Yazarlar

Evliya Çelebi’nin “Antik taht merkezi” dediği Eski Kırım şehrinin yakıcı bir anısı

Evliya Çelebi’nin “Antik taht merkezi” dediği Eski Kırım şehrinin yakıcı bir anısı.

Prof. dr. Minehanım Tekeli (Nuriyeva)

e-mail: proftomris@gmail.com

Geçmişte, ünlü Türk şehri Kırım Kirman (yani Kırım kalesi), Agarmiş dağının eteklerinde, Çuryuk Su nehri üzerinde, eski bir ticaret merkezi olan liman kenti Kafa’nın yakınında bulunuyordu. Bu isim ona şehrin eski sakinleri olan Çöl Kıpçakları tarafından verilmiştir. Eski adı Kazar (Hazar) olan bugünkü Kırım ülkesinin adının bu yörenin adından geldiği söylenmektedir.

Antik tarihin dışında, nispeten yakın geçmişe baktığımızda, Altın Orda İmparatorluğu’nun egemenliğine girdiği 13. yüzyıldan itibaren Kırım Kermen olarak adlandırılan bu şehrin, ülkenin idari merkezi olduğunu görebiliriz. O dönemde “Kırım Vatanı”ydı ve ülkenin emirinin ikametgahı buradaydı. 1263 yılında Mısır padişahı Baybars’ın elçisinin Altın Orda hükümdarı Han Barka ile görüşmesine ilişkin notları, şehirde Kıpçakların ve Alanların yaşadığını göstermektedir.

Bu toprakları gezen seyyah Evliya Çelebi, bu zengin ve güzel Eski Kırım şehrini “Eski Taht’ın merkezi” olarak adlandırmış ve önceki adının Kırım Kirmanı olduğunu yazmıştır. 1784 yılında Kırım’ın Ruslar tarafından tamamen işgal edilmesinden sonra  Eski Kırım şehrinin adı Rusçaya çevrilerek Starıy Kırım olarak anılmıştır (1.394). Okul başta olmak üzere şehrin merkezindeki mermer cami ve diğer kamu binaları gezginler için merak kaynağıydı. Evliya Çelebi, bu şehre yakışan, ama her vilayete, ülkeye süs olabilecek bu güzel ve zengin konakları -sanat eseri olabilecek anıtları- sıralarken, insan bunların harabelikler değil, kültürel ve muhteşem şehirler olduğu varsayır.

Bu nedenle gezgin, izlenimlerini hemen doğallık ve özgünlük kisvesi altında yazar: Bana bu kadar çok anıt ve binayı nerede bulup yazdınız? diye sorarlarsa, “yüzbinlerce anıt, bina, kubbe hala burada duruyor. Kırım şehrinin kapısının iç kısmındaki Mangli Geray Han camisinin yanındaki yüksek mermer sütunda Kırım’ın tüm konaklarının, vakıf eserlerinin ve sahiplerinin isimlerinin yazıldığını söyleyerek cevap vereceğim (2, 422) deye yazıyor.” Vahtila muhteşem Baybars Camii (13. yüzyıl), Özbek Han Camii (14. yüzyıl), Etirli Camii (14. yüzyıl) ve Eski Kırım’daki Gürşünlü Camii kalıntıları bugün hala insanı şaşırtıyor.

Büyük Rus tarihçisi Karamzin, işgaller sonucu yıkılan şehrin uğradığı felaketi üzüntüyle şöyle anlatıyor: “Allah’ın belasına uğradı.” Büyük tarihçi her halükarda halk masallarından bolca yararlanmıştır: Kırım halkı hem zengin hem de cimriydi; fakirlere el uzatmazlardı. Günahlarının çokluğundan korktukları için böyle güzel mescidler yaptılar. (3, 95) Bugünkü Stary Krym yerleşiminin o kadim ve zengin şehrin zavallı kalıntıları olduğunu yazarak, öğretici bir sonla düşüncesini tamamlıyor. Evliya Çelebi ise vir evliya fehmi ile birlikte bütün bunları “Bir gün yaptıklarının cezasını göreceksin” hikmetine bağlar: Şehrin halkı çok zengin tüccarlardı, mallarının zekatını vermezler, zenginler hacca gitmez, fakirlere ve muhtaçlara yardım etmezler, misafir sevmezler, alimlere ve yabancılara sırt çevirenler olmuşlardı.

Soğuk bir gecede, yolda yürüyen zayıf, zavallı bir dervişin, kışın ortasında zengin evlerin pencereleri önünde titreyerek Allah rizasına yardım istemesi Allah’ın hikmetindendir. Ama kimse yüzüne bakmıyor, yakarışlarına kulak veren yok, kapı kapı kovalıyorlar. Derviş dünyayı görmüş, kapının önünde soldaki süpürgeyi alıp sokakları süpürmeye başlamış. Kırım Kirman sokaklarını tarayarak ölmeyerek sabaha çıkıyor ve hayatını donmaktan ölümden kurtarıyor. Garip dervişin iç geçirerek açtığı sabah, şehir halkının kaderini degiştirer. Sanki o günden itibaren şehir halkı bir lanete düşmüş; servetleri süpürülüp gidiyor. İşler her geçen gün kötüye gidiyor, insanlar iflas ediyor ve bu lanetli şehirden dehşet içinde kaçıyorlar…

Bu nedenle Evliya Çelebi, “Yıkık evlerin ve anıtların tarihini yazsam kitap olur…” diyerek izlenimlerinin çokluğunu aktarır. Her ne kadar “Artık kuş ve hayvanlara yuva olmuş harap bir şehir” dese de Evliya Gezgin tatlı masallardan kaçamıyor: Söylüyorlar ki zengin bir tüccarın cenneti kazanma aşkıyla cami yaptırmak isteyirmiş. O dönemde şehre Khutan, Chin ve Machin misk enberini getiren tüccardan bir deve kervanının tüm etrini satın alıp su yerine binanın çamuruna döktürüyor. Caminin adı buradan doğmuştur: Anbari-Çin camisi. Şimdi ise Eski Kırım’ın Kafa kapısının eteğinde harap bir durumdadır. Yağmur yağdığında parfüm kokusu her yeri basır. Merakımdan bir parçayı kendim alıp ateşledim. Parfüm gerçekten kokmaya başladı. Evliya Ata, harabe şehrin mabetlerine, ebedi ihtişamın kalıntılarına, hayatta kalan hatıralara dönüyor: Kemal Ata Sultan, Alamdar Sultan, Panjalı Baba Sultan gibi evliyalar burada sonsuza dek uykuya daldılar. Bunlar arasında halkın ziyaret etmediği ve lanetlediği Eski Kırım’ın yıkılmasına neden olan “Derviş Harabi” türbesi de bulunmaktadır. Halk onu ziyaret etmedi, ona lanet deyib geçerler. Evliya Ata isə: “Allah hepsine rahmet etsin” diyerek şehirden ayrıldı. Eski Kırım, muhteşem dağları ve uçsuz bucaksız ormanlarının yanı sıra mücize deniz havasıyla da artık bir sağlık merkezi haline geldi.

eski kırım
eski kırım

1. Nikonov V.A. Кrаtкiy tоpоnimiçeskiy slоvаr, Mısl Neşriyatı, Moskova, 1966

2. Evliya Çelebi. Seyahetnamesi,  Üç Dal neşr., İstanbul,1966, (10 ciltte), 7. cilt.

3.Kаrаmzin N. M. İstoriya Qosudarstva Rossiyskoqo (4 ciltte), 4. cilt, Ripol-Klassik Neşriyatı, Moskova, 1998

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest