Timur

Türk kökenli veya Türkleşmiş Moğol olan komutan ve hükümdar. Timur İmparatorluğu’nun kurucusudur.

Çağatay ulusunu oluşturan kabilelerden Barlaslar’ın reisi olan Turagay ile Tekira Hatun’un çocuğu olarak 1336’da Semerkantyakınlarındaki Şehr-i-Sebz’e bağlı Hoca Ilgar köyünde dünyaya gelen Timur, 1370’te Çağatay Hanlığı’nın batısını kontrol altına alan askeri bir lider olarak kendini gösterdi. 1370’ten itibaren düzenlediği seferlerlebugünkü OrtaAsya, Rusya, İran, Hindistan, Afganistan, Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan, Irak ve Suriye’yi kapsayan toprakları ele geçirerek 1402’de yapılan Ankara Savaşı’nda Osmanlıpadişahı Yıldırım Bayezid’i mağlup edip esir alarak Anadolu’ya hakim oldu.

Timur, sağ ayağı aksak kalacak şekilde darbe aldığından dolayı kendisine Aksak Timur anlamına gelen Farsça Timur-i leng, Türkçeleşmiş olarak Timurlenk batılılar tarafından ise Tamerlane denilmekteydi. Timur’un düşüncesi Cengiz Han’ın ölümünden sonra parçalanan ve onun torunları tarafından kurulan Çağatay Hanlığı, İlhanlılar ve Altın Orda kalıntıları üzerinde Cengiz İmparatorluğunu tek bir siyasi çatı altında yeniden ayağa kaldırmaktı. Seferleri de bu düşüncesini doğrular niteliktedir ve saltanatının sonuna doğru bunu büyük ölçüde başarmıştı. Ön­ce yeniden birleştirdiği Çağatay ulusunun başına geçti. Ardından batıda Hülagû Han topraklarını kendi hükümdarlığına kattıktan sonra kuzeye yönelip, Altın Orda’nın üzerinde ege­menlik sağladı. Ancak 1405 yılında Çin’i fethetmek üzere düzenlediği seferde yolda hastalanarak hayatını kaybetti. Timur, hayatı boyunca Cengiz Han yasasına çok önem vermiştir. Cengiz Han soyundan Kazan Han’ın kızı Saray Mülk Hanımı nikahına alarak damat anlamına gelen Küregen lakabını taşımaya hak kazanmıştır.Cengiz Han’ın soyundan gelmediği için “Han” unvanı yerine “Emir” unvanını kullanmıştır ve ölünceye kadar kukla dahi olsa, Cengiz Han soyundan birini Han olarak yanında taşımıştır. Timur bir yandan Cengiz yasasının uygulayıcısı olurken diğer taraftan kendine İslamın Kılıcı şeklinde atıfta bulunarak fetihlerini meşrulaştırmak amacıyla İslami semboller kullanmıştır. 1398’de Hindistan’da Delhi Sultanlığı, 1401’de Suriye’de Memluk Devleti ve 1402’de Ankara Savaşı’nda Osmanlı Devleti’ne karşı kazandığı zaferlerden sonra İslam dünyasındaki en büyük güç konumuna geldi. Hristiyan Gürcüler, ateşe tapan Hindular ve İzmir’de Hristiyan Şovalyeleri’ne karşı hareket ederken gaza ödevini yerine getiren gazi hükümdar imajını üstlendi. Ancak kimi tarihçilere göre Timur için yasa, şeriattan önce gelmekteydi.

Seferlerinin en kanlısı ve uzunu Batı Asya’daki seferleridir. Birincisi üç, ikincisi beş ve üçüncüsü yedi sene sürmüştür. Seferleri sırasında ele geçirdiği şehirlerin bazılarını yakıp yıkmış kellelerden kuleler yapmıştır. Kan dökücülüğü ve tahripkârlığına rağmen girdiği hiçbir ülkede de âlimlerin ve sanatkarların incitilmesine müsaade etmemiştir. Fethettiği ülkelerdeki âlimleri, ustaları ve sanatkarları başkentinde toplayarak Semerkant’ın imarına çok önem vermiştir. Timur’un kurduğu devlet, Türk-Moğol devlet esasları ve Türk­ Moğol askeri teşkilat unsurları ile İslam, bilhassa İran medeniyeti un­surlarının kendine mahsus bir birleşimidir. Müslüman olmasının yanı sıra eski Türk-Moğol geleneklerini de yaşatmaya çalışmıştır.

Soyu ve Ailesi

Ahmed İbn’i Arabşah’ın,Acaibu’l-Makdur adlı eserinde Timur’un hayatı çalışmasının el yazması,

Adilnor Koleksyonu,İsveç
Cengiz Han ölmeden önce imparatorluk topraklarını oğulları arasında paylaştırmıştı. Cengiz Han, Kaşgar civarı ile Maveraünnehir’in büyük bölümünü ikinci oğlu Çağatay’a vermiş Moğol İmparatorluğu 1294 yılında parçalandıktan sonra bu topraklarda Çağatay’ın soyundan gelenlerin hükmettiği devlete Çağatay Hanlığı denilmekte idi. Çağatay hükümdarları Tengricilikinancını benimsiyorlardı. Ancak içlerinde Budist olanlar da vardı. Çağatay Hanların ciddi İslamlaşması ise Tarmaşirin’nin İslam’ı kabul etmesinden sonra yaşanmıştır. 1331-1334 yılları arasında hüküm süren ve Müslüman olduktan sonra Alaaddin ismini alan Tarmaşirin Müslümanlığı seçen ilk Çağatay Hanıdır. Bu dönemde Maveraünnehir’de oturan ve kent kültürüne adapte olan Çağatay Hanlığı bünyesindeki halk kendilerine “Çağataylı” olarak hitap etmeye başlamıştır. Bu dince İslamlaşmış dil olarak Türkve Türkleşmiş Çağataylılar tarihçiler tarafından Çağatay Türkleri ve kullandıkları dil de Çağatayca ya da Çağatay Türkçesi olarak adlandırılmıştır.

Timur, o dönemde Çağatay Hanlığı toprakları içerisinde yer alan Semerkand şehri ile Belh şehri arasında Şehr-i şebz şehri sınırları içerisinde yer alan Keş şehrine bağlı Hoca Ilgar köyünde dünyaya geldi. Şerefeddin Al-i Yezdi’nin Zafername adlı eserinde Timur’un doğum tarihi 27 Nisan 1336 Salı, Oniki Hayvanlı Türk Takvimi’ne göre Sıçan Yılı olarak verilmektedir. Timur, efsaneye göre, avucunda pıhtılaşmış kan ve ihtiyar adamın saçları gibi beyaz saçlarla doğmuştur. Avucunda kan ile doğması zamanın hakimi manasına gelen sahip kıranlık alameti olmakla beraber ilerde çok kan dökeceği biçiminde yorumlanmıştır. Timur sahip kıran unvanını ilerleyen yıllarda cihangir unvanını ile birlikte kullanmıştır. Saçlarının beyazlığı ise erken yaşta meydana gelen bir olgunluk görülüp onun ileride büyük işler başaracağına inanılmıştır.

Kaynaklarda Timur’un babasının adının Turagay annesinin adının Tekira Hatun olduğu kaydedilmektedir. Çağatay ulusunu oluşturan Türk-Moğol kabilelerinden Barlaslar’ın reisi olan Turagay sadece kendi kabilesinde değil Tüm Çağatay ulusunda itibarlı bir bey idi. Moğolların Gizli Tarihi adlı eserde belirtildiğine göre Barlaslar aynı zamanda Cengiz Han’ın da atası olan Moğolların efsanevi atası Alangoya’nın soyundan gelmektedir.Dul olduğu halde iki çocuk doğuran Moğolların büyük efsanevi atası ve büyük annesi olarak kabul edilen Alangoya yalnızca Cengiz Han’ı değil onunla birlikte “Nirun” yani ışığın çocukları adı verilen bir yığın boyu ilgilendirir. Cengiz Han’ın boyu Borciginler gibi Timur’un boyu Barlaslar’da bunlar arasında sayılmaktadır. Barlaslar boyundan olan Timur’un 15. yüzyılın başına ait mezar kitâbesinde de Alangoya’dan, tıpkı Meryem Ana gibi hürmetle bahsedilir. Yine Timurlu dönemine ait bir minyatürde Alangoya yanında bir kurt ile tasvir edilmiştir.

