bozmamasını sağlamaktır. Savaşçıların birbirini terk etmemesi ve emre aykırı hareket etmemesi gibi kurallar açıkça anlatılır. (Faded Page⁠)

Atatürk’ün askerî ve siyasi düşüncesinde de disiplin önemli bir kavramdır.

Yalnız disiplinin uygulandığı alan genişlemiştir.

Cengiz Han:

ordu → disiplin → fetih

Atatürk:

ordu + Meclis + hukuk + bürokrasi + eğitim + ekonomi → devletleşme

Burada Atatürk’ün yaklaşımı modern devletin çok daha geniş kurumlarını içine almaktadır.

  1. Liderlik: Benzer güç, farklı meşruiyet

Harold Lamb’ın Cengiz Han portresinde liderlik olağanüstü derecede merkezîdir.

Cengiz Han’ın kişisel otoritesi, farklı toplulukların bir arada tutulmasında temel unsurlardan biridir.

Atatürk’te de olağanüstü güçlü bir liderlik görülür.

Yalnız Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte önemli bir dönüşüm gerçekleşir:

Devletin meşruiyeti kişinin kendisinden değil, milletin egemenliğinden kaynaklanmalıdır.

Bu nedenle Cengiz Han ile Atatürk arasında liderlik bakımından benzerlik bulunabilir; fakat siyasi meşruiyet bakımından temel bir fark vardır.

Cengiz Han’ın sistemi:

Han → bağlılık → devlet

Atatürk’ün Cumhuriyet anlayışı:

Millet → egemenlik → devlet

şeklinde özetlenebilir.

  1. Asıl dikkat çekici nokta: Atatürk’ün bu kitabı okuması

Burada araştırmamızın en önemli belgesine tekrar dönelim.

Atatürk’ün okuduğu bilinen kitapların listesinde:

Harold Lamb — Gengiz-Kaheane — 1929

kaydı bulunmaktadır. (Scribd⁠)

Bu küçük görünen bilgi aslında oldukça önemlidir.

Çünkü artık Cengiz Han ile Atatürk arasındaki ilişkiyi yalnızca “iki büyük liderin hayatındaki benzerlikler” üzerinden kurmuyoruz.

Elimizde en azından şu tarihsel bağlantı vardır:

Atatürk, Cengiz Han hakkında yazılmış bir Harold Lamb eserini okumuştur.

Üstelik Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi kataloğunda Harold Lamb’ın Cengiz Han adlı Türkçe çevirisinin 1931 tarihli baskıları da bulunmaktadır. (kutuphane.ttk.gov.tr⁠)

Bu eserlerin bugün TTK koleksiyonlarında bulunması, Atatürk’ün okuduğu nüshanın hangisi olduğunu tek başına kanıtlamaz. Ancak Lamb’ın Cengiz Han çalışmasının Cumhuriyet’in ilk yıllarında Türkiye’deki entelektüel dolaşımını göstermesi açısından önemlidir.

  1. Peki Atatürk Lamb’dan ne öğrenmiş olabilir?

Burada “öğrenmiştir” yerine “incelemiş veya dikkat etmiş olabilir” demek daha doğrudur.

Harold Lamb’ın Cengiz Han portresinde özellikle şu başlıklar öne çıkar:

  1. Dağınık toplulukları birleştirmek
  2. Askerî teşkilatlanma
  3. Disiplin
  4. Ortak kurallar
  5. Merkezî liderlik
  6. Haberleşme ve koordinasyon
  7. Farklı toplulukları ortak siyasi yapı içinde kullanabilmek

Bunların bazıları Atatürk’ün devlet kurma tecrübesinde de karşımıza çıkar.

Ancak burada iki olasılık vardır.

Birinci ihtimal

Atatürk bu tür tarihî örnekleri bilinçli olarak incelemiş ve devlet kurma tecrübelerinden dersler çıkarmıştır.

İkinci ihtimal

Benzerlikler, doğrudan Cengiz Han etkisinden değil, farklı çağlarda ortaya çıkan devlet kurma ve teşkilatlanma sorunlarına verilen benzer pratik cevaplardan kaynaklanmıştır.

Şu an elimizdeki belgeler bu iki ihtimalden hangisinin kesin olarak doğru olduğunu göstermemektedir.

  1. En önemli fark: Fetih ile bağımsızlık

Cengiz Han ile Atatürk’ü karşılaştırırken unutulmaması gereken en temel farklardan biri amaçtır.

Cengiz Han’ın siyasi hareketi zamanla imparatorluk genişlemesine dönüştü.

Atatürk’ün Millî Mücadelesinin temel siyasi hedeflerinden biri ise bağımsız bir millî devletin kurulmasıydı.

Bu nedenle:

Cengiz Han’ın devlet kurma pratiği genişlemeci imparatorluk karakteri taşırken, Atatürk’ün devlet kurma pratiği bağımsızlık ve millî egemenlik karakteri taşır.

Bu fark, iki lider arasındaki bütün benzerlikleri doğru bağlama oturtmamızı sağlar.

Yazar
Efsane Afşar Sayınqala

Stockholm
Mart 2024

atatürk
atatürk

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest