TERCÜMAN GAZETESİ VE GASPIRALI’NIN ENTELEKTÜEL SAVAŞI
Kırımınsesi Gazetesi
TÜRK DÜNYASININ ASIRLIK AYDINLIĞI: TERCÜMAN GAZETESİ VE GASPIRALI’NIN İKİ CEPHELİ ENTELEKTÜEL SAVAŞI
Kırım’ın tarihi Bahçesaray şehrinde, 22 Nisan 1883 tarihinde mütevazı bir el matbaasında basılan ilk nüshasıyla yayın hayatına başlayan Tercüman (Tercümân-ı Ahvâl-i Zamân) gazetesi, Türk basın tarihinin en görkemli aydınlanma hareketidir. Büyük mütefekkir İsmail Bey Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik!” vizyonuyla çıkardığı bu gazete, tam 35 yıl boyunca (1883-1918) kesintisiz basılarak Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar uzanan devasa bir coğrafyadaki Müslüman Türk topluluklarının ortak vicdanı ve entelektüel köprüsü olmuştur. Ancak bu eşsiz yayıncılık başarısı, sadece entelektüel bir çaba değil; Çarlık Rusyası’nın asimilasyon bürokrasisine, içerideki Kadimci cehaletin bağnazlığına ve Osmanlı sansürünün güvensizlik duvarlarına karşı verilmiş iki cepheli, çok ağır bedeller ödenmiş bir savaştır.
Çarlık Rusyası’nın Sansür Kıskacı ve “Böl-Yönet” Politikası
Tercüman gazetesinin karşılaştığı ilk büyük yapısal engel, egemenliği altında bulunduğu Çarlık Rusyası yönetimi ve onun asimilasyoncu bürokrasisidir. 19. yüzyılın son çeyreğinde Çarlık rejimi, egemenliği altındaki Türk-Müslüman halkların (Kırım, İdil-Ural, Kafkasya, Türkistan, Sibirya) uyanmasını ve ortak bir dil etrafında birleşmesini kendi imparatorluk bekası için en büyük tehditlerden biri olarak görüyordu. Bu nedenle Gaspıralı, gazete çıkarma izni alabilmek için tam dört yıl boyunca (1879-1883) St. Petersburg İçişleri Bakanlığı ve sansür kurulları arasında mekik dokumuş, defalarca reddedilmiştir.
Rus makamları, gazetenin tamamen Türkçe basılmasına kesinlikle müsaade etmemiştir. Gaspıralı, bu bürokratik tıkanıklığı aşabilmek için gazetenin bir yüzünü veya sütununu tamamen Rusça basmayı (Perevodçik) taahhüt ederek yasal boşluktan yararlanmış ve izni koparmıştır. Ancak bu biçimsel engel, buz dağının sadece görünen kısmıydı. Gazetenin başına resmi sansürcü olarak St. Petersburg Üniversitesi’nden ünlü Rus Türkolog ve Doğu Bilimci Vasily Dmitrieviç Smirnov atandı. Smirnov, Gaspıralı’nın İstanbul Türkçesi temelinde şekillendirdiği, yerel şivelerden arındırılmış sade edebi dili ilk andan itibaren Rusya için “büyük bir pan-Türkist tehlike” olarak raporlamıştır. Bu yüzden Tercüman’ın her sayısı basılmadan önce sansür heyetinin filtresinden geçmiş, kelimeleri tek tek ayıklanmış ve millî şuuru uyandıracak ifadeler sansürlenmiştir.
Aynı dönemde Rus devlet politikası, ünlü misyoner Nikolay İlminskiy’in teorisyenliğini yaptığı “her boya ayrı şive ve ayrı Kiril alfabesi dayatma” stratejisini yürütüyordu. Amaç, Kazan Tatarını Kırgız’dan, Özbek’i Kırım Tatarından koparmaktı. Gaspıralı’nın ortak edebi dili ise bu yapay duvarları yerle bir ediyordu. Çarlık yönetimi, Tercüman’ın Türkistan ve Kafkasya’daki dağıtımını ve postalanmasını sabote etmek için fahiş posta vergileri koymuş, dağıtıcıları gözaltına almış ve İlminskiy sistemini destekleyen Kiril alfabeli yerel alternatif gazeteleri fonlayarak Tercüman’ın nüfuzunu kırmaya çalışmıştır.
İçerideki En Ağır Darbe: Kadimciler ve Cehaletin Direnişi
Akademik araştırmaların en çok yoğunlaştığı noktalardan biri, Gaspıralı’ya en büyük ve en yıpratıcı zararı dış güçlerin değil, kendi toplumunun içindeki statükocu yapının vermiş olmasıdır. Tarih literatürüne “Kadimciler” (Eski usul taraftarları) olarak geçen, dünyadaki bilimsel gelişmelerden tamamen kopuk medrese uleması ve muhafazakar zengin çevreler, Gaspıralı’yı doğrudan hedef tahtasına oturtmuştur.
Gaspıralı, Tercüman gazetesi aracılığıyla sadece haber aktarmıyor, aynı zamanda İslam dünyasını köhneleşmiş eğitim sisteminden kurtaracak olan “Usûl-ü Cedîd” (Yeni Yöntem) eğitim reformunu yayıyordu. Medreselerdeki ezberci sistemi eleştiriyor; çocukların ana dillerinde okuma-yazmayı 40 günde öğrenebilecekleri fonetik (savti) yöntemi uyguluyor ve müfredata matematik, coğrafya, harita okuma, tarih ve fen bilimlerini dahil ediyordu. Bu reform hamlesi, halkın cehaletinden, batıl inançlarından ve vakıf gelirlerinden beslenen ulema sınıfının maddi ve manevi çıkarlarını doğrudan sarstı.
Kadimciler, Gaspıralı’nın bu modern çıkışını “dinden çıkmak” ve “gavurlaşmak” olarak nitelendirdiler. Okullara harita asılmasını, sıralarda oturulmasını ve kara tahta kullanılmasını “Hristiyan âdeti” ilan ederek halkı kışkırttılar. Tercüman gazetesine karşı çok sistemli bir karalama ve boykot kampanyası başlatıldı. Caminin minberlerinden ve taşra medreselerinden halka, Tercüman gazetesini okuyanların evine uğursuzluk geleceği, bu gazeteye abone olanların nikahlarının düşeceği ve dinden çıkacakları yönünde fetvalar yayımlandı. Bağnaz çevreler daha da ileri giderek Gaspıralı’yı Çarlık valilerine ihbar ettiler; onun İslam’ın temellerini sarsan bir “Rus ajanı” olduğunu iddia ettiler. Bu iç muhalefet ve boykotlar, Tercüman’ın Kırım ve İdil-Ural bölgesindeki yerel abone sayılarının dramatik şekilde düşmesine, gazetenin çok ciddi finansal zararlara uğramasına yardımı dokunmuş ve matbaanın fiziksel saldırı tehditleri altında kalmasına yol açmıştır.
Osmanlı’nın Güvensizlik Politikası ve Dağıtım Yasakları
Tercüman gazetesinin karşılaştığı bir diğer hüzünlü ve paradoksal engel ise dönemin Osmanlı Devleti yönetimi, yani Sultan II. Abdülhamid rejimi tarafından çıkarılmıştır. İstanbul, Gaspıralı’nın fikri dünyasında Türk dünyasının kalbi, halifelik makamı ve ortak edebi dilin referans noktasıydı. Ancak o dönemki Osmanlı saray bürokrasisi, Rusya sınırlarından giren her türlü yenilikçi, reformist ve hürriyetçi fikre karşı aşırı bir kuşku ve evhamla yaklaşıyordu.
Sultan II. Abdülhamid yönetimi, Tercüman’ın Rusya Müslümanları arasında İslam birliği ve Türk şuuru uyandırma çabalarını takdir etse de, gazetenin satır aralarında yer alan “hürriyet”, “meşrutiyet”, “insan hakları” ve “kadının toplumdaki rolü” gibi modern fikirlerin Osmanlı tebaasını etkilemesinden endişe etti. Jön Türk hareketinin imparatorlukta zemin kazanmasını engellemek isteyen Osmanlı sansür heyeti (Encümen-i Teftiş ve Muayene), Tercüman gazetesinin Osmanlı topraklarına girişini, dağıtılmasını ve satılmasını uzun yıllar boyunca tamamen yasakladı.
Bu yasak, Tercüman gazetesi için çok büyük bir mali darbe oldu. Çünkü İstanbul, Balkanlar ve Anadolu coğrafyası, gazetenin en geniş okuyucu kitlesine ulaşabileceği, en fazla reklam, ilan ve abone geliri elde edebileceği devasa bir pazardı. Gazetelerin balyalar halinde gümrüklerden geri çevrilmesi, limanlarda el konulması veya imha edilmesi, Gaspıralı’yı hem ekonomik olarak çok zor durumda bıraktı hem de manevi olarak derin bir kırgınlığa sevk etti. Türk dünyasının birleşmesini savunan bir gazete, bizzat Türk dünyasının hamisi konumundaki devlet tarafından sansürlenmişti.
KAFKASYA VE AZERBAYCAN AYDINLANMASINDA TERCÜMAN ETKİSİ
Tercüman gazetesinin tarihsel serüveninde Kafkasya ve özellikle Azerbaycan, hem bir can suyu hem de fikirlerin eyleme dönüştüğü en bereketli toprak olmuştur. Gaspıralı’nın Kırım’da ektiği millî uyanış tohumları, Bakü, Gence ve Şuşa’da çok güçlü bir entelektüel yankı bulmuştur.
1. Bakü Milyonerlerinin Finansal Kalkanı: Hacı Zeynelabidin Tağıyev
Tercüman gazetesinin Çarlık sansürü ve Kadimci boykotları nedeniyle en ağır mali krizlerini yaşadığı dönemlerde, Azerbaycan’ın efsanevi petrol baronu ve hayırseveri Hacı Zeynelabidin Tağıyev devreye girmiştir. Tağıyev, Gaspıralı’nın vizyonuna inanarak gazeteye çok büyük miktarlarda maddi yardımlar yapmış, yüzlerce yıllık abonelik bedellerini peşin ödeyerek gazetenin Kafkasya’daki yoksul öğrencilere ve medreselere ücretsiz dağıtılmasını sağlamıştır. Tağıyev’in bu finansal kalkanı, Rus yönetiminin Tercüman’ı ekonomik olarak çökertme planlarını boşa çıkarmıştır.
2. Ahmet Ağaoğlu ve Ali Merdan Topçubaşı’nın Fikir Laboratuvarı
Azerbaycan siyasi düşüncesinin ve modernleşmesinin mimarları olan Ahmet Ağaoğlu (Akaoğlu Ahmed) ve Ali Merdan Topçubaşı, gençlik yıllarında Tercüman’ın açtığı fikri yoldan yürümüşlerdir. Fransa’da hukuk eğitimi alıp Kafkasya’ya dönen Ahmet Ağaoğlu, Tercüman’da yayımlanan yazılardan ilham alarak Kafkasya Müslümanlarının haklarını savunmaya başlamıştır. Keza geleceğin Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti Parlamento Başkanı olacak olan Ali Merdan Topçubaşı, Tercüman’ın Kafkasya temsilcisi gibi çalışmış, gazetenin Tiflis ve Bakü’deki dağıtım ağlarını bizzat organize etmiştir. Bu kadro, Gaspıralı’nın “Dilde birlik” ilkesini Azerbaycan basınına taşıyarak Kaspi ve Hayat gibi gazetelerin doğuşunu sağlamıştır.
3. Kafkasya’da Usûl-ü Cedîd Patlaması
Tercüman gazetesinin Kafkasya’daki propagandası sayesinde, Azerbaycan topraklarında geleneksel medreselere alternatif olarak yüzlerce Usûl-ü Cedîd okulu açılmıştır. Dönemin Azerbaycanlı şair ve muallimleri, Gaspıralı’nın Bahçesaray’da bastığı ders kitaplarını (örneğin Hoca-i Sübyan) Bakü’ye getirterek ders müfredatı yapmışlardır. Gazete, Kafkasya Türklerinin Rus mekteplerinde asimile olmasını engelleyen en büyük kültürel barikat haline gelmiştir.
ARKA PLAN / BİLİNMEYEN GERÇEKLER VE TEKNİK DETAYLAR
1. Gizli Kahraman: Zöhre Akçurina ve Finansal Mücadele
Tercüman gazetesinin arkasındaki en büyük finansal ve manevi güç, İsmail Bey Gaspıralı’nın eşi, ünlü sanayici kurucu aileden gelen Zöhre Akçurina (Yusuf Akçura’nın kuzeni) olmuştur. Gazetenin ilk yıllarında, Kadimcilerin boykotu ve Rus sansürü yüzünden abone geliri neredeyse sıfıra indiğinde, Zöhre Hanım kendi kişisel servetini, aile mirasından kalan paraları ve düğün takılarını tereddüt etmeden satarak matbaanın kağıt ve mürekkep giderlerini karşılamıştır. Bununla da kalmamış, ilk yıllarda gazetenin mürettipliğini (dizgilediğini), katlanmasını, postalanmasını ve idari işlerini bizzat kendi elleriyle yapmıştır. Zöhre Hanım olmasaydı, Tercüman daha ilk beş yılında finansal olarak kapanmak zorunda kalacaktı.
2. Matbaa Teknolojisi ve Lojistik Deha
Tercüman, Bahçesaray’da ilk olarak elle çevrilen, tek seferde ancak iki sayfa basabilen son derece ilkel bir el matbaasında basılmaya başlandı. Gazete, haftada bir gün ve yalnızca birkaç yüz adetlik bir tirajla yola çıktı. Gaspıralı, sansür kurallarını esnetmek için gazetenin dilini bilerek o kadar sade ve akıcı tasarlamıştı ki, bu dile akademik literatürde “Tercüman Türkçesi” denmiştir. Zamanla gazete haftada iki, üç güne çıkmış ve nihayetinde günlük gazete formatına kavuşmuştur. Tirajı resmi kayıtlara göre 20.000’in üzerine çıkmıştır ki bu rakam, dönemin şartlarında (dağıtım hatlarının yetersizliği ve okuryazarlık oranının düşüklüğü göz önüne alındığında) bir dünya rekorudur. Gazete; kağnılarla, nehir gemileriyle, atlı postalarla ve yeni kurulan Trans-Sibirya demiryolu hatları kullanılarak Kaşgar’a, Tebriz’e, Buhara’ya, Kazan’a ve Kahire’ye kadar ulaştırılmıştır.
3. Tercüman’ın Ekleri ve Medya İmparatorluğu
Gaspıralı, Tercüman’ın gördüğü zararları ve sansürleri esnetmek amacıyla farklı hedef kitlelerine yönelik öncü yan yayınlar ve ekler çıkarmıştır:
- Âlem-i Nisvân (Kadınların Dünyası): 1905 yılında yayın hayatına başlayan bu dergi, Türk-İslam dünyasının ilk kadın dergisidir. Kadın haklarını, eğitimi ve kadının sosyal hayattaki yerini savunmuştur.
- Çocuk Bahçesi: Türk çocuklarına yönelik ilk pedagojik ve edebi dergilerden biridir; yeni nesilde millî şuuru uyandırmayı hedeflemiştir.
- Ha-Ha-Ha: Dönemin bağnazlığını, Kadimcilerin cehaletini ve Rus bürokrasisini mizahi bir dille eleştiren, Türk dünyasının ilk modern satır arası mizah mecmuasıdır.
Asırlık Mirasın Trajik Sonu
İsmail Bey Gaspıralı, 24 Eylül 1914 tarihinde vefat edene kadar tüm bu baskılara, maddi imkânsızlıklara, iftiralara ve yasaklara karşı tek başına bir abide gibi direndi. Onun vefatının ardından gazetenin yönetimini oğlu Refat Gaspıralı ve gazetenin sadık yazar kadrosu devraldı. Ancak gazetenin nihai sonu, yine dış bir müdahaleyle geldi. 1917 Rus Devrimi’nin ardından yaşanan kaos ortamında, Kırım’da kısa süreliğine kurulan Kırım Demokratik Cumhuriyeti’nin Bolşevikler tarafından işgal edilmesiyle birlikte, 1918 yılında Bolşevik (Komünist) yönetimi Tercüman matbaasını bastı, makinelerine el koydu ve gazeteyi tamamen kapattı.
Tercüman, Çarlık Rusyası’nın sansürünü dehasıyla aştı; Kadimcilerin bağnazlığını tüm Türkistan’da açtığı 5.000’den fazla Usûl-ü Cedîd okuluyla tasfiye etti; Osmanlı’nın yasaklarına rağmen gizli yollarla İstanbul, Kafkasya ve Balkan aydınlarının eline ulaşmayı başardı. Bugün geriye dönüp bakıldığında, çekilen tüm acılara, uğranılan tüm maddi ve manevi zararlara rağmen Tercüman, Türk dünyasının ortak hafızasındaki en parlak kutup yıldızı ve sönmeyen aydınlanma meşalesi olarak tarihteki yerini altın harflerle almıştır.

TÜRK DÜNYASINIÑ ASIRLIK AYDINLIĞI: TERCÜMAN GAZETASI VE GASPIRALINIÑ EKİ CEPHEDEKİ INTELLEKTUAL CENGİ
Qırımnıñ tarihiy Bağçasaray şeerinde, 1883 senesi aprel 22-de (eski taqvimge köre aprel 10-da) mütevazı bir el matbaasında basılğan ilk nushasınen yayın ayatına başlağan Tercüman (Tercümân-ı Ahvâl-i Zamân) gazetası, Türk matbuat tarihınıñ eñ muhteşem aydınlanuv areketidir. Ulu mütefekkir İsmail Bey Gaspıralınıñ “Dilde, fikirde, işte birlik!” vizyonınen çıqarğan bu gazetası, tam 35 yıl devamında (1883-1918) kesintisiz basılıp, Adriatik deñizinden Çin Seddine qadar uzanğan devasâ bir coğrafiyadaki Müslüman Türk toplulıqlarınıñ birgelişken vicdanı ve intellektual köprüsi olğandır. Lâkin bu eşsiz yayıncılık muvaffaqiyeti, tek aydın bir ğayret degil; Çarlık Rusiyasınıñ asimilasyon bürokrasisine, içindeki Kadimci cehaletniñ taassubına ve Osmanlı sansüriniñ emniyetsizlik divarlarına qarşı berilgen eki cepheli, çoq ağır bedeller ödenilgen bir cenktir.
Çarlık Rusiyasınıñ Sansür Qısqacı ve “Böl de Hüküm Sür” Siyaseti
Tercüman gazetasınıñ qarşılaşqan ilk büyük yapısal engeli, idaresi altında bulunğan Çarlık Rusiyası ükümeti ve onıñ asimilasyoncı bürokrasisidir. 19-uncı asırnıñ soñki çerreginde Çarlık rejimi, egemenligi altındaki Türk-Müslüman halqlarnıñ (Qırım, İdil-Ural, Qafqasya, Türkistan, Sibirya) uyanuvını ve umumiy bir til etrafında birleşmesini öz imperatorlık beqası içün eñ büyük tehlükelerden biri olaraq köre edi. Bu sebepten Gaspıralı, gazeta çıqaruv iznini almaq içün tam dört yıl devamında (1879-1883) St. Petersburg İçişleri Nazırlığı ve sansür kurulları arasında meqik doquğan, defalarca red etilgendir.
Rus maqamları, gazetanıñ tamamen Türkçe basılmasına qatiyen musaade etmedi. Gaspıralı, bu bürokratik tıqanıqlıqnı aşmaq içün gazetanıñ bir yüzüni ya da sütunını tamamen Rusça basmağa (Perevodçik) vaat eterek uquqiy boşluqtan faydalanğan ve iznini qopardı. Lâkin bu şekilsiz engel, buz dağınıñ tek körüngen qısmı edi. Gazetanıñ başına resmiy sansürcü olaraq St. Petersburg Universitetinden meşur Rus Türkologı ve Şarqiyatçısı Vasily Dmitrieviç Smirnov tayin etildi. Smirnov, Gaspıralınıñ İstanbul Türkçesi esasında şekillendirgeni, yerli şivelerden arındırılğan sade edebiy tilini ilk nefesten itibaren Rusiya içün “büyük bir pan-Türkist tehlüke” olaraq rapor etken. Bu yüzden Tercümandıñ er bir nushası basılmadan evel sansür eyyetiniñ süzgecinden keçken, kelimeleri tek-tek ayırılğan ve milliy şuurnı uyandıracaq ifadeler sansürlengendir.
Aynı devirde Rus devlet siyaseti, meşur misyoner Nikolay İlminskiyniñ teorisyenligini yapqan “er boyğa ayrı şive ve ayrı Kiril elifbesi qabul ettirüv” strategiyasını yurüte edi. Maqsad, Kazan Tatarını Qırğızdan, Özbekni Qırım Tatarından qoparmaq edi. Gaspıralınıñ umumiy edebiy tili ise bu suniy divarlarnı yerle bir ete edi. Çarlık idaresi, Tercümandıñ Türkistan ve Qafqasyadaki dağıtılmasını ve poçtalanmasını sabote etmek içün fahiş poçta vergileri qoyğan, dağıtıcılarını yaqalağan ve İlminskiy sistemini qoruda tutqan Kiril elifbeli yerli alternatif gazetalarnı para ile qollap, Tercümandıñ tesirini qırmağa çalışqandır.
İçerideki Eñ Ağır Darbe: Kadimciler ve Cehaletniñ Direnişi
Akademik araştırmalarnıñ eñ çoq diqqat etken noqtalarından biri, Gaspıralığa eñ büyük ve eñ yıpratıcı zararnı tış küçlerniñ degil, öz milletiniñ içindeki statükocu yapınıñ bergen olmasıdır. Tarih edebiyatına “Kadimciler” (Eski usul taraftarları) olaraq keçken, dünyadaki ilmiy gelişmelerden tamamen qopqan medrese uleması ve muhafazakar bay çevreler, Gaspıralını doğrudan-doğruya ucum tahtasına oturtqandır.
Gaspıralı, Tercüman gazetası vastasınen tek haber bermey, aynı zamanda İslam dünyasını köhneleşken tasil sisteminden qurtaracaq olan “Usûl-ü Cedîd” (Yeñi Yöntem) tasil reformasını yaya edi. Medreselerdeki ezberci sistemni tenqid ete; balalarnıñ ana tillerinde oquv-yazuvnı 40 kün içinde ögrenip olacaqları fonetik (savtiy) yöntemi qullana ve müfredatqa matematik, coğrafya, harita oquvı, tarih ve fen ilimlerini kirsete edi. Bu reform areketi, halqnıñ cehaletinden, batıl inançlarından ve vaqıf gelirlerinden beslengen ulema sınıfınıñ maddiy ve maneviy menfaatlerini doğrudan sarstı.
Kadimciler, Gaspıralınıñ bu zamaneviy areketini “dinden çıquv” ve “gâvurlaşuv” olaraq adlandırdılar. Mekteplerge harita asılmasını, sıralarda oturılmasını ve qara tahta qullanılmasını “Hristiyan âdeti” ilan eterek halqnı ayaqqa qaldırdılar. Tercüman gazatasına qarşı çoq sistemli bir qaralav ve boykot areketi başlanıldı. Camilerniñ minberlerinden ve taşra medreselerinden halqqa, Tercüman gazatasını oquğanlarnıñ evine bahtsızlıq kelecegi, bu gazatağa abone olğanlarnıñ nikahları tüşecegi ve dinden çıqacaqları aqqında fetvalar yayınlandı. Bağnaz çevreler daha da ileri keterek Gaspıralını Çarlık valilerine şikayet ettiler; onıñ İslamnıñ temellerini sarsqan bir “Rus casusu” olğanını iddia ettiler. Bu içki muhalefet ve boykotlar, Tercümandıñ Qırım ve İdil-Ural bölgesindeki yerli abone sayısınıñ dramatik şekilde tüşmesine, gazetanıñ çoq ciddi maddiy zararlar körmesine ve matbaanıñ fiziksel ucum tehlükeleri altında qalmasına sebep olğandır.
Osmanlı Devletiniñ Emniyetsizlik Siyaseti ve Dağıtuv Yasaqları
Tercüman gazetasınıñ qarşılaşqan diger bir kederli ve tezatlı engeli ise o devirdeki Osmanlı Devleti idaresi, yani Sultan II. Abdülhamid rejimi tarafından çıqarılandır. İstanbul, Gaspıralınıñ fikriy dünyasında Türk dünyasınıñ yüregi, halifelik maqamı ve umumiy edebiy tilniñ esas noqtası edi. Lâkin o devirdeki Osmanlı saray bürokrasisi, Rusiya sıñırlarından kirgen er türlü yeñilikçi, reformist ve hürriyetçi fikirge qarşı ziyade bir şüphe ve qorqunen yanaşa edi.
Sultan II. Abdülhamid idaresi, Tercümandıñ Rusiya Müslümanları arasında İslam birligi ve Türk şuuru uyandırma areketlerini takdir etse de, gazetanıñ satır aralarında yer alğan “hürriyet”, “meşrutiyet”, “insan uquqları” ve “qadınnıñ cemiyetteki rolü” kibi zamaneviy fikirler Osmanlı ealisine tesir eter dep qorqtı. Jön Türk areketiniñ imparatorlıqta yer qazanmasını engellemek istegen Osmanlı sansür eyyeti (Encümen-i Teftiş ve Muayene), Tercüman gazetasınıñ Osmanlı topraqlarına kirmesini, dağıtılmasını ve satılmasını uzun yıllar boyunca tamamen yasakladı.
Bu yasaq, Tercüman gazetası içün çoq büyük bir maliy darbe oldı. Çünki İstanbul, Balkanlar ve Anadolu coğrafiyası, gazetanıñ eñ keñ oquyıcı kitlesine erişip olacağı, eñ çoq reklam, ilan ve abone geliri qazanacağı devasâ bir bazar edi. Gazetalarnıñ balyalar şeklinde gümrüklerden keri çevrilmesi, limanlarda el qonulması ya da yoq etilmesi, Gaspıralını em iqtisadiy taraftan çoq zor vaziyette qaldırdı em de maneviy olaraq terin bir qırğınlıqqa alıp ketti. Türk dünyasınıñ birleşmesini qoruyğan bir gazeta, bizzat Türk dünyasınıñ qoruyıcısı olğan devlet tarafından sansürlengen edi.
QAFQASYA VE AZERBAYCAN AYDINLANUVINDA TERCÜMAN TESİRİ
Tercüman gazetasınıñ tarihsel serüveninde Qafqasya ve hususan Azerbaycan, em bir can suvı em de fikirlerbniñ areketke çevrilgeni eñ bereketli topraq olğandır. Gaspıralınıñ Qırımda ekken milliy uyanuv tohumları, Bakü, Gence ve Şuşada çoq küçlü bir intellektual aks-sada tapqandır.
1. Bakü Milyonerleriniñ Maddiy Qalqanı: Hacı Zeynelabidin Tağıyev
Tercüman gazetasınıñ Çarlık sansürü ve Kadimci boykotları sebebiy eñ ağır maliy krizlerini yaşağan devirlerinde, Azerbaycanıñ efsaneviy petrol baronu ve hayırseveri Hacı Zeynelabidin Tağıyev yardımğa kelgendir. Tağıyev, Gaspıralınıñ vizyonına inanaraq gazetağa çoq büyük miktarlarda maddiy yardımlar yapqan, yüzlerce yıllık abonelik bedellerini peşin ödeyerek gazetanıñ Qafqasyadaki yarlıq talebelerge ve medreselerge bedava dağıtılmasını temin etkendir. Tağıyevniñ bu maddiy qalqanı, Rus idaresiniñ Tercümandı iqtisadiy olaraq çökertüv planlarını quva çıqardı.
2. Ahmet Ağaoğlu ve Ali Merdan Topçubaşınıñ Fikir Laboratuvarı
Azerbaycan siyasiy tüşüncesiniñ ve medenileşmesiniñ mimarları olan Ahmet Ağaoğlu (Akaoğlu Ahmed) ve Ali Merdan Topçubaşı, gençlik yıllarında Tercümandıñ açqan fikriy yolundan yürgenlerdir. Fransada uquq tásili alıp Qafqasyağa qaytqan Ahmet Ağaoğlu, Tercümanda yayınlanğan yazılardan ilham alıp Qafqasya Müslümanlarınıñ uquqlarını qorumağa başlağandır. Keza kelecekteki Azerbaycan Demokratik Cumhuriyetiniñ Parlamento Reisı olacaq Ali Merdan Topçubaşı, Tercümandıñ Qafqasya vekilı kibi çalışqan, gazetanıñ Tiflis ve Baküdeki dağıtuv ağlarını bizzat teşkil etkendir. Bu kadro, Gaspıralınıñ “Dilde birlik” esasını Azerbaycan matbuatına taşıyaraq Kaspi ve Hayat kibi gazetalarnıñ doğuvını temin etkendir.
3. Qafqasyada Usûl-ü Cedîd Patlaması
Tercüman gazetasınıñ Qafqasyadaki propagandası sayesinde, Azerbaycan topraqlarında adetiy medreselerge alternatif olaraq yüzlerce Usûl-ü Cedîd mektebi açılğandır. O devirniñ Azerbaycanlı şair ve muallimleri, Gaspıralınıñ Bağçasarayda basqan ders kitaplarını (mesela Hoca-i Sübyan) Baküge ketirtip ders müfredatı yapqanlardır. Gazeta, Qafqasya Türkleriniñ Rus mekteplerinde asimile olmasını engellegen eñ büyük kültürel barikat aline kelgendir.
ARKA PLAN / BİLİNMEYEN GERÇEKLER VE TEKNİK DETAYLAR
1. Gizli Kahraman: Zöhre Akçurina ve Maddiy Mücadele
Tercüman gazetasınıñ arkasındaki eñ büyük maliy ve maneviy küç, İsmail Bey Gaspıralınıñ ömür arqadaşı, meşur sanayici kurucu aileden kelgen Zöhre Akçurina (Yusuf Akçuranıñ amca qızı) olğandır. Gazetanıñ ilk yıllarında, Kadimcilerin boykotu ve Rus sansürü yüzünden abone geliri neredeyse sıfırğa tüskende, Zöhre Hanım öz şahsiy servetini, aile mirasından qalğan paralarını ve toy taqılarını iç tüşünmeden satıp matbaanıñ kâğıt ve mürekkep masraflarını qarşılağandır. Bunıñnen de qalmayıp, ilk yıllarda gazetanıñ mürettipligini (dizgilediğini), qatlanmasını, poçtalanmasını ve idariy işlerini bizzat öz ellerinen yapqandır. Zöhre Hanım olmasaydı, Tercüman daha ilk beş yılında maddiy yetersizlikten qapanmağa mecbur qalacaq edi.
2. Matbaa Teknolojisi ve Lojistik Deha
Tercüman, Bağçasarayda ilk olaraq elnen çevrilgen, tek seferde ancaq eki sayfa basıp olğan son derece ilkel bir el matbaasında basılmağa başlandı. Gazeta, aftada bir kün ve tek bir qaç yüz adetlik bir tirajnen yola çıqtı. Gaspıralı, sansür qaidelerini yımşatmaq içün gazetanıñ tilini bilerek o qadar sade ve aqlı tasarlağan edi ki, bu tilge akademik edebiyatta “Tercüman Türkçesi” denilgendir. Zaman ile gazeta aftada eki, üç künge çıqqan ve neticede künlük gazeta formatına qavuşqandır. Tirajı resmiy qaydlarğa köre 20.000’niñ üzerine çıqqandır ki bu reqem, o devirniñ şartlarında (dağıtuv yollarınıñ yetersizligi ve oquv-yazuv nisbetiniñ tüşükligi köz önüne alınğanda) bir dünya rekorıdır. Gazeta; arabalarnen, özen kemilerinen, atlı poçtalarnen ve yeñi qurulğan Trans-Sibirya demiryolu hatları qullanılaraq Qaşgarğa, Tebrizge, Buharağa, Kazanğa ve Kahirege qadar ulaştırılğandır.
3. Tercümandıñ Ekleri ve Medya İmparatorlığı
Gaspıralı, Tercümandıñ körgen zararlarını ve sansürlerini aylanıp keçmek maqsadınen farqlı oquyıcı kitlelerine yönelik öncü yan yayınlar ve ekler çıqarğandır:
- Âlem-i Nisvân (Qadınlarnıñ Dünyası): 1905 senesinde yayın ayatına başlağan bu dergi, Türk-İslam dünyasınıñ ilk qadın dergisidir. Qadın uquqlarını, tasilini ve qadınnıñ sosyal ayatındaki yerini qoruğandır.
- Çocuk Bahçesi: Türk balalarına yönelik ilk pedagojik ve edebiy dergilerden biridir; yeñi nesilde milliy şuurnı uyandırmağı maqsad etkendir.
- Ha-Ha-Ha: Devirniñ bağnazlığını, Kadimcilerin cehaletini ve Rus bürokrasisini mizahiy bir tilnen tenqid etgen, Türk dünyasınıñ ilk modern satır arası mizah mecmuasıdır.
Asırlık Mirasniñ Trajik Soñı
İsmail Bey Gaspıralı, 1914 senesi sentabr 24-te vefat etegence tüm bu baskılarğa, maddiy imkânsızlıqlarğa, iftiralarğa ve yasaqlarğa qarşı tek başına bir abide kibi direndi. Onıñ vefatından soñ gazetanıñ idaresini oğlu Refat Gaspıralı ve gazetanıñ sâdıq yazar kadrosu devraldı. Lâkin gazetanıñ niayiy soñı, kene tış bir müdahalenıñ neticesinde keldi. 1917 Rus Devriminiñ ardından yaşanğan kaos devrinde, Qırımda qısqa müddet içün qurulğan Qırım Demokratik Cumhuriyetiniñ Bolşevikler tarafından işgal etilmesiyle birlikte, 1918 senesinde Bolşevik (Komünist) idaresi Tercüman matbaasını bastı, makinelerine el qoydı ve gazetanı tamamen qapattı.
Tercüman, Çarlık Rusyasınıñ sansürünü dehasıyla aştı; Kadimcilerin bağnazlığını tüm Türkistan’da açqan 5.000’den ziyade Usûl-ü Cedîd mektebiyle tasfiye etti; Osmanlı’nın yasaqlarına rağmen gizli yollarla İstanbul, Qafqasya ve Balkan aydınlarınıñ eline yetişmeğe muvaffaq oldı. Bugün keriye dönüp baqılğanda, çekilgen tüm acılarğa, oğranılğan tüm maddiy ve maneviy zararlarğa rağmen Tercüman, Türk dünyasınıñ ortak hafızasındaki eñ parlar qutup yıldızı ve sönmegen aydınlanuv meşalesi olaraq tarihteki yerini altın arflerle alğandır.