Timur’un doğduğu dönemde Barlaslar, İslam dininin dışında Şamanizme ve Budizime mensup insanları da barındırmaktaydı. Aynı zamanda bu yoğun halk hareketleri halkların kültürel olarak birbirlerini etkilemelerine ve karışmalarına neden olmuştur. Bunun doğurduğu sonuçlardan biri olarak bir Moğol boyu olan Barlaslar, Moğolcanın yanı sıra Türk dillerinin Uygur kökenli bir türü olan ve Farsçadan yoğun şekilde etkilenmiş[11] olan Çağataycayı da kullanmaktaydılar. Avrupalı tarihçiler arasında yaygın görüş Timur’un Moğol olduğu yönündedir. Timur’un Moğol kökenli olmadığını Türk kökenli olduğunu söyleyen tarihçilerde vardır. Elçi olarak Semerkand’a Timurun sarayına giden İspanyol asilzade Ruy Gonzales De Clavijo Timur’un Hayatı & Kadiz’den Semerkant’a Seyahatler kitabında Timur’un, Türk göçmenlerinin ırkından olup soylarıyla övünen asil bir nesilden geldiğini belirtmiştir. Richard Bulliet, Barlasların Moğollukla ilgisi olmadığını söylerken Rene Grousset’de Timur’un kendi zamanında yazılan kitaplarda soyunun Cengiz’e dayandırıldığını, halbuki onun Moğollukla alâkası olmadığını belirterek Timur’un Türk olduğunu söylemektedir. Zeki Velidi Togan’a göre Cengiz Han Türk’tür bu nedenle Timur da Cengiz ile aynı kökten olduğu için o da Türk’tür. Fransız Türkolog Jean-Paul Roux ise Timur’un Türkleşmiş bir Moğol olduğunu ileri sürmektedir. Türkiye’de Timur tarihinin önde gelen isimlerinden Prof. Dr. İsmail Aka, Timur ve Devleti adlı eserinde, Timur ve Cengiz’in aynı soydan geldiklerini yazmaktadır ancak, Türk veya Moğol olduğu konusunda bir şey söylememektedir. Ona göre Timur’un ilk evlilikleri ve kız kardeşlerinin yaptığı evlilikler onun soyunun alelade bir yere bağlanmadığını göstermektedir. Prof. Dr. Hayrunisa Alan da Bozkırdan Cennet Bahçesine Timurlular adlı eserinde Timur ve Cengiz’in uzak atalarının bir olduğunu belirtmektedir. Ancak, o da İsmail Aka gibi Timur’un Türk ve Moğol olduğu konusunda bir şey söylememektedir.

Emir Timur’un soyu ölümünden sonra torunu Uluğ Bey tarafından Isık Göl civarından getirilip Semerkant’ta yazılarak, Timur’un mezarı üzerine dikilen yeşim taşı üzerinde şu şekilde kaydedilmiştir: Emir Timur Küregan b. Emir Turagay b. Emir Berkel b. Emir İlengir b. Emir İtil b. Emir Karaçar Noyan b. Emir Suguçcin b. Emir Erdemci Barula b. Emir Kaçulay b. Emir Tummanay. Timur’un ceddi Tumanay’ın beşinci göbekten Cengiz Han’ın da atası olduğu düşünülmektedir.

Kaynak

vikipedi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest